Özet (TL;DR) @ 2018-01-07T10:53:00.000Z: ABD'nin YPG'ye verdiği desteği bir kez daha eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince terör örgütünün karşısındayız diyorlar, sonra YPG'yi yanlarına alıyorlar" dedi. Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı…



ABD'nin YPG'ye verdiği desteği bir kez daha eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince teror orgutunun karşısındayız diyorlar, sonra YPG'yi yanlarına alıyorlar" dedi. Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, 'Turkiye'nin AB surecinin yeniden yorumlanması' sozlerine ilişkin, "Ben onun tam olarak ne demek istediğini anlamak istemedim" dedi.

(C) AFP 2017/ LUDOVIC MARIN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa ziyareti donuşu, uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Suriye, Filistin, ABD konusunda açıklamalar yapan Erdoğan, Fransa Cunhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, 'Turkiye'nin AB surecinin yeniden yorumlanması' sozlerine ilişkin, "Ben onun tam olarak ne demek istediğini anlamak istemedim" ifadesini kullandı.

ABD'nin YPG'ye verdiği desteği bir kez daha eleştiren  Erdoğan YPG ve PKK'ya yonelik olarak ise "Vurduk mu oturturuz" ifadelerini kullandı.

Hurriyet gazetesi Genel yayın Yonetmeni Fikret Bila'nın haberine gore, Erdoğan'ın açıklamalarından başlıklar;

' NE PKK BİR ŞEY YAPABİLİR NE YPG'

  • İ srail'e tehdit oluşturacak ulkeler zayıflatılıyor yorumları var. Şimdi İran'da olaylar var şoyle yorumlar geliyor; "Suriye, Irak ve İran'dan sonra hedef Turkiye olabilir mi?" Siz de PKK'nın Suriye'ye yerleştiğini soylemiştiniz. Boyle bir risk goruyor musunuz?

"Yorumlara, varsayımlara değil, biz kendi hedefimizin ne olduğuna odaklanmalıyız. Kendinizi zayıf goruyorsanız zaten bittiniz demektir.

(C) AFP 2017/ LUDOVIC MARIN

Ben Turkiye'yi asla zayıf olarak gormuyorum. Biz vurduk mu oturturuz. Ne PKK bir şey yapabilir, ne YPG. Hadi guçleri yetiyorsa, teror koridoru meselesinde yurusunler. Bizim bu noktalarda evel Allah'a biz inanıyoruz, inandığımız için de ustunuz. Nasıl biz şu anda 2 bin kilometrekare arazi uzerinde nasıl huzur sukun getirdiysek, o teror koridoru olarak duşundukleri yeri de onlara mezar ederiz. Bu konuda kararlıyız, bunu herkes bilecek. Bizim medyamızın da bunun bilincinde olması lazım. Konuya ABD değil Turk'un bakışı ile bakın. ABD lafa gelince 'Biz teror orgutunun karşısındayız' diyor. Ondan sonra da DEAŞ'a karşı yine bir teror orgutu olan YPG'yi yanına alarak mucadele ediyor. Medyadan bazıları da tutmuş, 'Ne yapsın ABD, tabii ki onlarla yurutecek bu işi' diyebiliyor. Milli ve yerli olmak, yanlışa duşmemek açısından da onemli."

' AFRİKA'YA ZİYARETLERİMİZİ ARTTIRACAĞIZ'

