Özet (TL;DR) @ 2017-12-07T22:54:00.000Z: Tuncay Mollaveisoğlu’na göre Yunanistan'la konuşulması gereken birçok sorun varken, Erdoğan’ın Atina ziyaretinde Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Anlaşması’nı tartışmaya açılması ‘şoke edici’.…



Tuncay Mollaveisoğlu'na gore Yunanistan'la konuşulması gereken birçok sorun varken, Erdoğan'ın Atina ziyaretinde Turkiye'nin tapu senedi olan Lozan Anlaşması'nı tartışmaya açılması 'şoke edici'. "Lozan'ı delmeye kalkarsanız onunuze Sevr'i koyarlar" diyen Mollaveisoğlu, Ege adalarının sessiz sedasız Yunan hakimiyetine girdiğini anımsattı.

Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7-8 Aralık tarihlerinde Yunanistan'ı ziyaret etti, 65 yıl sonra bu ulkeyi ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı oldu. Atina ziyaretine Erdoğan'ın giderayak Yunan medyasına verdiği ve 'Lozan Anlaşması'nın guncellenmesi gerektiği' yollu beyanı damgasını vurdu.

Yunan muadili Prokopis Pavlopoulos bu guncellemeye açıkça karşı çıkarken, ortak açıklamada kameralar onunde iki liderin 'İkinici One Minute' vakası diye yorumlanan atışması yaşandı.

Erdoğan'ın ziyareti ve Lozan'ın guncellenmesi çıkışını Yeniçağ Gazetesi yazarı Tuncay Mollaveisoğlu ile konuştuk:

' MEDYA ADALARLA İLGİLİ SORUNLARA YER VERMİYOR, TABU GÖRÜYOR'

Tuncay Mollaveisoğlu'na gore Turkiye ile Yunanistan arasında 18 adanın işgal altında bulunması gibi pek çok sorun bulunuyor ve ozellikle hukumeti destekleyen medyada bu sorunlara yer verilmiyor:

"Ege Deniz'inde çozumsuz gibi duran birtakım sorunlar var. AKP iktidarı doneminde ve ozellikle 2004'den bu yana Yunanistan'ın da adım adım Ege'deki Turk adalarını işgal ettiğini goruyoruz. Yani 18 adamız ve bir kayalığımız Yunanistan'ın açık işgali altında. Bunu Milli Guvenlik Kurulu Genel Sekreteri Ümit Yalın Turkiye'nin gundemine belgeleriyle, fotoğraflarıyla taşımıştı. O gunden beri sureci gazeteciler de takip ediyor. Fakat mesele Turkiye'de sanki bir tabuymuş gibi konuşulmuyor, medyada da pek yer bulmuyor. Ben Yeniçağ'da çok yazı yazdım ve bu konuda televizyon programları da yaptık. Hatta yakın zamanlarda da İzmir'in yakınlarındaki Koyun Adası'nda, Mudafaa-i Hukuk Hareketi Partisi tarafından bir eylem bile yapıldı. O eyleme gazeteci olarak Yeniçağ'ı ve Tele1'i temsilen katıldım. OdaTV'yi temsilen Muzaffer Ayhan Kara da geldi. Butun basın davet edilmesine rağmen kimse iştirak etmedi eyleme. Oradaki eylem neden onemliydi? Çunku biz gidip gozlerimizle, İzmir'e ait olan Turk toprağı Koyun Adası'nın işgaline tanık olmuş olduk. Hem uzerindeki yerleşime hem de askeri uslere tanık olduk. Oradaki eylemde Yunan Sahil Guvenlik botları ve denizaltısı teknenin biraz açığında durdular. İstiklal Marşı soylendi, basın açıklaması yapıldı, onların uzaktan gozetiminde boyle bir açıklama yapılıp Turk bayraklarıyla donuldu. Mudafaa-i Hukuk Hareketi Partisi'nin açıklaması Oradaki işgale dikkat çekmek için yapılmıştı. Fakat beklenildiği gibi medyada da yer bulmadı, sadece Cumhuriyet, Sozcu ve Yeniçağ yazdı."

