Özet (TL;DR) @ 2017-12-23 09:37:27.098209: 18 yaşında evlenip çok geçmeden iki çocuk sahibi oldu. Günleri dört duvar arasında, ‘iyiyim oturuyorum’ diye özetleyebileceği şekilde geçiyordu. Bir gün bir blog açtı ve sıradan hayatının görkemli…



Bu kitapta anlat ılanların ne kadarı gerçekten başınızdan geçti?
- Ne yazık ki mi diyeyim, iyi ki mi diyeyim bilmiyorum ama; tamamı.

Nas ıl başladınız yazmaya?
- Ortaokuldan beri bir şeyler yazarım ama yazdıklarımı başkalarıyla paylaşmaya iki sene once başladım. Feci bir donemdi. Yuzuncu kez yeni bir eve taşınmışız... Kızım surekli ağlıyor, oğlumun odevi, beslenme poğaçası, çamaşırı, utusu hiç bitmiyor, beyim aşırı yoğun çalışıyor... Canım burnumdaydı yani. Kuzenim bir gun, "Sana bir blog açayım, modun değişir" dedi.

Hemen akl ınıza yattı mı bu fikir?
- Hayır, "Beni çok duşunuyorsan çocukları al da bir saat uyuyayım, ne blog'u!" diye çemkirdim hatta. Ama sonra "Boyadığım dolabı, sıva çektiğim duvarı, konsola donuşturduğum kitaplığı paylaşıp yapım aşamalarını yazsam, arada annelikten de bahsetsem guzel olur" diye duşundum. Yine de epey bir surundu bu fikir. Sonra bir gun -ne kadar dolmuşsam artık- can havliyle kuzenime, "N'aptın, açtın mı sen o blog'u!" diye sordum. İsim alınması gibi işlerle o ilgilenecekti çunku. Açmış... O gece ilk yazıyı paylaştım.

Kitaba nas ıl donuştu peki bu yazılar?
- Blog'daki yazıları okuyup "Bunlar kitap olmalı" diyenler guç verdi. Burak Aksak'la (senarist, Kusurat Yayınları'nın sahibi) iletişime geçtim...

Neden ille de kitap? 'İnternet kuşağı'nın yazarları itici gucu sosyal medyadan almasına rağmen neden yazdıklarının elle tutulur olmasını bu kadar çok istiyor?
- Instagram uçar, kitap kalır. 30 sene sonra torunlarıma, "Gençken Instagram'ı nasıl sallardım ben, var ya!" desem inanmazlar. Ama kitap oyle mi, hiç olmadı onlerine atarım, olur biter (guluyor).

Kitaptan sonra hayat ınızda neler değişti?
- Emeğimin karşılık bulduğunu gorup sırtımı sıvazladım. Onun dışında bulaşığı toparlayıp bezleri kaynatmak şeklinde aynen devam...

İçimde hep 'Yapabildiğim tek şey bu olmamalı' diyen bir ses
vardı

Tercih san ıyorsun ama aslında taklit...

Kitapta hayat ınızı anlatmaya kasiyerlik yaptığınız donemden başlıyorsunuz. Ondan once nasıldı hayatınız?
- Keçioren'de doğdum, buyudum. Ama Ankara'yı da çok bilmem. Kuçuk bir kutunun içinde yaşadım hep, hala da oyle... Babam memur, annem ev hanımıydı. Bir kardeşim var, benden dort yaş kuçuk. Minik, sıcak bir evdi bizimki. Duz lisede okudum. Genel olarak inek bir oğrenciydim. Üniversite sınavının sonuçlarından buyuk bir beklentim vardı. Ama puanım o kadar da iyi gelmedi. Tarih oğretmenliği istiyordum, Ankara dışındaki yerleri tutturabildim. Annem-babam oraları yazmam için ısrar etti aslında ama ben, "Annemden ayrılamam" diye ağladım ve gitmedim. Sonra KPSS'ye girdim. O da çok iyi geçmedi. Sonucu beklerken markette 'Kasiyer aranıyor' ilanını gordum ve hayatımın çileli kısmı başladı...

Ç ok kısa bir sure çalıştıktan sonra nişanlanmışsınız...
- 46 gun çalışıp nişanlılığa geçiş yaptım. O akşam, "Benimle evlensene" cumlesini duymasam bence tekrar girerdim sınava. Ama ufukta gelinlik belirince universite mevzuu tamamen kapandı benim için.

" Cuppe, stetoskop veya T cetveliyle yapılabilecekler sınırlıdır. Fakat un için sayısız olasılık var; o sebeple ev hanımıyım" diyorsunuz kitapta...
- Yapılabileceklerin sınırlı olması, "Kedi uzanamadığı ciğere..." durumunun şakası tabii. Bilhassa doktorluk çok aşık olduğum bir şey. Ama olmadı, ne yapayım? Bu durumu nasıl olumlarım diye bakıyorum; e un var elde! Instagram'da "Lise mezunu ev kadını olmayı neden ovuyorsunuz" denmişti. Övmuyorum ama lise mezunu ve ev kadınıyım diye camdan atlamam da gerekmiyor.

