Özet (TL;DR) @ 2018-02-13T16:48:00.000Z: Türkiye Dışişleri Bakanı'nın ABD'li mevkidaşıyla gerçekleştireceği ve "İlişkiler ya düzelecek ya da tamamen bozulacak" şeklinde açıklama yaptığı görüşme, Türkiye'nin Menbiç'ten çekilmesi için ABD'ye…



(C) AA/

Turkiye'nin Afrin'deki YPG oluşumuna yonelik Zeytin Dalı Harekatı devam ederken ve Ankara'nın Afrin'in ardından Menbiç'e yonelik operasyon sinyalleri verdiği bu donemde, Ankara ve Washington arasındaki temaslar hız kazandı. Ankara, ABD Ulusal Guvenlik Danışmanı Korgeneral H.R. McMaster'ın ardından Perşembe gunu de ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ı ağırlamaya hazırlanıyor. Tillerson'ın gerçekleştireceği ziyaret, Turkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun goruşmeyle ilgili açıklamaları sebebiyle buyuk onem kazandı. Çavuşoğlu, Tillerson'la gerçekleştirecekleri goruşme oncesi "ABD'den beklentilerimiz açık ve nettir. Artık biz vaat istemiyoruz, somut adımlar istiyoruz. Tillerson'dan bunu isteyeceğiz. İlişkilerimiz çok kritik bir noktada. Ya ilişkileri duzelteceğiz ya bu ilişkiler tamamen bozulacak" şeklinde açıklama yaptı. Çavuşoğlu'nun sozlerini dikkat çekici kılan; bir Turk yetkilinin ilk kez, başta "terorle mucadele" olmak uzere pek çok alanda anlaşmazlıklar içerisinde olduğu ABD ile ilişkilerinin akıbetinde bir goruşmenin 'kırılma noktası' yaratacağına işaret etmesi oldu. Peki Çavuşoğlu'nu "İlişkiler ya duzelecek ya da tamamen bozulacak" şeklinde konuşma noktasına getiren ne oldu? Bu açıklama neye işaret ediyor? Konuyu Sputnik'e TBMM Milli Savunma Komisyonu uyesi ve AK Parti İzmir Milletvekili Huseyin Kocabıyık ile TÜRKSAM dış politika uzmanı Ahmet Gencehan Babiş değerlendirdi.

' BUNDAN SONRA OLACAKLARDAN BİZ SORUMLU DEĞİLİZ'

TBMM Milli Savunma Komisyonu uyesi ve AK Parti İzmir Milletvekili Huseyin Kocabıyık, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın Turkiye ziyaretinde ABD yonetimine "Eğer muttefiksek, eğer NATO'da beraberliğimiz varsa buna gore davran. Eğer buna gore davranmayacaksan bundan sonra olacak şeylerden biz sorumlu değiliz" mesajının verileceğini soyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'ın Perşembe gunku Ankara ziyaretine ilişkin Sputnik'e değerlendirmelerde bulunan Kocabıyık "Önce Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun "Bu ilişki ya devam eder, ya biter" mealindeki açıklaması, ardından da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugun grup toplantısında yaptığı konuşma, artık Turkiye'nin butun limitlerini tukettiğini gosteriyor ve onumuzdeki gunlerde Turkiye'ye gelecek olan Amerikan Dışişleri Bakanı'na ve yetkililerine bu sefer Turkiye'nin çok açık ve seçik duşuncelerini dile getireceğini anlıyoruz. Benim anladığım, ABD'ye şu soylenecektir: Eğer muttefiksek, eğer NATO'da beraberliğimiz varsa buna gore davran. Eğer buna gore davranmayacaksan bundan sonra olacak şeylerden biz sorumlu değiliz" dedi.

Tillerson'ın ziyaretinde şu anda PYD'nin ağırlığını oluşturduğu DSG'nin kontrolunde bulunan Menbiç konusunun da açılacağını ifade eden Kocabıyık "Munbiç'ten PKK da gidecek, ABD'nin de durmasına ihtiyaç yok, orasının gerçek sahiplerine verilmesi lazım. Öbur taraftan çok açık bir şekilde, bence butun bu soylediğimiz sozlerin sebebi de o, PYD ile ilişkilerinizi kesin olarak açıklığa kavuşturun. Onlara silah yardımı yapmayın ve verdiğiniz silahları da kesin olarak toplayın. Ayrıca hiç şuphesiz ABD Kongresi'nde çıkan PYD'ye yardım kararı konusunda Turkiye izahat isteyecektir" diye konuştu.

