Özet (TL;DR) @ 2017-12-31 09:39:14.048784: 5 Ocak’ta vizyona girecek filmi ‘Arif v 216’ öncesi ilk kez Hürriyet Pazar’a konuşan Cem Yılmaz’ın yeni yıl dileği: Biz iyiyi aktive edip kötüyü anca filmlerde görelim.
Yıllarca butun stand-up'çıları, yabancı komedyenleri aklımda iki soruyla izledim: Cem Yılmaz kadar komik mi?Bunun cevabı benim için netti. Sonraki soru şuydu: Turk'um diye mi boyle duşunuyorum? Yani Beyoğlu'ndan çıkmış, hayatı boyunca bizim matraklıklarımızı anlatmış bu adam dunyanın en iyi komedyeni olabilir mi? Bu sorunun bir yanıtı yok; onemli de değil. Mesele şu: Boyle bir soruyu kaç kişi için sorduk ki? O, bu tur laflardan nefret ediyor -okuyorsa yuzunu buruşturur kesin- ama Cem Yılmaz, çıktığı ilk gunden beri duzey yukselten bir figur.Ezberlerimizi, manasız kalıpları paramparça etti. Kendini sinemaya adadı, 'Hokkabaz' gibi tertemiz filmler de çekti; bildiğiniz uzay filmleri de!'Arif v 216'; 'G.O.R.A.' ve 'A.R.O.G' serisinin devamı. Ama çok daha iddialı.Filmin yapımcısı Muzaffer Yıldırım, bunun sinema tarihimizin en yuksek butçeli filmi olduğunu soyluyor. Spoiler veremiyorum ama hem muthiş eğlenceli hem sinemamızın çıtasını yukselten bir film olmuş.Ayrıca Yeşilçam tarihinde, 1960'larda, 1990'larda kalbimize dokunan, hayatımızı guzelleştiren birçok isme saygı duruşu gibi...Bu filmde Zeki Muren'e, Sadri Alışık'a, Ajda'ya, Tarkan'a doyacaksınız...Cem Yılmaz'la, heyecanla filmin başlayacağı gunu beklerken buluştuk. Butun gece sohbet ettik; ozel hayatından yeni yıl dileklerine kadar her şeyi konuştuk. İki gunluk soyleşimiz yarın Hurriyet'te devam edecek.
Hepinize iyi eğlenceler, iyi seneler!

MUHS İN AKGÜN / MA STÜDYO
◊ Sinema tarihimizin en b uyuk yapımını çektin. Memnun musun filmden?- Çok memnunum. Şener Abi'nin (Şen) bir sozu var: "Filmi çekmek çok guzel, insanlara gostermesi de olmasa çok guzel meslek!" Bir buçuk sene uğraştım, şimdi "Soz seyircinin" bolumundeyiz.
◊ 'G.O.R.A.'-'A.R.O.G' dunyasının acayip fanları varmış. Twitter'da gordum, insanlar ciddi ciddi set kurup filme amator fragmanlar çekmişler!
- Bugun birini ben de gordum, korktum. Bizimkinden uzun ve oyku devam ediyor. "Devamını nereden biliyor?" dedim. Arif, 216, Bob Marley Faruk... Takipçi kitlesine sahip çizgi roman kahramanları gibi oldular. "Arif'in sesi değişmiş" diyorlar. 27 yaşındaydım, şimdi 45'im! İlk gun, Ozan'la iki arkadaşın yeniden rastlaştığı sahneyi çektik, epey duygulandık.
◊ Ne g uzel...
- Bizim için yaşayan insanlar oluyor. Özge'nin (Özberk) telefonu bende 'Ceku' diye kayıtlı (Arif'in filmdeki eşi).
◊ 'Ceku' anneannenin lakabı, değil mi? Amma ilginç lakaplar var sizin ailede...
- Önceki jenerasyon Rumca konuşurdu. Selanik goçmeni anne tarafı. Garip lakapları vardı, yitip gitmesin diye kullandım.