"2018'in ilk ziyaretini hamdolsun olsun Fransa'ya gerçekleştirdik. Önumuzdeki aylarda, yurtdışı seyahatlerimizde mevsim koşullarını da değerlendirerek Afrika'ya ziyaretlerimizi arttıracağız. Bu arada Avrupa'ya, Orta Asya'ya, o bolgelere yurtdışı seyahatlerimize de 2018'de ağırlık vermek istiyoruz. İkili ilişkiler, bolgesel konular, Turkiye-AB ilişkilerini Sayın Macron'la ele aldık. Yaptığımız bazı anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalardan biri THY (Turk Hava Yolları) ile Airbus anlaşması. Geniş govdeli uçaklarda, tercihinin bir kısmını Airbus'tan yana kullandı Turk Hava Yollarımız. Bunlardan alınacak ve 2019'dan itibaren de teslimatı başlayacak. Bunların yanında ROKETSAN ve ASELSAN, EUROSAM ile anlaşma sağladı. Burada tabii EUROSAM ile atılan adım sadece Fransa ile değil İtalya'yı da kapsayan guçlu bir anlaşma oldu. Bu savunma sistemleri noktasında bizi daha guçlu kılacak bir adımdır. Hedefimiz Fransa ile aramızdaki ticaret hacmini 13.5 milyar dolardan 20 milyar Euro'ya çıkarmak. Bu Sarkozy doneminde belirlediğimiz hedefti ama ulaşamadık; şimdi bunu bu donemde başaralım istiyoruz.

" FRANSA'DA CAMİLERİN İMAMLARI KONUSUNDA SIKINTI VAR"

"Tabii Fransa'da yaşayan Turk ve Musluman toplumunun sorunlarını da değerlendirme imkanı bulduk. Özellikle de uzerinde durduğumuz konu buradaki camilerimiz. 250 kadar camimiz var. Camilerin imamları konusunda bir sıkıntı var. Surekli olarak imamları azaltma yoluna gidiyorlar. Bu da, Turkiye ya da dışarıdan değil Fransa'da yetişmiş din gorevlisi istihdamını arzu etmelerinden kaynaklanıyor. Ben de kendileriyle yaptığım goruşmede Strasbourg İlahiyatı devreye almanın bu hususta yararlı olacağını belirtim. 'Fransa'da kendilerine denklik verecek olursanız biz de Turkiye'den YÖK'ten bu işi halledebiliriz' dedim. Karşılıklı olarak bunu hallettikten sonra problem kalmaz. Birkaç yıl içerisinde Fransa Strasbourg İlahiyat'tan mezun olan oğrenciler, burada din gorevlisi olarak çalışmaya başlayabilirler. Yabancı dil sorunu olmaz. Dini bilgiler konusunda, burada ehliyet sahibi hocalar tarafından yetiştirileceklerdir. Boylece camilerde, Fransız kulturune yabancı olmayan ve entegrasyon sıkıntısı yaşamayan kişiler gorev vermenin yolu açılmış olur. Bu konuyla ilgili kendisiyle mutabık kaldık. YÖK'le yapacağım çalışma sonrası Sayın Macron ile muhtemelen bir telefon goruşmemiz olabilir. Kendisine gerekli belgeleri de ileteceğim. Tabii Strasbourg İlahiyat Fakultesi'nin denklik ve statu sorununun çozulmesinin ardından, buradan mezun olanlar için sadece Fransa'daki camilerde değil Avrupa'nın değişik yerlerinde gorev alma şansı doğabileceğine de değindik."

' MACRON İLE SURİYE KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİMİZ ÖRTÜŞÜYOR'

"Paris ziyaretim esnasında, Fransa İslam Konseyi Yonetim Kurulu'nu da kabul ettim. Özellikle Kudus konusundaki girişimlerimizden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Aynı durum Sayın Macron ile aramızda geçti ve Macron ile yaptığımız goruşmede İsrail-Filistin, bunun uzerinde ısrarla durduk.

Suriye'deki gelişmeleri kendisiyle ele aldık. Bu konuda duşuncelerimiz ortuşuyor.

(C) AA/

Bunlarla birlikte Soçi ve Astana sureçlerine bakışında farklılıklar vardı. Sonrasında yaptığımız ikili goruşmelerde o duşuncelerin yumuşadığını gorduk, bu konuyla alakalı olarak bir kere Astana'ya ABD gozlemci gonderiyor. Keza Ürdun orada, Lubnan orada. Sadece Rusya, sadece İran ve Turkiye yok. Bunlar da var. Ondan sonra ikinci etapta bu duşuncesinin değiştiğini gordum."

