Özet (TL;DR) @ 2017-12-31T10:29:37.000Z: Darbe girişimi sonrası tutuklanan gazeteci Nazlı Ilıcak, hakkında istenen cezanın darbeci askerler ile aynı olduğunu söyledi. "Kaderde bu da varmış, deyip sabretmekten başka çare yok" diyen Ilıcak…
Turkiye
10:29 31.12.2017URL'yi kısaltın
Darbe girişimi sonrası tutuklanan gazeteci Nazlı Ilıcak, hakkında istenen cezanın darbeci askerler ile aynı olduğunu soyledi. "Kaderde bu da varmış, deyip sabretmekten başka çare yok" diyen Ilıcak olağanustu hal doneminde cezaevinde olmanın zorluğuna dikkat çekti.
(C) AA/
Hakkında 'Cebir ve şiddet kullanarak, Turkiye Cumhuriyeti Anayasasını ortadan kaldırmaya teşebbus' suçundan ağırlaştırılmış muebbet hapis istenen tutuklu gazeteci Ilıcak, Yeniçağ yazarı Burhan Ayeri'ye bir mektup yazdı. Ayeri'nin "Nazlı Ilıcak'tan mektup var" başlıklı koşesinde yayımlanan mektup şoyle:
Sevgili Burhan Ayeri,
Aylar once bir yazında, benim için uzulduğunu yazmıştın. O tarihte mektup hakkım yoktu; sana teşekkur edemedim. Mehmet Ali'nin haşarılıklarından da bahsetmiştin. Çok hoşuma gitmişti.
Benim hem avukat, hem de mektup kısıtlılığım daha yeni kalktı. Cezaevinde kalmak zor ama olağanustu hal doneminde daha da zor. 'Kaderde bu da varmış' deyip sabretmekten başka çare yok.
Sana durumumu kısaca ozetlemek isterim. Ben FETÖ teror orgutu uyesi olduğum iddiasıyla tutuklandım. Bu suçlama yeterince korkutucu ve dehşet vericiydi. Sonra, Ahmet Altan'ın konuk olarak katıldığı ve Mehmet Altan'la birlikte yaptığımız Can Erzincan Televizyonu'nda 14 Temmuz 2016'daki program dolayısıyla her uçumuz asli fail ilan edildik. 'Darbeyi biliyordunuz, darbe olsun istiyordunuz' gerekçesi ileri surulerek bu defa asli fail ilan edildim. Hakkımda istenen ceza sanık askerlerle aynı; 'ağırlaştırılmış muebbet'. Oysa 14 Temmuz'daki programı yoneten ben olduğum için, hiç konuşmadım denilebilir. Ne ağzımdan darbe lafı çıktı, ne de darbeye ovgu. Sen zaten, 27 Mayıs'tan beri benim darbelere karşı tavrımı bilirsin. O programda Ahmet Altan, EMASYA'nın yeniden canlandırıldığını, sivillerin gene askerlere bağlanacağından bahisle, kriz bolgelerinde boyle bir uygulamanın, darbeye giden taşları doşediğini belirtti. Sivil iktidarı uyardı. Ayrıca ben, bugunku hukuk dışı uygulamalardan soz edip, Menderes ve Tahkikat Komisyonu'nu hatırlattım. Menderes'in kitlelerde hayranlık uyandırmasına rağmen bu komisyon dolayısıyla hala eleştirildiğini soyledim. Suçlandığım programda iki defa çok farklı bağlamda 'darbe' lafı geçtiği için buna zemin hazırlamakla suçlanıyoruz. Aynı programda iki yıl sonra seçim olacağından soz ediyoruz. Meral Akşener'in kuracağı partinin ilgi toplayabileceğini soyluyoruz. Amma hakkımızda karar verilmişse elden ne gelir.
Savcının esas hakkındaki mutalaasında benimle ilgili bolumde hangi cumlelerim ya da attığım hangi tivitlerin darbe çağrıştırdığına dair açıklık da yok.
Bizim dosyada TCK 309'la suçlanıyoruz. Yani şiddet ve cebir kullanarak anayasal rejimi değiştirmek. Ben neden laik, demokratik cumhuriyete karşı olayım? Niçin bir molla rejimini isteyeyim? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin verdiği onemli bir karar var. Burada 309. madde uygulanması için 'cebir ve şiddet gerekli' dendikten sonra cebirin maddi cebir olduğunun altı çiziliyor.
309, TBMM'ye ilk defa 'cebir ve tehdit kullanarak' şeklinde gelmişti. CHP ve Ak Parti birlikte bunu CEBİR ve ŞİDDET yaptılar. Değişiklik onergesinin gerekçesinde aynen şoyle deniyordu; 'Anayasada guvence altına alınmış olan ifade ve orgutlenme ozgurluğu kapsamında kullanılan hakların Anayasayı ihlal suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğinin daha açık bir şekilde vurgulanması ve bu bakımdan ortaya çıkabilecek tereddutlerin giderilmesi için boyle bir değişiklik gerekli gorulmuştur'.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.