Özet (TL;DR) @ 2018-01-10T11:32:00.000Z: Gazeteci Fehmi Koru, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'nin Abdullah Gül'e yönelik ifadelerinin 11. Cumhurbaşkanı'nın 2019'da başkanlık için adaylığını koymasına engel olmak amacıyla…



Gazeteci Fehmi Koru, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'nin Abdullah Gul'e yonelik ifadelerinin 11. Cumhurbaşkanı'nın 2019'da başkanlık için adaylığını koymasına engel olmak amacıyla soylendiğini yazdı. Koru ayrıca Gul'e bir çağrı yaparak "Aday olmasın ve bunu daha sonraya bırakmadan, derhal, hemen, şimdi açıklasın" dedi.

(C) AFP 2017/ ADEM ALTAN

Abdullah Gul'e yakınlığıyla da bilinen gazeteci Koru, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bu trenden inen yerde kalır" sozleri ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Cumhurbaşkanlığı hukumet sisteminin ilke ve esaslarıyla yonetim hayatımıza muhur vurması, 696 sayılı KHK'nın 121. maddesini muğlak bularak muradını deşifre eden Sayın Gul'un harcı değildir" ifadelerine ilişkin "AK Parti ile MHP'nin birlikteliği.. Abdullah Gul'un adaylığı.. Daha başka ne var?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

fehmikoru.com'da yer alan yazı şoyle:

Her siyasi davranışın arkasında makul bir sebep aramak gerekmeyebilir, ama şu sıralarda tanığı olduğumuz gelişmelerin fazla zorlanmadan farkına varılabilecek bir sebebi bulunuyor: Eğer oyle bir niyeti varsa Abdullah Gul'un cumhurbaşkanlığına yeniden adaylığını koymasını engellemek…

AK Parti genel başkanı sıfatını da taşıyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ''Gul'u hedef alıyor'' diye yorumlanan çıkışları ile MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açıkça aynı hedefe yonelik sozlerinin amacı bu.

Gul aday olmasın ve bunu daha sonraya bırakmadan, derhal, hemen, şimdi açıklasın…

İ TTİFAK VAR İTTİFAK VAR

Siyaset aslında ittifaklar uzerine oturur. Hemen her konuda butunuyle tıpatıp aynı duşunen iki kişi bile olamayacağına gore, insanlar partilerin etrafında bilinçli veya bilinçsiz olarak, başkalarıyla ittifak etme duşuncesiyle toplaşırlar.

Kişiler arasında ittifaklar olabildiği gibi partiler arasında da ittifaklar kurulabilir.

Bazen iki veya daha çok sayıda parti seçim oncesinde oluştururlar ittifaklarını ve başarılı olurlarsa hukumeti birlikte kuracaklarının mesajını seçmene çok onceden verirler. Bazen ittifak yuksek barajlı ulkelerde seçim barajını aşabilmek için de kurulabilir. Bazı durumlarda ise, her partinin ayrı ayrı girdiği seçimden tek bir partinin iktidarı sonucu alınamazsa, iki veya daha çok sayıda partinin birlikteliğiyle hukumet kurma zorunluluğu doğar.

Her bir seçeneğin dunyada ve bizim demokrasi seruvenimizde ornekleri vardır.

(C) Fotoğraf: DHA

MHP'nin 22 ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için stratejisini belirleyerek daha şimdiden adayını açıklaması ve AK Parti ile kurmayı duşunduğu seçim ittifakının şartlarını konuşmak istemesi ise pek alışılmış bir durum değildir.

Alışılmış olmamakla birlikte uzerinde durulduğunda anlaşılabilir bir durumdur.

Dun burada ne anladığımın ilk açılımını okurlarla paylaşmıştım: MHP AK Partili gunumuz ortamında kendini iktidar olarak goruyor ve bunun devamını sağlamak için kendini geri plana itme fedakarlığını bile goze alabiliyor.

