Özet (TL;DR) @ 2018-01-10T18:09:00.000Z: Türkiye'nin ‘ılımlı muhalif' olarak tanımladığı İdlib'teki örgütler, Astana garantörleri arasında gerilim yarattı. Gazeteci Özuğurlu'ya göre Türkiye, örgütler üzerinden Suriye'de elde ettiği gücü…



Turkiye'nin 'ılımlı muhalif' olarak tanımladığı İdlib'teki orgutler, Astana garantorleri arasında gerilim yarattı. Gazeteci Özuğurlu'ya gore Turkiye, orgutler uzerinden Suriye'de elde ettiği gucu kaybetmemenin peşinde. Vatan Partili Soner'e gore ise tum taraflar guvenlik ve butunluğu için ne olursa olsun anlaşmaya sıkı sıkıya bağlı kalmalı.

Suriye'deki muhalif gruplar ile hukumet yetkililerini 29-30 Ocak'ta Rusya'nın Soçi kentinde bir araya getirecek Ulusal Diyalog Kongresi'ne bir kaç hafta kala İdlib bolgesi, Astana Zirvesi'nin uç garantor ulkesi olan Rusya, Turkiye ve İran arasında gerginliğe sebep oldu. Suriye hukumet guçlerinin İdlib'deki operasyonlarını, Astana Zirvesi'nde uzlaşılan gerginliği azaltma bolgesi sınırlarının "ihlali" olarak değerlendiren Turk Dışişleri, Rusya'nın Ankara Buyukelçisi Aleksey Yerhov ile İran'ın Ankara Buyukelçisi Muhammed İbrahim Fard'ı bakanlığa çağırdı. Konuya ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu "Suriye'de rejim, Nusra bahanesiyle ılımlı muhalifleri vuruyor, bu tutum siyasi çozum surecini baltalar. Soçi'de bir araya gelecek kesimler bunu yapmamalı" ifadelerini kullandı. İran ve Rusya'yı çatışmaların durdurulması için garantorluk gorevini yurutmeye çağıran Çavuşoğlu "Son gunlerde İdlib ve Doğu Guta'da rejimin saldırıları var. İhlallere baktığımız zaman yuzde 90'ı rejim ve rejimi destekleyen gruplar tarafındandır" dedi.

Ankara'nın, Çavuşoğlu'nun açıklamalarıyla gundeme gelen rahatsızlığı, Astana'da 3-4 Mayıs tarihlerinde imzalanan anlaşmaya atıfta bulunuyor. Ancak sozleşmenin ilgili maddesinde "Guvenli bolgelerin içerisi ve dışarısında IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BMGK tarafından teror orgutu olarak kabul edilen tum orgutlerle bağlantılı her turlu kişi, grup, oluşum ve kuruluşlarla mucadeleyi surdurmeye yonelik tum tedbirlerin alınacağı" yonunde bir hukum var. Üstelik Rusya Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı yeni bir açıklama da gozleri İdlib'e çevirir nitelikte. Bakanlık, 5 Ocak gecesi "teroristlerin" Suriye'deki Hmeymim ve Tartus uslerine saldırısında kullandığı İnsansız Hava Araçları'nın (İHA) yeni fotoğraflarını yayınlayarak, İHA'ların İdlib'den gonderildiğini açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı'nın resmi yayın organı olan Krasnaya Zvezda gazetesi de Hmeymim ile Tartus askeri tesislerine duzenlenen saldırıda kullanılan silahlı İHA'ların İdlib'de "ılımlı" olarak sınıflandırılan silahlı militanların kontrolunde olan Muazara mahallesinden havalandıklarını belirtti. Haberde ayrıca, Rusya Savunma Bakanlığı'nın Turkiye Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Musteşarı Hakan Fidan'a gonderdiği mektuplarda, 'Turkiye'nin, kontrolundeki silahlı grupların çatışmasızlık rejimine uymasını sağlamak konusundaki yukumluluklerini yerine getirmesi gerektiği' belirtildiği yazıldı.

Peki tum bu gelişmeleri nasıl yorumlamak gerek? Gelinen noktada, Turk Dışişleri'nin soylediği gibi İdlib'deki çatışmasızlık, Rusya ve İran'ın oynayacağı etkin role mi bağlı; yoksa Suriye hukumetinin ateş açtığı hedeflerin, Astana'da belirtildiği uzere, El Kaide bağlantılı gruplar ile Rusya'nın belirttiği uzere Hmeymim ile Tartus askeri tesislerine saldıran "ılımlı" gruplar olması sebebiyle Astana Sureci'nden asıl uzaklaşan Turkiye mi? Uzmanlar son gelişmeler ışığında sureci ve olası sonuçlarını Sputnik'e değerlendirdi.

