Özet (TL;DR) @ 2018-01-12 09:39:09.528479: Yazdığı oyunlar; dünyanın birçok ülkesinde sahnelenen, 30’u aşkın dile çevrilen, dünyaca ünlü oyun yazarımız Tuncer Cücenoğlu’yla; yazıyla tanışma serüveninden, devlet memurluğundan oyun yazarlığına…



- Ankara Üniversitesi DTCF Kutuphanecilik Bolumu mezunusunuz. Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Merkez orgutunde çeşitli gorevlerde çalıştınız. Sonra Bakırkoy Belediye Başkanlığı'nda Eğitim, Kultur ve Sosyal İşler Mudurluğu, Cumhuriyet ve Aydınlık Gazetesi'nde yazarlık yaptınız. Ayrıca kuruluşundan bu yana Mujdat Gezen Sanat Merkezi'nde, çeşitli Üniversitelerde "Dramatik oyun yazarlığı" derslerine girdiniz. Geniş yelpazedeki işlerde çalışmalarınız bir yana, yazmak ne zaman ve nasıl hayatınıza girdi?

- İlkokul oğrencisiyken çizgi romanlarla başladı okuma seruvenim. Özellikle de Aziz Nesin başta olmak uzere Turk ve dunya yazarlarıyla surdu. Yabancı edebiyattan Rus yazarlar; Tolstoy, Dostoyevski, Puşkin, Çehov, Maksim Gorki, Şolohov, Gonçarov dışında Gogol, Steinbeck, Silone gibi yazarlar da etkilemiştir beni. İlkokul oğretmenim Mustafa Ağıcı okuma merakımı gormuş olmalı ki onu hasta yatağında ziyaret ettiğimde bana Ernest Hemingway'in "Klimanjaro'nun Karları" adlı kitabını armağan etmişti. Orta oğrenim yıllarımda da sıkça sinemaya gitmeye ve mizah oykuleri yazmaya başladım. Her hafta bir oyku yazıyordum ve edebiyat oğretmenimiz Nurcan Tanrıverdi ders açılışını benim yeni oykumu sınıfta okutarak yapıyordu. Özendiriyordu beni yani.

' KOÇYİĞİT KÖROĞLU' İLE DÜNYAM DEĞİŞİVERDİ!

-Lise y ıllarınızda ilk oykunuz yayınlandı. 1972'de ilk yazdığınız oyun olan 'Kordovuşu' idi. O yıllara gidersek birçok farklı sektorde çalışan biri olarak sizi oyun yazmaya yonlendiren ne oldu?

-İlk mizah oykum 'İhtiyaç Fabrikası' Çorum'da bir yerel gazetede yayımlandı. Sonrasında İstanbul'da yayımlanmakta olan 'Pardon' mizah dergisinde de yayımlandı oykulerim. Ancak mizah oykuleri yazarak Aziz Nesin'i aşmanın mumkun olamayacağını anlamakta gecikmedim. O arada Çorum'a Devlet Tiyatrolarımız geldi ve 'Koçyiğit Koroğlu' adlı oyunu sergiledi.

Birden dunyam değişiverdi. Buyulenmiştim. Çorum'dan yuksek oğrenim için Ankara'ya geldiğimizde de surekli tiyatrolara gitmeye başladım. Tiyatro alanında yazar bağlamında boşluk olduğunu gormekte de gecikmedim. İsabetli bir karar vererek oyun yazarlığını seçtim. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı'nda memuriyetim de başlamıştı. Yani hem çalışıyor hem de okuyordum. İlk oyunumla başlayan beğeniler beni iyice ozendirdi. Hele oyunum İstanbul'da Ergun Koknar-Suna Pekuysal Üskudar Oyuncuları'nda sahnelenince, oyun yazarlığını iyice benimsedim ve yaşamımın parçası oldu bu uğraş.

- Oyunlarınız birçok dile çevrilip sahnelendi, sahneleniyor. Evrensel konuları ele almanızın yanı sıra oyunlarınızın birçok ulkede sahnelenmesinin asıl nedenlerinin neler olduğunu sorsam?

- Kısaca ozetlersem oyunlarım evrensel temaları, karakterleri ve sağlam hikayeleriyle birçok ulke tiyatrosunun ilgisini çekiyor. Bu uç ozelliğe sahip oyunlarım tum Avrasya ulkeleri, Balkanlar, Orta Avrupa ve giderek ABD'ye doğru yaygınlaşıyor.

- Boyac ı, Matruşka, Çığ dunyada en çok sahnelenen oyunlarınız. Diğer oyunlarınıza gore bunların oncelikli olarak seçilmelerini nelere bağlıyorsunuz?

- 'Boyacı' oncelikle çok başarılı bir komedidir. Ayrıca yeni, yani gunumuz insanının geldiği nokta itibarıyla da onem kazanıyor. 'Matruşka'nın; aşkın tum olumsuzluklara karşın yaşanılası bir durum olduğunu eğlenceli bir şekilde anlattığı ve az kişili bir mobil oyun olduğu için yaygınlaştığını soyleyebilirim. 'Çığ'ın ise, korkmanın ve susmanın çozum getirmeyeceğini onermesiyle one çıktığı bir gerçek.