Yine de ev kad ını olmaktan fazlasını istiyorsunuz sanki?
- Annelikten de, ev kadınlığından da memnunum. Tencere parlatmak çok zevkli bir iş bence. Ama içimde hep, "Yapabildiğim tek şey bu olmamalı, mutlaka başka bir şey daha yapabiliyorumdur ben" diyen bir ses vardı. O sesi anlamlandırana kadar biraz yıprandım.

Ç ok genç yaşta evlenip anne olmuşsunuz. Hayatla baş edemediğiniz zamanlarda bunları çok kuçuk yaşta yaşamaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını sorgulamışsınız...
- Şimdi yeni evli arkadaşlarıma bakıyorum, onlar da benzer şeyler yaşıyor. Evlenmek gerçekten ciddi bir karar. Karşılıklı olarak kuvvetli bir duyguyla bağlanmasan o yola girmezsin. Ama mantık suzgecinden geçirilmiş bir karar değildi benimki. Çunku o zaman oyle bir suzgecim yoktu. 18 yaşındaydım ve hayat o yone akınca diğer butun kapılar kapanmış oldu. Ben kapattım onları da, başka biri değil. Kafama kodlanmış olan şey şuydu: Evlenirsin, evlendiğin zaman da hemen çocuğun olur. Yaşadığın çevre bilinçaltını oraya çekiyor ama sen onu kişisel tercihin sanıyorsun. Değil aslında, bir çeşit taklit...

İçimde hep 'Yapabildiğim tek şey bu olmamalı' diyen bir ses
vardı

' Bardak bile alsan olur' dedim, bardak alıp gelmiş!

Instagram 'da da blog'unuzda da kitabınızda da hayatınızın birçok ayrıntısı var ama eşinizden, evliliğinizden pek bahsetmiyorsunuz...
- Instagram yorumlarında da "Kocan nerede, çocukların babası yok gibi" filan denmişti bir ara, ne kadar kalp kırıcı... Kocam işyerinde. Yoğun çalışıyor. Özluyoruz, belki o noktada yaralıyız ama ne yapalım... Bahsetmem gereken bir durum olduğunda bahsederim zaten. Bir gun, "Bana bir hediye al, ne olduğu onemli değil, beni duşunup seçmen onemli, bardak bile olabilir" dedim. Bardak alıp gelmiş! Onu paylaştım mesela çunku komik.

Ne tepki veriyor sizin sosyal medyada bir fenomen olman ıza, kitabınızın çıkmasına, roportajlar vermenize...
- Buyuk patlamalarla karşılık vermiyor. Kitabı daha bitirmedi bile mesela ama imza gununde beni neşe ve hayretle seyretti koşeden. "Ooooo yazar hanıııım" falan diyor. Aslında onumu kesmemesi bana yetiyor.

Ç ocuklar ne kadar farkında hayatınızdaki değişimin?
- Kuçuk olan eline aldığı butun kitapları 'İyiyim Oturuyorum' sanıyor. Buyuk, "Kitabının çıkması nasıl bir duygu" diye sordu geçen gun. "Çok guzel çunku çok emek verdim, biliyorsun. Şimdi emeklerimin karşılığını goruyorum. Yine de hiçbir şey sizinle evde olmak kadar guzel olamaz. Ama tabii siz uyurken!" dedim (guluyor). O da bir şeyler yazmaya başladı şimdi.

İçimde hep 'Yapabildiğim tek şey bu olmamalı' diyen bir ses
vardı
_ Ceylan Taş'ın iki çocuklu hayatını anlattığı kitabı Kusurat Yayınları'ndan çıktı. Taş: "Kitapta 12 yıllık bir donemi anlattım ama çoğu yeri hızlı geçtim, bundan sonraki kitaplarda belki oraları açarım."_

Yeti şkin veya anne olur olmaz otomatik bir guncelleme gelmiyor insana

Ya şadığınız butun zorlukları mizahla anlatıyorsunuz. Yaşarken de boyle mizahla bakabiliyor musunuz?
- Hayır, oylesi mumkun mu ki? Ağlanacak yerde deli gibi ağlayıp bağırılacak yerde bağırdım tabii. Sonra bakınca komik geliyor bazı şeyler, komik gelmeyeni de komikmiş gibi anlatmayı seviyorum, oylesi daha içime siniyor.

' Yorganın altında 13 saat ağladıktan sonra hayata devam eden tum guçlu kadınların manifestosu' deniyor kitaba tanıtımda. Ne soylemek istersiniz
o kad ınlara?
- Ayağa kalkmak için once yeteri kadar ağlamak gerekiyor galiba. Bana hep oyle oluyor çunku. Aksi halde kalksam bile tokezliyorum. Ama bu hali kabul edene kadar, çok guçsuz hatta mızmız olduğumu duşunup bir de ona içlenirdim. Yetişkin veya anne olur olmaz otomatik bir guncelleme gelmiyor insana, kendinden ne beklemen gerektiğini bir anda anlayamıyorsun. Doğal olarak yaptığın tum saçmalıklar normal. Bunu kabul etmek biraz hafifletiyor.

Ceylan Ta ş'ın Instagram hesabından...

İçimde hep 'Yapabildiğim tek şey bu olmamalı' diyen bir ses
vardı