Özet (TL;DR) @ 2017-12-12 09:33:21.267103: Yaşamlarına renk katmak isteyen orta yaşlı insanların yolları bir şekilde aşk ile kesişir ve aşk onları hiç olmadıkları kadar duygusal yapar. Böyle bir durumda kendilerini akışa bırakarak teslim…



Ülkemizde vizyon tarihi henuz netlik kazanmamış olan İstanbul Kultur ve Sanat Vakfı tarafından duzenlenen festivalde izlediğimiz Arjantin Şili ortak yapımı olan "La Novia Del Desierto" (Yalnız Kalpler) filminin yonetmenleri Cecilia Atan ve Valeria Pivato ile uzun ve detaylı bir soyleşi gerçekleştirdik. Yonetmenler Turkiye-Arjantin proje yapımı konusuna sıcak baktıklarını dile getirdiler.

G oçmen olarak sıradan yaşam suren ve kısa sureli aşkı tadan Şilili bir kadının hikayesine yelken açtınız ve filmi onun gozunden izledik. Arjantin'de yaşayan çok fazla goçmen var mı? Aşkın bir insanı farklı yone çekeceğini duşunuyor musunuz?

"La Novia del Desierto" (Yalnız Kalpler) bir aşk hikayesi olmakla beraber aynı zamanda da bir surgun hikayesidir, zira asıl mevzu karakterin başka bir yere "nakil olmak /goç etmek" zorunda kalışıdır. Bu hiç şuphesiz yaşamlarını başka yerlerde surdurmek için, bulundukları yeri terk etmek zorunda kalanların da yaşadığı bir duygudur. Ülkesine veda eden Teresa, yeni yuvasında daha once hiç ongormediği şeylerle mucadele edip onlara teslim olmuştur. Mesela arzusunu yeniden keşfetmesi için, yolunun aşk ile kesişip onu mutlu etmesi gibi… İçgudusel bir hayat surmekle eşdeğer olan aşk; Teresa'nın (Paulina Garcia) bakışlarını genişletip, kaderine meydan okumasını mumkun kılan bir etmendir.

Sizin de belirtti ğiniz uzere film aslında bir aşk hikayesiydi ve Teresa'nın yolda yaşadığı deneyimleri anlatıyordu. Yol hikayeleri hakkında ne duşunuyorsunuz? En beğendiğiniz yol filmleri hangileri?

Genellikle yol filmlerinde genç karakterler rol alır. Filmde, bize ilginç gelen yaklaşım, 50 yaşın uzerindeki insanların ilk yolculuklarına çıkıyor oluşlarıdır. Bu husus; soz konusu filmi şekillendirmeye geldiğinde çok onemli bir başlangıç noktası olmuştur. Karakterlerin yaşlarını goz onunde bulundurduğumuzda, hayatlarında aldıkları onemli kararlardan etkilendiklerini gorduk ve ona gore bir tercih yaptık. İşte bu nedenle, filmimizi belirli bir ture yerleştirmekle ilgilenmedik, çunku hikayenin beslendiği yer burasıydı. Onu eşsiz kılan ve ona ses veren şey farklı dunyaları ve nuansları oluşuydu.

Wim Wenders'ın çektiği "Paris, Texas, (1984)" en sevdiğimiz yolculuk filmlerinden biri. Aynı kategoriye dahil edeceğimiz Ridley Scott tarafından çekilen "Thelma and Louise" de favorilerimiz arasında. Ama her ahvalde yolculuk meselesinin, bir bahane olduğuna inanmaktayız. Sinemada herhangi bir tur kullanmanın en buyuk zorluğu, hikayeleri anlatmak için yeni bir bakış açısı sunuyor oluşudur.

"60'larına ulaşan insanlar için her zaman tazelik ve doğallıktan bahsedemeyiz."

Yalnız Kalpler aşkı
bulunca

Orta ya şlı insanlar da aşık olabilirler mi?

Her hikaye kendine ozgudur, ama hiç şuphesiz ki en çok motive edici şeylerden biri aşık olmaktır. Aşk surpriz yapma, entrika ve şu ana kadar hiç tanışmamış olduğunuz insanda ilk anın yarattığı cazibe ile ilintilidir, insan işte o zaman başka bir tur samimiyete geçmek isteyeceğini duşunur. Açıkça ifade etmek gerekirse, Teresa (Paulina Garcia) ve Gringo (Julio Alfredo Corvalan) kendi yontemleriyle tanışabilirler belki ama onlar gibi 60'larına ulaşan insanlar için her zaman tazelik ve doğallıktan bahsedemeyiz.

Peki, ortaya koyduğunuz hikaye gerçek miydi, yoksa sadece salt bir kurgudan mı ibaretti?

