Özet (TL;DR) @ 2017-12-11T20:59:35.000Z: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis'te 2018 bütçe görüşmelerinde Kudüs'le ilgili iddalarına Başbakan Binali Yıldırım yanıt verdi. Yıldırım, "Bizim için İsrail'in başkenti Tel Aviv'dir dedi.



Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda, 2018 Yılı Merkezi Yonetim Butçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yonetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın tumu uzerinde hukumet adına yaptığı konuşmada, tasarıların hazırlanmasında, Meclis gundemine getirilmesinde emeği geçen Maliye Bakanı Naci Ağbal ve ekibine, Plan ve Butçe Komisyonundaki goruşmelere katkı sağlayan bakanlara ve milletvekillerine teşekkur etti. Bu sabah geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar'ın vefatından duyduğu uzuntuyu paylaşan Yıldırım, "Hakk'ın rahmetine uğurladığımız değerli kardeşimiz, yol arkadaşımız, kurucumuz İbrahim Çağlar'a Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Değerli bir kardeşimizdi. Genç yaşta, zamansız, beklenmedik olumuyle bizi, butun iş alemini buyuk bir uzuntuye gark etmiştir, mekanı cennet olsun." diye konuştu. ABD'nin, Kudus'u İsrail'in başkenti olarak tanımasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, "Kudus, Miraca açılan kapının eşiğidir. Kudus, yeryuzunun ikinci mescididir. Kudus, insanlığın mabedi, tevhidin simgesi, tarihimizin ayrılmaz parçasıdır. Sezai Karakoç'un dediği gibi, 'Gokte yapılıp, yere indirilen şehrin adıdır Kudus.' Kudus, uç buyuk semavi dinin merkezidir. Kudus, sana aziz Turk milletinden selam gonderiyoruz." ifadelerini kullandı. ABD yonetiminin buyukelçiliğini Kudus'e taşıyacağını dunyaya duyurduğunu anımsatan Yıldırım, şoyle devam etti:"Amerikan yonetiminin bu kararı hem uluslararası hukuka hem Birleşmiş Milletlerin Kudus konusunda aldığı butun kararlara terstir, aykırıdır ve yok hukmundedir. Bunu Cumhurbaşkanımız defalarca açıklamıştır. Dunyada hiçbir ulke, hiçbir vicdan sahibi bu kararı onaylamadı, onaylamaz. Butun dunya biliyor ki bugun İsrail, Kudus'te işgalci konumundadır. Bu kararla yıllardır acı çeken, barış bekleyen bolgedeki sorunları çozmek yerine ateşe benzin dokulmuştur. Bu kararı alanlar ne yazık ki Ortadoğu'da barış istemediğini alenen ortaya koymuştur.Bu durum bolgede var olan sorunları çozmeye katkı sağlamadığı gibi kuresel terorun de yayılmasına zemin hazırlayacaktır. Amerikan yonetimi bu kararla bolgedeki krizi, kaosu daha da derinleştirecek yeni bir planın sinyallerini de vermektedir. Çozum; ancak Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olarak taraflar arasında varılacak nihai bir anlaşmayla mumkundur. Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyinin Kudus gundemli toplantısında sorunun muzakeresinden oteye geçilememiş, bağlayıcı karar ne yazık ki alınamamıştır. Birleşmiş Milletlerin dengesiz yapısının kuresel sorunlara çozum uretmekte yetersiz kaldığı ortadadır."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hukumetin gunlerdir Kudus konusunda dunyanın vicdanını harekete geçirdiğini belirten Yıldırım, Rusya Başkanı Vladimir Putin'in bugun Turkiye'de olmasının tesadufi olmadığını soyledi.

