Özet (TL;DR) @ 2017-12-15T18:03:45.000Z: Necip Fazıl Ödülleri töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz şu veya bu gücün ne dediğine değil, sadece ve sadece Allah'ın ne dediğine baktık, sadece ve sadece milletimizin ne dediğine baktık.…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lutfi Kırdar Kongre Merkezi'nde duzenlenen Necip Fazıl Ödulleri programında konuştu.
Edebiyat, fikir ve sanat dunyasına eserleriyle katkıda bulunanlara, gelecekteki çalışmalarında başarılar dileyen Erdoğan, Necip Fazıl ismini taşıyan bir odul almanın kolay olmadığını ifade ederek, "Artık sizler bu ismin ve ifade ettiği buyuk davanın sorumluluğunu ustlenmiş bulunuyorsunuz" dedi.
Necip Fazıl ile birebir tanışmasının 18 yaşında Milli Turk Talebe Birliği çatısı altında olduğunu anlatan Erdoğan, Necip Fazıl'ı yaptıkları Milli Gençlik Geceleri'nden bir kaçında gerek İstanbul gerekse Anadolu'nun bazı yerlerinde takdim etme şerefine de nail olduğunu anlattı.
Necip Fazıl ile bu noktada ikili ilişkilerinin de ilerlemeye başladığını aktaran Erdoğan, kendisinden yaşça buyuk ağabeylerinin Necip Fazıl ile çok daha ileri derecede goruştuğunu, bunların da hatıralarını kendilerinden dinlediklerini ifade etti.
Necip Fazıl'ın, ozellikle dar çerçevede olduğu zaman muhabbetinin doyumsuz olduğunu dile getiren Erdoğan, şoyle devam etti:
"O muhabbetlerde hakikaten unutulmayacak hatıralar vardı. Allah rahmet eylesin. Fakat bizim dunyamıza kazandırmış olduğu o dinamizm çok çok farklıydı. Verdiği heyecan çok çok farklıydı. Onunla beraber bizler gerçekten bugun karşımıza dikilen bazı gruplar, bazı saldırganlar var ya, işte o zamanlarda kalemiyle onlara karşı duran, yegane isim ustat Necip Fazıl Kısakurek'ti. Adeta tek başına onları çokertiyordu, baş edemiyorlardı. Yargıda, adliyelerde yine aynı şekilde dimdik duran bir isim. Biz dik durmayı ondan oğrendik. Hele hele bir ifadesi var ki hiç unutmuyorum. O hakime verdiği cevapta, 'bıktık senden' dediğinde, 'siz burada hancı, ben de bu davada yolcu oldukça, ben buraya daha çok uğrarım' ifadesini unutamıyorum. Mesele bu... İnşallah bizler de bu davada yolculuğumuzu, ayağımızı sabit kadem tutmak suretiyle devam etmek durumundayız."
" SON SÖZÜMÜZÜ SÖYLEMEDİK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın başında seyrettikleri filmde gençliğin sadece yaş değil aynı zamanda ruh işi olduğunu ifade ederek, "Ruhundaki ateşi diri olan, diri kalan herkes genç demektir. Necip Fazıl son nefesine kadar ruhundaki ateşi diri tutmuş bir ustadımızdır. Diğer yandan biyolojik olarak daha yolun başında da olsa adeta dunyanın yukunu omuzlamış, adlarına Turkuler yakılsa, destanlar yazılsa az gelecek nice gençlerimiz var. Rabbim hepimizi inancıyla, davasıyla, heyecanıyla, azmiyle, enerjisiyle daima genç kalan, genç kalacak olan kullarından eylesin" diye konuştu.
Necip Fazıl'ın, hayatını "Buyuk Turkiye" idealine adadığını dile getiren Erdoğan, konuşmasına şoyle devam etti:
"İdeolocya Örgusu zaten bunun tum yapı taşlarını ortaya koyan eseri. Kendisi Buyuk Turkiye hedefini realite dışına çıkarmaya, Buyuk Turkiye umidini kaybettirmeye çalışanları da ağır şekilde eleştirmiştir. Üstat bu yonde gayret gosterenleri, milletimizin umit kapılarını surgulemekle itham etmiştir. Biz 15 yıldır buyuk Turkiye'yi, guçlu Turkiye'yi, kendisiyle birlikte tum dostlarının, soydaşlarının, dindaşlarının, mazlumların ve mağdurların umut kapısı, guven kaynağı bir ulkeyi inşa etmenin gayreti içindeyiz. Biz ustadın omru boyunca hep bekleyip durduğu o inkılap var ya, işte onu gerçekleştirmek için çalıştık, çalışıyoruz. Devlerin kıvranışına, cucelerin çırpınışına aldırmadan tarihin en buyuk iman devini ayağa kaldırmak için gecemizi gunduzumuze katıyoruz. Eğer bugun içeriden ve dışarıdan surekli saldırılara maruz kalıyorsak, iftiralara uğruyorsak, davamıza ve onun uğruna adadığımız canımıza kast ediliyorsa, sebebi işte bu mucadeleden vazgeçmiyor oluşumuzdur. Şayet tıpkı geçmişte yapıla geldiği gibi 'otur' denildiğinde otursak, 'sus' denildiğinde sussak, 'ver' denildiğinde versek, 'al' denildiğinde alsak, inanın bu saldırıların hiçbiriyle karşılaşmazdık. Ama biz şu veya bu gucun ne dediğine değil, sadece ve sadece Allah'ın ne dediğine baktık, sadece ve sadece milletimizin ne dediğine baktık. Turk milleti olarak daha dunyaya son sozumuzu soylemedik."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, odul alan isimlerden Betul Nurata'nın konuşmasında kullandığı, "İletişim olarak maalesef dibe vurduk" ifadesini hatırlatarak, şoyle konuştu:
"Beni bağışlasın Betul kızımıza şunu soyleyeceğim: Dibe çakılmadık, yok boyle bir şey. Sakın ha. Dibe çakılanlar başkaları. Biz şu anda tavan yapıyoruz Allah'ın izniyle. Ah o donemleri bir yaşamış olsaydınız, bugunu mukayese daha rahat olacaktı. Rabbimize hamdolsun, nereden nereye geldik. Eğer artık bir Betul kızımız, kardeşimiz varsa, bir Rumeysa kızımız varsa, bugun onlar elhamdulillah universitelerde, bilimde, her turlu yarışın içinde yer alabiliyor, devletin her kademesinde yer alabiliyorsa dibe çakan değil tırmanan bir nesil var, bir gençlik var. Milyarlarca Musluman olarak da son sozumuz henuz ağzımızdan çıkmadı. Her şeyin bir zamanı olduğu gibi, bu buyuk inkılabın da bir zamanı vardır. Bir yandan kendimizi guçlendirmenin, buyutmenin, o gune hazırlanmanın mucadelesini verirken, aynı zamanda her turlu haksızlığa, zulme, ahlaksızlığa karşı itirazlarımızı en yuksek perdeden dile getirmekten de geri durmuyoruz, durmayacağız. Çunku elimizle duzeltemiyorsak dilimizle onunla da bir şey yapamıyorsak kalbimizle buğzetmenin gerektiğini biliyoruz. Kalple buğzetmekten, dille itiraz etme seviyesine çıktık. İnşallah en kısa surede haksızlıkları elle duzelteceğimiz gunleri de goreceğiz. Bunun ilk adımlarını atmaya başladık."
" MÜSLÜMANLARI HEDEF ALAN YENİ BİR SALDIRI BAŞLADI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de tum Muslumanların geleceğini yakından ilgilendiren senaryoyu bozduklarını belirterek, sozlerini şoyle surdurdu:
"Şimdi Kudus uzerinden, tum Orta Doğu'yu, tum Muslumanları hedef alan yeni bir saldırı başladı. Bu konuda da ilk adımları çarşamba gunu buyuk olçekte attık, inşallah devamını da getireceğiz. Şunu iyi biliyoruz. Kudus giderse Medine'yi koruyamayız. Medine giderse Mekke'yi koruyamayız. Mekke giderse Kabe'yi de kaybederiz. Unutmayınız Kudus demek İstanbul demektir, İslamabad demektir, Jakarta demektir. Medine demek, Kahire demektir, Şam demek, Bağdat demektir. Kabe demek, tum Muslumanlar olarak hepimizin şerefi, namusu, onuru, haysiyeti, varlık gayesi demektir. Biz bunların hiçbirinden vazgeçemeyiz. Allah'ın emrine ve ecdadın emanetine sahip çıkmak için ne gerekiyorsa bunu yapacağız."
Dunyanın duzeninin bozuk olduğunu, bu bozuk duzenin, gun gelip kıyıya vuran masum Suriyeli bedeni, evi başına yıkılan, tum hakları ellerinden alınan Filistinli olarak karşılarına çıktığını dile getiren Erdoğan, "Bu bozuk duzen gun geliyor, yurtlarından topluca surgun edilirken nehirlerde, bataklıklarda son nefeslerini veren Arakanlılar olarak karşımıza çıkıyor ama biz susmuyoruz" ifadelerini kullandı.
Pazartesi gunu Başbakan Binali Yıldırım'ın Bangladeş'e gideceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha once eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betul Sayan Kaya'nın da bolgeye gittiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizle mudahale edeceğiz ya... Butun goruşmeleri, her şeyi yapacağız ya... Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda çağrımızı yaptık. Arakan için orada, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, onlarla beraber orada bizzat toplantı yaptık. Niçin? Duyarsız kalamayız. Attığımız adımların da yavaş yavaş neticesini alıyoruz. Duzen bozuk olabilir ama bizim buna rıza gosterme mecburiyetimiz yoktur" diye konuştu.
" TEPEMİZE İNEN GÖK KUBBEYİ DAHA FAZLA GÖRMEZLİKTEN GELEMEYİZ"
Necip Fazıl'ın kalplerine nakşettiği itiraz ve mucadele aşkıyla bozuk duzene karşı mucadele edeceklerini vurgulayan Erdoğan, bunun için once kendilerinden başlayarak milleti, tum Muslumanları, tum insanlığı bu doğrultuda harekete geçirmeleri gerektiğini kaydetti.
Ünlu şairin "Destan" adlı şiirinden dizeler okuyan Erdoğan, "Bizler millet, ummet ve insanlık olarak tepemize inen gok kubbeyi daha fazla gormezlikten gelemeyiz. Fert fert olarak uzerimize duşeni yaptığımızda, millet olarak, milletler olarak uzerimize duşenleri yaptığımızda insanlık olarak bu sıkıntıları aşacağımıza inanıyorum. Bu adımları attıkça, ustadın mujdesine her gun biraz daha yaklaştığımızı goreceğiz" ifadelerini kullandı.
Necip Fazıl'ın "Mujde" şiirini de seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimin lutfuyla batmayan guneşin doğuşuna inşallah az kaldı" dedi.
Necip Fazıl Ödulleri 7 kişiye verildi. Ahmet Murat şiir, Betul Nurata ilk eserler, Teoman Duralı da saygılı odulunun sahibi oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toren sırasında Necip Fazıl Kısakurek'in şiirini besteleyen Yucel Erdem ve ekibini alkışladı, besteyi tekrar çalmalarını istedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.