◊ Peki abin Can Y ılmaz'la nasıl bir ilişkiniz var? Epey takılıyorsun ona.
- Çok iyi, benden beş yaş buyuk. Bu esprilerin sebebi yakınlık ve acımasızlık. O daha acımasız. Beğendiği bir espri hatırlamıyorum.
◊ Zor mu be ğenir?
- 2001'de mi ne, 'G.O.R.A.'da çok gulunen '5 element' sahnesiyle ilgili ona bir ses kaydı gonderdim: "Beş element: ateş, su, toprak, tahta"... "Bu ne?" dedi ya! 15 senedir gulunen bir şaka!
◊ Hay Allah! Tarihe ge çti bu espri.
- 15 senedir gulunen bir şeye, yapıldığı gun "Bu ne oğlum ya? Bu ne, tahta! Bu mu yani yapabileceğinin en iyisi?" dedi.
◊ Çocukken sana arkadaşları için "Onlar seni sevmiyor, senin onları guldurmeni seviyorlar" demiş. Doğru mu?
- Yuzde bin doğru! Bu çok net bir laftır, gerçektir.
' Meşhur olsam ne olur ki zaten' diyecek insanlar olabildik
◊ Sonra T urkiye'nin belki bir numaralı starı oldun. Buna nasıl bakıyor?
- Kız kardeşim, abim, ben, annemiz, babamız, yakın akrabalarımız... Boyle duygularımız olmadı hiç. Çekirdek aile içinde o evin starı olmak, orada sevilmek, parlak, hunerli olmak onemliydi. Aile, sevilme duygusunu herkese tattırdı. Donup de "Gordunuz mu bak neler başardım" diyecek bir duygu bırakmadılar bize. Gulluk gulistanlık, 'Cosby Show' gibi bir hayat yaşadık.
◊ Aman abi...
- Öyle değil, bak sen! Kabaca soyleyeyim; "Meşhur olsam ne olur ki zaten" diyecek insanlar olabildik.
◊ Sokakta çıkıp yuruyebiliyor musun?
- Yok. Unuttum onu. Öyle bir duygum yok.
◊ Di ğer unluler gibi kılık kıyafet değiştirip çıkmaz mısın?
- Bir Tarkan maskem var! Yok yok... Babam Tophane'de gezerken benden daha meşhurdu. "Arif abi!" diye bağırıyorlardı, ben o fotoğrafı gordum. Dayıma "Mehmet Abi!" diye bağırıyorlardı. Şimdi bana "Cem abi!" diye bağırmaları beni çok şaşırtmıyor. Ölçek değişince bir şey anlamıyorsun.
◊ Ne g uzel, şohret hiç umurunda olmamış.
- Biz 90'larda kendimiz olarak meşhur olduk. Teoman lisede nasıl şarkı soyluyorsa oyle meşhur oldu. Kenan Doğulu "Vay be çocuğa bak, altı saattir şarkı soyluyor" diye tanındı. Şebnem Ferah oyle... Bizim kuşakta imajın alaya alındığı bir koşe vardır. Biz onu çiğnemiştik, alaya almıştık. "Abi saçları kestin, imaj mı?", "Ne imajı ulan, berbere gittim!" Biz o kuşağız işte.
◊ Filmde 90 'lar kuşağını da madalya kursusune çıkarmışsın: Mustafa Sandal, Tarkan...
- Emektarları koydum, gerçekten emek verenleri. Çunku onlar kaldı. Kendini gerçekten adamışlık... Fark yaratan her şeyin içinde çocuksu bir samimiyet var. Diri tutan, o samimiyet oluyor.
◊ Ediz Hun, Filiz Ak ın, Zeki Muren daha naif, masum donemlerimizin figurleri. Seni nasıl hatırlayacaklar acaba ileride?
- İşler kotuye giderse bir lord gibi hatırlayacaklar. Halbuki serserinin biriyim. 20 sene once 'fırlama çocuk'tum, şimdi bazısı snob buluyor.