" MESELE ÇOK CİDDİ"

Başbakan Yıldırım, 13 Aralık Çarşamba gunu de İslam İşbirliği Zirvesinin Turkiye'nin ev sahipliğinde toplanacağını hatırlatarak, çok sayıda devlet ve hukumet başkanının toplantıda bir araya geleceğini aktardı. Yıldırım, "Mesele çok ciddidir. Bolge barışını değil, aynı zamanda kuresel barışı da tehdit etmektedir. Burada uluslararası toplumun ve İslam ulkelerinin yapması gereken tek şey bir ve beraber hareket edilmesidir. Bilinmelidir ki yıllardır barış için bedel odeyen Filistin halkı bu haksız, hukuksuz, kibirli karar karşısında asla yalnız değildir. Yuce Meclisimiz bu konuda gerekli hassasiyeti gostermiş ve butun parti gruplarının yayınladıkları ortak bildiriyle Filistin halkının yanında olduğunu dunyaya ilan etmişlerdir. Bilinmelidir ki bugune kadar olduğu gibi bundan sonra da Turkiye, Filistin'in Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir." diye konuştu.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Filistin meselesi ve ABD yonetiminin aldığı kararla ilgili değerlendirmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın butun liderleri aradığı halde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aramadığını soylediğine dikkati çeken Binali Yıldırım, "Doğru. Cumhurbaşkanımız ile Trump arasında goruşme olmadı. Çunku Cumhurbaşkanımızın duşuncesi bellidir, goruşu bellidir. Olsa olsa Trump bunu bildiği için aramaya dahi cesaret edememiştir." dedi. Yıldırım, yaşananlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kudus ile ilgili gelişmeler başlamadan once İslam İşbirliği Teşkilatının başkanı olarak butun liderlerlerle gerekli telefon diplomasisini yaptığını ve kısa surede Kudus konulu, Birleşmiş Milletlerden sonra en buyuk toplantının Turkiye'de gerçekleşmesini sağladığını ifade etti.

" BİZİM İÇİN İSRAİL'İN BAŞKENTİ TEL AVİV"

Kudus'te şu anda İsrail'in birçok devlet kuruluşunun yer aldığını anlatan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:"Biz, Kudus'u asla ve asla İsrail'in başkenti olarak tanımadık. İsrail ile Filistin arasında çozum oluncaya kadar da tanımayacağız, bu nettir. Efendim neden Tel Aviv, İsrail'in başkenti olarak yazılmamış, internet sitesinde. Elimde anlaşmalar var, 1996 yılında merhum Demirel İsrail'e resmi ziyaretinde 6 adet anlaşma yapmış, 6'sını da Kudus'te yapmış, Kudus'te imzalamıştır. Bunları yaptı diye Turkiye, Sayın Demirel Kudus'u İsrail'in başkenti olarak mı tanımış? Elbette değil. İki şeyi birbirine karıştırmamamız lazım; bizim buyukelçiliğimiz Tel Aviv'dedir. Bizim için İsrail'in başkenti Tel Aviv'dir. Ama bu konuda İsrail ile uluslararası camia arasında bir mutabakat yoktur. Onlar Kudus diye iddia ediyor, biz de Kudus'u kabul etmiyoruz, olay bundan ibarettir. Ama bizim Kudus'te buyukelçiliğimiz var. Kimin buyukelçiliği? Filistin devletinin buyukelçiliği. Başka milletlerin orada Filistin buyukelçiliği yok."

" ABD SON ZAMANLARDA TÜRKİYE'Yİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI"

