Özet (TL;DR) @ 2018-01-04T23:21:00.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa'yla bölgesel ve ikili ilişkilerde atılan adımların iyi yönde olduğunu belirterek, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan umutluyum" dedi. ABD'yi 'teröristlerle yan…



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransız TF1 ve LCI kanallarına verdiği bir roportajda, yarın gerçekleştireceği Fransa ziyareti ve iki ulke arasındaki ilişkilere dair açıklamalarda bulundu.

(C) AA/ Samuel Corum

Fransa ziyaretinin Avrupa ile yeniden yakınlaşma amacı gudup gutmediği yonundeki soruyu Erdoğan, "2018'in ilk ziyaretini Avrupa'da Fransa'ya, dostum Macron'a gerçekleştireceğim. Tabii ki bu ziyaretin çok farklı bir onemi var. Zira Fransa ve Turkiye arasında siyasi, stratejik, ekonomik alanlar başta olmak uzere birçok alanda atılacak adım var. Bu ziyarete çok onem veriyorum. Bir gune sığdırılacak bir ziyaret olacak. Bu bize yeterli değil tabii ki ama bir ilk adım olacak ve umuyorum farklı bir şekilde devamı gelecek" şeklinde yanıtladı.

Erdoğan, Almanya'da Angela Merkel'in zorluklarla karşı karşıya olduğu bir donemde, Macron'un, AB'nin surukleyici lideri olarak gorulup gorulmediği sorusuna, "Her şeyden once Fransa farklı bir pozisyona sahiptir. Bu, geçmişten beri devam eden bir tavırdır ve AB içerisinde Almanya olsun, Fransa olsun, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak, kesintisiz 15 yıl boyunca gorev yaptım ve ne olup bittiğini gorme fırsatım oldu. Bu 15 yıl içinde (Jacques) Chirac ile sorunsuz bir iletişimim oldu. Daha sonra (Nicolas) Sarkozy doneminde başka bir periyot geçirdik" cevabını verdi.

' MACRON'LA İYİ BİR BAŞLANGIÇ YAPTIK'

Turkiye ile AB arasındaki ilişkide Fransa'nın katkısına ve bu yondeki tavrına dikkati çeken Erdoğan, şoyle konuştu:

(C) AA/ Kayhan Özer

"Sayın Macron'la bir donemin içerisine girdik. İyi bir başlangıç Sayın Macron'la yaptık. Yani bolgesel konularda olsun, ikili ilişkilerde olsun, Sayın Macron'la attığımız adımlar gayet iyi bir şekilde gelişiyor ve kendisinden umitliyim. Özellikle savunma sanayi alanında Fransa-İtalya ve Turkiye olarak uçlu bir işbirliği soz konusu. Sanıyorum bu aynı zamanda bu uç ulkenin dayanışması açısından oldukça onemlidir. Bu bakımdan ben Sayın Macron'un Avrupa Birliği'ndeki yerini onemsiyorum ve bunun hakkını da vereceğine inanıyorum."

' BİZ BUNLARI AFFEDEMEYİZ'

Goruşmede guvenlik konusunun da gundeme geleceği belirtilerek, "Suriye'deki savaşın ilk gunlerinden itibaren bolgeye giden Fransız savaşçıların Turkiye'den geçtiği ve savaşın sona erme aşamasında bu kişilerin yeniden aynı yolu kullanarak Fransa'ya donecekleri yonundeki endişeler" ile ilgili soruya Erdoğan, "Tabii liderlerin bu tur konularda endişe duymaları haliyle normal. Fakat Turkiye DEAŞ ile mucadele olsun veya daha genel olarak yabancı savaşçılarla mucadele konusunda oldukça hassastır. Biz bunları asla affedemeyiz. Bu konuda bizimle dayanışma içinde olan tum ulkelerle gerekli adımları atacağız" dedi.