' LOZAN'I HERHANGİ MADDESİNDEN DELMEYE KALKARSANIZ ÖNÜNÜZE SEVR'İ KOYARLAR'

Boylesi bir ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iki ulke sınırlarını çizen ve 'Turkiye'nin tapusu' niteliğinde bir anlaşma olan Lozan'ın savunulacak yerde tartışmaya açmaya çalışması hatalı bulan Mollaveisoğlu şu değerlendirmede bulundu:

"Cumhurbaşkanının giderken yaptığı açıklama doğrusu beni şok etti. Nasıl şoke etti? Biz 'Lozan Turkiye'nin kurucu belgesidir, tapusudur ve tartışmaya açılamaz' noktasındayız. Neden? Çunku Lozan'ın getirildiği şartları ve Lozan'ın anlamını aklımıza getirirsek bunu daha net anlayacağız. Lozan Sevr'in yırtılmasıydı. Yani Mustafa Kemal Ataturk ve arkadaşlarının emperyalist işgal karşısında olağanustu bir başarı gostererek Turkiye'nin emperyalistler tarafından parçalanmış haritasını Lozan'da tek parçaya çevirmesiydi. Yani Lozan bizim için son derece onemli ve değerlidir ve tartışmaya açılmamalıdır. Çunku Lozan'ın herhangi bir maddesinden delmeye kalkarsanız onunuze getirip Sevr'i koyarlar. O yuzden Cumhurbaşkanının ne demek istediğini bu doğrultuda anlayamadım. Neden boyle bir açıklama yaptı? Tam tersine biz Turk kamuoyu olarak Cumhurbaşkanından, Yunanistan'ın açık bir şekilde 10-15 yıldır Ege'de Turkiye'nin guvenliğini tehdit edip, uluslararası tum anlaşmalara aykırı hareket ederek Lozan'ı delmesine karşı çıkmasını ve Lozan kazanımlarını gidip Yunanistan'da savunmasını bekledik. Yani Lozan'ı tartışmaya açması yerine Lozan'dan kaynaklanan haklarımızı oradaki muhataplarıyla konuşup 'ya kardeşim siz ne yapıyorsunuz, Ege'yi Yunan golu haline getirdiniz, orada kendi adalarınızı bile silahlandırmanız yasakken, uluslararası anlaşmalara aykırıyken, siz bizim adalarımıza bile ağır silahlar koydunuz 'demesini bekliyorduk. Bu konuları muzakere etmesini bekliyorduk ama bu açıklama cidden bizi şaşırttı."

' LOZAN'IN 100'ÜNCÜ YILINDA BİTEECEĞİ, GİZLİ MADDE İDDİLARI SAÇMALIK'

Mollaveisoğlu, Lozan'ın sureli bir anlaşma olmadığını soyleyip, Turkiye'nin Lozan'dan kaynaklanan haklarını koruması gerektiğine dikkat çekti. Mollaveisoğlu Erdoğan'ın bunu tartışmaya açmaya yonelik açıklamalarının 'şoke edici' olduğunu belirtti:

"100. yıl meselesi 2023'e denk geliyor. Yani 2023 hedefini ortaya koyan, surekli 2023 diyen ve buna işaret eden AKP var. Lozan ile bunun ilişkisi nedir bilmiyorum ama Lozan'ın 100. yılda biteceği, orda gizli bir anlaşma, madde varmış saçmalığı defalarca biz de yazdık ve TV programlarında gundeme getirdik. Ama hala bunun konuşuluyor olmasını anlamak mumkun değil. Boyle bir şey yok. Yani 2023'te, 100. yılında Lozan bitecek diye bir şey yok. Lozan sureli bir anlaşma değildir. Lozan Turkiye'nin kurucu belgesidir, tapusudur ve ilelebet var olacaktır. Bizim Lozan'dan kaynaklanan haklarımızı korumamız lazım. Ne genişletme ne de daraltma noktasında Lozan'a hiçbir şekilde dokundurtmamamız lazım. Dokunulduğu anda emperyalist devletler onumuze Sevr anlaşmasını getirip koyarlar. Zaten ben hem Yunanistan'ın Ege'deki tacizinin ve sınırlarımızdaki bu Kurt devleti oluşumlarının tam da bununla alakalı olduğunu duşunuyorum. Yani amacın Lozan'ı yırtıp atıp parçalamak yerine Sevr'i getirmek olduğunu duşunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanının hiç yapmaması gereken bir şey Lozan'ı tartışmaya açmak. Hala şaşkınım, hala yaptığı açıklamanın şoku içindeyim."

