Özet (TL;DR) @ 2017-12-30 09:37:13.825523: Boyu 1.80, topukluları giyince oluyor 1.90... Yanında poz verebilmek için parmak uçlarında yükselmeniz gerekiyor. Ama kayıt cihazı çalışmaya başlayınca durum değişiyor; mavi gözleriyle çizgi film…



Televizyonlar h ala surekli 'Hababam Sınıfı'nı, 'Sut Kardeşler'i gosteriyor. 'Çalıkuşu', 'Yaprak Dokumu', 'Aşk-ı Memnu' gibi eski eserler ekrana uyarlanıyor. Şimdi de 'Hıçkırık'. Nedir bu eskiye ilgimizin sebebi?
- Eskiye ozlem duyuyoruz. O donemin ruhu bizi mutlu ediyor. Yeşilçam'ı ve nostaljiyi seviyoruz. Onlar saf, yozlaşmamış ve daha bizden işler. Bu yuzden hala keyif veriyor.

Sizce neler de ğişti o yıllardan gunumuze?
- Aslında duygular aynı. Ama mesela aşk farklı. Eskiden aşklar masummuş. El ele tutuşmak bile bir olaymış. Oysa şimdi aşklar sanal, duygular yapay. Yine de ben gunumuz aşklarını eski donem aşklarına tercih ederim.

Neden? - Eskiden sevdiğin insanla goruşur, bir sonraki goruşme için randevu verir ve beklermişsin. Oysa ben sevdiğimle surekli konuşmak, surekli onunla olmak isterim. Bir de artık kadınlar da duygularını rahatlıkla ifade ediyor. Bu buyuk rahatlık. Bana da duygularımı içimde yaşamak zor geliyor.

Hiç imkansız aşka duşmedim

Bu diziye haz ırlanırken 1965'te çekilen Hulya Koçyiğit ve Ediz Hun'lu 'Hıçkırık' filmi size ne kadar yol gosterdi?
- Defalarca izlemiştim. Nalan'ı oynayacağım kesinleştikten sonra annemle oturduk, çekirdekleri aldık ve birlikte izledik. Özellikle Hulya Koçyiğit'i gozlemledim. Hulya Hanım'ın naifliği, zarafeti, ozellikle karakterin hastalığı ortaya çıktıktan sonra aşık olduğu adama bunu hissettirmeden guçlu duruşu bana ilham verdi, beynime kazıdım...

2018 model 'Hıçkırık' ne anlatıyor?
- Bu bir donem işi değil oncelikle. Hikayenin ruhuna sadık kalsa da aksiyonu hiç azalmayan, çok guzel bir senaryo var. Kenan'ın babası oldukten sonra Nalan'ın babası Azmi onu yanına alıyor. Birlikte buyuyorlar. Ama yıllar içinde aralarında naif bir aşk filizleniyor. Yalnız Kenan aşkını, bu çifti adeta kardeş gibi goren Azmi Bey'i uzmemek için saklıyor. Ve kavuşamayan iki aşığın hikayesi başlıyor.

Sizin hayat ınızda boyle kavuşamadığınız biri oldu mu?
- Hayır, ben Nalan gibi hiç imkansız aşka duşmedim, genelde kavuştum (guluyor). Zaten şimdiye kadar bir kere aşık oldum.

Şimdi aşklar sanal, duygular
yapay...

Yoncan ın beşinci yaprağı ben olacağım

Hedefiniz unlu olmak mıydı?
- Uzun sure voleybol oynadım. Ortaokulda başladım, beş yıl Galatasaray'da, bir yıl Fenerbahçe'de oynadım. Sorumluluk bilincini o donemde kazandım. Ama aklım oyunculuktaydı. Voleybolu hiç meslek olarak goremedim. 17 yaşımda Yeditepe Üniversitesi Halkla İlişkiler Bolumu'nu kazandıktan sonra ailemden muvafakatname alarak yarışmaya katıldım. Şimdiye kadar seçilen en genç best model oldum. Ardından dunyada Turkiye'yi temsil ederek birincilik kazandım. Önce 'Zeytin Tepesi', sonra da 'Acı Aşk' ve 'Kosem Sultan'da oynadım.

Yeni neslin d ort yapraklı yoncası; Beren Saat, Tuba Buyukustun, Berguzar Korel, Gokçe Bahadır... Siz onların arasına adınızı yazdırır mısınız?
- İddialıyım. Beşinci yaprak da ben olacağım (guluyor)! Şaka bir yana, elimden geleni yapacağım, neden olmasın? İnşallah ben de onlar gibi kendimi ispatlayabilirim.