' BİNLERCE YABANCI SAVAŞÇIYI YAKALADIK'

Erdoğan yabancı savaşçılar konusunda artık ciddi bir endişenin soz konusu olmadığını kaydederek, şoyle devam etti:

"Eğer bu ulkelerden gelen yabancı savaşçılar bizim ulkemizi geçiş noktası olarak kullanıp bir yerlere gidiyorlarsa, biz, bizimle iş birliği yapan tum ulkelere destek vermeye hazırız. Mesela Suriye'ye geçen yabancı savaşçılar konusunda, biz çok buyuk sayıda yabancı savaşçıyı yakalayarak geldikleri ulkelere gonderdik veya ulkemizde tutukladık. Gelecek donemde de bu kararlılığımız, aynı şekilde devam edecektir. Dikkatinizi çekerim, yuzlerce yabancı savaşçıdan değil, binlercesini yakaladığımızdan bahsediyoruz. Biz bunları kesinlikle affetmedik ve ilgili ulkelerin istihbarat servisleriyle iletişime geçtikten sonra geri gonderdik. Yaklaşık 5 bin 600 yabancı savaşçıyı yakalayarak sınır dışı ettik. Bunun yanında 54 binine de Turkiye'ye giriş yasağı koyduk."

ESAD 'A: ÇOK TAVSİYELERDE BULUNDUM FAKAT ANLATAMADIM ZAMANINDA

Erdoğan, Fransa ve Turkiye'nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın gidişini talep etmesine rağmen Esad'ın hala "gorevi başında" kalmasını başarısızlık olarak gorup gormediğinin sorulması uzerine "Bu konuda Fransa ile bizim fikir birliği içinde olmamız çok onemlidir. 1 milyona yakın vatandaşının olumune sebep olmuş bir devlet başkanından bahsediyoruz. Bu bizim gibi barış ve insanlık için mucadele eden liderler açısından kabul edilemez bir durumdur. Biz 15 yıl once goruşuyorduk. Kendisine çok tavsiyelerde bulundum. Demokrasiye doğru adımlar atmasını soyledim. Suriye'nin kuzeyinde yaşayan Kurtlere kimlik kartı vermiyordu ve 'Neden vermiyorsun, bunların hepsi senin vatandaşın' diye soruyordum. Demokrasiye geçiş için destekledim fakat anlatamadım zamanında. Daha sonra geldiğimiz durum ortada" ifadelerini kullandı.

Bugun Suriye'nin neredeyse bolunmuş durumda olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bir tarafta koalisyon tabii ki, diğer tarafta Rusya, İran ve Turkiye. Burada bu uç ulke olarak çabamızın tek nedeni var, Suriye'ye en kısa zamanda barışın gelmesi ve Suriye'den teror orgutlerinin çıkmasıdır" diyerek tum teror orgutleriyle mucadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

' ABD BAYRAĞI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN BAYRAĞININ YANINDA SALLANIYOR'

"IŞİD ile başka bir teror orgutuyle iş birliği yaparak mucadele edilemeyeceğini" soyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz ABD ile stratejik ortağız fakat PKK, PYD ve YPJ ile Suriye'ye yerleşti. Kim var bunların arkasında, ABD'nin desteği var. ABD bu teror orgutlerine 3 bine yakın tır içinde silah gondermiştir, zırhlı taşıyıcı ve tank gondermiştir. Siz bir yandan 'Teror orgutlerine destek vermeyin' diyeceksiniz, ote yandan da DEAŞ teror orgutuyle başka bir teror orgutune destek vererek mucadele edeceksiniz. Sayın Trump'a bunların hepsini soyledim. 'Neden bu mucadeleyi teror orgutleri ile beraber surduruyorsunuz?' dedim. Maalesef bir sonuca varamadık. Bugun bile ABD askerleri bu teroristlerle yan yana gorunuyor, birlikte fotoğraf çektiriyorlar. ABD bayrağı teror orgutlerinin bayrağının yanında sallanıyor. Tum bunlar kabul edilemez."

' FIRAT KALKANI'NI BU NEDENLE YAPTIK'

Turkiye'nin 2015'teki goç ve sığınmacı krizinde buyuk bir sorumluluk gostermesiyle Avrupa'dan bunun karşılığında ne istediğinin sorulması uzerine Erdoğan, "Sınır kontrolleri konusunda biz Avrupalılardan çok şey istemedik. Biz onlara, 'Sizin sınırlarınız sizler için ne kadar onemliyse, bizimkiler de bizim için aynı derecede onemli. Şu anda Suriye ile sınırımız 911 kilometre. Irak ile sınırımız 350 kilometre. Ben sınırımı korumak için gerekli adımları atmalıyım. Fırat Kalkanı operasyonunu bu nedenle gerçekleştirdik" değerlendirmesinde bulundu.