◊ Nas ıl?
- Beyoğlu'na gidiyorsun, "Vay, siz buraya gelir miydiniz?" diyor. Ben buradan geliyorum zaten! Gerçekle kopuyor olay. Yaşsız kalıp gençliğindeki kadar fırlama, tatlı serseri ama yaşanmışlığıyla tecrubeyi aktaracak bir seviyede olmak isterdim. Rahmetli baban (Ünsal Oskay) da oyleydi. Mesela Aydın Boysan... 96-97 yaşında. Peki 15 yaşındaki halinden bir gram farkı var mı? Bence yok. Tek farkı o kulliyat. Bilgisi, zihni, kutuphanesi. Boyle biri olmak isterim
yaşlanırsam, kararmak istemiyorum.
Stand-up yapmay ı çok ozluyorum, her an sahneye hazırım
◊ Peki, stand-up ne zaman? - Olsa da yapsak...
◊ Özluyor musun?
- Çok! Her an sahneye çıkacak gibi hazırım.
◊ E hadi o zaman, niye çıkmıyorsun?
- Yaparım da çok yoruluyorum moruk. Yaşlandık artık. Gençliğimde gunde iki kere sahneye çıkıyordum. Yapamam şimdi o kadar. Şubat-martta olabilir belki. Bir-iki senedir çok var yapan. Hoşuma gidiyor. Yolda sahneye çıkan delikanlıya rastladım, "Abi ne zaman yapacaksın? Biraz ileri atabilir misin? Taksite girdim" dedi!
◊ Birka ç hafta once 'Gelmiş geçmiş en buyuk stand-up furyası' diye bir kapak yaptık Hurriyet Pazar'da. Bir arkadaşım 'Şimdi Cem Yılmaz duşunsun' başlığını onerdi. "Sakın" dedik neyse ki.
- Bir-ikisine baktım, iyiler var elbette. İşin acıklı tarafı şu: 'Şimdi Cem Yılmaz duşunsun' o kadar saçma ki.
◊ Atmad ık o başlığı yahu, tamam.
- O, işi olu doğuran bir şey. Gençliğimi hatırlıyorum, dergideki en az komik adam bendim.
◊ Ger çek mi bu?
- Gerçek tabii. Beni etkilemiş bir suru adam vardır.
◊ Kimler?
- (Mehmet) Çağçağ vardı; Ahmet Yılmaz, Kaan Ertem, Bahadır (Baruter), Erdil (Yaşaroğlu), Selçuk (Erdem)...
◊ Efsane 'Leman' jenerasyonu...
- Sonrasında da çıktı; Yiğit Özgur. Neydi o oğlanın adı; o kadar utangaç ki adını bile unutuyorum... Umut Sarıkaya! Hele 'Naber' diye tek başına dergi çıkarmak şovalyelik yani! Bu insanların ana akım olmasını istiyorum. Herkes birbirine Yiğit Özgur karikaturu gonderiyor. Dergiyi alıyor musun? "Yok, WhatsApp'tan gonderdiler." Oh, ne guzel ya!
◊ Onlardan fark ının, sahneye çıkıp şakalarını canlandırmak olduğunu soylemişsin.
- Evet ama orada başka bir zanaat var. Kadim bir şey.
Bu duygular çok komik: "İstanbul seni yeneceğim!" Niye durduk yerde butun
şehri karşına alıyorsun? Kotu romantik şiirlerde vardır: "Yakarım bu şehri!"
Niye yak ıyorsun? Ayrıca tutuştur bakayım Kağıthane'den de goreyim.

İ şe gittiğinde bir 'Gunaydın' de, 'Hayırdır ya?' diye bakanlara 'Bundan sonra boyle lan!' de
◊ Yeni y ıl kapağı yapıyoruz gazetede... Ne soylemek istersin?- Benim 84'ten alacağım var. Yazın lutfen.
◊ Hahaha, tamam! Ba şka?