' TÜRKİYE ESAD KARŞITI ÖRGÜTLERE DESTEĞİ KESMELİ'

****Konuyu Sputnik 'e değerlendiren isimlerden ilki Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu uyesi ve Uluslararası İlişkiler Burosu Başkan Yardımcısı Yunus Soner oldu. Astana surecinin başta Turkiye ve Suriye olmak uzere Rusya ve İran'da kapsayacak şekilde bolge ulkelerinin guvenlik ve istikrarı için son derede onemli olduğuna işaret eden Soner "Bu ulkelerin guvenlik, istikrar ve toprak butunlukleri ihtiyacı var olduğu sureci Astana Sureci geri donulemez bir sureçtir. Bu surecin iptali soz konusu olamaz. Ancak çeşitli taraflarda, bu sureci hızlı ve etkin bir şekilde yurutmek konusunda tereddutler var. Turkiye'nin hala Suriye ile resmi ilişki kurmaması buyuk eksiklik. Turkiye, ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu bir bolgeye karşı mucadele ederken; bu mucadeleyi Suriye hukumetiyle eş gudum veya en azından iletişim halinde yurutmuyor. Turkiye bunu yapmalı; Rusya ve İran ise acilen bu tarafların iletişimini sağlamalı" dedi.

Suriye hukumetini devirmeyi hedef alan orgutlerin dolaylı olarak ABD ve 'ABD gudumlu PYD'ye hizmet ettiğine işaret eden Soner "Bu surecin sonunda Astana sureci başarısız olmayacak; ancak kuçuk hesaplar peşinde olan taraflar kaybedecektir. Turkiye'nin, ABD'nin Astana surecini sabote etmek için kullanacağı yerel unsurlara karşı çok dikkatli olması gerekiyor. Esad karşıtı bazı grupların Astana surecini sabote etmeye çalıştığını biliyoruz. Bu gruplar, hem fiilen PKK ve PYD'ye hizmet ediyor hem de Turkiye-Suriye-İran- Rusya iş birliğine zarar vererek Turkiye'nin butunluğunu hedef alıyor. Ankara'nın bu konuda dikkatli olması ve Suriye hukumetiyle derhal masaya oturarak Astana surecini kararlılıkla devam etmesi şart" dedi ve şoyle devam etti:

"Ankara, Suriye'deki silahlı orgutleri desteklerken şunu sormalı: Bu orgutler, Suriye'nin toprak butunluğune ve milli butunluğune karşı mıdır? Birinci meselesi Esad hukumetini devirmek veya etki alanını daraltma peşinde olan orgutler dolaylı olarak Batı etkisinde ve PYD'ye fayda sağlayacaktır. Suriye'de uzerinde etki sahibi olan orgutleri, Suriye'nin butunluğunu korumak ve başta ABD gibi işgalci kuvvetlere karşı mevzilenmek konusunda yonlendirmelidir."

(C) REUTERS/ Osman Orsal

İ DLİB NEDEN BU DENLİ ÖNEMLİ HALE GELDİ?

****Konuyu Sputnik 'e değerlendiren bir diğer isim ise Gazeteci Musa Özuğurlu oldu. Özuğurlu'ya İdlib'de yaşananları anlamak için Suriye'de isyanın başladığı 2011 yılına geri donmek gerekiyor. İdlib'in Suriye'deki isyanın ikinci onemli merkezi ve çok çeşitli militanların toplandığı bolge olduğuna işaret eden Özuğurlu şoyle konuştu:

"İdlib, olayların başladığı 2011 yılında, Dera'nın ardından olayların baş gosterdiği ikinci merkez olarak ve 'muhalif' adı verilen unsurların toplanma yeri olarak goruluyordu. O donemi duşunecek olursak, Suriye yonetimine karşı, Turkiye'nin de içinde bulunduğu bir uluslararası koalisyon vardı. Bu sebeple o donem dunyanın her yerinden Turkiye'ye sınırdaş olan bu şehre çok sayıda militan gonderildi ve İdlib çeşitli oluşumların merkezi haline geldi. İdlib'in ikinci onemi ise IŞİD'in Rakka'yı merkezi yapmasının ardından, orgutle çok buyuk sorunlar yaşayan El Nusra'nın da İdlib'i kendisine merkez yapmış olmasıydı. Başka bir deyişle İdlib, cihatçılar için onemli bir merkez. Ayrıca İdlib'in uçuncu bir onemi var ki o da, Suriye yonetiminin savaş suresince çeşitli yerlerden çıkan militanları Turkiye uzerinden tekrar ulkelerine donmeleri veya en azından izole edilmeleri için İdlib'e gondermiş olması. Kısacası İdlib, zaman içerisinde militan ve orgutlerin toplanma yeri haline geldi. Şehirde şu an yaklaşık 30-40 bin kadar militan olduğu zannediliyor ve bu yuzden olayların son perdesinin yaşanacağı yer olarak goruluyor."