Bir kurgudan ibaret olan hikaye, gerçeklerden beslenerek, çevremizdeki gerçeklerle sarar ve dunyaya nufuz eden iyi niyetli insanlar olarak, bunu gorebilir ve hissedebiliriz. Arzuları, acıları ve hayalleri ifade etmek için, karakterlerin seslerini kullanarak kaleme doken biri, elbette bu çapraz geçiş ve kurgu arasındadır ve dolayısıyla hikayedeki gerçeklik bir şekilde seyirciye ilgi çekici gelmeye başlar. Samimi ve umut dolu bir ortamda her zaman cinsiyete, yaşa ve sosyal statuye bakmadan, bağımsız bir biçimde insanlarla bağlantı kurulabilir. Bu vesileyle, Cannes Film Festivali'ndeki dunya promiyerinden ve birkaç uluslararası festivaldeki gosterimler sonrası, filmimizin evrensel oluşunu kabul ettik.

Filmin içsel bir yolculuğu temsil ettiği kanaatindeyiz. Sizce film boyle bir yolculuğu anlatıyor olabilir mi?

İnanıyoruz ki bu hikaye kesinlikle bir iç keşif, Teresa onu nereye goturduğunu bilmeyen bir yolculuğa çıkmak zorunda, (kelimenin tam anlamıyla çol) çunku yolculuğun sonunda oze varışın, kendi kaderi haline donuşeceğinin çok onemli bir karar olduğunu onaylıyor ve bu sureçte kış uykusundan uyanarak kendindeki içsel gucu keşfediyor

Goçmenlerin hayat şartları oldukça zor olmalı… Sizce de oyle mi?

Goçmenlerin yaşam koşulları her zaman goçmenler için zor olmuştur, çunku goçmen olma hali surgun hissi uyandırır. Hikayemizde ayrıntılı olarak ortaya koyduğumuz; Teresa karakteri bize guçlu gorunuyordu ve Teresa koşullar gereği neredeyse 30 yıl sonra yeni ve belirsiz bir kader için, koklerini tekrar kesmek zorunda kalır. Onun içinde yankılanan bu "eko", filmin işlediği iki zaman çizgisi arasında ilişki kurmayı sevdiğimiz benzersiz bir ozelliktir.

Yalnız Kalpler aşkı
bulunca

İnsanların kaderlerine razı gelmeleri gerektiğini duşunuyor musunuz ve insanlar hayatlarını olduğu gibi kabul ederlerse nasıl olur?

Filmimizin bu çift anlamlılığa ilişkin net bir tutum aldığına inanıyoruz. Bize dokunan şeylere uyum sağlamanın yolu aslında basit, bunun hem kendini tanımakla hem de gelişimle ilgili olduğuna ikna oluyoruz, çunku bu durum kaderimize her gun meydan okuma ihtiyacı ile ilintili…

"Tesadufsuz kader yoktur."

Kader mi, yoksa tesaduf mu?

Her iki durumda da tesadufsuz kader yoktur ve her insanın hayatında karşılaşması gereken kişisel tesaduflerin her birimizin kişisel kaderine yazılmadığına inanmak zor. Eğer kader bir arama motoru olarak duşunulurse, bir insan en iyisine sahip olmak ister.

Film kırsal bir bolgede geçiyor ve biz de bu sebeple şunu sormak istiyoruz: Kırsal bolgede yaşayan insanlar sizce daha sıcak ve daha mı samimiler?

Kırsal kesimde yaşayanların daha sıcak ve samimi olduklarını dile getiremeyiz aslında. Şehir dışında yaşayanların doğa ile daha farklı bir ilişkiye sahip olduğunu duşunuyoruz, çunku bu durum boşlukla ve zamanla bağlantılılar. Aslında onları diğerlerinden daha fazla ilgi gostermeye eğilimli yapan, insanları dinlemeleri ve onlara ozenli davranmalarıdır, tesadufen veya kaderin ongorduğu biçimde insanlar birden kapılarının onunde beliriverirler.

Filmin ba ş rol oyuncusu Julio Alfredo Corvalan'ın "Gringo" isimli bir lakabı vardı. Neden kendisini "Gringo" diye tanıtıyordu? Bize "Gringo" hakkında ne soylersiniz?

Erkek karakterimizin adı Miguel Alfredo Corbalan, takma adı ise Gringo idi. Bu takma adın fikri uç farklı kaynaktan geliyor: birincisi, karavanda sattığı urunlere ilişkin olanıdır ve sattıklarının çoğu diğer ulkelerden ithal edilmektedir. İkincisi, goçebe bir hayat suren bir adam statusuyle bağlantılıdır, çunku kendisi daima yabancı gorulen biridir. Gerçekten de başka hiçbir yere ait değildir. Üçuncusu ise; canlandırdığı karakterin belli bir kalıba bağlı oluşundan oturu sarf ettiği "De gringo no tiene nada" (Gringo'nun hiçbir şeyi yok) repliğidir, zira "Gringo" fiziksel olarak aşina olduğumuz diğer Arjantinli gringolardan farklıdır.

"Paulina ile Teresa beraber hareket ettiler"

Ş ilili unlu tiyatrocu Paulina Garcia ile çalışmaktan memnun kaldınız mı? Hikayeye nasıl bir etkisi oldu?