Modellik yar ışmasının ardından bu işe başladığınız için "Sadece guzel olduğu için başrol oynuyor" onyargılarıyla karşılaştınız mı?
- Evet. İlk başlarda bana karşı on yargı oluyordu, bunları kırmaya başladım. Kendimi ispatlamak için daha çok çalışmak zorunda kaldım. Şimdi onemli olan "hem guzel hem çok iyi oyuncu" denmesini sağlamak.

12 ya şında keşfedildim

Voleybol ge çmişiniz var. Yeditepe'de okuyorsunuz. Ama aynı zamanda 'Best Model of the World'sunuz... Her kadın ne kadar başarılı olursa olsun guzelliğinin tescillenmesini mi ister?
- Hiçbir zaman guzellik takıntım olmadı. Onaylanma ya da tescillenme isteğinden ziyade benim için guzel bir başlangıç olabileceğini duşunerek başvurmuştum.

Yani oyunculuk yolunda bir ad ım mı?
- Evet. Oyunculuk hep istediğim bir şeydi. Nasıl bir çıkış yaparım diye duşunurken Best Model'a katılmaya karar verdim. Aslında bunun hikayesi 12 yaşıma kadar uzanıyor.

Bu noktada 'çocukluk hayalimdi' klişesi mi geliyor yoksa?
- Hayır (guluyor). 12 yaşımdayken 'Best Model' yarışmasına izleyici olarak gitmiştim. Erkan Özerman beni orada gordu ve "Eğer ileride bu yarışmaya katılırsan dunya çapında başarı kazanabilirsin" dedi. Kısaca 12 yaşında keşfedildim.

Şimdi aşklar sanal, duygular
yapay...

Golden Retriever cinsi k opek olmak isterdim

Sevgilinizin odas ında bir obje olsanız ne olursunuz?
- Yumuşacık bir yastık olurdum, rahat etsin diye.

Bir efsaneyle dansa gitme imk anınız olsa?
- Bon Jovi'yle giderdim.

Bir hayvan olsan ız ne olmak isterdiniz?
- Golden Retriever cinsi kopek olmak isterdim. Zaten arkadaşlarım enerjimi de benzetiyor.

Bir g unluğune bir film karakteri olsanız hangisini seçerdiniz?
- Audrey Hepburn olmak isterdim, acayip bir kadın.

Fobim var, kahve k opuğune bakamam

2017 ozeti: Teror saldırısıyla başlayan kotu bir yıldı. Üzucu olaylar yaşanıyor ama umarım her şey geride kalır. Kendi adıma yılın son ayları çok iyiydi. Hep "Ne olur 23 yaşıma kadar hayatımı değiştirecek bir proje gelsin" diyordum. 23'uncu yaş gunumden bir gun once bu iş geldi.

2018 kararlar ı: Yazın Londra'da dil eğitimi hedefliyorum.

A şk raporu: Bir erkek arkadaşım vardı. Ayrıldık. Bu sene yaşananları çok huzunlu hatırlamıyorum. İnşallah en yakın zamanda biri olursa soyleyeceğim.

Ş aşırtıcı ama gerçek: Tripofobim (kabarcıklı yapı fobisi) var. Mesela kahvenin kopuğune bakamıyorum.

Şimdi aşklar sanal, duygular
yapay...

Boyum ili şkilerimi olumsuz etkilemedi

-- 23 yaşındayım. Selanik goçmeniyiz. İstanbul'da doğup buyudum. Annem bir avukatın asistanlığını yapıyor, babam tekstille uğraşıyor. Çekirdek bir aileyiz. Bayramda elini opmeye gideceğim bir buyuğum bile yok.

-- Hep uzun boyluydum. Okulda uzun boyu yuzunden en arka sırada oturması gereken kız bendim işte. Ama hep çalışkandım ve hala dersleri can kulağıyla dinliyorum.

-- Boyum ilişkilerimi olumsuz etkilemedi. Şansıma ilişkilerim de erkekler de hep uzun boylu oldu. Ama benim için karşımdakinin fiziksel ozellikleri onemli değil. Bu bir enerji meselesi. Mesela şu an seninle karşılıklı oturuyoruz ya, işte boyle enerji tutabiliyor, bir gulumseme bile etkileyebiliyor beni...

-- Gundeme duyarsız değilim, elimden gelen bir şey varsa yapma taraftarıyım. Ben iyiliğin, bir çığ gibi buyuyen bir şey olduğuna inanıyorum. Belki soylenen guzel bir soz, pozitif bir enerji bile her şeyi tetikliyor olabilir. Bunları da Polyannacılık olsun diye değil, gerçekten boyle hissettiğim için soyluyorum.