Özet (TL;DR) @ 2017-12-26T07:39:42.000Z: Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, ‘15 Temmuz darbe girişimi ve devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması’ için hareket eden sivillere yargı zırhıyla ilgili hükümet kanadından aldığı görüşleri…



Turkiye

07:39 26.12.2017URL'yi kısaltın

Hurriyet yazarı Abdulkadir Selvi, '15 Temmuz darbe girişimi ve devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması' için hareket eden sivillere yargı zırhıyla ilgili hukumet kanadından aldığı goruşleri aktardı.

(C) AFP 2017/ Ozan Kose

Selvi, olağanustu hal (OHAL) uygulaması kapsamında çıkartılan 696 sayılı Kanun Hukmunde Kararname'de (KHK) geçen 'Bir vatandaş, teror eylemlerini ve devamı niteliğindeki eylemleri bastırmak için harekete geçerse… yargılanmaz' ifadeleri geçen maddenin FETÖ sanıklarının darbe girişimi sırasında yaralanan ve hayatını kaybedenlere yonelik 'Yargılanacaksınız' tehdidi olduğunu one surdu.

Selvi'nin "İç savaş çağrısı mı?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şoyle:

Darbe davalarında FETÖ'cu sanıklarının ve avukatlarının şehit aileleri ve gazilere yonelik olarak, "Yargılanacaksınız" şeklindeki tehditleri etkili olmuş. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı uzerine sokağa çıkıp, canı pahasına darbenin bastırılmasını sağlayan sivillere yasal bir guvence getirilme ihtiyacı hissedilmiş. Unutulmasın, 15 Temmuz, dunya tarihine sivillerin bastırdığı darbe girişimi olarak geçti. Darbecilerin sistematik olarak, "Yargılanacaksınız, hesap vereceksiniz" şeklindeki tehditlerinin şehit aileleri ve gaziler uzerinde meydana getirdiği moral bozukluğu uzerine bu duzenlemenin yapılmasına gerek duyulmuş.

(C) Fotoğraf: CHP

Burada tehlikeli olan ileriye donuk teror olaylarının bastırılmasının bu kapsama alınması noktasıydı. Ancak iktidar yoneticileri ısrarla duzenlemenin 15 Temmuz'la sınırlı olduğu konusunda guvence verdiler. Kişisel guvenceler değil, asıl olan yasal duzenlemedir. Buna rağmen yine de ileriye donuk kuşkular giderilemezse, yeniden değerlendirilebilir.

Bu duzenleme hukuk sistemimize ilk kez mi giriyor? Hayır. Anayasa'nın 17. maddesinde, "Ayaklanma ve isyanın bastırılması" hukmu, AİHS'nin 2. maddesinde ise, "Ayaklanma ve isyanın yasaya uygun olarak bastırılması" duzenlemesi yer alıyor.

CHP'nin bu konuda tarihten bulduğu ornekler var. 1931'deki Erciş, Zilan, Ağrıdağ, Erzincan-Pulumur ile Dersim harekatıyla ilgili. Anlamadığım bir şey var. Bunlar CHP'nin tek parti donemine ait değil mi? CHP, 70-80 yıl once kendi yaptığı duzenlemeye neden karşı çıkıyor? CHP kendi tarihiyle kendi tezini vuruyor gibi geldi bana.