Başbakan Yıldırım, muttefik olduğu duşunulen ABD'nin son zamanlarda Turkiye'yi hayal kırıklığına uğrattığına dikkati çekti.Yıldırım, ABD'nin, 15 Temmuz kanlı darbe girişimi uzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen teror orgutu elebaşı Fetullah Gulen'in yargılanmadığını, faaliyetlerinin kısıtlanmadığını ve iadesine ilişkin tek bir adım atılmadığını soyledi.Soz konusu ulkenin DEAŞ ile mucadele adına PKK'nın uzantıları PYD ve YPG ile iş birliğini ısrarla surdurduğunu ifade eden Binali Yıldırım, bu iş birliğinin Turkiye'nin ulusal guvenliğine, terorle mucadelesine, bolgesel barışa zarar verdiğini vurguladı.ABD'deki Rıza Sarraf'la ilgili davada, "Turkiye'de yapılan bazı ticaretlerin ABD'nin menfaatlerine zarar verdiği" şeklinde bir iddianın bulunduğunu belirten Yıldırım, "Bu dava ne yazık ki hukuki dayanaktan yoksun, tamamen siyasi bir dava." ifadesini kullandı.Davanın duruşmalarının canlı yayınlandığını, FETÖ'culerin kendilerini seferber ettiğini, tanıklar arasında FETÖ'cu firari polis bulunduğunu kaydeden Başbakan Yıldırım, "Bu dava, FETÖ'nun Amerika Birleşik Devletleri'nde, 15 Temmuz'da Turkiye'de yapamadığını Amerikan yargısını kullanarak yapmaya çalıştığı işten başka bir şey değil." diye konuştu.Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Sarraf davasını gelin tekrar açalım" dediğini, bunu soylerken de Sarraf için "Şarlatan, sahtekar" ifadelerini kulandığını anımsattı.Sarraf hakkında 17/25 Aralık'tan sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını, burada takipsizlik verildiğini, itirazı inceleyen 6'ncı Sulh Ceza Mahkemesi'nin de itirazı reddettiğini anlatan Binali Yıldırım, şunları kaydetti:"Adı geçen bakanlar hakkında bu yuce Meclis soruşturma komisyonu kurmuş, komisyon raporunu hazırlamış, soruşturmaya gerek olmadığına karar vermiş. Genel Kurula gelmiş, Genel Kurulda bu değerlendirilmiş ve Genel Kurulda bu soruşturmanın açılmaması yonunde yuce Meclis kararını ortaya koymuş. Şimdi Amerika'da bu davanın sanığı olarak yola çıkan, mahkemeye gelmeden tanığa donen şahsa bir bakalım. Bu şahıs diyor ki; 'Ben yalan soylersem, ceza almadan kurtulacağım'. Doğru, bunu soyluyor ve yalanlarıyla da kurtulmak için onune geleni karalıyor, suçluyor.Sayın Kılıçdaroğlu'na katılıyorum, biz şarlatanın soylediklerine mi itibar edeceğiz, yoksa yuce Meclisin kararına mı itibar edeceğiz? Tabii ki yuce Meclisin kararına itibar edeceğiz, yalancının soylediklerine gore amel edemeyiz. Butun bunlar 17/25 Aralık darbe girişimde, FETÖ'nun ortaya koyduğu o darbe girişiminde, konuşulmuş, goruşulmuş yeni soylenen, ortaya çıkan hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla boyle bir girişime de ihtiyaç yoktur. "