- Buyuk bir içsel aydınlanma dilerim. Geçen sene çok umutluydum yılbaşından. "Oh be!" diye derin bir nefes derken, yılbaşı gecesi teror hadisesiyle perişan olduk. Öyle bir çağ ki artık "Marslılar mı inecek, kim inecekse insin" durumuna geldik.
◊ Neden?
- Hayat insan için giderek zorlaşıyor. "Şu taşı bileyli tutayım da yarın obur gun bir hayvan avlar, onu rahat keserim" diyen insanlar geçti dunyadan. Şimdi herkesin sırtında buyuk yuk var. 27 yaşında oluyormuş Neandertal insanlar. Meyveler duştu mu? Duştu. Yanardağ patlar mı? Belki patlar. Çok konforlu bir hayatmış.
◊ Peki şimdi ne yapmalı?
- Biraz kendimize guvenelim. Her şey kendini iyi hissetmekle başlıyor. Gune başlarken bir şevk, mutluluk, gayret... Zor olduğunu biliyorum, herkes için zor. "İşyerinde mutlu değilim..." Yeni yılda değiştir bir şeyleri. İşe gittiğinde bir "Gunaydın" de. "Hayırdır ya?" diye bakanlara, "Bundan sonra boyle lan!" de. "Tatlım sana çiçek aldım." Hayırdır? "Bundan sonra boyle lan!" Boyle yani...
◊ Sen nas ıl gozlemliyorsun Allah aşkına bunları? Sana herkes gulup "Gunaydın"
diyordur.
- Sahteyle gerçeği ayırt edebiliyorum ben ama. Bana torpil geçilmesinden haz alan biri değilim. "Abi! Senin işi ayarladık." Vay be; demek sana kadar duştum ha!
◊ Ba şka isteğin, rican var mı insanlardan?
- Zarar, hasar vermemek çok onemli. Zeki Muren'in bir lafı var: "Üç şeyden nefret ediyorum; riya, yalan ve nankorluk." Benim de var: Nefret. Nefretten nefret edebilirim ancak. Sevmemek normal de nefret, gayret isteyen bir şey. "Cevizden nefret ediyorum!" Bak şimdi! Senin demek ki cevizle ilgili bir planın var. Bir operasyon var altında. Bu insani değil. Nefreti kaldıralım...
◊ Kalkar m ı oyle pat diye?
- Filmde soruyoruz ya, "İyi insanlar filmlerde mi olur?" diye. Herkes potansiyel iyi insan. Kotu olmak gayret istiyor. Filmde kotu adam gayretle tasarlanan bir şey, yapay bir şey. Biz iyiyi aktive edip kotuyu anca filmlerde gorelim.
◊ Umutlu musun gelecekten? Çocuğunun hayatı nasıl geçecek acaba diye
duşunuyor musun?
- Fark etmez. 'I Am Legend' filmindeki gibi tek başına gezse de olur.

Bilimkurgunun kral ı babalık!
◊ Babal ık nasıl geldi sana?- Hah! Bu bolumu seve seve açarım. Gerçek zaman makinesi. İnsan başka bir bedene giriyor ve kendi çocukluğuna yolculuk yapıyor. Bilimkurgunun kralı o! Memnunum da oğlumdan; hıyarın teki olsaydı soylerdim, acımazdım, biz oyle yetiştirildik. Bizde hıyara hıyar denir. "Aa bizim oğlan, bakma oyle gerzek duruyor ama maşallah çok parlak çocuk." Boyle bir şey yok. Benim bilmediğim şeyleri bildiği hissine kapılıyorum, hoşuma gidiyor.
◊ Ka ç yaşında?
- 5 buçuk, kuçuk daha ama çok iyi niyetli, duygusal bir çocuk.
◊ T urkiye'de buyumesine nasıl bakıyorsun? Eğitim sistemi vs? İmam hatibe
gitmesi gerekebilir gibi şeyler aklından geçiyor mu hiç?