Ancak dunyada yaygınlaşan yalnızca bu uç oyun değil. Örneğin 'Kadıncıklar' da yaygınlaşmaya başladı. Ayrıca dunyada barışı kadınların sağlayabileceğini anlatan 'Ziyaretçi', politikacıların yeniden seçilebilmek için adlarını parlatmak zorunda olduklarını anlatan 'Helikopter' oyunlarım da… Ve henuz ulkemizde sahnelenmeyen ancak insanın mutlu olabilmesi için ne zengin olmasının ne de yoksul kalmasının yetmeyeceğini anlatan "Ah Bir Yoksul Olsam", koklu değişiklikler olmadan geçici onlemlerle kadın sorununun çozumlenemeyeceğini anlatan 'Kadın Sığınağı', terorun her turlusunun çozumsuzluk getireceğini anlatan 'Çıkmaz Sokak', sevginin her sorunu çozeceğini ve surunun bile bilinçli bir halka donuşebileceğini anlatan 'Kızılırmak' yaygınlaşan oyunlarımdandır. En son oyunum olan 'Brutus Ya da Jul Sezar'ın Katli'nin de birçok ulkede yaygın olarak sahneleneceğini soyleyebilirim. Zaten birçok ulkede repertuvarlara alınmaya başlandı şimdiden.

Kendin pişir kendin ye anlayışıyla olmaz bu
işler

- Oyun yazmak oyle kolay bir şey değil. Mesajı, kurgusu, akışı, izleyenleri avucuna alması… Bu anlamda Tuncer Cucenoğlu'nun, hayatı cumlelere ilmek ilmek işleyerek yazdığı oyunlarının ortak paydası ve başarısının sırrı…

- Evrensel temalı, karakterlerin olduğu ve sağlam oykuleri olan oyunlar yazmış olmam. Çunku bir oyun ancak o zaman kalıcı olabiliyor ve dolayısıyla da dunya tiyatrolarında onu açılabiliyor.

- G unumuzde oyun yazarlarının çok az olmasının nedenleri?

'Yazdım oldu' anlayışı. Ancak biz ulusal yazarlar bağlamında şanslı bir ulkeyiz. Örneğin Haldun Taner, Turgut Özakman ve benzeri birçok ulusal yazarımız vardır ve hepsi de onemlidir. Bizdeki sorun evrensel oyun yazarlarımızın olmamasıdır. Aslında bu dunya ulkelerinin de sorunudur.

' KENDİN PİŞİR KENDİN YE' ANLAYIŞIYLA OLMAZ BU İŞLER!

- Çok oyun sahneleniyor ama iyi oyunlar bir elin parmaklarından az. Bunun nedeni kolaya kaçmak olabilir mi ya da başka?

-Az once anlattığım uç temel on koşula uygun oyun metinleri olmamasından kaynaklanıyor bu durum. Bir de "Kendin pişir kendin ye" anlayışıyla olmaz bu işler.

-Ge çtiğimiz haftalarda Rusya 6. Ufa Tuganlık Tiyatro Festivalinde juri uyesi olarak gorev yaptınız. Oradaki oyunları izlerken gerek oyunlar gerek oyuncular konusunda neler oldu dikkatinizi çeken, en bariz goze çarpan?

- Soz konusu festivalde Rusya Federasyonu'ndaki halkların tiyatrolarının ne kadar guçlu olduğunu gordum. Oyunculuklar ve ozellikle de rejiler çok ust duzeydedir. Klasikler yeni yorumlarla yaşam bulurken, rejisorlerin de çok yaratıcı olduklarını gozlemledim. O coğrafyada oyuncu sorunu da yoktur.

-Rusya 'dayken Nazım'ı da ziyaret ettiniz. Nazım'la ilgili neler geçti duşuncelerinizin kaleminden? Nazım sizin için ne ifade ediyor?

- Nazım 20 inci yuzyılın en buyuk şairidir. Mucadelesiyle ve duşunceleriyle de ustalarımdan biridir benim. Nazım'ın Moskova'da yatmakta oluşu huzun vericidir kuşkusuz. Ancak mezarının tarumar edilmekten uzak oluşu da sevindiricidir. Hele hele Gogol, Çehov, Bulgakov, Stanislavski ve Yefremov'la yan yana yatması ayrıca gurur vericidir.

- 'Gerçekten iyi yazılmış' dediğiniz oyun var mıdır, hangisi?

- Bir oyuna bağlamak yanlış olur… Shakespeare'in Hamlet, Macbeth, Moliere'in Hastalık Hastası, Cimri, Arthur Miller'in Cadı Kazanı, Satıcının Ölumu, Peter Shaffer'in 'Amadeus', Çehov'un Martı, Gogol'un Mufettiş… Uzar gider liste. Bu oyunların çoğu etkilemiştir beni.

- Şoyle bir baktığınızda ya da duşunduğunuzde; tiyatro dunyasında neler sizi rahatsız ediyor?

-'Kendin pişir kendin ye!' anlayışı çok rahatsız ediyor beni. Apartmanların kuçucuk odalarında tiyatro yapıldığının sanılması da. Ayrıca bazı saçmalıkların ve yazar olduğu sanılan kişilerin yazdıklarının ısrarla oynanması. Amator toplulukların, çağdaş ve deneysel çabalar olarak değerlendirilmesi ya da sanılması da.