Özet (TL;DR) @ 2017-12-24 09:31:49.353723: 2017’nin ilk saatlerinde herkesin yeni yıl sevinci kursağında kaldı. Türkiye’nin en popüler eğlence mekânlarından Reina’da bir terör saldırısı sonucu 39 kişi hayatını kaybetti, 79 kişiyse yaralandı.…



Hiç
unutmayacağızTarih 31 Aralık 2016... Tunus... Samia Bendaly, yeni yılını kutlamak için teyzesini aradı. Fakat o kadar kısa konuştular ki en sevdiği kuzeni Muhammed Ali Azzabi ve eşi Senda'yı soracak fırsatı bile olmadı. Halbuki onu bir daha hiç goremeyecekti çunku kuzeni, eşi ve bir arkadaşları yeni yılı kutlamak için İstanbul'a gelmişlerdi. Ve kutlamak için Reina'yı seçmişlerdi.

O sırada Turkiye'de saat 23.30... Gune puslu bir havayla başlayan İstanbul, akşam bastıran yağmurla gunu tamamlamak uzereydi...

Lubnanlı Rita Chami ve arkadaşı Elias Wardini de Tunuslu çiftle aynı mekanda. Rita, altı ay once annesini kanserden kaybetmişti. Olaydan bir yıl sonra ulaştığımız kuzeni Rad Chami o uğursuz geceyi şoyle anlatıyor: "O yıl Turkiye'de birçok teror olayı olduğu için kuzenimin babası aslında İstanbul'a gitmesini hiç istememişti. Ama Rita babasının tum itirazlarına rağmen, yeni yıla İstanbul'da girmek istedi. Ve babasını 'Bir saldırı olur da olursem annemin yanına gitmiş olurum' diyerek susturdu..." Sosyal medya paylaşımlarında da surekli kaybettiği annesini ne kadar ozlediğini yazıyordu.

Katliamdan uç dakika once...

İçeride, dunyanın dort bir yanından insan vardı. Beyrutlu gencecik oyuncu François Al Asmar arkadaşlarıylaydı. Az ilerideki masada Turk futbolcu Sefa Boydaş, sevgilisi ve arkadaşları vardı.

Filipinli Lito German geç kalmıştı, eşi ve 23 yaşındaki kızıyla birlikte yeni yıla taksinin içinde girmişti ve mekana varışı 01.15'i bulmuştu.

Reina'nın işletmecisi ve ortağı Ali Ünal, hemen dış kapının onundeydi.

Üç dakika geçti, geçmedi; siyah montlu, bereli bir adamın otomatik tufekle etrafa ateş açmaya başladığını gordu. Kapıdaki polis memuru Burak Yıldız'ı şehit ettikten sonra uç mermi de ona yoneltti. Belki de kurtulmasının nedeni, kaçmaya çalışırken, çite takılıp geriye duşmesiydi. Saldırgan uzerinden geçip içerideki kalabalığa yoneldi. Bir yıl sonra konuştuğumuz Ünal, "Kurtulmak bir şans mı, bilmiyorum" diyor.

François Al Asmar'ın şansı belki de oyuncu olmasıydı. Birdenbire başlayan yaylım ateşinden olu taklidi yaparak kurtuldu. Yıldonumune gunler kala, o anları şoyle anlatıyor: "Her yerde kan vardı. Gormeden anlayamayacağınız bir goruntu. Kıpırdamadan durmaktan başka çarem olmadığını anladım. O sırada başka insanların uzerine kurşun yağmaya devam ediyordu. Daha fazla konuşmak istemem."

Beyrutlu Al Asmar olu taklidi sayesinde kurtulmuştu ama Tunuslu Muhammed ve Senda o kadar şanslı değildi. Muhammed eşi Senda'yı korumak için uzerine kapaklansa da Al Asmar'ın bahsettiği kurşunlardan ne kendini ne de eşini koruyabildi. Tunus'taki beş aylık bebekleri Shirine hem oksuz hem yetim kaldı. Yanlarındaki arkadaşlarıysa can havliyle kendini Boğaz'ın buz gibi sularına atarak hayatta kalabildi...

Hiç
unutmayacağız
_ Hayat ını kaybedenlerden Lubnanlı Rita Chami ile arkadaşı Elias Wardini katliamdan hemen once, İstanbul'da._

Katliamdan bir sene sonra...

Katil Abdulkadir Maşaripov o gece 39 kişiyi oldurdu, 79 kişiyi yaraladı. Katliamı atlatanlar da olenlerin yakınları da artık aynı hayatı yaşamıyor. Oyuncu François Al Asmar eğitimini aldığı mesleğini bıraktı; artık bir polis. Buna rağmen kendisini hiçbir yerde guvende hissetmediğini soyluyor. Elias Wardini'nin yakınları ulkemize kuskun olduklarını soyleyip beni sosyal medyada engelledi. Turk futbolcu Sefa Boydaş ise hala yalnızken bu konuyu konuşamayacak halde: "Şu an evde tekim. Sorun sorularınızı ama ağır olmasın... İnsan canı her saniye tehlikede. Ölum her an, her yerde. Nedensizce bile gelebilir. İki arkadaşımı kaybettim. Onların olmesi benim için benim olmemden farksız" diyor. Terapiyi çocukluğundan beri çok sevdiği sokak hayvanlarına daha fazla yardım etmekte ve onlarla konuşmakta bulmaya çalışıyor.

Filipinli Lito German ise daha sık şukreden biri olmuş. Hayatını kaybedenler için çok dua ettiğini anlatıyor. Yeni yıl için dileğiyse şiddetin durması, masum insanları oldurerek kazanılacak bir şey olmadığının anlaşılması...

Ve işletmeci Ali Ünal... "Bir sene onceki Ali'yle aynı kişi misiniz?" sorusuna, "Hayır" diyor, "Ölenleri, yaralananları, o gunu unutmak, hayatımdan çıkarmak imkansız. Hayatımın sonuna kadar bununla yaşayacağım. O olay, bizim hayatımızdaki en acı, en kotu gundu. Haber seyredemiyorum, film seyredemiyorum. Televizyonda bir patlama gosteriliyor, aklıma geliyor; bir gurultu patırtı duyduğumda 'Acaba ne oluyor?' diye fırlıyorum; yalnız kaldığımda aklıma geliyor. Hep tetikteyim. Ruyalarıma giriyor, bir yıldır yorgun yatıp yorgun kalkıyorum. Ailem var, yeni iş kurdum, birlikte çalıştığım 120 kişiye karşı bir sorumluluğum var. Mecburen işime bakıyorum, dik durmak zorundayım ama kendi içimde bir o kadar kotuyum" diyor.

Normal olmam ızı beklemesinler

Peki bu işin en buyuk zorluğu mu? "Yakınınızdaki kişiler bile sizinle eskiden olduğu gibi iletişim kurmak istiyor, eskiden nasılsanız yine oyle olmanızı bekliyor. Ama biz henuz atlatamadık; normal olmamızı bekleyemezler. Cenazelere gittim, kimsenin kimseye soyleyecek bir şeyi yoktu. Sadece bakışlar vardı. Dunyanın her yerine tabut gonderdik. Bu yılbaşı şu anki ekibimle Reina'ya gidip, kaybettiklerimiz için dua edeceğiz. Sonrasında ailemle olacağım. Zaten en buyuk desteği eşimden aldım" cevabı...