- Hiç zannetmiyorum imam hatibe gideceğini de istiyorsa neden olmasın... Dur, manşeti gorur gibi oldum! "Bizim çocuğumuz acayip" gibi bir duygumuz yok. "Sen Kemal Yılmaz'sın buyuk duşun!" demiyoruz yani, bakacağız.
◊ Komik mi Kemal?
- Bunun kadar hiçbir şeye şaşırmayan birini gormedim. Sofya'da film çekiyorum; saçlarım, bıyıklarım beyaz, gozlerimde lens, yuzumde kan... Annesiyle geldiler. "N'aber baba?" dedi. "N'aber baba" mı! Bir şey de ya! Son filmi çekiyoruz, sette uzay gemisi var, geldi yine:-Ne zaman bitecek işin? -Niye?-Mars'a gideceğim, bahçeye getir. -Mars çok uzak oğlum.-O zaman Ay'a giderim. -Peki nasıl doneceksin?
"Pufff, tabii ki duğmelere basarak" diye kuçumsedi beni. Şaşırmıyor yani. O enteresan geliyor bana.

Ö zkan Uğur ve Ozan Guven, Cem Yılmaz'ın birlikte çalışmayı çok sevdiği
isimler.
Zeki M uren yaşasaydı beni bir yerde sıkıştırıp 'Ayağını denk al' derdi
◊ Neden 1969 'a gidiyoruz filmde? - Kahramanlardan biri dunyayı eski Turk filmlerinden biliyor. Dunyalıları 'Ofsayt Osman' filmini izleyerek oğrenmiş, boyle bir koku var. Yoksa kendime ait bir nostalji değil bu.
◊ Sen de bu karakteri oyle yazmışsın. Demek ki ozluyorsun bir şeyleri.
- Tabii ki oyle ama kuru bir ozlem ya da anlamını yitiren bir nostalji değil. Mesela, nerede o eski bayramlar; bunu soyleyen biri sorumluluğu da almalı. Getiiir, yapıver! Hemen başla oyle yaşamaya, etrafını da etkile! 2017'de diyoruz ki, 90'ların popu çok iyiymiş. Hani var ya, "Lan hepiniz oradaydınız"; e hepimiz oradaydık ve dovuyorduk 90'ların popunu! Onun için kahramanlardan birine (nostaljiye karşı) alaycı, diğerine ise bu duyguyu çok yoğun bir noktadan başlatıp başka yerlere surukleyen bir hikaye yazdım.
◊ O d onem bu kadar guzel miydi gerçekten? Mahalle uçarak topluca cennete gidecek gibi.
- Ben 70'lerin çocuğuyum. Mahallenin yavaş yavaş seyreldiği bir zamandı. Gerçekte boyle miydi sorusu kafamda hep vardı. Ama burada kuçuk bir eleştiri var. Sunulan aşırı doz iyilik pompalamasını sorgulamak için belki. Bu, insanlar iyi hissetsin diye yapılan bir tasarımdı. Herkes o kadar iyi değildi.Sadri Alışık 'Ah ulan ah!' dediğinde...
◊ Yani bu, biraz kafam ızda yarattığımız bir resim. Derler ya, "Nostalji
aslında bugunle ilgilidir ve politik bir şeydir."
- Çok doğru. Bizim derdimiz 'geçmişe ozlem' değil. Bugun beni bunu yapmaktan alıkoyan ne? Önceki kuşağın bir şablonu vardı: "Eskiden Beyoğlu'na kravatla çıkardık." Şimdi de çık, seni engelleyen ne? Eğer sorun kravatsa tabii... Çocukluğumuzda bununla alay ediyorduk çunku tişortle çıkıyorduk. Ne bileyim; "Herkes birbirine gunaydın derdi." E, de! Kahramanım bu tuhaf ozlemlere alaycı yaklaşıyor ama sonra kendini bir Turk filmi içinde buluyor.