' KIBRIS'A YAKIN TOPRAK PARÇASI İŞGAL ALTINDA'

Mollaveisoğlu, Yunanistan'ın toplamda Kıbrıs'ın yuzolçumune yakın bir toprak parçasını uluslararası hukuka aykırı bir biçimde işgal ettiğini belirtti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretinde ulusal çıkarlar gereği bu meseleyi dillendirmesi gerektiğini soyledi:

"Yunanistan ile ilişkiler hakkında bir şeyler yapmalı ve yapılması gerekiyor. Kısaca bir hatırlatma yapayım. Ege'de işgal derken neyin işgali diyoruz? 18 ada ve bir kayalık. Bunlar İzmir, Muğla ve Aydın il sınırları içerisinde. Karayolları haritalarımızda bu adalar Turk toprağı olarak işlenmiş durumda. Yunanistan uluslararası tum anlaşmalara aykırı bir şekilde kendi adalarında dahi silahlı guç bulundurması yasak olduğu halde Turkiye'ye ait adaları ağır silahlarla donatıyor ve askeri usler kuruyor. Bu olay 2004 yılından bu yana gerçekleşiyor. Bu adalarda hem kara hem de deniz askeri usleri kuruyor. Bunların goruntuleri ve fotoğrafları var. Zaten Yunan Genelkurmayı kendi internet sitesine koyuyor bunları. Zaman zaman başbakanları oraya gidip denetlemeler yapıyorlar, Yunan Genelkurmayı seçildiği gibi gitti ve bu işgal altındaki adalardaki askerlerini denetledi, Bizans ve Yunanistan bayrağı çekildi. Kilise yapıldı, papaz atandı. Yani muthiş bir işgal var ve askeri bir işgal bu. Bu Turkiye'nin gozleri onunde yapılıyor. Bu adaların 18'i de şimdi aklımda değil ama bir kısmını sayayım; İzmir açıklarındaki Koyun Adası, Aydın'ın Hurşit adası, Fornoz, Eşek adası, Bulamaç adaları, Muğla'nın il sınırları içerisindeki Keçi adası, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık adaları. Bu adalar ilk aklıma gelenler. Boyle 18 adamız ve bir kayalığımız Yunan işgali altında. Bunu zaman zaman iktidar, bir kayalıktan kıyamet kopuyor diye bahsediyor ama oyle değil, bunların toplamı Kıbrıs buyukluğunde. Yani adaları ust uste koyduğunuz zaman toprak buyukluğu bir Kıbrıs adası buyukluğundeki toprağımız Yunan işgali altında. Hukumet neden suskun, bunu da anlamak mumkun değil. Sayın Cumhurbaşkanının tam da bu konuları goruşmek uzere Yunanistan'a gitmesi gerekirdi, 65 yıl sonra bu ziyarette Yunanistan'a Ege'deki bu şımarık, kasıtlı, sistemli Turk adalarını işgal nedenini sorup burada kendilerine gereken yanıtı vermesini bekliyorduk biz Turk kamuoyu olarak. Turkiye'nin ulusal çıkarları bunu gerektirirdi. Sayın Cumhurbaşkanı barış diyor, elbette barış. Bizim savaşı savunmamız mumkun değil fakat Turkiye'nin caydırıcı gucunu de Cumhurbaşkanının --bugune kadar çok geç kalındı- kullanmış olması gerekiyordu.''

' FİRARİ FETÖCÜLERİN İADESİ KONUSUNDA BASTIRILACAK'

Mollaveisoğlu'na gore Erdoğan Yunanistan ziyaretine FETÖ'culerin iadesiyle alakalı gelişme sağlanabilir duşuncesiyle gitti fakat bu ziyarette gundeme getirilmesi gereken en onemli başlık Lozan'ın Yunanistan tarafından ihlali olmalıydı:

"Yunanistan gezisindeki en onemli başlık bu Lozan'da kazanılmış haklarımızın Yunanistan tarafından ihlal edilmesi olmalıdır. Cumhurbaşkanının ziyaretinin birinci gundemi bu olmalıdır. Ama goruyoruz ki tam tersi bir durum soz konusu. Lozan'daki hakların savunulması, Yunanistan'ın ihlalleri bir tarafa, biz Lozan'ı tartışmaya açabiliriz kafasında gidilmiş ve bu Turkiye açısından çok riskli. Ama AKP açısından firari FETÖ'culerin iadesiyle de ilgili bir mesele var anladığım kadarıyla. O da biraz konuşuldu. O konuda bir ilerleme sağlayabilir miyim duşuncesiyle Cumhurbaşkanının Yunanistan'a gittiğini duşunuyorum. Birinci planda o var. Onun dışında Yunan adalarında yaşayan Turklerin de problemleri var. Az once dediğimiz gibi Yunanistan Turk topraklarında, Turk adalarında kilise yapıp oralara papaz atıyor. Ama Turkiye, Yunan adalarında yaşayan Musluman Turklere yonelik imam gonderemiyor. Cami ve imam problemi var. Ama tum bu sorunların otesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın FETÖ meselesi ve o firari FETÖ'culerin iadesi konusunda bastıracağını duşunuyorum. FETÖ'culer kesinlikle iade edilmelidir. Komşuluk ilişkileri ve uluslararası anlaşmalar bunu gerektirir, FETÖ'culeri Turkiye'ye iade etmelidir. Fakat Turkiye için daha da onemli olan konu Ege meselesidir. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı onu konuşuyor olsaydı."

