Özet (TL;DR) @ 2017-12-10 09:31:30.044802: Çin’de geçen ‘modern’ çocukluğu radyo, saat, bisiklet ve buzdolabıyla sınırlıydı. Dünyadan ve lüksün sözlük anlamından bile bihaber yetişti. Bugünse dünyanın lüks pazarına ve moda sahnesine yön veren…



Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi◊ Kom unizmin en baskın olduğu ulkelerden birinde, Çin'de buyudunuz. Çocukluğunuza dair en çok aklınızda kalan kareyi tarif etmenizi rica etsem...
- Dort-beş yaşlarımda çekilmiş, Mao'nun 'Kuçuk Kırmızı Kitap'ını tutarak kameraya gulumsediğim bir fotoğrafım var. O donem herkes Mao'ya ne kadar itaatkar olduğunu kanıtlamak için boyle bir kare çektirirdi.

◊ E şitliği vurgulamak için erkeklerin, kadınların, çocukların tektip giyinmesinin zorunlu tutulduğu bir donem bu...
- Doğru, herkes aynı kıyafeti giyerdi. Hoş, annem bir keresinde terzi olan buyukannemin elleriyle diktiği; guya burjuva gorunen, aslında son derece alay konusu olan bir elbiseyle okula gittiğimi soyler. O da okula farklı bir elbiseyle gittiğim ilk ve son gundur!

Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi

◊ Şimdiyse hayatınızı çok gorkemli kıyafetler şekillendiriyor...
- Ne kadar ironik değil mi? Çocukken nasıl bir rejim altında yaşadığımızın farkında değildik. Dunyada nelerin yaşandığına dair en ufak bir fikrimiz de yoktu. Ama çocukluğumu hep guneşli hatırlarım. Varlığından haberinin olmadığı bir şeyin yokluğuna ne kadar uzulebilirsin ki? Kişisel ve profesyonel yolculuğum, beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e surukledi. Hayat, komunizmin simgesi sayılan 'Kuçuk Kırmızı Kitap'ı elimden aldı, yerine modanın simgesi 'kuçuk siyah elbise'yi verdi. Hayatımın ozeti bu. 'Luks'un kelime anlamını bile bilmeden yetiştik. Televizyonun varlığından haberdar değildik. Refah belirtisi olarak hayatımızda sadece dort modern icat vardı: Radyo, saat, bisiklet ve buzdolabı. Ama hiçbir zaman kendimizi fakir hissetmedik. Çunku tersi nasıl yaşanır, bir fikrimiz yoktu.

◊ Ac ımasızlığıyla bilinen bir moda sahnesinden bahsediyoruz. Nasıl uyum sağladınız?
- Şanslıyım, son derece guçlu kadınların dominant olduğu bir aileden geliyorum. Annem sağlam bir akademik kariyerimin olması için epey itti beni. Boylece Çin'in Oxford'u olarak bilinen Peking Üniversitesi'ni kazandım. Hem hukuk hem İngiliz edebiyatı okudum. Üniversite yıllarımda Çin dış dunyaya kapılarını aralamış, en azından diğer ulkelere seyahat edebilme şansımız doğmuştu.

Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi

İ lk baskımız hemen tukendi

Vogue Çin edisyonunun çıkacağı haberi duyulduğunda, moda camiası sizi topa tuttu; Çin'in bir Vogue çıkaracak ne gustosu ne de havası olduğunu yazıp çizdi. Neredeyse ulkenin ust duzey avukatlarından biri olacakken kendini Vogue'un başında bulan biri olarak o donem neler geçiyordu aklınızdan?
- Bir bakıma haklılardı, ne diyebilirim... 2005'te Vogue'un Çin'deki marka bilinirliği sıfıra yakındı. Conde Nast'taki patronlarım artık Çin için doğru zamanın geldiğini hissetti. Sadece bir dergi çıkarmak değildi mesele. Aynı zamanda sıfırdan bir pazar yaratmaya çalışıyorsunuz. İlk baskımız saatler içinde tukendi. Haftalarca yeni baskı uzerine yeni baskı yaptık. Lansman sayımız toplamda yaklaşık 300 bin sattı ve bugun dunya çapında bir koleksiyon objesine donuştu. Bu durum, Çin'in Vogue gibi sofistike bir markayı taşıyacak kadar olgunlaştığının en guzel orneği oldu. Vogue Çin, değişen ve gelişen Çin kulturunun simgesine donuştu.

Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi

Ç in'in geleceği gayet parlak ve umut verici

◊ Moda dergileri, Amerika 'daki iç savaş oncesi, 'kadının gucu'nu ifade etmenin bir ihtiyacı olarak doğmuş. Yakın donemdeki toplumsal olayların, dunyada bu dergileri nasıl tekrar politize ettiğini goruyoruz. Vogue Çin, bu ruzgarın neresinde duruyor?
- Politika, direkt olarak işlediğimiz bir konu değil fakat politik bir tavır koymak için ille de politika işlemeniz gerekmiyor. Guçlu kadın profillerinin hayatın her alanında, dunyanın her noktasında değişimin onculuğune soyunduğu bir donemden geçiyoruz. Hepsinin karşısında saygıyla eğilmek, fikirlerine ve hikayelerine sayfalarımızda yer vermek, vazgeçmeyeceğimiz bir Vogue duruşu.

◊ Çin Başbakanı Xi Jinping, 19'uncu Komunist Parti Kongresi'nin açılış konuşmasında, Çin'in açık ekonomiyi desteklediğini ve yakında yabancı yatırımcılara çok daha liberal bir pazar sunacaklarını açıkladı. Bu demecin altmetni nasıl okunmalı?
- Benim durduğum noktadan gelecek gayet parlak ve umut verici gozukuyor. Seneye Vogue Çin, 13 yaşına basacak; bizi epey hareketli bir yıl bekliyor. Çin'de luks pazar kendi ritmine gore biraz yavaşlamış gibi fakat diğer ulkelerin pazarlarına kıyasla hala son derece hızlı bir buyume gosteriyor. Bana Çin'in halini soranlara her zaman bizzat gelip kendi gozleriyle gormelerini oneriyorum. Bulunduğu sektorun ucu bir şekilde Çin'e dayanmasına rağmen hala bu ulkeyi gormemek konusunda ısrarcı davrananlar benim için gizemini koruyor. Özellikle Pekin ve Şanghay, dunyanın en hızlı değişen iki şehri.

Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi

◊ Gelece ğe dair ne kadar iyimser bir tablo çizseniz de sansur konusunda tam tersine bir tablo hakim. Hukumet, son olarak ozel kanallara bağlı tum VPN'leri yasakladı, dizi ve filmler dahil tum yabancı içerikleri internetten tamamen kaldırttı. Özellikle internette bu kadar sıkı uygulamaları olan sansurle nasıl başa ç ıkıyorsunuz?
- Oyunu kurallarına gore oynuyor ve yasalara uyuyoruz. Mesela son içerik serimiz 'Vogue Film'le dunya çapında tanınan neredeyse tum Çinli aktorlerle çalışarak son derece başarılı bir işe imza attık, kısa surede yuzlerce milyonluk bir izlenme oranına ulaştı.

Neyse ki k ızım gerçekleri yuzume vurma konusunda çok becerikli

◊ Y ıllardır değişmeyen asimetrik saç stiliniz, tarzınızın ve hatta kimi yorumlara gore kişiliğinizin bir yansıması. Karl gozluğu, Anna kakulu... Kendine has bir stil imzanız olmadan bir moda figuru olunmuyor mu?
- Saç stilim, kişiliğimin bir yansıması mı pek emin değilim. İnsanların bunun uzerinden Anna'yla (Wintour) beni kıyaslaması gerçekten komik. Saçım Vogue dunyasına girmeden çok onceden beri boyle. Kullanımını rahat bulduğum bir stil. İnsanlar bana yakıştığını soyluyor. Hoş, insanlar bir Vogue editorunun stili ya da saçı hakkında yuzune karşı ne kadar objektif yorum yapar bilmiyorum. Neyse ki gerçekleri suratıma vurmakta epey becerikli bir kızım (Heydey, 11 yaşında) var. "Of anne, sen çok geçen senesin" diye bir sozu vardır, surekli kullanır, sağ olsun. Kızınız boyle bir laf ettikten sonra ne Vogue editorluğunuz kalır ne 'modanın en ilham veren figuru' duruşunuz.

Hayat beni Karl Marx'tan Karl Lagerfeld'e
surukledi