(C) AA/ Behçet Alkan

' BU GÖRÜŞME ÖNCEKİLERDEN FARKLI, BİR SONUCU OLACAKTIR'

"Turkiye, ABD'nin Suriye'de içine duştuğu çelişkileri açık bir dille tek tek onlerine koyacak" diyen Kocabıyık, şoyle devam etti:

"Bu goruşme, daha onceki diplomatik karşılaşmalardan çok daha onemlidir ve bir sonucu olacaktır diye duşunuyorum. Hem Turkiye'nin onumuzdeki gunlerde atacağı adımlar açısından, hem de Amerikan yonetimi açısından bazı sonuçları olacağını duşunuyorum. Goruşmenin, Turkiye ve iki ulke ilişkileri açısından sonuçları olumlu da olabilir, çok olumsuz bir evreye de girilebilir. Cumhurbaşkanı'nın bugun soyledikleri çok açıktır. Diplomatik dili iyi kullanan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, bir dışişleri bakanının çok nadiren soyleyebileceği tonda 'Bu ilişki ya devam eder, ya biter' diyebilmiştir. Demek ki Amerikan yonetiminin Suriye'deki tutarsızlıkları ve çelişkileri, Turkiye'yi bunu soyleyebilecek bir noktaya getirmiştir."

' TÜRKİYE BEKA TEHDİDİ KARŞISINDA GÖZÜNÜ KARARTMIŞ DURUMDA'

Kocabıyık, Tillerson'un ziyaretinin ardından Turkiye'nin isteklerinin yerine getirilmemesi durumunda ne olabileceğiyle ilgili de "Kotu senaryonun sonuçlarını bugun Cumhurbaşkanı soyledi. Cumhurbaşkanı'nın soylediği o cumleyi topluma yonelik bir hamaset cumlesi olarak duşunmeyin. Bir ABD'li generalin Turkiye'ye parmak sallayarak 'Saldırı olursa karşılık veririz' diyerek tehdit etmesine karşılık Cumhurbaşkanı 'Galiba sen hiç Osmanlı tokadı yememişsin' dedi. Cumhurbaşkanı'nın soylediği cumle, çok buyuk anlamları olan sembolik bir cumle. Turkiye bunu soyluyor; Turkiye gozunu karartmış durumda, kimse bunu anlamak istemiyor. Turkiye'nin karşısına ABD çıkmış, şu çıkmış, bu çıkmış, Turkiye'nin hiç umurunda değil. Turkiye'nin devlet hayatında boyle bir hesap yapılmadı. Çunku Turkiye kendisine yonelik buyuk bir beka kaygısı ve tehdidi hissediyor" diye konuştu.

' TÜRKİYE'NİN ABD'YLE KARŞI KARŞIYA GELİP GELMEMESİ ABD'NİN AKLINI BAŞINA TOPLAMASINA BAĞLI'

Turkiye'nin devlet politikası ve stratejisinin, beka tehdidini ortadan kaldırmak uzerine inşa edildiğini ifade eden Kocabıyık "Devlet katlarında şu açıkça konuşuluyor onu da soyleyeyim; Turkiye bekasını korurken karşısına ABD çıkar, İran çıkar, (Suriye) rejim çıkar, başka bir guç çıkar, bunların hiçbir onemi yok. Kurtuluş Savaşı mantığı Turk devlet yonetimine avdet etmiştir bugun, bu açıktır" dedi. Kocabıyık, "Turkiye ile ABD karşı karşıya gelebilir mi?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Gelebilir. Bu tamamen ABD'nin aklını başına toplamasıyla ilgili bir şeydir. Başbakanımız Binali Yıldırım da bunu soylemiştir. Gelebilir. Bu Turkiye için istenmeyen bir şeydir ama kimse şunu unutmasın ki boyle bir durum olursa burada ahlaki ustunluk Turkiye'dedir. Turkiye, ahlaki bir ustunluğun uzerinde bu politikayı yurutuyor. Bunu da anlamak lazımdır. 10 bin kilometre oteden buraya gelip buradaki ulkelerin toprak butunluğuyle oynamak, dost ve muttefik dediğiniz ulkelerin toprak butunluğuyle ilgili tehditler oluşturmak ve burada bir garnizon-devlet kurmak… Boyle bir şeyin karşısında, bırakın Turkiye Cumhuriyeti gibi iki bin yıllık bir devlet geleneğine sahip olan devleti, kendisine devlet diyen herhangi bir topluluk kayıtsız kalamaz. Turkiye intihar eder, ama boyle bir şeye kayıtsız kalamaz. Bu devletin felsefesiyle, yapısıyla, kendine saygısıyla ilgili bir şeydir."