2013 yılında Paulina'ya ilk defa senaryoyu okuttuğumuzda, karakteri çok sevmişti. O zamandan beri bu guzel yolculukta filmi ortaya koymak adına beraber yol alıyoruz. Paulina'nın yorumu ve çekim oncesi surecinde ortaya koyduğu iş Teresa'yı bedenen hassas biri haline getirdi ve sessiz kalmasını sağladı. Hala bugun filmi izlediğimizde inşa ettiğimiz karakterine ait enfes ayrıntılarını bulmaya devam ediyoruz ve bu bizi şaşırtıyor.

Sureç boyunca Paulina ile Teresa beraber hareket ettiler, Bunun nedeni ise uluslararası eleştirmenlerin Paulina'nın çalışmalarına değer vermiş oluşlarıdır. Fenix (Amerika ve İber Yarımadası'ndaki 500'den fazla filmin dahil olduğu sinematografik sanatlar performans odulu) odulune olan adaylığı, bunu açıkça ifade eder.

Yalnız Kalpler aşkı
bulunca

Arjantin sineması ve dunyadaki onemi konusundaki fikirlerinizi merak ediyoruz. Arjantin'de film yapmak zor mu? Kısıtlamalar oluyor mu?

Bu yıl yayınlanan filmlerin buyuk çoğunluğu INCAA- "Instituto de Cine y Artes Visuales Argentino" (Arjantin Sinema ve Gorsel Sanatlar Enstitusu)'nun projeleriydi. Referans ettiğimiz enstitu, uretilen projenin buyukluğu ve gelişimi için ayrılan sabit bir miktardaki parayı kapsıyor/içeriyor. Bu, demek oluyor ki son yıllarda ulkemizde ortaya konan turler giderek buyuyecek ve tekliflerin artmasına vesile olacak.

Bugunlerde aynı Film Enstitusu, aynı şekilde bir yasa yururluğe koydu, bu yuzden orta ve kuçuk olçekli yapımlar, temelde hiçbiri resmi tarafın desteği olmadan yapılamayacağı için buyuk bir risk altında.

Bir gun Turkiye ile ortak film yapmak ister misiniz? Hiç Turk filmi seyrettiniz mi?

Deneyim yaşadığımız Arjantin-Şili ortaklığındaki Latin Amerika filmimiz başarıya ulaştı ve bu bir sinerjinin sonucuydu. Başka bir ulkeyi filmimize katma fikri ise yıllar once film için seçtiğimiz oyuncu Paulina Garcia ile çalışmamıza vesile oldu. Bu sureçte, filmin yaygınlaşması adına ortak yapımı gayet doğal karşıladık ve bunu gerçekleştirmek istediğimizde Turkiye ile ortak proje konusunda da herhangi bir kısıtlamaya sahip olmadığımızı anladık. Bildiğimiz en son Turk yapımının da "Kış Uykusu" olduğunu soyleyebiliriz. Üzulerek belirtiyoruz ki, henuz filmi izlemedik, ama işlediği tema ve eşsiz doğa manzarası ilgimizi çekiyor.

"Asıl duşuncemiz bir sonraki filmimiz için iki katı yaratıcılıkla daha fazla çalışmaya devam etmektir."

Seyirciler filmi beğendi mi? Tepkileri ne yonde oldu?

Film, tanıtımını yaptığımız tum ulkelerde guzel sonuçlar aldı, inanıyoruz ki
ozellikle 20'den fazla alanda geniş çaplı ticari gosterim yapıyor olmak sahip olduğumuz niteliksel bir ozellik. Özellikle Turkiye, Çin, Amerika, Almanya, Yunanistan, Brezilya ve halkın kulturel çeşitliliğine ornek olarak filmimizi kabul eden daha birçok devlet gibi…

İ zleyicilere soylemek istediğiniz bir şey var mı? Son olarak bir sonraki projeleriniz hakkında bilgi verirseniz roportajımıza noktayı koyarız…

Açıkça belirtmek gerekirse, bir film gelişme surecindeyken, uğraştığınız hikayelerle/konularla ilgili birçok fikriniz olacaktır ve bu fikirler, filmin montajı tamamlandığı zaman şekillenmeye başlar, sonra halka sunulur. Kesinlikle, bir eserin anlamını tamamlayan bir izleyicidir. Film gosterimlerinde topladığımız umut dolu his ve hayatla kurduğumuz bağlantı, hikayenin evrensel ayrıntısı ile meselelerin başkaları uzerindeki ustunluğunu garanti eder. Bu teşvik edici ozellik, bizi geri kalan uluslararası festivallerdeki filmlerden ayırır.
Asıl duşuncemiz bir sonraki filmimiz için iki katı yaratıcılıkla daha fazla çalışmaya devam etmektir. Bir sonraki projemizde, yetişkin bir anne ve çocuğu arasındaki ilişkiden yola çıkarak, her ikisinin de dahil olduğu şefkat ve bağışlama sınırları içindeki bağlara dalış yapmayı istiyoruz ve halen araştırma surecindeyiz.