Özet (TL;DR) @ 2017-12-23T11:10:11.000Z: Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı almasının ardından yaşanan süreci değerlendiren bir yazı kaleme aldı.



Cumhurbaşkanı sozcusu İbrahim Kalın, "Kudus yalnız değildir" başlıklı yazısında, BM Genel Kurulu'nda karara karşı çıkan devletlerin gosterdiği iradeyi ovdu. İsrail'in benimsediği işgal, korkutma ve mulksuzleştirme politikasını surdurmesinin artık mumkun olmadığını belirtti.Cumhurbaşkanı sozcusu İbrahim Kalın, Daily Sabah gazetesinde "Kudus yalnız değildir" başlıklı bir yazı kaleme aldı.Yazısında, 21 Aralık'ta BM Genel Kurulu'nda tarihi bir gun yaşandığını anımsatan Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, uyelerin buyuk çoğunluğunun Kudus'u İsrail'in başkenti olarak tanıyan tek taraflı ABD kararını reddederek, tum devletlere "Kudus ile ilgili BM Guvenlik Konseyi kararlarına uyma ve bu kararlara aykırı hareket ve adımlardan kaçınma" çağrısında bulunduğunu belirtti. Genel Kurul'un aldığı kararla, "Kudus şehrinin karakterini, statusunu veya demografik yapısını değiştirdiğini iddia eden tum karar ve adımların hiçbir yasal geçerliliği bulunmamaktadır. Bunlar hukumsuzdur ve ilgili BMGK kararları uyarınca geri çekilmeleri gerekir." ifadelerinin kullanıldığını aktaran Kalın, "Genel Kurul ayrıca tum devletlere 'BMGK'nın 1980'de kabul ettiği 478 sayılı karar uyarınca Kudus'te diplomatik misyon açmayın.' çağrısında bulundu. Boylece İsrail ve ABD'ye Kudus ile ilgili attıkları tek taraflı adımların yasadışı ve hukumsuz olduğunu soyleyerek uluslararası toplumun gelişmeleri takip edeceğini hatırlattı." değerlendirmesini yaptı.Donald Trump yonetiminin bu kararı "bağlayıcı olmadığı" gerekçesiyle gozardı etmek isteyebileceğine ancak tek taraflı diplomatik anlayışlarının buyuk bir darbe aldığı gerçeğinden kaçamayacağına işaret eden Kalın, şoyle devam etti:"ABD, bu kararın tum dunya tarafından kınanacağı, Amerika'yı yalnızlaştıracağı ve sonuçta BM Genel Kurulu tarafından reddedileceği yonundeki uyarıları dinlemedi. Hatta daha da ileri giderek oylamadan once tehditler savurdu ve şantaj yaptı. Bu olay, ABD açısından diplomasi tarihine kara bir leke olarak geçecek. Öte yandan, uluslararası hukuk ve 'ahlaki zemin' buyuk bir zafer kazanmış oldu. Kuşkusuz Filistin'in bağımsızlık, barış ve haysiyet mucadelesinin tarihinde de tarihi bir an yaşandı. Tum dunya, Filistin ve Kudus halklarının yalnız olmadığını gostererek, uluslararası kurallar ve ahlaki ilkelere aykırı adımlar atan ABD ve İsrail'in insafına terk edilmeyeceklerini ortaya koydu."

" İSRAİL'İN İŞGAL POLİTİKASININ YASADIŞI OLDUĞU GÖRÜLDÜ"

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 13 Aralık'ta İstanbul'da bir olağanustu zirveye çağrıldığını hatırlatan Kalın, "Zirvede Erdoğan, İslam dunyasının Kudus konusunu hafife almadığını ve Kudus ile Harem el Şerif'e yonelik tek taraflı politikaların durdurulması için tum imkanların seferber edileceğini açıkladı." ifadesini kullandı.Zirvede ortaya çıkan goruş birliğinin, Arap ve Musluman dunyasının sınırlarını aşarak Avrupa, Afrika, Asya ve Latin Amerika'ya uzandığını bildiren Kalın, boylece bir kez daha İsrail'in on yıllardır benimsediği işgal, korkutma ve mulksuzleştirme politikasının yasa dışı ve ahlaken sorunlu olduğunun gorulduğunu vurguladı.Kalın, BM Genel Kurulu'nda alınan kararın, iki devletli çozumun hiçbir alternatifinin olmadığını ve İsrail'in Filistin topraklarında surdurduğu işgal ve talan politikalarından vazgeçmesi gerektiğini ortaya koyduğunu, ABD yonetiminin, bu işgali desteklemek yerine elindeki gucu kullanarak 1967 sınırları temelinde bir iki devletli çozum için çalışması gerektiğine işaret etti.

" DÜNYA FİLİSTİN HALKINI DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRMELİ"

Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, Trump yonetiminin bir yandan İsrail'e açık çek vererek, diğer yandan durust bir arabulucu olduğunu iddia edemeyeceğini, tehditler savurup, şantaj yaparak Filistinlilerin veya Musluman dunyasının guvenini kazanamayacağını, İsrail'in yanında saf tutarak yeni bir barış surecinde mesafe alamayacağını belirtti.Bu aşamada Trump yonetiminin yapması gerekenin, BM Genel Kurulu'nun kararına saygı duymak, tek taraflı kararından donmek ve Doğu Kudus'un Filistin'in başkenti olduğunu duyurmak olduğunu vurgulayan Kalın, "Bu tarihi olayı kullanmak suretiyle Filistin-İsrail meselesini çozume kavuşturacak adil ve surdurulebilir bir barış planı geliştirmek durumundayız. Dunya, Filistin halkını ve onların ozgurluk, guvenlik ve barış arzusunu desteklemeyi surdurmelidir. Tum ulkeler Filistin devletini tanıyarak bu meselenin iki tarafına eşit ve adil muamele etmelidir." çağrısı yaptı.

" AB, İİT VE TÜRKİYE ETKİN ROL ÜSTLENMELİ"

Avrupa Birliği'nin (AB) İİT ve İİT donem başkanı Turkiye ile surecin bir sonraki aşamasında etkin bir rol ustlenmesi gerektiğini belirten Kalın, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"Javier Solana'nın da soylediği gibi 'İsrailliler ve Filistinlileri muzakere masasına dondurmenin en iyi yolu, iki tarafın koşullarını eşitlemek için çaba gostermektir. ABD bunu yapmayacağı için Avrupa Birliği liderliği ustlenmeli ve Filistin Devleti'ni derhal tanıyarak gerektiği kadar guçlu bir mesaj gondermelidir.' Filistin'in AB tarafından tanınması, muzakere masasına çok ihtiyaç duyulan adaleti getirecek ve Avrupa'ya gelecek muzakerelerde avantaj sağlayacaktır. AB, Arap Birliği ve İİT, barış surecini canlandırarak iki devletli çozumun uygulanmasına gayret etmelidir. BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamadan çıkan açık ve net mesaj, Kudus'un yalnız olmadığı ve 21. yuzyılda korkutma, şantaj, işgal ve mulksuzleştirme politikalarının norm haline gelemeyeceğidir. Ayrıca bu karar, bolgedeki temel sorunun Filistin topraklarında devam eden İsrail işgali olduğunun altını çizmiştir. Kutsal topraklara ve Ortadoğu'nun geneline barışın gelebilmesi için bu işgal sona ermelidir."