Özet (TL;DR) @ 2017-12-24 09:34:10.729741: Dünyaca ünlü şarkıcı Nick Jonas, şu sıralar yeni bir albümle değil ama 22 Aralık’ta gösterime giren animasyon filmi “Ferdinand”ın orijinal şarkısı “Home”la gündemde... Jonas, Los Angeles’ta Barbaros…



◊ "Ferdinand", sakin mizaçlı, iyi kalpli, doğa sevgisi ile dolu bir boğanın dış gorunuşunden dolayı tehlikeli bir canavar olarak algılanıp evinden ayrı duşurulmesini konu alıyor. Orijinal şarkısı "Home"u yorumlayan da sizsiniz. Sohbetimize film için şarkı yazmanızdan başlayalım dilerseniz...- Tabii... Uzun zamandır zaten bir film için şarkı yapmak istiyordum. Ama başka bir projeden bağımsız şarkılar yazmak, bir film için şarkı yapmaktan çok daha kolaymış, onu anlamış oldum!

◊ Neden?

- Normalde soz yazarken hayata dair her şey ilham kaynağı oluyor. Odamda oturup hissettiklerimi istediğim gibi soze ya da muziğe dokebiliyorum. Fakat film için şarkı yazarken, zaten var olan bir hikayeye uygun yazmam gerekiyor. O yuzden ilk birkaç denemem başarısız oldu, ne yazdıysam beğenmedim. Kendimi eleştirdikçe, uretim aşamasında daha da zorlandım. Sonra Justin Tranter ve Nick Munton'a gittim, şarkıyı uçumuz beraber yazdık.

◊ Şarkının adı "Home" (Ev)... Merak ediyorum, ev sizin için ne ifade ediyor?

- Zaten yazarken hepimiz evin kendimiz için anlamını masaya koyduk. Benim için ev, ailem ve onların bana verdiği guç demek. Bu sabah Montreal'deydim, oradan geliyorum roportaja... Yolda kardeşil Joe ile FaceTime yaptık, çunku ondan destek almak istedim. Aileden biriyle kısa bir konuşma bile kendimi daha iyi hissetmeme yetiyor.

◊ Şarkıyı yazmadan once filmi izlemiş miydin?

- Tamamını izlememiştim. Bazı klipler gosterdiler ve ne istediklerini soylediler. Sahneleri gordukten sonra zaten kafada konsept oluşmaya başlıyor. Mesela ilk izlediğimde nakaratlarda ivmeye ve yukselmeye ihtiyaç olduğunu duşundum. Sinema izleyicisi olarak film muziklerini ve orijinal şarkılarını her zaman çok sevmişimdir. Ama odaya kapanıp belli bir proje için şarkı yazana kadar bunun nasıl bir iş olduğunu bilmiyordum. Filmin duygusunu, karakterini, hikayeyi ifade edecek sozleri yazmak çok farklı bir durummuş.

Nick Jonas: Kadın kuaforunde
keşfedildim

H ÂLÂ ÇOK İNANÇLIYIM AMA DİNDAR SINIFINA GİRMİYORUM

◊ Filmin ana karakteri Ferdinand 'ı gorunumunden dolayı yargılıyor, onu kotu bir boğa zannediyorlar. Filmden yola çıkarak sormak istiyorum, şimdiye kadar seninle ilgili rahatsız edici bir onyargı ile karşılaştın mı hiç?

- Bazen "Televizyonda gorunduğunden daha kısaymışsın" diyenler oluyor (guluyor). Bu bana gereksiz bir yorum gibi geliyor.

◊ "Ferdinand"dan once animasyonlara ilgin var mıydı?

- Vardı. "Aslan Kral" ile başlayan bir animasyon tutkum var diyebilirim hatta... Severek izlediğim çok fazla animasyon sayabilirim. Bu arada şunu da vurgulayayım, bir animasyon filmini yaratmak için harcanan emek ve para inanılır gibi değil. Emeği geçen herkese şapka çıkarıyorum. Sonunda ben de boyle bir işin parçasıyım, bundan gurur duyuyorum.

◊ Her ailede çocuklardan biri daha on plandadır. Bana ailenin populer çocuğu sizmişsiniz gibi geliyor...

- Değilim aslında... Hepimiz farklı yolları seçtik. Abim evlendi, çok sevdiği bir eşi ve iki çocuğu var. Beni aile kulvarında geçti mesela (guluyor). Joe muzik grubu DMC ile çok mutlu ve iyi işler yapıyor. Hepimiz kendi yolumuzda ilerliyoruz.

◊ Jonas Brothers bir d oneme damga vurmuştu. Kardeşlerinle yaptığınız işbirliği sona erince nasıl bir sureç başladı?

- Çok uzun sure kendimden şuphe duydum. Ne yapmalıydım? Bir sonraki adım ne olmalıydı? Kardeşlerden oluşan Boy Band'in bir parçası olan çocuğa birileri solo şansı tanıyacak mıydı? Bu endişeler hep kafamın bir koşesinde duruyordu. Bazen stres ve endişe kendimizi daha çok zorlamamıza ve çalışmamıza sebep olabiliyor. En azından bende oyle oldu.

