Özet (TL;DR) @ 2018-01-07 09:34:18.493522: 5 Ocak 2018 kayıtlara ‘Kara Cuma’ olarak geçecek. Çünkü iki muhteşem insan “Bizden bu kadar” diyerek aramızdan ayrıldı. Kayıplardan biri sinema ve tiyatro dünyamızın yeri doldurulamayacak…



Bebek Guner, yani ben doğduğumda, babam aktor olmasının doğası gereği butun ilgiyi uzerimde toplamama, bununla da yetinmeyip ağlayıp zırlamama pek içerlemiş. Zaten hep, "Bi' çocuklarla, bi' de hayvanlarla oynamayacaksın!" der durur. Bunun uzerine, anneannem beni buyutme işini ustlenmiş. Anneannem olunceye kadar, surekli çalışan ve turnelerde surunen annem ve babam, benim için, evimize gelen en sevdiğim misafirler oldu.

Yedi yaşımdayken anneannem oldu ve dedemle birlikte bizim misafirlerin yanına taşındık. Bu arada, babam çoktan içkiyi bırakmış, efendi efendi çalışan biri olmuştu. Gazinolarda 'one man show' yapıyor, atlıyor, zıplıyor, izleyenleri gulmekten kırıp geçiriyordu. Zeki Muren'in neden babamdan sonra sahneye çıktığını ve babamdan daha çok alkışlandığını hiç anlayamamıştım. Çocuk aklı işte; Murat 124'un Mercedes'ten daha hızlı gidebileceğine inandığım gibi, babamın Cuneyt Arkın dahil dunyadaki butun erkekleri dovebileceğine de butun kalbimle inanıyordum zaten.

'Babam Munir
Özkul'...

B utun kadınların kalbini çalan adam...

Derken, annem Guner Ağabey'e (Guner Sumer) aşık oldu ve dedemi de alıp gitti. Biz babamla baş başa kaldık ve boylece şahane serserilik gunlerimiz başladı. Babamın, çocukları akranım olan Muzaffer adlı bir arkadaşı vardı. Hemen her gun onlara gidiyorduk ve ben çok eğleniyordum. Anlaşılan Muzaffer Amca da, babam da o kadar çok eğlenmiyorlarmış ki, babamın yeniden evlenmesi gerektiğine karar verdiler. Tophaneli Örumcek Yaşar (Yaşar Anne) adlı kadınla evlenmesi annemce de uygun goruldu ve evlendiler.

Yaşar Anne, babam ve ben, Kuzguncuk'ta, Nakkaştepe'de kopruye (o zamanlar bir koprumuz vardı) ustten bakan bir eve taşındık. Yurumedi; bir gun Yaşar Anne bizi terk etti...

'Babam Munir
Özkul'...
_ İ smail Dumbullu kavuğu Munir Özkul'a devretmişti. _

Yatılı okula gidiyordum ve hafta sonları babamla kalıyordum. Sarılık oldum ve babam yalnız başına bana bakamamaktan korktuğu için Çapa'ya yatırıldım. Her gun ziyaretime geliyordu, taksi tutacak parası olmadığı ve otobuslere de kalabalıktan dolayı katlanamadığı için, Eminonu'nden Çapa'ya kadar yuruyordu. Babam butun parasını hoşuma gideceğini ve bana iyi geleceğini duşunduğu yemekler için harcıyordu. Bir ayda altı kilo alarak domuz gibi oldum ve hastaneden taburcu edildim. Bu arada, babam da hastanedeki butun kadınların kalbini çalmaktan geri kalmamıştı. Tulin adlı bir hasta benimle çok ilgileniyordu ama aslında babama abayı yakmıştı, Tulin'i sık sık ziyaret eden yeğeni Yıldız da oyle. Babam daha genç ve havalı olan Yıldız'ı tercih etti tabii ki. Her zaman, her şeyin en cafcaflısını, en parlağını, kokuların en ağırını ve renklerin en kırmızısını sever zaten.