' İDLİB'DEKİ GRUPLAR TÜRKİYE'NİN SON KOZU'

****Suriye ordusunun operasyonlar ının uzun vadeli bir planın sonucu ve Rusya ile İran'ın desteğiyle gerçekleşmekte olduğuna işaret eden Özuğurlu "Uzun bir zamandır İdlib'e yonelik operasyon yapılması planlanıyordu ancak 2015'in sonunda İdlib'de El Nusra'nın diğer orgutlere bir bileşim oluşturarak Halep'e yonelik saldırılar gerçekleştirmesi sebebiyle bu operasyon ertelendi. Ancak Halep'in Suriye ordusu tarafından kurtarılması sonrasında İdlib tek başına kaldı. Bu noktada uluslararası etkiler işin içine girdi" dedi.

İdlib'in Turkiye açısından onemine de işaret eden Özuğurlu "Turkiye'nin Suriye'deki etkinliğini sağlayan gruplar bu bolgede. Turkiye'nin orada bulunan ve 'muhalif' diye adlandırılan çeşitli gruplarla ilişkisi biliniyor. Batı dunyası, gorece, Suriye'den çekildikten sonra da Turkiye aktor olarak orada kaldı ve bu gruplarla ilişkisini devam ettirdi. Bunu, hem bolgesel mucadele içerisinde hem Rusya hem İran'a karşı Suriye sahasında kendisinin de elinde bir koz olduğunu belirtmek ve bu kozu kullanmak için hem de Suriye yonetimini zorlamak için yaptı. İdlib'in en son savaş merkezi olacağı 2011-12 yıllarından bu yana biliniyordu. Kısacası İdlib'deki bu operasyonlar kaçınılmazdı yalnızca bahsettiğim sebeplerden gecikti" dedi. Özuğurlu şoyle devam etti:

"Turkiye'nin bu operasyonlardan rahatsız olmasının diğer sebebi de, bu militanları Kurt meselesine ilişkin bir koz olarak tutmasıydı. Zaten Fırat Kalkanı Operasyonu'nu da Turk ordusu çok sayıda askerle değil bu orgutlerle iş birliği yaparak başlattı. Dolayısıyla Suriye yonetiminin bu orgutlere vuracağı en ufak darbe, Turkiye'ye Cerablus'tan itibaren elde ettiği butun etkisini kaybettirecek. Ayrıca Turkiye'nin Afrin'e yonelik sozleri ve niyeti de bu orgutlerin Turkiye açısından onemini anlamak için onemli. Sonuç olarak Turkiye, Suriye ordusunun İdlib'de hakim olmasını istemiyor. Çunku bunun kendisinin Suriye topraklarındaki gucunu tamamen bitireceğini biliyor."

' ANKARA, ETKİSİNİ TAMAMEN YİTİREBİLİR'

****' Militanların ılımlı olup olmadığı' tartışmasının başından beri sorunsal olduğuna değinen Gazeteci Özuğurlu "Bu militanların neye/kime gore muhalif, ılımlı veya cihatçı olduğu meselesi onemli. Örneğin Suriye devleti, eline silah alıp orduya karşı savaşan herkesi 'terorist' olarak goruyor. Turkiye ise İdlib'teki grupların ılımlı muhalif olduğunu ve bunlara yonelik operasyonun Astana'ya aykırı olduğunu soyluyor. Nitekim geçtiğimiz gunlerde, eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, kendisine cihatçı orgutlere yardım edildiğine ilişkin eleştirilere karşılık 'Siz oyle diyorsunuz ama sizin cihatçı olarak adlandırdığınız orgutler şu an Astana Sureci'ne katılmış durumda' şeklinde açıklama yapmıştı. Rusya ve İran ise

Turkiye'nin 'ılımlı' gorduğu grupları hiç bir zaman 'ılımlı' gormedi ancak diplomatik ilişkilerin devamı için Rusya bu grupların ılımlı addedilmesine ses çıkarmadı. Eninde sonunda sahada Suriye ordusu ile bu grupların; diplomatik anlamda da Rusya ve İran'ın Turkiye'yle karşı karşıya geleceği belliydi. Turkiye'nin yaptığı bu açıklamalar Astana surecine zarar verirken; Rusya'nın yapmış olduğu son açıklamalar da Astana tanımlamalarının tamamen yerle bir olduğunu gosteriyor" ifadelerini kullandı.

Suriye ordusunun ilerleyişinin İdlib'teki orgutler arasındaki çozulmeyi de hızlandıracağına işaret eden Özuğurlu "Şu an Suriye ordusu, Ebu  Duhur'a doğru ilerliyor. Bu ilerleme sonrası, geriye İdlib merkezi ve Cisr eş-Şuğur kalacak. Ebu Duhur alındıktan sonra Suriye ordusu, bolgeye askeri indirme yapabilecek ki bu da orgutler arasındaki çozulmeyi hızlandıracak. Boylece Turkiye'nin Suriye'de kullanabileceği bir enstruman kalmayacak ve Turkiye etkisini kaybedecek. Halihazırda Turkiye'nin Astana'dan resmen çekilmesi çok mumkun gozukmese de sureç fiiliyatta Turkiye'siz suruyor ve boyle de surmeye devam edecek. Zira, Turkiye tam manasıyla hiç bir zaman sureçte yoktu" diye ekledi.