AB İLE İLİŞKİLER

Turkiye ile AB'nin 54 yıllık tam uyelik sureci bulunduğu, olumsuzluklara rağmen tam uyeliğin Turkiye'nin stratejik hedefi olmaya devam ettiğini dile getiren Yıldırım, surecin daha fazla uzamamasını ve bu hedefin sonuçlandırılmasını beklediklerini bildirdi.AB'nin bir karar vermek zorunda olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, AB'nin ya içine kapanacağını, kuçuleceğini ya da çeşitliliği, kapsayıcılığı, çok sesliliği, çok kulturluluğu esas alan guçlu bir şekilde geleceğe yuruyeceğini ifade etti.Bunun da ancak Turkiye'nin tam uyeliği ile gerçekleşebileceğine işaret eden Yıldırım, 18 Mart 2016'da varılan anlaşmadaki hususların hayata ge�irilmesinin zamanının geldiğini vurguladı.Başbakan Yıldırım, burada vize serbestisi, Gumruk Birliğinin guncellenmesi, multecilerle ilgili konuların ivedilikle ele alınmasını teklif ettiklerini soyledi.Kıbrıs meselesinin artık AB uyeliğini tıkayan bir konu olmaktan çıkarılması gerektiğinin altını çizen Yıldırım, 2014'de Guney Kıbrıs Rum tarafında yapılan referandumun, Turkiye'nin tam uyeliği konusunda ciddi bir engele donuştuğunu kaydetti.Suriye'deki gelişmelere de değinen Binali Yıldırım, geçen yıl sonunda Halep'te ilan edilmesi sağlanan ateşkesi ulke çapına yaymak için Astana'da uçlu bir iş birliği sureci başlattıklarını hatırlatarak, Astana kararlarının etkisiyle alanda şiddetin azaldığını ve siyasi çozum surecinin çalışmaya başladığı anlattı.Yıldırım, nihai çozumun, terore bulaşmamış butun unsurların içinde olacağı, toprak butunluğu ve siyasi birliği sağlanmış bir Suriye Devleti'nin yeniden inşası olduğunun altını çizdi.Irak'ın huzur, refah ve istikrarının Turkiye için hayati olduğuna işaret eden Başbakan Yıldırım, Irak Kurt Bolgesel Yonetimi'nin, Irak'ın siyasi birliği ve butunluğune meydan okuyan gayrimeşru referandum girişimi karşısında Irak Hukumeti'nin yanında olduklarını hatırlatarak, bunu yaparken asla Kurtleri hedef almadıklarını soyledi.Sorunların kısa surede Irak Anayasası çerçevesinde çozume kavuşmasını istediklerini kaydeden Yıldırım, "DEAŞ ve PKK, Irak ve Turkiye'nin ulusal guvenliğini tehdit ediyor. Bu çerçevede, Irak ve Suriye'de nufuz alanını genişletmeye çalışan PKK, PYD, YPG teror orgutlerinin bolgeden tamamen sokulup atılması için iş birliğimiz ve dayanışmamız devam edecektir. Bu sırada, Irak Hukumeti'nin, mevcut sınır kapısını tam kontrol altına almak suretiyle ekonomik ilişkilerimize ivme kazandırmak için onumuzdeki gunlerde Gaziantep'te geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirilecek." şeklinde konuştu. Yıldırım, baştan beri Katar'la bolge ulkeleri arasındaki ihtilafın bir an once dostane şekilde çozumlenmesi için aktif rol oynadıklarını, gelinen noktada bu çabaların sonuç verdiğini gormekten memnuniyet duyduklarını soyledi. Yemen, Libya ve Somali'de uzun zamandır devam eden bolunmuşluğun ve iç çatışmanın sonlandırılması için yoğun temaslarının surduğunu anlatan Yıldırım, bugunlerde Myanmar'da, insan haklarının ayaklar altına alındığını, buyuk bir trajedi ve etnik kıyımın yaşandığını belirtti. Yıldırım, "Myanmar Rohingya Bolgesi'nde yaşayan Muslumanlar maalesef ulkelerinden, yerlerinden atılmış, koyleri ve evleri yakılmış durumdadır. Bu insanlık suçuna sessiz kalan dunyayı harekete geçiren de Turkiye olmuştur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Orada insani yardımları en once ulaştıran ulke Turkiye olmuştur. Önumuzdeki gunlerde bu ulkeye yapacağımız ziyarette buradaki sorunları yerinde goreceğiz ve gerekli yardımların koordinasyonunu bizzat yapmış olacağız." diye konuştu.

" TERÖR ÖRGÜTÜ AĞIR DARBE ALMIŞ VE KATILIMLAR BİTME NOKTASINA GELMİŞTİR"

2017 yılının terorle 35 yıllık mucadelede en etkin, sonuç alıcı bir mucadelenin yılı olduğunu vurgulayan Yıldırım, şoyle devam etti:"Bu başarıda siyasi kararlılığın sonucu olarak guvenlik, istihbarat birimlerimizin tam bir uyum içinde çalışmasının buyuk etkisi vardır. Vatandaşlarımız da bu sureçte guçlu bir iradeyle terorun ve teror orgutunun tam karşısında yer almıştır. Teror orgutu ağır darbe almış ve terore katılımlar bitme noktasına gelmiştir. Yurt içinde çaresiz kalan bolucu teror orgutu varlığını sınır otesine taşımaya çalışmaktadır. Ancak şu bilinmelidir ki teror ister içeride ister dışarıda olsun; mutlaka yok edilecek, vatandaşımızın can ve mal guvenliği mutlak suretle sağlanacaktır. Terorle milletimiz arasında asla ve asla bir bağ kalmayacaktır."Başbakan Yıldırım, Fırat Kalkanı Bolgesi'nin teror orgutu PKK ve DEAŞ'tan tamamen temizlendiğini ve 70 bin Suriyeli'nin yurtlarına donduğunu bildirdi.