' DURUM 'BASKI' OLARAK ALGILANMAMALI'

Turkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası baskı uygulandığı iddiaları uzerine Erdoğan, durumun baskı olarak algılanılmaması gerektiğini, Fransa'da bir darbe girişimi sonrası değil teror saldırılarının ardından olağanustu hal ilan edildiğini ifade etti.

(C) AA/ Binnur Ege Gurun

Erdoğan, işten çıkarmalarla ilgili olarak, FETÖ mensuplarının devletin birçok kurumuna sızdığını ve hala bazı kurumlarda bu orgute mensup çok sayıda kişi olduğunu savunarak, "Ben bir ornek vereceğim size, bakın Almanya, iki Almanya'nın ayrışması meselesinde 500 bine yakın Alman devlet dairelerinden atıldı, kimse onu konuşuyor mu? Kimse onu konuşmuyor. Ve az once de soyledim, Fransa'daki olağanustu hal bakın hala devam ediyor" dedi. Erdoğan, sayısı ne kadar olursa olsun "suç işleyen herkesin adalete teslim edileceğini" ve Turkiye'nin de bunu yaptığını bildirdi.

' SİZDEKİ SADECE TERÖRİST BİR EYLEMDİR, DARBE GİRİŞİMİ DEĞİLDİR'

Erdoğan, şoyle devam etti:

(C) REUTERS/ Philippe Wojazer

"Sizdeki (Fransa'da) devlete karşı yapılmış bir darbe girişimi değildir, sadece terorist bir eylemdir. Bizde de terorist eylemler noktasında boyle kalkıp bu kadar insan işten çıkarılmamıştır. Bu devlete karşı yapılan bir darbe olunca bu sayı ne oluyor? Aynen Almanya'daki gibi işte 500 bin civarında insan ne yapılıyor, işten çıkarılmış oluyor. Buradaki olay budur, bunu birbirine karıştırmayalım, eğer elmayla armudu birbirine karıştırırsak bedeli ağır olur. Butun mesele, biz hukuk içerisinde neyse yapılması gereken bunu yapıyoruz. Çunku bizim bir defa hukuk devleti olduğumuzu kimse tartışamaz, bu noktada biz çok çok farklı bir yerdeyiz, Avrupa'dan çok daha iyi bir konumdayız."

' GAZETECİ DEDİKLERİNİZİN ÇOĞU TERÖR EYLEMLERİNE BULAŞMIŞ İNSANLAR'

"Gazeteci kisvesi altındaki bazı kişilerin de teror orgutlerine katıldıklarını" soyleyen Erdoğan, şunları ifade etti:

"Mesela basın, medya diyorsunuz, bu gazeteci dediklerinizin çoğu bu teror eylemlerinin içerisine bulaşmış olanlar; yani teror eyleminin içerisine bulaşmış olan gazeteci de olsa bırakalım mı? Alakası var. Eğer o da teroristse onun da içeri girmesi lazım. Bakın, serbest bırakılıyor, gazeteciymiş ve serbest bırakıldıktan sonra kaçıyor; nereye? Almanya'ya ve Almanya'ya kaçtıktan sonra da Almanya'da bu sozde gazeteci odullendiriliyor. Soruyorum şimdi size, o kişinin anında ne yapılması lazımdı? Tutuklanması lazımdı, tutuklanmadı. İşte bakın adli kontrolle bırakıldı ve bırakıldıktan sonra da kaçıp oraya gitti. Ve bunların hiçbirisi, gazeteci diye konuşulan bu kişiler yazıları sebebiyle değil, bunların bir kısmı ne yazık ki ruhsatı olmayan silah, bir kısmı bakıyorsunuz bankamatiklerden para çalıyor, bir kısmı olum hadiselerine karışıyor. Şimdi bu insanları kalkıp da serbest bırakmak mumkun mu?"

