Özet (TL;DR) @ 2017-12-13T09:09:00.000Z: Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dönem dönem gündeme getirdiği Lozan Anlaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başbuğ, anlaşmanın sık sık gündeme…
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın donem donem gundeme getirdiği Lozan Anlaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başbuğ, anlaşmanın sık sık gundeme getirilmesinin doğru olmadığını belirtti ve "Sona ermesi de, gozden geçirilmesi de soz konusu değildir" dedi.
Başbuğ, sınır hatları dışındaki bazı maddelerin değiştirilebileceğini aktarırken "Ancak, boyle bir teşebbusun başkalarının da aleyhimize olabilecek bazı farklı maddeleri gundeme taşıyabileceği unutulmamalıdır. Bu da Turkiye açısından pek hayırlı sonuçlar doğurmayabilir" diye konuştu.
Sozcu'den Uğur Dundar'ın Lozan hakkındaki sorularını yanıtlayan Başbuğ'un açıklamaları şoyle:
U ğur Dundar: Sayın Başbuğ, size ilk once Lozan Antlaşması'nın Turkiye açısından taşıdığı onemi sormak istiyorum. Bu konuda neler soyleyeceksiniz?
İlker Başbuğ: Lozan Antlaşması bir savaşı bitirmiştir. Karşılıklı bir uzlaşma metnidir. Savaşı bitiren bir metin olarak da halen belki de uygulanmakta olan en uzun omurlu bir antlaşmadır. Lozan Antlaşması ile Turkiye, bağımsız bir devlet olarak tanınmıştır. Bu Antlaşma, Turkiye Devleti'nin kurucu belgesidir. Boyle onemli bir "Antlaşma"nın sık sık tartışma konusu haline getirilmesinin doğru olmadığını değerlendiriyorum.
U ğur Dundar: Peki, Lozan Antlaşması guncellenebilir mi? Gozden geçirilebilir mi?
İlker Başbuğ: Lozan Antlaşması 143 maddeden oluşmaktadır. Son maddede; 143'uncu maddede, sadece bu Antlaşma'nın mumkun olan en kısa sure içinde onaylanması gerektiği ifade edilmektedir. Antlaşma şu devletlerin onayına sunulmuştur: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Sırp- Hırvat- Sloven Devleti ve Turkiye. Bu uygulama maddesinde "Antlaşma"nın sona ermesine veya genel anlamda guncelleştirilmesine ilişkin bir hukum yoktur. Lozan Antlaşması'nın en onemli ozelliği, bir savaş sonrasında, "sınırların tayin edildiği bir antlaşma" olmasıdır. Uluslararası hukukta, "koşullar değiştiği takdirde" antlaşmaların değiştirilmesine olanak tanınmaktadır. Ancak bu uluslararası hukuk kuralı "sınır antlaşmalarına" son vermek için kullanılamaz. Bu nedenle, belirli bir sure sonra genel anlamda, Lozan Antlaşması'nın sona ermesi de, gozden geçirilmesi de soz konusu değildir.
U ğur Dundar: Peki, "koşullar değiştiği takdirde" şeklinde ozetlenen uluslararası hukuk kuralı; Lozan Antlaşması'nın bazı maddelerine uygulanabilir mi?
İlker Başbuğ: Evet uygulanabilir. Ancak bazı koşullar vardır. Birincisi; "sınırların değiştirilmesi" için bu uluslararası hukuk kuralı uygulanamaz. İkincisi; koşulların değişmesine kendi yukumluluklerini yerine getirmemek suretiyle neden olan taraf, bu ilkeyi ileri suremez. Üçuncusu de; ortaya çıkan değişiklik koklu bir değişiklik olmalıdır.
U ğur Dundar: Lozan Antlaşması çerçevesinde koşulların değişmesiyle ilgili uluslararası hukuk kuralının uygulandığı bir ornek var mı?
İlker Başbuğ: Evet, var!.. Lozan Antlaşması'nın "Boğazlar Sozleşmesi" sadece 13 yıl yururlukte kalmıştır. Turkiye; 1936 yılında uluslararası konjonkturun buyuk oranda değiştiğini, Turkiye'nin guvenliğinin ancak Boğazlar Bolgesi uzerinde Turk egemenliğinin en etkili şekilde tesis edilmesi ile sağlanabileceğini ileri surerek, yeni bir rejim saptanması için bir konferans toplanmasını istemiştir. Mustafa Kemal Ataturk ve İsmet İnonu muhteşem bir diplomasi orneği uygulayarak Lozan'daki "Boğazlar Sozleşmesi" yerine Montro Sozleşmesi'ni, Lozan Antlaşması'nı onaylayan ulkelere kabul ettirmişlerdir.
U ğur Dundar: Aslında Lozan Antlaşması kapsamında asıl uzerinde durulup, dikkat çekilmesi gereken konu, "Antlaşma"da yer alan bazı hususların Yunanistan tarafından uygulanmıyor olması değil mi? Bu konuda ne soylersiniz?
