Özet (TL;DR) @ 2018-01-03T17:05:00.000Z: Gazeteci Fehmi Koru, KHK'ya yönelik eleştirilerinin ardından Abdullah Gül'e yönelik yorumları dinlediğinde dehşete düştüğünü belirterek, "Elbette Gül'ün de sabrının bir sınırı vardır" dedi. Koru,…



Turkiye

17:05 03.01.2018(Guncellendi 17:19 03.01.2018) URL'yi kısaltın

Gazeteci Fehmi Koru, KHK'ya yonelik eleştirilerinin ardından Abdullah Gul'e yonelik yorumları dinlediğinde dehşete duştuğunu belirterek, "Elbette Gul'un de sabrının bir sınırı vardır" dedi. Koru, Gul'un kurucusu olduğu partiye samimi bağlılığı olduğunu ve denklemin içinde AK Parti de bulunursa cumhurbaşkanlığı seçimine katılabileceğini yazdı.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gul'le yakın arkadaşlığıyla da bilinen gazeteci Fehmi Koru, Gul'un hesapçı olmayan, kendinden çok başkalarını ve ulkeyi duşunduğunu belirterek, "Attığı her adımda uzun yıllardır tanıdığı yol arkadaşlarına en çok sorduğu soru, attığı o adımın içinden çıktığı kesime mensup sıradan insanlar tarafından nasıl karşılandığı sorusudur. Genel eğilimin dışında kalmak istemeyen bir yapısı vardır" dedi.

"Son KHK'daki 'muphem' ifadelerin daha kesin ifadelerle yer değiştirmesini talep ettiği ilk mesajından itibaren ağzından ve kaleminden çıkanların hep bilinen nazik uslubunu yansıttığını da herkes goruyor olmalı. Sabır, ama nereye kadar?" ifadesini kullanan Koru'nun "Gul hangi hesapların içinde? Herhalde okuyup işittiklerinizin değil" başlıklı yazısı ozetle şoyle:

' ONUN SABIR EŞİĞİ BİRAZ DAHA GENİŞ'

"Ne yaptığını, neler yapabileceğini tahmin etmesi hiç de zor olmayan bir insan Abdullah Gul. Şimdilerde sağda-solda çıkan değerlendirme yazılarını okuduğum ve TV ekranlarına taşınan yorumlara kulak verdiğim zaman, yazılanlar ve soylenenlerden dehşete duşuyorum.

Elbette Gul'un de sabrının bir sınırı vardır; ancak onun sabır eşiği biraz daha geniş. Elbette, kendisinden beklentiler arttığında, kişisel yapısı one çıkmamaya musait olduğu halde, gorev ustlenmekten kaçınmadığı da biliniyor. Ancak sabrının taşması ve 'Bana bir gorev duşuyor mu?' sorusu eşliğinde one çıkması o kadar kolay olmuyor.

Başgosteren tartışmalar sabrını zorluyor olabilir mi?

' SAĞDUYU ORTADAN KALKARSA O ZAMAN İŞ DEĞİŞEBİLİR'

Zorlasa da medyadan bazılarının ona biçtiği rolu kabullenmesi için bu kadarının yeterli olmadığını duşunuyorum.

(C) AA/

Ortak aklın ve sağduyulu yaklaşımın ortadan butunuyle kalktığı bir ortamla karşı karşıya kalınırsa ancak o zaman iş değişebilir.

Refah Partisi'nde başlayan siyasi yolculuğunu farklı bir duzleme taşıma kararına varması oyle bir ortamda gerçekleşmişti. Genel başkanlığa adaylığını, birbiri ardına iki kez Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış partisinin hiçbir şey olmamışcasına yola devam ettirilmek istenmesi uzerine koyduğu unutuluyor.

O karara varması için de beraber siyaset yaptığı yol arkadaşlarındaki ve kitledeki genel eğilimin o yonde olduğunu anlaması gerekmişti. Elbette yanılabilirim, sonuçta o da bir insan ve insanların başkalarını şaşırtma ozelliği de vardır.

Bu noktada yıllardır gozlemlediğim bir ozelliğini daha belirtmek isterim: Bir kere karar verdi mi, sağına soluna bakmadan, 'Kim ne der' hesabı yapmadan sonuna kadar gitmekten geri kalmayan bir yapısı da vardır.

' YANLIŞA 'YANLIŞ' DENMEYECEK Mİ?'

Yanlışa 'yanlış' denmeyecek mi?

(C) AA/ Arşiv

Turkiye ve içerisinde yer aldığımız bolge ilginç bir donemden geçiyor. Bu donemde butun kararların hiç yanlışsız alınması, başlatılan uygulamaların uzerinde kafa patlatılmış bir surecin eseri olması gerekiyor.

Yanlışları fark ettiğinde 'Sakın ha' uyarısında bulunmak, duşunen herkesin gorevi. Herkesten fazla da, uzun yıllar bakanlık, bir sure başbakanlık ve 7 yıl da cumhurbaşkanlığı gorevini yurutmuş Abdullah Gul'un…

Ne yapmalı yani, yanlış olduğunu duşunduğu bir tasarrufa ses çıkarmamalı mı?

' DENKLEMİN İÇİNDE AK PARTİ DE BULUNURSA…'

Butun bu mulahazalar içerisinde 2019'da yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimi hesapları yok mudur? Abdullah Gul boyle bir beklenti içerisinde midir?

Kritik soru bu.

Soruya benim kısa cevabımı sizlerle paylaşabilirim: Cumhurbaşkanlığı doneminde partiler-ustu bir tavır sergilemiş olmasına rağmen, kurucusu olduğu partiye samimi bağlılığı vardır ve ancak denklemin içerisinde AK Parti de bulunursa bunu o zaman duşunmeye başlayabilir.

Bunlar benim tamamen subjektif tespitlerimdir ve oyle de değerlendirilmelidir."