Özet (TL;DR) @ 2017-12-20T16:14:00.000Z: RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle programına konuk olan Mehmet Bekaroğlu, 19 Aralık 2000 yılındaki 'Hayata Dönüş' operasyonunu değerlendirdi. Bekaroğlu, açlık grevindeki Nuriye Gülmen…
Goruş
16:14 20.12.2017(Guncellendi 16:15 20.12.2017) URL'yi kısaltın
RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle programına konuk olan Mehmet Bekaroğlu, 19 Aralık 2000 yılındaki 'Hayata Donuş' operasyonunu değerlendirdi. Bekaroğlu, açlık grevindeki Nuriye Gulmen ve Semih Özakça'nın durumuna da değinerek, "Başbakan ve bazı hukumet uyeleri bu işin bitirilmesini istiyor ama Soylu, Erdoğan'ı etkiliyor" dedi.
Turkiye'nin cezaevleri 19 Aralık 2000 tarihinde eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etti. 'Hayata Donuş' adı verilen ve cezaevlerindeki siyasi mahkumlara yonelik olan operasyonda 32 kişi hayatını kaybetti. Yuzlerce mahkum yaralandı veya bir daha iyileşemeyecek fiziki, psikolojik tahribatlar yaşadı.
Operasyon oncesinde cezaevlerindeki mahkumlar ve devlet arasında arabulucuk yapan heyette yer alan donemin Fazilet Partisi, şimdinin CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle'ye konuk olarak, 19 Aralık 2000'deki olaylara giden sureci anlattı.
' DEVLET İÇİNDE BİR EKİP VE BAZI ÖRGÜTLER SÜRECİ SABOTE ETTİ'
Bekaroğlu, '19 Aralık Katliamı' ya da 'Hayata Donuş' operasyonu olarak bilinen sureci şu sozlerle ozetledi:
"Açlık grevleri bir sure sonra olum oruçlarına donuştu. Cezaevlerinde olum tehlikesinde olanlar vardı. Değişik kesimlerden aydınların yanı sıra, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu da, bir alt inceleme komisyonu kurarak bu krizi bitirmek için gayret etti.
Açlık grevi yapanların talebi, F Tipi cezaevlerine itirazdı. Hucreye girmeyiz diyorlardı. Daha sonra çok ciddi algı operasyonları yapıldı. Koğuşlar havasızdı, 100 metrekarelik alanda 100 kişi kalıyor denildi. Mesele havasızlığa itiraz değildi. Tutuklular, 'Koğuş sisteminden vazgeçmeyiz' demiyorlardı, 'Hucreye girmeyiz' diyorlardı. Tecrite karşı çıkıyorlardı. Toplumda da ciddi bir duyarlılık oluşmuştu. Donemin başbakanı Bulent Ecevit ve hukumet ortaklarıyla yapılan goruşmelerden sonra, bu konuda inceleme yapacak bir ekip kuruldu. TMMOB'tan (Turk Muhendis ve Mimar Odaları Birliği), TTB'den (Turk Tabipleri Birliği), İstanbul Barosu'ndan temsilcilerin ve benim içinde olduğum bir ekip oluştu. Teknik çalışmalar yapıldı. Uzlaşma sağlanacaktı. Ama maalesef o donem devletin derinlerinde bulunan bir ekip, uzlaşmayı sabote etti. Aynı zamanda bazı orgutlerin de sabotajı oldu. Anlaşma sona erdi, operasyonlar yapıldı. Operasyonlarda 32 kişi oldu. Sağ kalanlar, inşaat halindeki F Tipi hapishanelere gonderildi. Açlık grevleri bitmedi, 100'un uzerinde insan oldu."
**
(C) AA/ Özge Elif Kızıl
'SOYLU KİŞİSELLEŞTİRDİ'**
Konu açlık açlık greviyle de ilgili olunca Bekaroğlu, kendilerine 'Yurtta Sulh Konseyi' adını veren cuntacıların 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından 'FETÖ'yle mucadele gerekçesiyle ilan edilen OHAL KHK'sıyla mesleklerinden ihraç edilen ve işlerine geri donmek için açlık grevine başlayan eğitimciler, Nuriye Gulmen ve Semih Özakça'nın durumuna da değindi. Başbakan Binali Yıldırım'ın ve bazı hukumet uyelerinin açlık grevinin bitirilmesi ve Gulmen ile Özakça'nın taleplerinin karşılanması gerektiğine vurgu yapan Bekaroğlu, İçişleri Bakanı Suleyman Soylu'nun bu konuyu kişiselleştirerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı etkilediğini ileri surdu. Bekaroğlu, şunları soyledi:
"Nuriye Gulmen ve Semih Özakça'nın durumuyla ilgili, Adalet Bakanı Abdulhamit Gul ile, Başbakan'la goruşmeye devam ediyoruz. Temaslar Saray'a kadar devam ediyor. İçişleri Bakanı, Nuriye Gulmen ve Semih Özakça konusunu kişisel mesele haline getirmiş. Cumhurbaşkanı'nı etkilemekte. Başbakan ve diğerleri bu işin bitmesine gerektiğine inanıyor."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.