Özet (TL;DR) @ 2017-12-10 09:31:38.395413: İstanbul tasarım, Kütahya zanaat, Hatay gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil oldu. Renkleri, lezzetleri, güzellikleri tescillendi. Bu üç kentimizi mercek altına aldık, listeye…
Hatay'ın
dillere destan 'çok kulturlu' mutfağı
_ Hatay 'ın konuklarına sunacak çok şeyi var. En onemlisi de aşırı lezzetli mutfağı!_
Hatay bence gastronomi turizminin en onde gelen kentlerinden... Arap, Turk, Nusayri, Ermeni, Yahudi kulturlerinin birbirlerini etkilemesiyle burada ortaya muhteşem bir mutfak çıkmış. Masalar oylesine lezzetli yemeklerle donanıyor ki, insan hangisinden başlayacağını şaşırıyor.
Hala pişen yemeklerin yanı sıra bir de unutulmaya yuz tutanlar var. Bunların arasında en çok 'Seyis lahmacunu'nun unutulmasına karalar bağlıyorum. Kentin bir diğer ozel yiyeceği de 'surk'. Bu, birçok baharatla yapılan bir çokelek. Tazesi değil, kuflenmişi benim için makbul. Kokusu ağır. Ancak lezzetini tarif edebilmek için çok ozel kelimeler bulmak gerekiyor.
Geçenlerde Hatay'da doner yemek için Abdo Doner'e gittim. 45 yıllık bir lezzet durağı burası. Donerde kaburga eti kullanılıyor. Acılı salçayla ıslatılan lavaş, donerin ateşine tutulup ısıtılıyor. Sonra içine doner ve ozel sos konup, durum yapılıyor.

Hatay denince akla gelen yemeklerden biri de kasap kebabı. Buna kimileri tepsi kebabı diyor. Uzun Çarşı'nın içindeki hemen butun kasaplarda bulmak mumkun. Ben Poç Kasabı'nı tercih ettim. Kaburganın çevresindeki et, Samandağı'nın acı biberi, maydanoz, kuyrukyağıyla elde kıyılıyor. Tepsiye yayılıyor. Üstune yeşilbiber ve domates dilimleri konup çarşının fırınına gonderiliyor.
Konak Restoran, ara sokaklardaki bir vaha adeta. Monu yoresel yemeklerden oluşturulmuş. Arap ve Suriye mutfağından da ornekler bulmak mumkun.
Hatay'da yemek denince akla hemen mezeler geliyor. Konak'ın mezeleri de şaşırtıcı derecede lezzetli. Buradaki çiğkofteyi denemenizi hararetle oneririm. Macun kıvamındaki kofteler, ustune kavrulmuş kıyma konarak yeniyor.
Sultan Sofrası kentin en onemli lezzet duraklarından... Hatay yoresi yemeklerinden oluşmuş monu ağız sulandıran cinsten. Buranın en onemli yemeği fırında pişirilmiş olan 'oruk'. Dışı incecik, içi lezzetli bu ozel içlikofte, damakla tam bir aşk yaşıyor.

_ Crafted inİstanbul, yuksek lisans
yapan uç oğrencinin projesi._
Ustalar sahnede, tasar ım İstanbul yukselişte
_ ' Tasarım şehir' unvanı İstanbul'u yeniden çekim merkezine donuşturme sinyalleri veriyor._
Usta: Bir zanaatı butun incelikleriyle, gereği gibi oğrenmiş olan ve onu kendi başına uygulayabilen, yapabilen kimse. Aynı zamanda, UNESCO'nun İstanbul'u 'tasarım şehir' seçmesini sağlayan, kent ruhunu şaha kaldıracak bir buyuk planın gizli kahramanları. UNESCO tescilli unvan sonrası İstanbul uzun bir sure (neresinden baksanız dort yıllık bir kalkınma planı tadında) tasarım etkisi altında kalacak. İşin daha enteresan ve guzel olan tarafıysa bu ruzgarı estirecek isimlerin emektar el işi ustalarından, zanaatkarlardan oluşacak olması.
Usta- çırak kulturu yeniden
Crafted in İstanbul, 2012'de İTÜ'de yuksek lisans yapan uç oğrencinin bir ders projesiyle ortaya çıkmış. Ekip, ders sırasında hanlar bolgesinde tanıştıkları ustalardan bolgenin geçmişini dinlemişler, yuzyıllar içinde birikmiş atolye ve zanaat bilgisinin kaybolma tehlikesi altında olduğunu fark ederler. Sonra bolgedeki atolyeleri tek tek ziyaret edip ustalarla iletişim kurarak yaptıkları işi belgelerler.