◊ Sinema tarihine sayg ı duruşu var filmde. Sadri Alışık, Ayhan Işık, Filiz
Akın....
- Bize duşmez ama yapayım dedim. Bu kişisel bir fetiş değil, yaygın bir sevgi. Bu işlere teşne olmamıza sebep olan enerjiden bahsediyoruz. İçinden sokup atamazsın onu. Refleks gibi. 'Komedik' bir film yazarken Arzu Film filmlerinden kopma ihtimalin yok, organizmana girmiş.
◊ Yine Arzu Film... Y ıllar geçtikçe efsaneleşiyor.
- Altı ayda iki-uç film uretmişler, biz altı ayda sadece kostumlere karar verebiliyoruz. Yokluklar, imkansızlıklar acındırması yapmadan realist bakmaya çalışıyorsun. Kalıcı olanların içindeki, muhteviyattaki sihirli şey ne?
◊ Sadri Al ışık'ın buyuk bir hayranısın.
- Tiyatro kokenli ya; kendini seslendirmesi, tonlama, canlılık onu ayrı yere koyuyor. "Ah ulan ah!" dediğinde o 'ah' ve 'ulan'ın gerçek olması... Sokaktaki adam gibi, kendi gibi olması... Belgesel gibi. Turist Ömer'in kullandığı dil, Hulki Aktunç'un 'Buyuk Argo Sozluğu' gibi referans veriyor.Ajda Pekkan kostumu kendi çizdi
◊ Kerem Al ışık'la babası arasında geçen sahne var. Duygulandınız mı
çekerken?
- Bir gazino sahnesi vardı. Bir arkadaşım "Kerem Alışık'ın sunnet duğunu 1969'daymış" deyince, tataaaaaam! Kaçmazdı yani. Önce 'sunnet çocuğu'ndan izin almak gerekiyordu. Sonra Ediz Hun'dan, Filiz Akın'dan... Çocukluğumuzda "Edison, ampulu bulan aktor" diye şaka yaptığımız Ediz Hun'un bir kulliyatı var. Öykuyu anlatıyorsunuz, "Romantizm var mı?" diye sorunca heyecanla diyorsunuz ki "Evet!" Kerem Abi "Bu davetli listesi, bu da babamın şapkası" dediğinde iş başka bir hal alıyor. Herkes çok duygulandı çekerken. Perişan olduk o sahnelerde. Mert (Fırat), Şukru (Özyıldız), Farah (Zeynep Abdullah)...
◊ Ajda be ğenmiş mi kendisini canlandıran Farah'ı?
- Şapkası, saçı, kıyafetinin kenarına kadar kendisi çizdi kostumu.
◊ Ya Zeki M uren? Yaşasaydı ne derdi acaba?
- Çok guleceğini tahmin ediyorum. Bir yerde sıkıştırıp "Ayağını denk al" diyeceğini de biliyorum. Levent'teki villasının aynısını yaptık. Evinde Çince yazılar var, eski dergilerde gorursunuz. 'İlkbahar, yaz, sonbahar, kış' yazıyormuş. Zeki Bey son iki mevsimi ters yazdırmış. Biz de ters yazdık.
◊ Ekip art ık iyice oturdu. Hepsi şahane iş çıkarmış.
- En ufak rolde bile çok kıymetli insanlar "Ay ben bu kadar mı konuşuyorum" demeden oynadı. Onlarla daha nice film yaparım. "Abi, hep aynı adamlar!" diyorlar. E çunku onlar iyi. Ben Zafer Algoz'u 1988'de sahnede izledim, 15 yaşında çocukken. Ozan Guven'i bin senedir izliyorum. Ne yaptı, ne yapmak istiyor, bunlara bakıyorum. Atıf Yılmaz'ın 'Arkadaşım Şeytan'ını çocukken izlemiştim. Mazhar Alanson muzisyen Fatih'i oynuyordu, oyunculuğundaki sadelik beni çok çarpmıştı. Özkan Abi'yi (Uğur) 'Eşkıya'da izlemiştim. Sonra tiyatroda izledim. Kendini o rol için yerden yere atıyordu. O kadar inandırıcıydı ki.
