Özet (TL;DR) @ 2017-12-14T22:12:00.000Z: Rus uzmanlar, İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde alınan kararları ve olası sonuçlarını değerlendirdi.
Rus uzmanlar, İstanbul'da duzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde alınan kararları ve olası sonuçlarını değerlendirdi.
(C) AA/ Kayhan Özer
Gazeteci İgor Gaşkov, hızla gelişen olaylardan, uzun suredir Washington ile ilişkilerde duşuş yaşayan Tahran ve Ankara'nın kazançlı çıktığını belirterek, "ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudus kararı, Amerika karşıtlarına Musluman dunyasında liderliklerini ilan etme fırsatını veriyor" dedi.
Muslumanların dunya genelinde toplu bir şekilde ofkelerini dile getirdiği bu durumda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kudus savunucusu rolunu eline aldığını belirten Gaşkov, NATO'nun tek Musluman uyesinin liderinin son gunlerde 'resmi muttefiklerini korkutan anti-Amerikan açıklamalar yaptığına' dikkat çekti.
' TÜRKLERE YAKINLIĞI İLE BİLİNEN FLYNN'İN İSTİFASI, ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE ETKİLİ OLDU'
Moskova merkezli Politik Teknolojiler Merkezi Direktoru Yardımcısı Aleksey Makarkin de Erdoğan'ın, ABD'nin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında durduğu goruşunden hareket ettiğini soyleyerek, "Turklere yakınlığıyla bilinen Michael Flynn'in Trump'ın Ulusal Guvenlik Danışmanlığı gorevinden istifa etmesi de oldukça negatif rol oynadı. Onun istifasından bu yana Washington ve Ankara arasındaki ilişkiler hızla kotuleşiyor" yorumunda bulundu.
' ANKARA, Şİİ-SÜNNİ İTTİFAKI İHTİMALİNE OLUMLU BAKIYOR'
Erdoğan'ın İstanbul zirvesi sırasında yaptığı 'yeni ittifak' ilanını değerlendiren Gaşkov, "Boyle bir ittifak ancak yuzyıllardır İslam dunyasını parçalayan Sunni-Şii çatışmasının yumuşaması durumunda mumkun. Ankara, boyle bir ihtimale olumlu bakıyor, orneğin Şii İran'ın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de İstanbul zirvesine onur konuğu olarak davet edildi" ifadelerini kullandı.
Gunumuzde İslam dunyasına hukmeden infialin bolgenin bazı ulkelerini guçlendirirken geçici de olsa bazılarının zayıflamasına yol açtığını dile getiren Gaşkov, kaybedenler arasında Suudi Arabistan'ı gostererek, "Bu ulkenin yonetimi Sunni-Şii çatışmasının devamını istiyor. Tum Muslumanların ABD ve İsrail'e karşı birleşmesi, Riyad tarafından tehlikeli algılanıyor" dedi. Tam da bu yuzden Suudi krallığın beklenmedik biçimde İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesindeki temsil duzeyini duşurerek İstanbul'a sadece bir bakanı gonderdiğini kaydeden Gaşkov, "Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu'nun bazı Arap ulkelerinin bu krizde korkak davrandığı yonundeki açıklaması fonunda sembolik bir adım" dedi.
' YENİ VELİAHT PRENS, SUUDİ ARABİSTAN'I MODERNİZE ETMEYE ÇALIŞIYOR'
Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Merkezi Direktoru Semyon Bogdasarov, Suudi Arabistan'ın Filistin sorununa ılımlı yaklaşımı iktidara veliaht prens Muhammed bin Salman'ın gelişiyle ilişkilendirdi. Bogdasarov, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: "Bu genç politikacı ulkeyi modernize etmeye çalışıyor. Eski Filistin politikası onu ilgilendirmiyor. O, duşman olarak İran'ı goruyor ve tum gucunu bu yonde yoğunlaştırmaya hazır."
Rus uzmanlar, Turkiye-İran yakınlaşması temelinde oluşturulan Sunni-Şii bloğunun, anti Amerikan protestolardaki gerilimden kaynaklanan geçici bir olgu olduğu kanısında.
' ÖFKELER SOĞUMAYA BAŞLAYINCA EKONOMİK FAKTÖR ÖNE GEÇECEK'
Şarkiyat Enstitusu'nden Boris Dolgov, "İslam'ın her iki yonunun çıkarları çok farklı. Aralarındaki ittifak sadece duruma bağlı olabilir. Öfkeler soğumaya başlayınca ekonomik faktor one geçecek. Mısır ve Ürdun gibi birçok Arap ulkesi, ABD'nin yardımına bağımlı. Aynısı, protestolara çok aktif katılan Filistin ulusal ozerkliği için de geçerli. Diğer yandan bolgesel guç merkezleri İran ve Turkiye'nin guçlenmesi bir eğilim ve ABD bunu dikkate almak zorunda" dedi.
Musluman politikacıların davranışının 'Sadat kompleksi' tarafından belirlendiğini dile getiren Aleksey Makarkin, eski Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sadat'ın İsrail ile yakınlaştığı için İslami radikaller tarafından 1981'de oldurulduğunu hatırlatarak, "Bunun anısı, birçok politikacıyı istediklerinden daha radikal açıklama yapmaya zorluyor. Bu politikacı anti İsrail mucadelesinin kahramanı olarak gosteriliyordu ama İsrail ile barış imzaladıktan sonra teroristler tarafından olduruldu. Arap dunyasının içinde, Filistin sorununun ne kadar oncelikli olduğu konusunda goruş ayrılığı var ama kimse gelişiguzel konuşmayı goze alamaz" dedi.
Bu yuzden Sunni-Şii yakınlaşmasının tamamen, duruma gore yakınlaşma temelinde inşa edilen Tahran-Ankara ilişkilerine bağlı olduğunu belirten Gaşkov, "İran ve Turkiye, Suriye'deki etki alanlarını boluştu, ortaklaşa Kurtlerin bağımsızlığına ve ABD'nin dış politikasına karşı çıkıyorlar. Donald Trump'ın Filistin ile ilgili kararı her iki ulkeyi birbirine daha da yakın yapıyor" dedi.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.