Şimdi amaç, İstanbul'un geleneksel zanaatlarla uğraşan ustalarını ve kuçuk ureticilerini tasarımcılarla bir araya getirmek, usta-çırak pratiğinin deneyimlenebileceği ortamlar yaratarak bilginin aktarılmasına katkıda bulunmak.
Tasar ım haritası
Kimi Eminonu'nde şapka dikiyor, kimi Fatih'in bir koşesinde el yapımı enstruman tasarlıyor. Önumuzdeki donemde Crafted in İstanbul'ın tasarım haritasına dahil ettiği atolyelerin ustalarını 'Usta & Tasarımcı' projesi sayesinde tanıma imkanı bulacağız.

700
y ıllık gelenek: Kutahya
çinisi
_ u tahya, zanaat ve halk sanatları dalında UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağı'na kabul edildi. Kenti ziyaret ettik, emekçi ustalarla konuştuk. Kutahya ile birlikte anılan çini atolyelerinde, yedi asırlık ama hala yenilikçi bu sanatın inceliklerini araştırdık._ Kutahya Çinisi'nin geçmişi 14. yuzyıla kadar geri gidiyor. Ustaların bu sanatı yedi asırdır kuşaktan kuşağa aktarması, Kutahya çinisini Turk İslam sanatında bir geleneğe donuşturdu. İznik desenleri saray tarafından oluşturulmuş standart desenlerken, Kutahya çinilerinde ozgun desenler kullanıldı. Desenleri sanatçılar yapıyor; anonim denen laleler, karanfiller, top guller resmediliyor. İznik çinisinde ana renkler (mavi, beyaz) çalışılıyor, Kutahya çinisinde ise her renk var. Bu teknik, evani denen tabak, kase, fincan, kupa, vazo çeşitleri gibi ev eşyalarının yanısıra mimari de kullanılıyor.
Alt ı bin kişi emek veriyor
Kutahya'daki çini atolyeleri, bu işin sevilmeden yapılamayacağını soyleyen ustalarla dolu. Kentin, zanaat ve halk sanatları dalında UNESCO'nun Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olması onları çok heyecanlandırmış. Ta 14. yuzyıldan bugune kesintisiz devam etmiş bir el sanatından soz ediyoruz. Çini, onceleri camilerin, sarayların ve mabetlerin gorkemli susuyken, zamanla evlere de girmiş, dekoratif amaçlı fincanlar, kupalar, vazolar ve tabaklara donuşmuş. Bugun tam 417 çini atolyesinde, (815 çini ustası ve çalışanlarıyla birlikte) 6 bin kişinin emek verdiği ve kenti dunyanın en buyuk el sanatları merkezlerinden birine çevirmiş bir uğraş olmuş.

_ Ç ini uzerinde, kobalt madeninden yapılan bir boya kullanılıyor. Kobalt,
900 derece ısıda yandığında renklerin değiştiği (orneğin pembe maviye
donuşuyor) bir boya. Bu da, fırından nasıl bir renk çıkacağını her seferinde
merakla beklemek demek... (Fotoğraf: İbrahim Yurtbay)_
Odaklanmak ilk şart
Masanın uzerinde renk renk boyalar, buyuklu kuçuklu fırçalar, çini biskuvileri… Hata kabul etmeyen bir sanat, çini. Çok iyi odaklanmak, mumkunse başka bir şey duşunmemek lazım. Az otedeki başka bir atolyede çarkçı ve tornacı Ali Buzkan, hamuru uç dakika kadar yoğurup çarka oturuyor. Aklında, dar ve uzun ağızlı bir vazo yapmak var. Donen çarkı durdurduğunda, vazosuna dunyanın en mutlu gulumsemesiyle bakıyor.
Hamurunda yedi maden var
Ali Buzkan, hamur konusunda uzmanla şmış ustalardan biri. Hamurun, yedi çeşit madenin karışımdan elde edilen bir çamur olduğunu anlatıyor. Bu çamur yoğurulup homojen hale geliyor, akabinde çarkta şekillendiriliyor. Cereyanda kalırsa şekli bozulduğundan, atolyelerde sadece kuruma işi için ayrılmış, cereyan almayan odalar var. Ürun, burada yaklaşık bir hafta bekleyip kuruyor. Sırada, tornadan kaynaklı izlerin silinmesi için zımparalama işlemi var. Sonra da sungerle silinme, astarlama ve nihayet, fırın!