S ÜLEYMAN ŞAH KARAKOLU AÇIKLAMASI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suleyman Şah Saygı Karakoluna ilişkin iddialarını anımsatan Yıldırım, "Şunun bilinmesini istiyoruz ki tarihi haklarımız konusunda çok hassasız. Suleyman Şah Saygı Karakolu'nun yeri Turkiye'nin mulkudur, orada Turkiye'nin bayrağı dalgalanacaktır. Kısa vadede guvenlik sebebiyle burası boşaltılmış. Suriye'deki işler yoluna girdikten sonra aynen orada bu Suleyman Şah Saygı Karakolu tekrar faaliyete geçecektir." dedi. Terorun azalmasının ekonominin canlanmasına ivme kattığını, bolgedeki otellerin turistlerle dolup taştığını dile getiren Yıldırım, terorden arındığı için bolgede ekonomik canlılık, yeniden yapılanma, TOKİ ve alt yapı faaliyetlerinin en guzel şekilde devam ettiğine dikkati çekti.Bunu en son Hakkari'ye programsız yaptığı bir ziyarette çok yakından gorduğunu anlatan Yıldırım, ay yıldızlı bayrağıyla meydana koşan on binlerin kendilerini coşkuyla karşıladığını ve o zaman artık bu topraklarda terorun yer bulamayacağını gorduğunu aktardı. Yıldırım, "Teror bitecek ve ulkemizin butun çocukları geleceğe umut ve guvenle bakacak. Zira, sadece teroru ve teroristleri değil, senelerdir gençlerimizin istikbalini karartan karamsarlığı ve umutsuzluğu da ortadan kaldırıyoruz." diye konuştu.

" TÜRKİYE'NİN İMKAN VE KAYNAKLARINI TÜRKİYE İÇİN KULLANDIK"

Başbakan Yıldırım, 2017'nin Turkiye için kazanımlarla dolu bir yıl olduğunun altını çizerek, Turkiye'nin imkan ve kaynaklarını yine Turkiye için kullandıklarını soyledi. Kotu ve karamsar senaryoların, yazanların elinde kaldığını ve yeni hukumet sisteminin halk oylaması ile kabul edildiğini belirten Binali Yıldırım, "Anayasa değişikliği olursa buyume durur, ekonomi krize girer." diyenlerin siyaseten iflas ettiğini, "Cumhurbaşkanlığı hukumet sistemine geçilirse Turkiye dunyadan tecrit edilir." diyenlerin de mahcup olduğunu anlattı.Yıldırım, sozlerini şoyle surdurdu:"Çevremizdeki butun olumsuzluklara rağmen Turkiye'nin buyumesi surdu. Hem terorle mucadele ettik hem de barışa hasret kalan komşularımızın yarasını sardık, yanında yer aldık. Tokezlemeden dunyanın en buyuk projelerini tek tek hayata geçirdik. Turkiye buyudu. Bize 'kaybedeceksiniz' diyenler bir kez daha kaybetti. Milli irade bir kez daha kazandı. Hiç şupheniz olmasın 2018 ve takip eden yıllarda Turkiye guven içerisinde, istikrarla kalkınmasını surdurecektir. Bizim hedefimiz ve yolumuz Cumhuriyetimizin 100. yılına giderken Turkiye'yi Gazi Mustafa Kemal'in işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesinin uzerine çıkarmaktır. Bu yol Turkiye'nin refah, esenlik yoludur. Bu yol adaletin ve hakkaniyetin yoludur. Bu yol huzurun, demokrasi ve hukukun yoludur. Bu şerefli yolda ulkemize hizmet imkanı verdiği için Rabbimize hamd ediyoruz. Turkiye, umudun vicdanın adıdır. Turkiye adaletin, merhametin adresidir."Adaletin mulkun temeli olduğunu, demokrasi ve hukuk duzeninin kalkınmanın ve refahın da guvencesi olduğunu belirten Yıldırım, bugune kadar adalet sistemi ile ilgili biriken sorunların çozulmesi için birçok reform gerçekleştirdiklerini, yargı bağımsızlığı ile yargının tarafsızlığı ilkesini anayasaya taşıdıklarını, kurumların aldığı ağır yaralara rağmen yargı sisteminin FETÖ darbe girişiminin ardından hızla toparlanarak çalışmaya başladığını hatırlattı. Yıldırım, yoğun iş yukune rağmen hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ve gece gunduz darbe davalarını sonuçlandırmak için gayret eden butun yargı mensuplarına teşekkur etti. Yıldırım, adalet hizmetlerinin hızlanması için kurumsal kapasitenin guçlendirildiğini, 15 yılda 230'un uzerinde adalet sarayının hizmete açıldığını, hakim ve savcı sayısında 16 bine ulaşıldığını ve sadece 15 Temmuz'dan sonra 108 yeni mahkemenin kurulduğunu, yargı mensuplarının kuyumcu titizliğiyle haklıyı haksızdan, suçluyu suçsuzdan, mağduru mucrimden ayırmak için yoğun bir çalışması olduğunu soyledi.