◊ En yak ın arkadaşın Ozan Guven mi?
- Tabii. Çok yakın çunku bir de taşındı 20 metre yanıma.
Pekkan 'ı Farah Zeynep Abdullah, Muren'i Çağlar Çorumlu oynuyor.
Ş ener Abi'ye soruyorum, mustehzi bir şekilde guluyor
◊ Ne var s ırada? - Garip bir fikrim var: 60 dakikalık filmler. 2018 ya da 2019'da. Bir seansta iki film. 10 hikayem var; kara komedi gibi.
◊ Nefismi ş! Bir istek sorusu var konuştuğum kişilerden. Şener
Şen'e ne zaman rol verecek
filmlerinde diyorlar...
- Ben çok istiyorum abi, çok soyluyorum. Mustehzi bir şekilde guluyorlar.
◊ Hay ır mı diyor?
- Hayır demiyor. "Mustehzi bir şekilde guluyorlar" de, onlar anlayacaktır. İstemez olur muyum... Yavuz Abi'ye (Turgul) de defalarca soyledim. Şener Abi'ye yakışacak bir şey de bulmuştum. Riski azaltmak için Yavuz Abi'me "Siz yazın, biz de ekipte olalım" dedim. Onun tasarımına guveniyorum.
◊ Yavuz Turgul 'dan geçiyor yani iş. Ben bunu Şener Şen'e sordum, Uğur Vardan
da Yavuz Turgul'a. "Ya olur mu oyle şey" diyorlar.
- Yok tabii canım. Şener Abi o konuda adaletlidir, onu ikna edecek senaryo gelmemiştir.
◊ G onderdin mi senaryo?
- Taslak sırasında sordum, uzaklara bakıp guldu. 60'larda çok zirvede olan bir popçunun hikayesi. 'The Sunshine Boys' diye bir film vardır, iki eski komedyenin geri donuş hikayesi. Ona oykundum. Eski popçu çok ilgimi çeken bir konu. Erol Buyukburç'un olduğu sene duşunmuştum...
◊ Olur in şallah. Şener Şen dışında var mı çalışmak istediğim birileri?
- Çok var. Zeki Demirkubuz'la da film yapmak istiyorum. Zeki Abi çekecek, odule doymayacağım! Bir de sinema salonuna bir ferahlık gelsin, hep sıkış tıkış oluyor! Onun filmlerini seviyorum, mesela 'Yeraltı'nı. Engin Gunaydın çok iyi oynamış ama ben de çok iyi oynardım.

Gi şe rekoru konforlu değildir, birçok duşman kazanırsın
◊ Gi şe stresi var mı? Ne bileyim, "7.3 milyon kişi 'Recep İvedik'i
seyretti, onu geçmem lazım" diyor musun?
- Yok, onu takmıyorum. O duyguyu yaşadım, çok konforlu değildir. Keyfini
çıkarmaktan çok, birçok duşman kazanırsın. "Buna mı gidiyor insanlar!" derler.
Yaşadım, başkasının yaşamasını istemem. Ben kendi maceramla uğraşıyorum. Bir
produktor bulamamak derdim olabilir. "Cemciğim, iyisin hoşsun ama sinemada
oyle bir para yok" dediği zaman maceramız sekteye uğrayabilir. Benim değil,
hepimizin. Tim Burton'ın bir yapımcı batırması gibi... "Bir film daha var, o
da distopyada geçiyor, 2047'de!" demek için seyircinin iştiraki gerekiyor.

'Arif v 216', 5 Ocak'ta vizyona giriyor ama biletler 1 Ocak'ta on satışa çıkacak. Filmin yapımcıları Nulook şirketinin sahibi Muzaffer Yıldırım ve Cem Yılmaz, yonetmeni ise Kıvanç Baruonu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.