' BATI'NIN NE DEDİĞİ BENİ PEK İLGİLENDİRMİYOR'

"Batı'da kendisi hakkında otoriter ve baskıcı bir lider olduğu şeklinde iddialarda bulunulmasıyla" ilgili soruya Erdoğan, "Bu konuyla alakalı olarak Batı'nın ne dediği beni pek ilgilendirmiyor. Bu konuyla ilgili olarak beni ilgilendiren, sadece milletimin takdiridir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı'dan gelen eleştirilere, Turkiye'deki yerleşmiş demokrasi kulturu ve seçimlere katılım oranlarıyla yanıt verdi.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi Turkiye'de eğer Tayyip Erdoğan halkının yuzde 52'sinin oyunu alıp Cumhurbaşkanı seçilebiliyorsa, Batı Tayyip Erdoğan'a nasıl olur da kalkıp her turlu saygısızlığı yapar, boyle bir şey olabilir mi? Biz silah gucuyle, vesairesiyle işbaşına gelmiş bir parti değiliz ki. Ve şu anda da yine aynı şeklide başında olduğum partim benim yuzde 50'ye yakın oy almış. Şimdi bir defa hiçbir yerde, yani otoriter, totaliter, bu tur rejimler hele hele bizim gibi bir ulkede hiçbir zaman kalkıp da halkının desteğini alamaz."

' FRANSA GİBİ DEĞİLİZ BİZ'

Seçimlere katılım oranları konusunda Turkiye ile Fransa'yı karşılaştıran Erdoğan, "Bizim ulkenin bir ozelliği var, Fransa gibi değiliz biz, bizde oy kullanma oranına baktığınız zaman yuzde 85'e varan halkın oy kullanma oranıdır. Demokrasinin bizim kadar guçlu olduğu bir başka ulke yoktur. Biz bu yuzde 85'in içinden yuzde 52 oy alarak gelmişim, partim de yuzde 50 oy alarak işbaşına gelmiş. Yani demokrasiyi konuşuyorsak halkımın takdirini mi konuşacağız, halkın iradesine mi saygı duyacağız, yoksa bazı otoriter mantıkların, anlayışların takdirine mi bakacağız?" diye konuştu.

Erdoğan '2019 seçimlerinde aday olacak mısınız?' şeklindeki soruya, "Kim ole, kim kala. Eğer partim, sağ olur da o gunleri gorursek, partim de beni aday gosterirse niye olmasın?" şeklinde yanıt verdi.

' RUHANİ'NİN TUTUMU DEMOKRASİYE UYGUN'

İran ile ilgili son gelişmelere dair goruşlerini de aktaran Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile telefonda goruştuğunu, Ruhani'nin kendisine endişelenecek bir durumun olmadığını soylediğini aktardı.

Ruhani'nin halka verdiği mesajların ve gosterilere karşı tutumunun tamamen demokrasiye uygun olduğunu belirten Erdoğan, goruşmede Ruhani'ye, halkın taleplerini dikkate alması gerektiğini ifade ettiğini soyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ruhani'nin demokratik bir tutum içeresinde olduğunu gozlemlediğini ve polislere halka karşı silah kullanılmaması emri verdiğini hatırlatarak, ulkede hafta sonuna kadar durumun normale doneceğine inandığını bildirdi.

İran'daki olayların yurtdışından provoke edildiğine dikkati çeken Erdoğan, benzer bir sureci yakın zaman once Turkiye'nin de geride bıraktığını belirtti.

' GEZİ OLAYLARINDA OLDUĞU GİBİ, İRAN'IN İÇ MESELELERİNE KARIŞIRLARSA…'

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yani bu İran'ın kendi iç meselesidir, halkının ozgur talepleridir. Ama birilerinin dışarından kalkıp da aynen bizim Taksim'deki Gezi olaylarında yaptıkları gibi, burada da aynı şeyleri yaparlarsa ve bunlar tabi doğru değil, yani bu ulkelerin iç meselelerine karışmaktır. Bıraksınlar da ulkeler kendi iç meselelerini kendi içerisinde dizayn etsinler, o çok daha sağlıklı olur."