(C) REUTERS/ Costas Baltas
İlker Başbuğ: Evet, çok onemli bir noktaya değiniyorsunuz. Örneğin; "Antlaşma"nın 13. maddesine gore; Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında deniz ussu kurulmaması gerekir. Yunanistan yıllardır bu maddeyi ihlal etmektedir. Ege Denizi'ndeki diğer onemli olan konu ise Yunanistan'ın 18 değil aslında 150'ye yakın egemenliği antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalık uzerinde hakimiyet kurmaya çalışması ve Turkiye'nin de bu gelişmeler karşısında anlaşılmaz şekilde sessiz kalmasıdır. Lozan Antlaşması'nın 12'nci maddesi, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adaların, bu "Antlaşma"da aykırı bir hukum bulunmadıkça, Turk egemenliği altında kalacağına amirdir. Bu ada, adacık konusuna sadece kara parçası olarak bakılmamalıdır. Hepsinin karasuları, hava sahası ve kıt'a sahanlığı gibi hukuksal sonuçlar doğurabilecek ozelliklere sahip olduğu unutulmamalıdır.
Yeri gelmişken değinelim, Lozan Antlaşması ile Turkiye sadece bir adasını bırakmıştır. O ada da İtalya'ya verilen Meis Adası'dır.
Muftu seçimi konusu da, Yunanistan'ın ihlal ettiği hususlardan bir başkasıdır. Hem Lozan'daki 45'inci "mutekabiliyet" maddesi, hem de 1913 tarihli Atina Antlaşması nedeniyle Turk azınlığın kendi muftulerini seçme hakkı vardır. Yunanistan bunu gormemekte, kendisinin atadığı muftuleri kabul ettirmek istemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 14 Aralık 1999 gunu aldığı kararla, Yunanistan'ın muftu seçimine mudahalesinin din, vicdan ve ifade hurriyetinin ihlali olduğuna hukmetmiştir.
U ğur Dundar: Lozan Antlaşması deyince, kamuoyunun aklına hep Musul ve Kerkuk konusu geliyor. Lozan Antlaşması ile Musul ve Kerkuk'un ilişkisi nedir?
İlker Başbuğ: İlk once şu husus iyi anlaşılmalıdır. Musul konusu Lozan'da uzerinde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Ancak, Musul konusu Lozan'da çozume ulaştırılamamıştır.
Barış Antlaşması'nın bir an once imzalanabilmesi için Musul konusunun çozumu sonraya bırakılmıştır. Antlaşmanın 3'uncu maddesi; Turkiye ile Irak arasındaki sınırın dokuz aylık bir sure içinde Turkiye ile İngiltere arasında dostça bir çozum yoluyla saptanmasına amirdir. Dolayısıyla; Musul'un İngiltere tarafından Turkiye'nin elinden adeta gasp edilmesi Lozan Antlaşması ile ilgili bir sonuç değildir. Bu konuyu haklı olarak tartışmak isteyenlerin gundeme getirmeleri gereken antlaşma; 5 Haziran 1926'da İngiltere, Turkiye ve Irak arasında imzalanan Ankara Antlaşması'dır. Daha sonra bu Antlaşma 1946 yılında Turkiye ile Irak arasında bazı değişikliklerle yenilenmiştir.
Irak-Turkiye sınırı 1926 Antlaşması ile belirlenmiştir. Bu sınır, "Bruksel Hattı" denilen bir hat ile belirlenmiştir. Bu hat, Musul'un Irak'a bırakılmasının yanında, yuksek dağlık arazinin tam ortasından geçirilmiştir. Bu sınır guvenliği açısından Turkiye'ye buyuk sorun yaratmıştır ve yaratmaktadır. Bu sorunu 1926'da gorenler, bu nedenle 75 kilometre derinlikte bir sınır bolgesinin oluşturulmasına gerek duymuşlardır. Irak'ın bu 75 kilometrelik derinlikte, Turkiye'nin guvenliğini sağlamak için bazı tedbirleri alma yukumluluğu vardır.
Ankara Antlaşması'nı sorgulamak haklı gorulebilir. Sorgulamak elbette antlaşma ile kabul edilmiş sınırın değiştirilmesine bir neden olamaz. Ancak, 1926 yılındaki bu Antlaşma tenkit edilirken, Turkiye'nin Irak'ı, 75 kilometre derinliğindeki Irak topraklarında neden gerekli guvenlik tedbirlerini almaya, etkili şekilde zorlayamadığı da sorgulanmalıdır.
U ğur Dundar: Sayın Başbuğ, bu konudaki son sozunuz ne olur?
İlker Başbuğ: Başta da ifade ettiğimiz gibi, Lozan Antlaşması Turkiye Devleti'nin kurucu Antlaşması'dır. Sık, sık tartışma konusu haline donuşturulmesi uygun değildir.
Elbette, sınır hatları dışındaki bazı maddelerin "koşullar değiştiği takdirde" değiştirilmesi mumkun olabilir. Ancak, boyle bir teşebbusun başkalarının da aleyhimize olabilecek bazı farklı maddeleri gundeme taşıyabileceği unutulmamalıdır. Bu da Turkiye açısından pek hayırlı sonuçlar doğurmayabilir.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.