" BÜTÇE, BÜYÜMEYİ, İSTİHDAMI, YATIRIMI DESTEKLEYEN BİR BÜTÇEDİR"

2018 yılı butçesinin AK Parti Hukumetinin hazırladığı 16. butçe olduğuna işaret eden Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:"Bu butçe mali disiplini esas alan, insan odaklı, gelecek on yılları da goz onune alan bir butçedir. Bu butçe, buyumeyi, istihdamı, yatırımı destekleyen bir butçedir. Butçe, guven ve istikrarı onemseyen, koruyan bir butçedir. Eğitim, altyapı yatırımlarını oncelikli olarak ele alan ozel sektoru destekleyen, vatandaşın refahını artırmaya yonelik bir butçedir. 2018 yılı butçemizin hedefi mali disiplini devam ettirmek, buyumeyi, istihdamı arttırmak, gelir dağılımını daha da iyileştirmek olacaktır. İktidara geldiğimizde butçe açığımız milli gelire gore yuzde 11,5'tir. Bu oran 2017'de yuzde 2'nin altında, 2018'de yuzde 1,9 olacak. Bu ne demektir? Gelişmiş ulke ortalamaları ve Maastricht Kriterlerine gore çok daha iyi bir konumdadır. 15 yıl içinde, sadece butçeyi buyutmekle kalmadık; butçeyi daha etkin kullandık, milletten gelen kaynağı milletin ihtiyacına harcadık.Butçeyle ilgili eğer biz, Gayri Safi Milli Hasıla'nın yuzde 11,5'i kadar faiz odemesi yapsaydık Turkiye 700 milyar faiz odemeyecek, 2,6 trilyon faiz odeyecektik. Yani 1,9 trilyonluk bir tasarruftan bahsediyoruz. Hani, 'bu işler nasıl yapıldı?' diyorsunuz ya, işte bu tasarrufla yapıldı. Bu kopruler, barajlar, hastanelerin hepsi faize gidecek paralardan tasarruf yapıldı, milletten gelen kaynak milletin ihtiyacına harcandı. Yani bu, sizin hesap uzmanlığınızın alanına girecek kadar buyuk bir mesele değil. Vatandaşın kolayca anlayacağı bir iş." Yıldırım, bugun açıklanan buyume rakamının yuzde 11,1 olduğunu anımsatarak, "Dunyada başka boyle bir buyume var mı? Yok. Bu da Turkiye'ye yakışır, iki kat buyume." ifadesini kullandı.Bu yıl sonu itibarıyla buyume oranının yuzde 6,5 ile 7 arasında gerçekleşeceğini vurgulayan Yıldırım, bunun tesadufle olmadığını dile getirdi.Yıldırım, 2017'ye girerken yine bu butçe goruşmelerinde felaket senaryolarının hazırlandığını, "iflaslar olacak, ekonomik kriz gelecek ve Turkiye bu sarmaldan çıkamayacak." şeklinde goruşlerin ileri surulduğunu anımsatarak, hayata geçirilen tedbirlerle şu anda sonucun ortada olduğunu soyledi.Başbakan Yıldırım, sozlerini şoyle surdurdu:"2018, 2017'den daha guzel olacak. Hiç merak etmeyin. Enflasyon da duşecek, buyume de devam edecek, uretim, istihdam, yatırım ve ihracatta da yine artış devam edecek. Bu sene ihracatta butun yılların rekorunu kırarsak şaşırmayın. Bir ay sonra o da belli olacak. Şu anda hesaplara gore, Aralık ayı hariç, 155 milyar, yıllık bazda bir ihracat rakamına ulaşmış durumdayız. Dolayısıyla son 15 yılın en yuksek ihracat değerine bu yıl sonu itibarıyla ulaşmayı hedefliyoruz."

