Özet (TL;DR) @ 2017-12-22T16:45:00.000Z: İstanbul Valiliği’nin Topkapı Sarayı’nda düzenlediği Fahreddin Paşa’nın Medine’den İstanbul’a gönderdiği kutsal emanetlerle ilgili panelde konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Kutsal hazineler, İstiklal…
İstanbul Valiliği'nin Topkapı Sarayı'nda duzenlediği Fahreddin Paşa'nın Medine'den İstanbul'a gonderdiği kutsal emanetlerle ilgili panelde konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Kutsal hazineler, İstiklal harbindeki gibi İkinci dunya savaşında da taşındı İstanbul'dan. Gitti, geldi" dedi.
(C) Flickr/ Paolo Rosa
Ortaylı, Fahreddin Paşa için Turkiye'de bazı kesimlerin de yanlış eleştirilerde bulunduğunu belirterek, "Bir tanesi aynen, bu Birleşik Arap Emirlikleri Vezirinin soylediklerini soyledi. İsmi lazım değildir. 'Bu ittihatçı olduğu için orada Araplarla kavga etti, direndi, luzumsuz savaştı' dedi. İki parça bir şey okuyanın cehaleti derinleşiyor" diye konuştu. Ortaylı'nın sozleri, bahsettiği kişinin sosyal medyada Fahreddin Paşa'ya karşı yazdıkları çok tartışılan Daily Sabah ve Turkiye gazetesi yazarı Ekrem Buğra Ekinci olabileceğini duşundurdu.
Çok sayıda gazetecinin takip etitiği Fahreddin Paşa Medine Mudafaası ve Kutsal Emanetler' konulu panelde, Topkapı Sarayı'nda bulunan kutsal emanetler gosterilmedi. Sadece kayıtlarının tutulduğu defterlerin goruntusuyle, emanetlerin bir kısmının fotoğrafları ekrana yansıtıldı.
Ortaylı Fahreddin Paşa'nin Medine savunmasından dolayı Divan-ı Harbe verildiğini hatırlatarak şunları soyledi: "Beraat etti. Divan-ı Harp bile onu cezalandırma cesaretini gosterememiştir. Bu mukaddes emanetler buraya getirildi ama burada da emniyette gorulmedi. İstanbul'da İngiliz işgal kuvvetleri olduğu için Anadolu'ya bir yere kaçırıldı. Neresi olduğunu ben bilmiyorum. Kutsal hazineler, İstiklal harbindeki gibi İkinci dunya savaşında da taşındı İstanbul'dan. Gitti, geldi"dedi.
' ANGLO-SAKSON KAYNAKLI BİR YALAN'
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanının Fahreddin Paşa'yı hedef alan paylaşımıyla ilgili de konuşan Ortaylı şunları soyledi. "Paşaya İttihatçı olduğu için saldıran sozde dini butunler var hala. Onlara gerizekalı denir ancak. Medine'yi savunmak isteyen insanları boyle bir şey denmez. Bu memleketde Fahreddin Paşa ve etrafındakilere yeni yeni hurmet ediyor. Çolde perişan olduk edebiyatıyla tarih yapılıyor. Çoldeki askerlerimizin neler yapıldığını oradaki şehitliklerde goruyoruz. Son 35 senedir genelkurmay ve devlet bunları bir şehitlikler yolu haline getirdi. Turklerin dostları ve duşmanları vardır. Turkler Arapları soydular yalanı Fransız ve Anglosakson kaynaklıdır.
' İKİ PARÇA BİR ŞEY OKUYANIN CEHALETİ DERİNLEŞİYOR'
(C) AA/ Binnur Ege Gurun
Maalesef Batı eğitimini bizim gençler iyi alamıyorlar. Bizim Batıda okuyan gençlerimizin bazıları saçma sapan şeyler soyluyor. Bunlar oyle zannedildiği gibi Solcu molcu olması da gerekmiyor. Biz orada okuyan Muslumanları da biliyoruz. Bir tanesi aynen, bu Birleşik Arap Emirlikleri Vezirinin soylediklerini soyledi. İsmi lazım değildir. 'Bu ittihatçı olduğu için orada Araplarla kavga etti, direndi, luzumsuz savaştı' dedi. Bu Turk entelektuelinin beynelmilel olması gibi masum ve kısmen de gerekli bir surecin çok cahilce tatbikinden ileri geliyor. İki parça bir şey okuyanın cehaleti derinleşiyor. Aynı problemler Araplar için de geçerlidir.