' TÜRKİYE, DÜNYA'YA YAYILMACI OLARAK AKTARILMAYA ÇALIŞILIYOR'

Mollaveisoğlu, Yunanistan'ın, Turkiye'yi Ege'de yayılmacı ve kendi haklarını çiğnediği yonunde dunya kamuoyunda lanse etmeye çalıştığını savundu:

(C) REUTERS/ Costas Baltas

"Yunanistan her fırsatta Turkiye'yi uluslararası kamuoyunda yayılmacı olarak ilan ediyor. Turkiye'nin yayılmacı, tacizci ozellikle Ege'de Yunanistan haklarını ihlal ettiği yonunde dunya kamuoyunda yoğun bir propaganda yapıyorlar. Burada da benzer bir sureç var. Lozan elbette delinmemelidir, elbette tartışmaya açılmamalıdır ama bunu bizzat yapan Yunanistan'ın kendisidir. Yunanistan hem Lozan'a hem de uluslararası pek çok anlaşmaya aykırı olarak Ege'deki adaları silahlandırmış ve Turk adalarını işgal etmişlerdir. Tam tersine bizim gidip onlara 'siz ne yapıyorsunuz, Lozan'ı ihlal ediyorsunuz, bu bizim kırmızı çizgimizdir' dememiz gerekirken, Yunanistan Lozan'ı tartışmaya açmayalım diyor. Bu bir Yunanistan taktiği, yani hem yapıyor, hem ihlal eden, işgal eden, taciz eden, Ege'yi Yunan golu haline çevirmeye çalışan Yunanistan'ın kendisi. Hem de Turkiye'yi aynı şekilde tacizci olarak gostermek isteyen de yine aynı Yunanistan. Buyuk ihtimalle bu goruşme sonrası için Yunanistan makamları, Tayyip Erdoğan'ı yayılmacı bir zihniyette gostermek için-Musul'da olduğu gibi- oyle bir teknik algısı olarak bu Lozan meselesini gormuş ve dunya kamuoyuna boyle aktarmışlardır. Ama tabii konu onumuzdeki gunlerde netlik kazanacak."

' LOZAN AÇIKLAMALARI FARKLI ANLAŞILACAK'

Mollaveisoğlu'na gore Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının farklı bir şekilde anlaşılabileceğini de dikkat çekti:

"Yunanistan'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Lozan'a dair açıklamaları farklı anlamlarda anlaşılacak. Çunku Yunanistan her ilerlemesinde bir mevzi kazıyor ve oraları fiilen işgal etmiş oluyor. Yani siz 2004 yılından beri işgal edilen adalara ses çıkartmazsanız bir fiili durum yaratmış olursunuz. Yunanistan'ın da geleneğinde bu taktik vardır. Yani fiili durumu yaratıp daha sonra dunya kamuoyuna donup 'bakın buralar zaten bizim, bizim insanlarımız burada balıkçılık yapıyor, papazımız var, okullarımız var, askerlerimiz var, aslında Turkiye işgalci' diyerek ağlayacaktır. Onun temeli atılıyor şu anda."

' YUNANİSTAN, AB KONUSUNDA YEŞİL IŞIK YAKMAZ'

Mollaveisoğlu son olarak Yunanistan, Turkiye'nin AB uyeliği konusunda yeşil ışık yakacağını duşunmediğini ekledi:

"AB bağlamında Yunanistan'dan doğru bir gelişmeyi hiç beklemiyorum. Bir kere FETÖ'culeri bağrında barındıran, Turkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bir darbe teşebbusu yapan bu terorist yapıyı kendi topraklarında barındıran daha onceden de PKK'ya yaptıkları yardımlar da ortadayken, boyle bir ulkenin Turkiye'nin AB uyeliği konusunda yeşil ışık yakacağına ben hiç ihtimal vermiyorum. Bence Yunanistan Turkiye ilişkisinde, bugunku goruşmede boyle bir gundem varsa da çok hayali bir gundem olur."