◊ Dindar bir aileden geliyorsunuz. H ala dindar diyebilir miyiz sizin için?

- Farklı bir şekil aldı diyebiliriz. Hala çok inançlıyım ama dindar sınıfına koymuyorum kendimi...

" JUMANJI" SETİNDE BOL KAHKAHA AZ İŞ VARDI

◊ Şarkıcılığın yanında oyunculuk da devam ediyor. "Jumanji" filminiz gosterime girdi...- Evet... Dwayne Johnson, Kevin Hart ve Jack Black'i buluşturan bir sette olmayı hayal edebiliyor musun? Bol kahkaha, az iş... O ortamda filmi bitirebildiğimize inanamıyorum!

◊ Siz filmde hangi karakteri canland ırdınız?

- Filmde 4 kahraman bir seruvene atılıyor. Atıldıkları macerayı bitirmeleri için yardıma ihtiyaçları oluyor ve o noktada ben devreye giriyorum. Onlar da kendi seruvenimi keşfetmemi ve bitirmemi sağlıyor. Çok komik ve aksiyon sahneleri harika bir iş...

Nick Jonas: Kadın kuaforunde
keşfedildim

HATA YAPMA L ÜKSÜM YOK ÇÜNKÜ BENİM DE İNSAN OLDUĞUMU UNUTUYORLAR

◊ Pop star olman ın en iyi ve en kotu yonu nedir?- En iyi yonu, insanların karşısına çıkıp performans sergilemek. Bu tarif edilemez bir duygu... İkinci iyi yonu, en iyi yerlerde en lezzetli yemekleri yiyebilme şansına sahibiz (guluyor). En kotu yanına gelince; bazen iyi niyetle bir şey soylemek isterken ağzımızdan yanlış sozler çıkabiliyor. Hepimiz insanız, benim farkım soylediklerimi milyonlarca insanın duyması. Kendine ne kadar guvenirsen guven, ne kadar deneyimin olursa olsun, boyle bir duruma hazırlıklı olamıyorsun. Konserden sonra otel odana donup negatif bir yazı ya da yorum gormek tahmin edersin ki çok can sıkıcı oluyor. Hata yapabileceğimizin, bizim de insan olduğumuzun unutulması en kotu yonu diyebilirim.

◊ Çocuk yaştan beri çalışanlar bu tur zorluklara alışkın olmuyor mu?

- Alışıyorsun ama yine de etkileniyorsun. Mesela mahremiyetin yok. Özel hayatın eksikliği de ilk gunden beri beni en çok kızdıran, yıldıran şeydir. En başından itibaren hayatımı tum dunyayla paylaşacağım ve buna alışmam gerektiği anlatıldı ama biliyor olsan da bu kolay bir iş değil. Genç yaşımda iki farklı kariyere sahip oldum. Biri Jonas Brothers, diğeri solo kariyerim. Yaptığım muziği seven, dinleyen insanların olması çok buyuk mutluluk elbette... Negatif şeyleri duşunmemeye çalışıyorum, kişisel alanım ne zaman daralsa aileme sığınıyor, onların yanına kaçıyorum. Onların sevgisi ve desteği beni kendime getiriyor.

◊ Sosyal medya da i şin içne girince konu farklı bir boyuta taşındı tabii...

- Kesinlikle... Klavyenin başına oturup nefret sozleri yazmak çok kolay... Benim taktiğim her zaman gerçek olmak ve başımı dik tutup kim olduğumu, ne yaptığımı bilmek. Eninde sonunda herkes hak ettiğini buluyor.

SADECE 3 'ÜNCÜ SINIFA KADAR NORMAL OKULA GİDEBİLDİM

◊ En ba şa donersek... Nasıl başladı bu seruven?- Spor ile başladı desem! Muzik ya da oyunculuğu seçmek aklımdan bile geçmiyordu. T-ball oynuyordum, bir maçta topa vurdum, gerçekten çok uzağa gitti. Stadyumda herkes tezahurat etmeye başladı. O zamana kadar yaşadığım en cool andı. Birkaç hafta sonra annemle kuafore gittik. Annem saçlarını yaptıracaktı, ben de kuafor salonunda kendi kendime oynuyor, şarkılar soyluyordum. Salondan bir kadın anneme "Oğlunu ajansa getirmelisin, benim oğlum Broadway şovu 'Les Mis'de oynuyor" dedi. O anda çocuk aklımla bence yapabilirim ve muhteşem olur diye duşundum.

◊ Sonra ne oldu...

- Annem ve babamla o şovu izlemeye gittik. Tek kelimeyle sahneye ve yapılan işe aşık oldum. 7-8 yaşımda Broadway şovlarında, muzikallerde rol almaya başladım. Normal okula ancak 3'uncu sınıfa kadar gidebildim.

◊ Neden?

- Çunku sanatsever yetişkinlerle çalışıyordum ve her çarşamda matine için okuldan erken çıkmamı sınıf arkadaşlarım anlamakta guçluk çekiyordu...