Birleşik Arap Emirlikleri Veziri siyaset yapıyor. Siyaset yaparken kantarın topuzunu kaçırıyor. Problem Katarla uğraşmaktır. Katar rahatsız ediyor, Arap Yarımadasındakileri. Bu kıtanın ortasında, Katar duşmanlığıyla boyle şeyler soyluyorlar. Ananesiz bir bakandır. Arap dunyasını anlamak için, gormek lazım. Maalesef Turklerin Hac vazifesi dışında Arap'ı tanıdığı yok. Hacca gitmek herkesin gorevi olmalıdır. Eğer itikattı yoksa, ona biz karışacak değiliz. Lutfen kultur olarak gidiniz. En azından Umre yapınız. Bambaşka bir gozlemle donersiniz.
' KÖRFEZDEKİLER O SIRADA SEFİL DURUMDA'
'Neredeydiniz' diyor Cumhurbaşkanı. Bu guzel bir soru. Tabii hiçbir yerde olamazlar. Korfezin Arapları, o sıra çok sefil durumda. Ne katılacak, ne ihanet edecek durumları yok. Bunu da bilin yani. Birinci dunya savaşında, bizi asıl yıkacak olan kapı Yemen'di. Yemen'de bir isyan vardı. Bu bir anlaşmayla çozuldu. Bir daha da hiçbir şekilde bir hadise çıkmadı Yemen'den. Yemenliler Şii'dir biliyorsunuz. İtalyanlar oraya mudahale etmeye, kışkırtmaya çok çalıştı. Hiç oyle bir şey olmadı.
Biz Yemenlileri desteklemeliyiz Suudilerin karşısında. Bize yakışan da odur. Çok fakir bir bolge. Hakikaten de çok kabiliyetli insanların ulkesi. Hem devletin, hem milletin onları desteklemesi lazım. Zulum goruyorlar. Bu işi İran'a bırakacak değiliz, biz dururken. Yemen'i korumak, İran'a bırakılacak bir politika değildir. Bize yakışır. Ruhen orada olmalıyız.
' MEDİNE'DE DAHA ÇOK GÖNLÜMÜZ VARDIR'
Medine sevimli bir şehirdir. Yanlış anlaşılmasın, Mekke'den daha çok gonlumuzu alır. Makberi Peygamberdir. Medine ahalisi de yumuşak ve hoş insanlardır. Onun için bu savunma tarihimizde çok onemli, çok kahramanca hem de çok estetik bir olaydır. Ordu teslim olmuş. Ana merkezle irtibat kopmuş. Aradaki demiryolu tahrip edilmiş vaziyette. Buna rağmen bu savunma ustleniliyor. Yemek yok. Medine'nin kendisi fakirdir. Fahreddin Paşa, Çekirgenin çok leziz ve besleyici olduğunu telkin ediyor.
' KABE'NİN ÜZERİNE OTEL YAPILIR MI?'
Vahabi zihniyetinin tasdik etmenin anlamı yoktur. Hz. Hatice'nin makberi yok ortada. 'Onu niye yıkıyorsun' diyorsun, 'Luzum yok oyle şeye' diyor, otel yapıyor. Şimdi Kabe-i Muazzamanın uzerine otel yapılır mı? Otelde kalan insanların siz, o alanda bulunacak kadar takva ve temizlik içinde yaşayacağına senet verebilir misiniz? Her şey olur orada. Halbuki her şey haram durumda orada. Bunlar son derece saçma şeyler.
Bazı şeyleri bilmeniz lazım. Bazı konularda çok cahiliz. Ama bazı konularda herkesten iyiyiz. İslam dunyasında hakikaten Turklerin itikattı, Turklerin saygısı bakımından en onde geldiği açık. "
745 KALEM ESER
Topkapı Sarayı'nın Muduru Prof. Dr. Mustafa Kuçukaşçı da hazinelerle ilgili bilgiler verdi. Getirilen hazinelerin İstanbul'dan Medine'ye goturulen Osmanlı emanetleri olduğunu soyleyen Kuçukaşçı," Topkapı sarayına geldikten sonra bu eserler deftere kaydediliyor. Her eser yazılıyor. 745 kalem eser. Kuran-ı Kerim cuzleri var. 1-97 arası kıymetli hazine eşyası var. 98-186 arası Mescid-i Nebevinin içinde bulunan, buradan İstanbul'dan gonderilen değerli mucevherat var. 186'dan 745'e kadar olanlarsa, hat bakımından değerli eserleri içeriyor, onemli bir kısmı yazma kuranı kerimler. Hepsi muhurleniyor. Fotoğraflanıyor" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.