' ABD TÜRKİYE'Yİ HERHANGİ BİR ORTADOĞU ÜLKESİYLE KARIŞTIRMAKLA HATA YAPIYOR'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren bir diğer isimse TÜRKSAM dış politika uzmanı A. Gencehan Babiş oldu. Turkiye-ABD ilişkilerinde uzun suredir onemli sorunlar olduğuna işaret eden Babiş "Bu buyuk sorunlara rağmen, hangi duzeyde olursa olsun, gerçekleştirilen goruşmelerin hiç birinin ardından ABD'nin Turkiye'nin politikalarıyla ilgili tatmin edici bir şey soylemediğini goruyoruz. Çavuşoğlu'nun açıklamaları da bu noktada Turkiye'nin haklı serzenişi olarak okunabilir" dedi.

ABD'li Korgeneral Paul E. Funk'ın "'Menbiç'te olacağız ve operasyon gerçekleştirirseniz agresif şekilde karşılık veririz"' şeklindeki açıklamasını hatırlatan Babiş "Çavuşoğlu'nun çok ust perdeden yaptığı bu açıklama, Turkiye'nin hem Afrin'de gerçekleştirdiği operasyonunun devamlılığı hem de operasyonun Menbiç'e taşınacağı konusunda onemli ipuçları veriyor. Ayrıca ABD'nin yukselttiği gerginliğe ve çektiği reste karşı Turkiye'nin de ABD'ye rest çektiğini goruyoruz. Çunku ozellikle ABD'li askeri yetkililer tarafından Turkiye'ye karşı son derece agresif açıklamalar yapıldı. Bu askerler, CENTCOM bunyesinde Ortadoğu ulkeleriyle çalışan askerler. Yalnız onemli bir kafa karışığı içinde oldukları belli. Çunku, gorunen o ki, Turkiye'yi herhangi bir Ortadoğu ulkesiyle karıştırıyorlar. Halbuki, Turkiye gerek Kıbrıs operasyonu gerekse 1990'lardaki Irak operasyonuyla gerektiği noktada gucunu gostermiş ve her zaman da gosterebilecek bir devlet" ifadelerini kullandı.

' YPG, YENİ RADİKAL OLUŞUMLARI TETİKLEYEBİLİR; TÜRKİYE'NİN MÜDAHALESİ SON DERECE ÖNEMLİ'

Turkiye ve ABD arasındaki sorunların temelinde ABD'nin Fırat'ın batısına geçmemek yonundeki sozunu tutmaması ve Suriye'den çekilmemesinin yarattığı soru işaretlerinin olduğuna işaret eden Babiş "ABD'nin Fırat'ın batısına geçilmeyeceğiyle alakalı verdiği sozu vardı. Çavuşoğlu'nun sozleri, bu sozun hatırlatılması olarak da okunabilir. Turkiye'nin elinde ABD'ye karşı, hem İncirlik Hava Üssu hem de Kurecik radarı gibi onemli kozlar var. ABD şu an Menbiç'teyse bunun zamanında İncirlik'ten havalanan uçaklarla da ilgisi var; kısacası eğer bugun ABD oradaysa Turkiye'nin bunda buyuk rolu var ve eğer ABD verdiği sozleri tutmazsa, Turkiye de buna yonelik haklı itirazını sorunsuz şekilde iletir" dedi ve şoyle devam etti:

"Bu sureçte çok onemli bir sorun var. ABD, YPG'ye yonelik desteğini halen bolgedeki IŞİD varlığıyla bağdaştırıyor. Ancak (ABD Başkanı Donald) Trump'ın daha once yaptığı ve bolgenin neredeyse yuzde 100'unun IŞİD'den temizlendiğine ilişkin açıklamalar vardı. Eğer durum, Trump'ın işaret ettiği gibiyse ABD'nin bolgeden çekilmesi gerekirken; bugun olanlar, olması gerekenin tam tersi. Birkaç gun once Pentagon'un YPG için 500 milyon dolar ayırmasıyla ilgili bir tasarı gundeme geldi. Bir de ABD, Turkiye'nin Afrin operasyonunun, IŞİD'le mucadeleyi sulandırdığını soyluyor. Aslında bunun da tersi soz konusu. Nufusunun yuzde 90'ı Arap olan Menbiç halkının YPG ile hiç bağlantısı yok. YPG de aynı IŞİD gibi ele geçirdiği bolgede tahakkum kurma yoluna gidiyor. Bu da, orada YPG karşıtı radikal bir hareketin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Turkiye'nin gerçekleştirdiği harekat bu sebeple buyuk onem arz ediyor. Aynı Fırat Kalkanı Harekatı gibi Zeytin Dalı Harekatı da bolgede istikrar sağlanmasında onemli rol oynayabilir."

ABD'nin başta Suriye olmak uzere tum bolgede hızla guç kaybettiğine işaret eden Babiş "Özellikle (ABD'nin eski başkanı Barack) Obama doneminin sonlarında ABD Başkanı Trump'ın gorev geldiği donem itibarıyla ABD, Suriye'de, tabiri caizse, bir bataklığın içine girdi ve çok guç kaybetti. ABD, şimdi Rusya'yı rakip İran'ı ise duşman ilan etti. Hep soyluyorum, yeniden de vurgulamakta fayda var; eğer ABD Zeytin Dalı Harekatı'nın bir ucundan tutmazsa (bolgede) tutunacak dalı kalmaz, daha da çok prestij kaybeder. Zaten Turkiye'nin ABD'den beklediği de tam bu, Washington'ın icraatte bulunması. Ancak şu an bir ABD'li yetkilinin soylediği, diğerinkini tutmuyor. Eğer ABD, Turkiye'nin beklediği adımlara atmasa, iki ulke sıcak bir çatışma içerisine buyuk ihtimalle girmese de; ilişkilerinde geri donuşu zor kırılmalar yaşayabilir" dedi.

' GÖRÜŞMENİN ANA BELİRLEYİCİ MADDESİ MENBİÇ OLACAKTIR'

Tillerson'ın Turkiye ziyaretinin Ortadoğu turu kapsamında olduğunu hatırlatan Babiş "Turkiye'nin gerek NATO'nun ikinci en buyuk ordusuna sahip olması, gerekse konumu itibarıyla alternatif olamaz. Ancak Tillerson'ın çantasında Washington'ın alternatif muttefik arayışına ilişkin bir maddenin de olduğu anlaşılıyor. Bunun Ürdun olduğu konuşuluyor "dedi. Goruşmenin "turnusol kağıdının" Menbiç konusu" olduğuna işaret eden ve goruşmeye ilişkin uç senaryoya yer veren Babiş sozlerini şoyle surdurdu:

"Birinci ihtimal, ABD'nin Fırat'ın doğusunda YPG'ye dokunulmazlık sağlanması karşılığında Menbiç'ten çekilmesi. İkinci ihtimal, Menbiç'te YPG'nin geri planda kaldığı bir geçici yonetim kurmak. Üçuncusu ise ABD'nin Turkiye ve YPG'yi aynı masaya oturtma çabasına girmesi. Ancak ABD'nin atabileceği bu adımlar, Turkiye'nin beklentilerini karşılayacak nitelikte değil. Bir diğer ihtimal ise, hiç bir çozum bulunmadığı takdirde, sahada kozların paylaşılması olur. Ancak meselenin bu noktaya evrilmesi de çok mumkun gorunmuyor."