Bir gun, babam eve ağlayarak geldi: "15 yıldan sonra sinemada ilk kez başrol oynayacağım..." dedi. Çok mutlu ve heyecanlıydı, hemen ne oynayacağını, kaç para alacağını sordum çokbilmiş bir çocuk olarak. "Kel Mahmut diye bir rol... Öğretmen rolu... Para mı?.. Bilmem! Beş bin lira filan galiba..."

İşte boyle bir adamdı babam, hala da oyledir, paraya pula asla aklı ermez, zaten ermesini de istemez. Para işlerinden anlasa saflığını yitireceğini duşunur.
Neyse, 'Hababam Sınıfı'yla birlikte babam için yeni bir donem başlıyor, bu arada bizi de zor gunler bekliyordu. Nakkaştepe'deki ev sahiplerimiz Yaşar Anne'nin tanıdıkları olduğu için oradan kovulduk. Biz de bir oda, bir koridordan ibaret bir bodrum katına taşındık. Gel gor ki, bodrum da olsa bir yalının bodrumuydu taşındığımız yer. Sabahları yuzumuzu yıkamak için Boğaz'ın serin sularına dalıyorduk, kirlenen çamaşırların yerine yenilerini alıyorduk, kirlileri gece kimse gormeden akıntıya terk ediyorduk. Bu arada babamdan pek hayır gelmeyeceğini anlayan Yıldız Abla bizi kanlı gullu şarkılar soyleyen biri için terk etmişti. Üst katta oturan ev sahiplerimiz babamın serseriliklerinden bıkmış ve bu gidişe bir 'dur' demeye karar vermişlerdi. Yine kovulduk.

'Babam Munir
Özkul'...
_ K ızı Guner Özkul: "Her zaman, her şeyin en cafcaflısını, renklerin en kırmızısını sever zaten."_

Bu yalan kim bilir ka ç kez kurtardı onu!

Artık Beyoğlu'na donmuştuk ve 12 yıl suren, Ferhan Ağabey'in (Ferhan Şensoy) kitabına bile giren 'Kazancı Yokuşu' maceramız başlamıştı. Babam zamparalıklarına devam ediyor ve her yeni sevgilisine "Valla son karım beni terk ettiğinden beri elim kadın eline değmedi, kızımla baş başayız..." mavalını okuyordu. İşin tuhafı, hepsi de bunu yutuyordu. Fotoroman yıldızı Fabio Testi hayranı Banu, uzun boylu Kumarbaz Suna ve diğerleri... Babam kendi varken evin her yerinde Fabio Testi gibi bir kazmanın posterlerinin asılı olmasına tabii ki tahammul edemezdi. "Kusura bakma... Kızım benim için her şeyden onemli... Seni sevmedi işte, ne yapayım!" deyince pılımızı pırtımızı toplayıp Kazancı Yokuşu'na geri donduk. Babama yaranmak için beni el ustunde tutan kadının çocuk katili olmasına ramak kalmıştı. Suna'yı ise hem annem gibi adı 'Suna' olduğu ve yine annem gibi uzun boylu olduğu için hem de bana guzel kokulu sabunlar hediye ettiği için çok sevmiştim, ama paradan anlamayan babam, her nasılsa, kumarın kotu bir şey olduğunu bilirdi. "Kusura bakma... Kızım benim için..." diye başladı.

'Babam Munir
Özkul'...

Bu yalan kim bilir babamı kaç kez kurtardı... Ve manken Tulay!.. Çok 'cool'du... İçlerinde en guzeli, en klası oydu. Dual pikabında saatlerce Pink Floyd dinlerdik ve cep foto okurduk. Onun kadar şık bir kadın gormemişimdir belki de. Bir gun Tulay pikabı babamın kafasına fırlattı, babam eğilince pikap camdan dışarı uçup Kodaman Sokak'ta patladı. Babamın canı pek tatlıdır, oradan tuyduk, o iş de oyle bitti.

Yoksa babamı anlatır gibi yapıp daha çok kendimi mi anlattım? Olsun, babam için ben hep bir çocuk olarak kalacağım ve çocuklar da rol çalıyormuş zaten. Ama eğer zamanında Kafka babamın lavabodaki suyun girdabına direnerek deliğe duşmemeye çalışan kakalağı taklit edişini gorseydi, belki de 'Başkalaşım' başka turlu yazılmış olurdu...