' PKK VE FETÖ'YLE İLGİLİ BELGELER VERİLDİ'

"Tabii Fransa'da PKK, FETÖ yapılanması ile ilgili mucadeleyi kendisiyle konuştum. Dernek isimlerini de içeren dokuman ve belgeleri, Fransızca tercumesiyle kendisine verdim. 'Bunların takipçisi olmanızı istiyoruz, bizde bunları takip edeceğiz' dedim. Kendileri de 'Terorle mucadelede sizler neredeyseniz ben de aynı yerdeyim; mucadeleyi aynı kararlılıkla ben de vereceğim' dedi. Temennim odur ki inşallah bu mucadeleyi birlikte verme imkanı yakalarız.

Tabii ki bolgesel konular bahsinde az once konuştuğum Filistin barış sureci iki devletli çozum konusunda aynı şeyi duşunuyoruz. DEAŞ ile mucadele konusunda aynıyız. İran'da yaşanan hadiseleri ele aldık, oradaki bakış açımız da hemen hemen aynı. Turkiye ve Avrupa ilişkilerinin mevcut durumunu ve ilişkilerini ele aldık. AB ve Fransa'dan beklentilerimizi dile getirdik ve goç anlaşmasını kendilerine hatırlattım. Şu an 3.5 milyon insan bizde, bunların tum bakımı bizde, yaptığımız tum harcama ortada ama sizinkiler bu harcamaları kabul etmiyor. Verilen sozler yerine gelmiyor bunların hepsini tekrar hatırlattım."

' AB TEMENNİM 2018 YUMUŞAMA YILI OLSUN'

  • Avrupa cephesinde 2018 y ılında yumuşama sinyalleri geliyor. 2018 yılı bir şekilde Turkiye-Avrupa ilişkilerinin yumuşama yılı olabilir mi?

"Temennim odur ki olsun. Zaten siyasetin içinde buna benzer şeyleri çok yaşadık. Yaşadık ama aldığınız tekme tokat yanınıza kar kalıyor. Gonul bunlar olmasın istiyordu ama ne yazık ki bunlar oldu. Avusturya ile benim geçmişte, çok farklı goruşmelerim, muşterek attığımız adımlarımız olmuştu. Başbakanlığım donemimde biz Viyana'da mesela Avrupa Birliği ile futbol maçı yapmıştık. O denli muhabbet içerisindeydik. Ama daha sonra hukumetler değişti, hava değişti, maalesef gerilimler de yaşandı. Özellikle Almanya ile farklı bir sureç yaşandı. Ama mesela Fransa, bu tuzağa duşmedi. Buna karşılık İskandinav ulkelerinden bazıları bu tuzağa duştu. Temenni ederiz ki bu sureci geride bırakalım. Biz ilişkilerin suratle toparlanmasından yanayız. Çunku siyasette duşmanlığı kalıcı kılmak ulke halklarına hiçbir zaman kazandırmaz, herhangi bir fayda da getirmez."

' BEN ONUN TAM NE DEMEK İSTEDİĞİNİ ANLAMAK İSTEMEDİM'

  • Macron, T urkiye'nin AB surecinin yeniden yorumlanmasından bahsetti. Biz buradan Turkiye olarak ne anladık? Onun demek istediği şey neydi sizce? Bununla ilgili bir değerlendirmeniz var mı?

"Ben onun tam ne demek istediğini anlamak istemedim. Onların bizi anlamasına odaklanmayı tercih ettim. Ben ne demek istiyorum, o beni anlasın diye duşundum. Ne demek istediğimizi en iyi biçimde anlatmayı hedefledim. Hem içeride hem de basın açıklamasında buna odaklandım. Temenni ederim ki bizi anlamışlardır."

