Özet (TL;DR) @ 2018-01-06 09:36:52.246074: Melisa Sözen, 32 yaşında ve büyük bir dönüşüm içinde. “İnsan yaş aldıkça esniyor, rahatlık geliyor” diyor. Her şeyden önce kafalardaki cool ve mesafeli imajını silmeye niyetli. Kalemle çizilmiş gibi…



G orunur olma çağında geri planda durma sebebiniz mizacınız mı yoksa tercihiniz mi bu yonde?
- Mizacım boyle değil. Bu bir tercihti. 15 yaşımda bu işe başladım. O kadar kuçuk yaşta başlayınca kendimi daha bir korumak zorunda hissettim. Bu da beni kimi zaman daha tedirgin yaptı. O zamanlar birtakım ornekleri gorduğum için roportajlarda da son derece 'duvarlı' duruyordum.

Sizle ilgili olu şan 'soğuk' ya da 'cool' algısının da sebebi bu mu?
- Sanırım... Bir yandan filmlerde canlandırdığım karakterler de mesafeliydi. Yaşım ilerledikçe ve hayat goruşum donuştukçe bakış açım da değişti.

Neler de ğişti?
- İnsan yaş aldıkça rahatlık, esneklik geliyor. Eskiden kendi alanımı korumak ve o ozgurluğu kaybetmemek isterdim. Korunaklıydım. Şimdi biliyorum ki hiçbir şey dunyanın sonu değil. Yarın obur gun bir yere takılıp duşebilirim, "Amaaan kaşını almamış boyle çıkmış" da diyebilirler... Ne olacak? Rahatladım, şimdi "Oh hayat ne guzel" diyorum.

Ge çmişte oyle yaşamayı seçtiğiniz için pişman mısınız?
- Yooo... Hiçbir zaman dort duvar arasında değildim. Dolu dolu bir hayat yaşadım. Sevdiğim arkadaşlarım oldu, hatalar da yaptım, başarılar da elde ettim ve eğlendim... Ama hayatımın bir gundeme donuşmesini istemedim. Bu da beni daha ozgur yaptı ve birçok şeyden korudu.

Her şey çok iyi hoş da hiç defonuz yok mu? Anlatsanıza biraz...
- Yeni tanıştığım birine karşı o an guvende hissedersem gereksiz bir sevgi patlaması yaşıyor ve her şeyime kadar anlatıyorum. Bazı şeylere ani sinirlenebiliyorum. Ama hemen sonuyorum. Kalp kırdıysam ozur dilemeyi biliyorum. Takıntılıyım. Bu, hayatımı zorlaştırıyor ama elimden geleni yapıyorum. Ama dediğim gibi artık kontrol etmeyi bırakıyorum (Guluyor). Şu an herhalde hayatımın en huzurlu, en mutlu ve en eğlendiğim donemini yaşıyorum.

Hiç umutsuz değilim; her şeyin değişebileceğini, donuşebileceğini
duşunuyorum

Harun birikimli ve donan ımlı olduğu için hayatımı besliyor

Madem art ık daha rahatladınız, size 'Mor ve Ötesi' desem...
- Ama bakalım Harun o kadar rahat mı? (Guluyor)

Harun Tekin'le bir suredir birliktesiniz. Nasıl gidiyor?
- Çok şukur, guzel gidiyor. Mutluyum, her şey yolunda... Ama bak ses tonum değişti yine.

Hassas noktan ız aşk herhalde... Birinizin muzisyen, diğerinizin oyuncu olması evde nasıl bir etki yaratıyor?
- Ben Shakespeare'den bir parça oynarken, o piyano çalıyor (Guluyor). Şaka tabii. Harun çok komiktir. Benim hayatta en çok eğlendiğim insanlardan biri. Çok kulturlu, birikimli ve donanımlı olduğu için hayatımı besliyor. Onun fikir ve onerilerine çok guveniyorum.

Son konu ştuğumuzda haksızlık ve onyargı mevzularına takıldığınızı soylemiştiniz. Üç yılda neler değişti?
- Bak, oralar yangın yeri! (Guluyor)

Ş u an nelere takılıyorsunuz?
- Hayat son birkaç senedir maalesef bizi daha çok sınıyor. Kadın şiddeti, hayvanların uğradığı şiddet, çocukların uğradığı tacizler... Ben haksızlıklara alışmamaya ve kanıksamamaya, bunlarla mucadele etmeye çalışıyorum. Umudumu kaybetmemeye uğraşıyorum. Yaşadığımız şeylerin beni bir koşeye sıkıştırması yerine, bunlara akılcı çozumler bulmak, kendi haklarımı ve başkalarının hakkını daha sağlıklı ve ısrarlı korumaya yoneltiyor beni.

Gelecekten korkuyor musunuz?
- Herkes yer yer korkuyor, tabii hayatımızda iyi şeyler de oluyor ama bazı şeylere karşı bir tedirginlik duymamak da mumkun değil. Ama hiç umutsuz değilim, her şeyin değişebileceğini ve donuşebileceğini duşunuyorum.