Yeter ki, AK Parti, şimdilerde kendini tanımladığı biçimde kalmayı surdursun; MHP için --hiç değilse Devlet Bahçeli için-- bu, MHP'nin parti olarak başarısından daha onemli…

Adını 'yerli ve milli' koydukları bir politik çizgi bu ve 'butun dunyaya karşı biz' diye ozetlenebilecek uluslararası bir boyutu da var.

İlk bakışta garip gelse de tarafların pozisyonlarına bakıldığında sislerin dağıldığı gorulebiliyor.

DEVLET BAH ÇELİ VE HAMLELERİ

Bu noktaya MHP liderinin akılcı hamleleriyle gelindi.

Devlet Bahçeli AK Parti'ye ve iktidarda yapmak istediklerine olesiye denilebilecek bir şiddette karşıydı; iktidarın neredeyse ilk 15 yılı boyunca, en yıpratıcı muhalif çıkışlar, MHP'den ve Bahçeli'den yukseldi.

Ta ki 15 Temmuz (2016) hain darbe girişimine kadar…

Girişimi ikili ilişkilerin donum noktası olarak gorebiliriz.

Hemen ardından ilk hamle, daha once yine olesiye şiddetinde karşı çıktığı 'başkanlık sistemi' konusunda işbirliği teklifi olarak Bahçeli'den geldi: ''Sistemle ilgili teklifinizi, adını 'cumhurbaşkanlığı sistemi' olarak belirlemek şartıyla, Meclis'e getirin, destekleyelim…''

MHP'nin desteği anayasa değişikliğinin 16 Nisan'da halk tarafından kabulunden sonra da devam ediyor.

Bahçeli'nin ''Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayımız Tayyip Erdoğan'' açıklamasının bu sebeplerle şaşırtıcı bir yonu yok.

(C) AA/ Binnur Ege Gurun

MHP lideri AK Parti'nin iktidarda kalmasını ve Tayyip Erdoğan'ın referandumla kabul edilmiş yetkilerle mucehhez başkanlığı ustlenmesini kendi partisinin yapılacak ilk seçimde başarısız kalması pahasına arzu ediyor.

Belki bu yolun partisine seçimde başarı getireceğini de umuyor olabilir; ozellikle İYİ Parti'nin varlığı duşunulduğunde…

İstediği turden bir ittifakın şartları sağlanabilirse, MHP, Meclis'te yine bir grupla temsil edilebilir de; neden olmasın?

S İYASETİN MATEMATİĞİ

Tek sorun, siyasetin matematiksel kesinlikle başı hoş olmayan doğasıdır.

Matematikte '2+2' her zaman '4' ettiği halde, siyaset her zaman aynı sonucu vermiyor.

Evdeki hesap çoğu kez çarşıya uymuyor siyasette.

AK Parti ile MHP'ye farklı gerekçelerle katılmış olan kişiler ve onların içinde yer aldığı kitleler, tepede meydana gelen buluşma ve anlaşmayı liderler gibi içselleştirebilirlerse elbette sorun çıkmayabilir; ancak ya o kişiler ve kitleler bu 'kutlu yuruyuşu' o yuruyuşu başlatanlar kadar benimsemeye hazır değillerse ne olacak?

Daha da onemlisi, bu birliktelik goruntusuyle etkilenmesi ve --verdiği bir karar varsa-- onu değiştirmesi beklenen rakip/ler ''Yola devam'' derlerse?

Ya 'yerli ve milli duruşa' daha uygun birliktelikler oluşursa?

Elbette bunlar, herbiri birden fazla kişiyi ve onların içinde yer aldıkları kitleyi ilgilendirdiği için, bugun cevaplanabilecek sorular değil.

Şimdi oluştuğu gorulen AK Parti-MHP cephesinin hesaplarına uygun da gelişebilir siyaset…

Peki, ya farklı gelişirse?

Goruyorsunuz, sorular bitmiyor.