' TUTUKLU SÖZDE GAZETECİLERLE İLGİLİ BİLGİ VERDİM'

Macron'a Turkiye'de tutuklu bulunan sozde gazetecilerle ilgili olarak bilgi verdim. Bunların bir bolumunun adi suçlardan, buyuk bolumunun de terorden ve terorle iltisaktan dolayı içeride olduklarını anlattım. Bana bazı isimler de verdi. Ben de o isimlerle ilgili olarak, 'Savcıların ne tur iddiaları olduğunu aktaran bilgileri size gondereceğim. Sizin yargınız nasıl saygınsa bizim ki de saygındır' dedim. 'Turkiye insan hakları konusunda, Batılı pek çok ulkeden çok daha ileridedir' dedim.

' FRANSA'DA KAVALA'NIN AVUKATLARI VARMIŞ'

"Batı'da yaşananlar ortada. Örneğin Can Dundar denilen sozde gazeteci, Turkiye'de 5 yıl 10 ay mahkum olmasına rağmen Almanya'da rahatça dolaşıyor. Halbuki kendisi, Turkiye'de adli kontrolle serbest bırakılmaktan istifade ederek kaçmış biridir.

(C) AA/ Arşiv

Bu adamın FETÖ ile muşterek ne tur şeyler yaptığı biliniyor. Paris'teki basın toplantısında biliyorsunuz bir gazeteci de kalktı bana, malum Gezi olaylarının kahramanı Osman Kavala'yı sordu. Demek ki Fransa'da Kavala'nın avukatları varmış! Gezi olaylarının arkasındaki butun o işlerin kahramanıdır; Turkiye'nin Soros'udur bu adam. O işlerin perde arkasındaki isimdir o. Bu tur insanların hangi çevrelerde nasıl sahiplenildiğini gormek de manidar."

' PENSİLVANYA'NIN ARKASINDA ABD VAR'

  • Hakan Atilla davas ı 9 ay gibi kısa surede tamamlandı. Fetullah Gulen hakkında neredeyse 4 yıl olmasına rağmen Pensilvanya hakkında tek bir adım atılmamış olmamasına ne diyorsunuz?

"Bu şunu gosteriyor. Pensilvanya'nın arkasında ABD var. Sene 1999 ve 2017 FETÖ'nun elebaşını ABD'de besleyip ona 400 donumluk araziyi tahsis eden ABD. Villalar falan her şey orada korunaklı. Herhangi bir gelişme yok. İlk etapta 85 koli ondan sonra yeni yeni sonuçlanan davalar ABD yetkililerine bildiriliyor. Ne yazık ki adalet bakanlığı ABD'nin konu ile alakalı attıkları tek bir adım yok ama biz kovalayacağız. Hakan Atilla davasıyla ilgili olarak da, gerekirse biz ABD'ye karşı dava açarız; zira şu anda Halk Bankası'nın dava açma yetkisi var. Bu bankamızın uluslararası duzeyde ismi kirletiliyor. Bununla ilgili olarak bir karşı dava açmaları mumkun."

' SAVUNMA SİSTEMİNDE ÇEŞİTLENDİRME'

  • S-400 f uzeleriyle ilgili anlaşma yapıldıktan sonra ozellikle NATO'nun onemli uyelerinden birisi ABD ciddi tepki gosterdi. Şimdi EUROSAM ile bir anlaşmaya gidiliyor. Bu eleştirilerin azalmasını bekliyor musunuz?

"Konuyla ilgili olarak zaten NATO Genel Sekreteri Stoltenberg açıklama yaptı. Ne dedi o açıklamada: 'Buralara mudahale etme gibi bir şey soz konusu olamaz?' Niye bu açıklamayı yaptı? Çunku Yunanistan S-300 almış. ABD'nin Yunanistan'a karşı sesini duydunuz mu? Sen Yunanistan'a karşı burada S-300'ler var hadi çıkarın bunları demeyeceksin. Turkiye'ye kalkıp bunu soyleyeceksin. Boyle bir şey olmaz. Bizim şu an Fransa ve İtalya ile birlikte EUROSAM'da attığımız adım aslında bir çeşitlendirmededir. Biz savunma sistemlerinde çeşitlendirmeye gidelim. Daha guçlu olalım. Hem o olsun hem o olsun."