" MİLLİ DURUŞ LAFLA OLMAZ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Ege adalarıyla ilgili de değerlendirme yaptığını ve AK Parti iktidarları doneminde bu adaların, Turkiye'nin elinden çıktığını, işgal edildiğini ileri surduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Lozan'ın değiştirilmesi konusundaki değerlendirmelerine gondermede bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, "Lozan, Turkiye ile 11 ulke arasında yapılmış, modern Turkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu belirleyen bir anlaşmadır." dedi."Lozan Antlaşması'nın değiştirilmesinden kasıt, Sayın Cumhurbaşkanımızın orada, Yunanistan'da bunu dile getirmesinin arkasındaki sebep şudur; Yunanistan, soydaşlarımızın hakları Lozan'da net olarak belirlenmesine rağmen, bunları uygulamaktan kaçınıyor, Turk kelimesinin kullanılmasına bile izin vermiyor, kimliklerini ifade etmesine izin vermiyor, muftulerinin seçilmesine izin vermiyor." diyen Yıldırım, "Peki goz gore gore bir anlaşmayı uygulamayan ulkeye, hem de evinde 'Bunun değişmesi lazım gelir' demenin neresi yanlış? İşte milli duruş budur arkadaşlar. Milli duruş lafla olmaz. Milli duruş, ulkesini dışarıda şikayet etmekle olmaz, ulkenin menfaatini her yerde savunmakla olur." değerlendirmesinde bulundu."Ege adalarından tek bir çakıl taşı dahi iktidarımız doneminde gitmemiştir." ifadesini kullanan Yıldırım, Ege adalarıyla ilgili ilk anlaşmazlığın Kardak krizi ile ortaya çıktığını ve Turkiye'nin bu konuda tavrını net olarak ortaya koyduğunu belirtti.Eski Cumhurbaşkanı Suleyman Demirel'in, 1998 yılında "Ege denizinde, gri alanlar dediğimiz aşağı yukarı 132 parça taş yahut adacık var." sozlerini anımsatan Yıldırım, şunları soyledi:"Yani aidiyeti Lozan Antlaşmasıyla tespit edilmemiş, biz diyoruz ki 'Bunlar size ait değil', onlar diyor ki 'Bunlar size ait değil." Bu bir ihtilaflı konudur. Bugun devam eden konu da aynı şekilde devam ediyor.Biz, şunun bilinmesini isteriz. Bu adalar, bu formasyonlar, kaya parçaları, irili ufaklı şeyler o gunun teknolojisiyle anlaşmaya dahil edilmemiş ve uzerinde bir mutabakat sağlanmamış. Ege ne bir Yunan goludur, ne bir Turk goludur. Ege, Turkiye'nin ve Yunanistan'ın arasında sorun alanı değil, ilişkilerini daha geliştirmesi için onemli bir denizdir. Onun için Turkiye'nin hak ve menfaatlerinin, en ufak bir halel gelmemesi için ne gerekiyorsa yaparız. Turkiye kuru gurultulere pabuç bırakacak bir ulke değildir. Bunu herkesin bilmesi lazım."

" ALTYAPI PROJELERİNİ TESADÜFE BIRAKAMAZSINIZ"