Son moda alt ın varaklı çini
1000-1050 derecelik bir fırın duşunun. Seramik burada bir buçuk gun boyunca pişiyor ve biskuvi adı verilen hale geliyor. Bir buçuk gun pişen biskuvinin, yine bir buçuk gunde soğuduğunu belirtelim. Fırının kapağı, ancak 100 dereceye indiğinde açılıyor. Mustafa Dumanlar, kentin unlu çini sanatçılarından. Boyamadan sonraki aşama, onun favorisi. Ürunun fırından çıkaracağı an, en heyecanlandığı kısım. Çini uzerinde, kobalt madeninden yapılan bir boya kullanılıyor. Kobalt, 900 derece ısıda yandığında renklerin değiştiği (orneğin pembe maviye donuşuyor) bir boya. Bu da, fırından nasıl bir renk çıkacağını her seferinde merakla beklemek demek. Kahve tonlarında çiniler gorurseniz, bilin ki bu eserler Dumanlar'a ait. Klasik çini de yapıyor ama son zamanlarda altın varak kullanımı artmış. Nedeni, Arapların son zamanlarda Kutahya'ya altın varaklı çiniler satın almaya gelmesi.
Zamana uymak laz ım
Tahrir (kompozisyon) ustası Yıldız Soğut, başlarda bu işi hiç oğrenmeyeceğini sanmış. Çini fırçasını tutmak, kalem tutmak gibi değil. Serçe parmağınızı biskuviye dik tutmalısınız ve inanın bu hiç kolay değil. Mesela ben denedim, bir saniyede deseni batırdım. Soğut, çiniyi terapiye benzetenlerden. "Bizim zamanımızda kızlar okutulmadı, ben de okumadım. Liseyi bile dışarıdan bitirmiş biri olarak, bir alanda uzmanlaşmış oldum. Üstelik bana geçim kaynağı oldu" diyor. Ayrıca bu işin çok sabır gerektirdiğini, 2-3 gunde oğrenilemeyeceğini, 50 yıl da yapsanız, ertesi yıl oğrenecek başka bir şey daha çıkacağını soyluyor. Yani, işinizi ilerletmek, zamana uymak konusunda çok çalışmanız lazım.
' Bu desen benim'
Desen ustası Melike Çente'ye gore, "Bu desen benim" demek, tarif edilemeyecek kadar guzel bir duygu. Hemen yanındaki masada çalışan Gulsum Koç ise 13 senedir çini boyaması yapıyor. Gunde 16 saat çalıştığı da oluyor ama şikayeti yok.
M uze gibi altgeçit
Kutahya Çiniciler Odası Başkanı Sadık Erilbaylı'nın soylediğine gore, Kutahya çinisinde son birkaç yılda tezhip desenleri daha fazla kullanılır olmuş. İstanbul lalesi de… Bizi, kent merkezindeki Zafer altgeçidine goturuyor. 15 çini ve seramik ustasının eserlerinin sergilendiği bir muze gibi. Kente gelen yabancılara çiniyi daha iyi tanıtmak amacıyla geçen sene hizmete açılmış.
' Çocuğuma bakar gibi...'
Gural Porselen'de çalışan Mustafa Kahraman, mağazalarda gorduğunuz şık porselenlerin uzerindeki çizimleri kendi eliyle yapıyor; tek tek. "Bana ait, benim imzamla bir desen yaratmak, insanların onu gorup beğenip satın alması, inanılmaz. İnsanlar urune bakıyor, kimin yaptığını bilmiyor. Ama ben bakarken çocuğuma bakar gibi bakıyorum" diyor.
Sadece çini değil
Halk sanatları sadece çiniden ibaret değil. Geleneksel kıyafetler, dokumalar, hat, nakış, iğne oyası ve mutfak da dahil. Cumhuriyet Lokantası'nda Ahmet Usta, Kutahya'ya ozgu yemekleri tane tane anlatıyor. Hatice Tabakoğlu, omrunu Kutahya'nın geleneksel işlemelerine adamış bir başka usta. Soz mendili (Kız isteme merasiminde, kız evinin, oğlan tarafına 'Size soz veriyoruz' manasında verdiği sembolik mendil) dahil butun çeyizliklerin ipek dokumadan yapıldığını anlatıyor. Duğune giderken, "Ağırlığını giy de gel" deniyormuş. Zira kişi, ne kadar kıyafet giyerse, o kadar ihtişamlı kabul ediliyor. Nakış ve iğne oyalarıyla suslu bu urunler de bazen ayları bulan el emeğinin urunu.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.