" İKİLİ İLİŞKİLER CİDDİ MANADA YARALANDI"

  • Son zamanlarda Donald Trump 'ın (ABD Başkanı) bolgesel ve kuresel meselelerde daha agresif bir uslup takındığını goruyoruz. Filistinlileri yardımı kesmekle tehdit ediyor. AB ve BM'nin yeni inisiyatif alarak meseleyi Kudus merkezli olarak surdurme durumu olabilir mi?

Bu konuyla ilgili olarak ben İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olarak bir teklifte bulunacağım. İsrail-Filistin meselesini gelin İİT ve AB olarak muşterek bir çalışma ile ele alalım. Bakalım bu teklif ne getirir?

" KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE BELLİ DEĞİL"

  • Ö zellikle YPG ve FETÖ konusunda bir hayal kırıklığı yaşıyor musunuz? Turkiye-ABD ilişkilerinin indiği seviyeden normal bir seviyeye çıkarılma umudunuz var mı?

"Bu olayın birçok başlığı var. Olay sadece YPG olayı değil. Mesela yargı sistemlerinde yaşananlar var.

(C) REUTERS/ Ludovic Marin

Bunların en onemlisi FETÖ meselesi. ABD terorle mucadelede kendine gore bir tanım yapmıştır. Onun terorist dediği ulke ve kişilerin terorle alakası da olmayabilir pekala. Şu anda İran'a, Pakistan'a yonelik yapılan açıklamaları bu çerçevede değerlendirmek lazım. Bazı ulkeleri bir şekilde sıkıştırmanın ya da içerde parçalanma surecine girmelerini arzu etmenin ne anlamı var? Bu gelişmeler elbette duşundurucu. Bir başka başlık Rıza Sarraf (Reza Zarrab), arkasından Hakan Atilla meselesi, Halk Bankası meselesi. Bu konu ile ilgili yargı sureci kumpas ustune kumpaslarla dolu. Bu sureç tamamen siyasidir, adli ve hukuki değildir. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. Zanlı olan birisi kalkıp 'Bana FBI 50 bin dolar verdi' diyorsa bir defa sizin adalet sisteminiz çoktu demektir. Tum bu konular, Turkiye ve ABD arasında hukuki sistemde ikili ilişkileri ciddi manada yaralamıştır. Ciddi manada burada aramızdaki sureçte darbe yemiştir."

' KILIÇDAROĞLU GAİPTEN HABER VERMEYE ALIŞKINDIR'

  • Be şiktaş Belediye Başkanı'nın gorevden alınmasıyla ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'AKP alamayacağını anladı da onun için boyle hareketler yapıyor' beyanı var, değerlendirir misiniz?

"Yani Kılıçdaroğlu gaipten haberler vermeye alışkındır. Şu anda daha 14 ay var. AK Parti bunaldı da bunu yapıyor falan bunların hepsi… Aç tavuk kendini buğday ambarında gorurmuş. O da kendisini buğday ambarında goruyor. Bizim butun attığımız adımların hepsi nerede bir suiistimal varsa nerede bir yolsuzluk varsa mulkiye mufettişleri ile birlikte gideriz. Benim vatandaşım korkmasa, çekinmese ortaya daha çok şeyler çıkar. "Yuzleşmeye var mısın? Suç ustune var mısın' diyorum adama, 'Benim işim kalır o zaman' diyor. Yani bunu demese olay çok farklı yerlere gidebilir. Nereden olursa olsun ister benim partim ister diğer partiler bizim bu işi belli noktalara getirmemiz lazım. Kılıçdaroğlu'nun en buyuk marifeti yolsuzlukları savunmaktır. Nitekim Ataşehir'i nasıl savunduğunu gorduk şimdi de Beşiktaş'ı savunuyor. Yolsuzlukları savuna savuna buralara gelmiştir. Beşiktaş'taki olaya yaklaşım tarzının hiç affedilir bir yanı yok bunların çok daha açık bir biçimde ortaya çıktığını goreceğiz."