Kılıçdaroğlu'nun, kamu ihaleleriyle ilgili de değerlendirme yaptığını anımsatan Yıldırım, şu bilgileri verdi:"Örneğin son iki yılda, Ulaştırma Bakanlığında, 4 bin 400 ihale yapılmış 21. maddeye gore. 21 nedir? (b) var (c) var; (b) davetiye usulu, (c) de guvenlik yolları. 21 (b)'ye gore 4 bin 440 ihaleden 139'u yapılmış. Davet edilen firma sayısı 362, ihale alan firma sayısı 109. Davete 3 tane firma çağıracaksınız, en az uç tane. Ama bu ihalelerde kaç firma çağrılmış? 6 firma çağrılmış yani rekabet tesis edilmiş. En az 6. Daha fazla olanı var, 8 çağrılanı var, 10 çağrılanı var. Dolayısıyla 7 ile 10 arasında firmadan teklif alınmış. Altyapı projelerini tesadufe bırakamazsınız. Altyapı projelerinde ehliyet, yeterlilik her zaman onemlidir. Soylendiği gibi, ihalelerde bu şekilde bir sorun yoktur."Diğer bir konunun da, kamu ozel ortaklığıyla gerçekleştirilen işler olduğunu dile getiren Yıldırım, bu işin oniki sene kitabını yazdığını ve her satırını ezbere bildiğini vurguladı.Binali Yıldırım, "Turkiye bu donemde elli yıldır gundemimizde olan dev projeleri birer birer tamamlamıştır. Osman Gazi Koprusu'nu hatırlayın, elli yıl konuşuldu, 5 sefer ihalesi yapıldı ama hiçbirinde başarılamadı çunku oraya ayıracak devletin parası yoktu. Ama geldik, bunu kamu ozel ortaklığıyla yaptık ve şimdi hizmete girdi. Bunun parası ne kadar? Bunun parasını soyleyeyim: 6,5 milyar dolar. Ne var bunda? İstanbul'dan İzmir'e kadar otoyol var 421 kilometre ve Osman Gazi Koprusu var. Kopruyu açtık, Bursa'ya kadar yolu da açtık ve şimdi, Bursa ile İzmir arası devam ediyor, 2019'da orayı da açacağız. Boylece, İzmir-İstanbul iki saat elli dakika Kemal Bey. İzmir Milletvekilisin, dolayısıyla kara yoluyla gideriz. Ama bilmiyorum tabii Osman Gazi Koprusu'nden geçtin mi, geçmedin mi? Fakat çok guzel. Vatandaşı korfezden, çileden kurtaran çok guzel bir hizmet, dort dakikada geçiliyor." diye konuştu.Bu sırada CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın, "Pahalı, çok pahalı Başbakanım" sozleri uzerine, Yıldırım, "Engin Altay, en pahalı hizmet olmayan hizmettir, bunu aklından çıkarma." ifadesini kullandı.

YILDIRIM 'DAN, KILIÇDAROĞLU'NA ESPRİLİ CEVAP

Yıldırım, Kılıçdaroğlu Ankara-İstanbul arasında kamyonla ilgili bir değerlendirmede bulunduğunu, "kamyoncuların buyuk sıkıntı içerisinde olduğunu ve artık bıçağın kemiğe dayandığını" soylediğini hatırlattı.Başbakan Yıldırım, sozlerini şoyle surdurdu:"Evet, şimdi, Sayın Kılıçdaroğlu, teşekkur ediyorum bu konuyu gundeme getirdiğiniz için. Ankara-İstanbul arası gidiş-geliş bin kilometre değil, 850 kilometre. Burada bir eksik var. Yol ucreti… Gerçi sen yuruyerek gittin ama yuruyerek olçulmez bu. Hayır, otoyol parası falan odenmediği için olabilir. Otoyol ucreti 89 değil, 70 lira. İkinci otoyol dediğiniz Kuzey Marmara Otoyolu 123 lira değil, 104 lira. Yavuz Sultan Selim Koprusu 77 lira değil, 30 lira. Sefer başı 100 lira yağ bakımı bedeli değil, 50 lira. Yakıt dışındaki masraflar, dediğin gibi 379 değil, 255 lira. Şimdi, yani hesap uzmanlığı burada da çoktu, kusura bakma."Bu sırada, bazı CHP milletvekillerinin, "Hangi kamyona? Kaç dingilli kamyon?" şeklindeki sozleri uzerine, Yıldırım'ın, "Sayın Kılıçdaroğlu'nun dediği kamyondan bahsediyoruz." cevabı Genel Kurulda guluşmelere neden oldu.Yıldırım, daha sonra şunları soyledi:

"Bunu dinleyince aklıma bir şey geldi onu da soyleyeyim. Adamın biri kurban mevzusundan bahsediyormuş. Çocuğu olmayan Hz. Davut, Allah'a dua etmiş, 'Ya Rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu da kurban edeyim' demiş. Dua tutmuş, kızının adını Ayşe koymuş, gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş, Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken, Azrail, gokten bir keçi gondermiş. 'Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et' demiş. Dinleyenlerden biri dayanamamış: 'Yahu bunun neresini duzelteyim; Hz. Davut değil İbrahim; kız değil erkek; Ayşe değil İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil, koç."