Peki kendinizi rahatlatmak i çin nelere sığınıyorsunuz?
- Üzuleceksem hakkını veririm ama melankolik değilim. Melankolinin içinde suruklenmeyi sevmiyorum. Çok mutsuzsam ve hiçbir şey duşunmek istemiyorsam hemen polisiye seyrederim. Çunku o sırada katil kim, cinayeti kim işledi filan derken hop unutuyorum derdimi tasamı. Bir de uzanıp her şeyin iyiye donuştuğunu duşunerek kendimi telkin ederim.

Hiç umutsuz değilim; her şeyin değişebileceğini, donuşebileceğini
duşunuyorum

D ort kuzeniz, hepimizin hayaliydi, gerçek oldu

15 ya şında 'Yedi Kocalı Hurmuz' tiyatro oyunuyla oyunculuğa başlıyorsunuz. O yaşta bu kararı ailenizin isteğiyle mi verdiniz?
- Hayır, kendi kararımdı.

" Bir film izledim ve hayatım değişti" klişesi mi sizin de hikayeniz?
- Yok canım. Çocukluğumun bir kısmı Polonezkoy, bir kısmı Buyukada, bir kısmı İstanbul Etiler'de geçti. Evlerimiz kuzenlerimle yan yanaydı, her akşam ailece yemek yenirdi. Sonra biz ailelerimize birlikte gosteri hazırlardık. O dortlude ben oyuncu oldum, erkek kardeşim ABD'de yonetmenlik okudu, kuzenlerimden biri yonetmen, diğeri reklamcı oldu. Hayallerimiz gerçekleşti, demek bizim ailede varmış.

Kariyerinizde Çağan Irmak, Onur Ünlu ve Nuri Bilge Ceylan gibi ulkenin en onemli yonetmenleri var. Çok mu şanslısınız, çok mu yetenekli?
- Hepsi bir butun. En başından işini iyi yapan insanlarla bir arada olmak istedim. Aynı anda farklı iki iş geldiğinde, sadece populer olması uzerinden bir değerlendirme yapmadım. O seçimler de bir sonraki işimi getirdi.

Hi ç "Artık tamamdır" rehavetine kapıldınız mı?
- Yok canım... Hep kendimi geliştirmeye çalıştım. Ama son birkaç sene içinde İpek Bilgin'in bana soylediği "Hata yapmaktan, yanılmaktan hiçbir zaman korkma, bu bir sureç" lafını kendime kılavuz aldım. Hata yapmaktan korkmamam gerektiğini hep kendime hatırlatarak çalıştım.

Fransa 'da bir dizide oynadım, bir sinema filmi için anlaştım

İ ki yıldır ekranda yoksunuz. Neler yaptınız bu donemde?
- Fransa'da çalıştım. Orada bir dizide oynadım.

Yurtd ışında dizilerde kuçuk bir rol alanlar bile gunlerce haber oluyor, bunu nasıl hiç duymadık?
- Bunu çok duyurmamak, Fransa'daki yapım şirketinin kararıydı. Fransa'nın onemli bir polisiye dizisiydi. O donem Fransa-Turkiye arasında mekik dokuyarak geçti. Bu sırada Paris'ten gelen bir teklif uzerine oradaki onemli bir menajerlik şirketiyle anlaştım ve onlarla çalışmaya başladım.

Gizli gizli yurtd ışı atılımı yapmışsınız yani...
- Evet.

Bunca y ıl Turkiye'de oyunculuk yaptıktan sonra Fransa'da set hayatı ve çalışmak ne oğretti? Neydi farklar?
- Orada çalışırken bunu ne kadar istediğimi ve ufkumu ne kadar geliştirdiğini fark ettim. Şimdi de bir sinema filmi için anlaştık, bu senenin sonunda çekilecek ama detay veremiyorum.

Frans ızcanız var mı?
- İşaret dili oğrendim (Guluyor). Aslında diziye başlamadan kuçuk kuçuk derslere başladım. Ama dizide aksan koçuyla çalıştım, tamamen ezberleyerek oynadım. Sonra orada dil okuluna gittim, şimdi de derslere devam ediyorum.

Fransa bir yana, yeni diziniz 'Babamın Gunahları' bu hafta başlıyor. Hemen hemen her hafta yeni bir dizinin ekrana geldiği donemde neden sizin işinizi izleyelim?
- Bu dizi sadece iki aşığın kavuşamama hikayesini anlatmıyor. Karakterlerimizin hepsi yaşamın içinden, gerçek. Aşk, polisiye, dram gibi birçok oğenin olması, karakterlerin derin yazılması beni etkiledi. Okudukça merak ettim ve bu yuzden içinde olmak istedim.

Karakterinizi ve hik ayeyi tanıtımlar dışında bilmiyoruz. Biraz anlatsanıza…
- 'Yeşim' karakterini canlandırıyorum. Hayatının aşkını bulmuşken ve her şey yolunda giderken, dizi içinde oğreneceğimiz sebeplerle butun dunyası başına yıkılan bir kadın. Bir noktada kızının çok hasta olduğunu oğreniyor. İlik nakli gerekiyor. Ve son çare olarak eski aşkı Ozan'ı (Kadir Doğulu) bulması gerekiyor...

SON 24 SAATTE YA ŞANANLAR