Özet (TL;DR) @ 2017-12-08T17:00:00.000Z: Erhan Keleşoğlu'na göre ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü resmi başkent olarak tanıma kararı iç siyasetteki sıkışıklığının yansıması olabilir. Keleşoğlu, ABD'nin tüm ağırlığını İsrail'den yana koymasıyla…
Erhan Keleşoğlu'na gore ABD Başkanı Trump'ın Kudus'u resmi başkent olarak tanıma kararı iç siyasetteki sıkışıklığının yansıması olabilir. Keleşoğlu, ABD'nin tum ağırlığını İsrail'den yana koymasıyla Araplar tarafından guvenilmez ortak konumuna duşeceğini ve bu hamlenin uzun suredir sessiz Filistin cephesini hareketlendireceğini belirtti.
(C) AA/ Samuel Corum
ABD Başkanı Donald Trump'ın, 1995 yılında ABD Kongresinde alınan fakat bugune kadar hiçbir ABD başkanının onaylamadığı kararı onaylayarak Kudus'u İsrail'in başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesi tum dunyada yankı yarattı.
Karar Filistin'de, bazı Arap ulkelerinde ve Turkiye'de olmak uzere birçok yerde protesto edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın donem başkanı olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ortak bir tutum geliştirme gundemiyle onumuzdeki hafta Turkiye'de toplanacak.
Gelinen bu sureçte Trump'ın kararının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, Filistinli orgutlerin buna olası tepkileri ve meselenin bolge denklemi içerindeki yerini Ortadoğu uzmanı akademisyen Erhan Keleşoğlu ile konuştuk:
' TRUMP, GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMEK İSTEMİŞ OLABİLİR'
****Erhan Kele şoğlu, Trump'ın başkanlık seçimi doneminde İsrail lobisinin desteğini sağlamak için Kudus'un başkent ilan edileceği yonunde seçim vaadinde bulunduğunu hatırlatarak, Trump'ın şimdi yaptığı bu hamlenin ABD iç siyasetinde yaşadığı sıkışıklıktan kurtulmak adına yapılmış olabileceğinin altını çizdi:
"Trump zaten seçim kampanyası sırasında Kudus'e dair boyle bir vaatte bulunmuştu. Bu seçim vaadinin arkasında da içeride, ozellikle İsrail lobisinin desteğini sağlama gayesi vardı. Seçimler sırasında Hillary Clinton İsrail lobisinin onemli bir kısmının, çoğunluğunun desteğini almıştı. Buna karşılık Trump da Netanyahu kartını one surerek bunu dengelemek istedi ve sonrasında da bu vaatte bulundu. 1995'da ABD Kongresi Tel Aviv'deki ABD Buyukelçiliği'nin Kudus'e taşınması yonunde bir karar almıştı ancak sonrasında Clinton, Bush ve Obama yonetimleri, başkanlara verilen yetkiyi kullanarak bu kararın uygulanmasını Amerikan ulusal guvenliğine aykırı olacağı gerekçesiyle ertelemişlerdi. Trump başkan olduktan sonra ABD Kongresi'nin bu kararına atıfta bulunarak sahadaki gerçekliğe uygun davrandığını soyledi ve bu sebeple de ABD Buyukelçiliği'nin Kudus'e taşınacağını ilan etti. Trump çok zor gunler yaşıyor, ABD kamuoyunda çok sorgulanıyor, gerek Demokratlar tarafından gerek Cumhuriyetçi parti içerisindeki muhalifler tarafından çokça sorgulanan bir şahsiyet. Biraz gundemi değiştirmek için bu kararı almış olabilir diye duşunuyorum."
' FİLİSTİN'DE UZUN SÜREDEN BERİ SESSİZLİK HAKİMDİ'
(C) AP Photo/ Frank Franklin II
Filistin iç siyasetindeki bolunmeye işaret eden Keleşoğlu'na gore uzun sureden beri sessizliğin hakim olduğu Filistin'de buyuk bir ayaklanmanın çıkıp çıkmayacağını onumuzdeki gunlerde goreceğiz:
"Bu durumu Filistin siyaseti yani Filistin yonetimi ve Hamas açısından inceleyecek olursak zaten iki taraf arasında ayrılık biliniyor. Bu iki taraf arasında hem fiilen yani coğrafi olarak bir ayrılma var (Gazze ile Batı Şeria) hem de siyaseten de bir ayrılık var. 2007'den itibaren Filistin yonetimi ikiye bolunmuş durumda. İki tarafı bir araya getirecek hamleler yapılmaya çalışılıyordu. Trump'ın kararı bir katalizor gorevini gorebilir. Geçen seneden itibaren bu yonde çabalar vardı. Hatta Hamas en son ana sozleşmesinde bir değişikliğe giderek iki devletli çozumu tanıyabileceğinin sinyallerini vermişti. Hamas kanadından bir açıklama yapıldı, İsmail Haniye bir açıklama yaparak intifadanın başladığını ilan etti. Yine Abbas tarafından da bir açıklama yapıldı ve bu kararın kabul edilemez olduğunu ve Filistin halkının buna direnişle cevap vereceğini soyledi. Bugun ve yarın onemli. 1987'deki ilk intifada bugun başlamıştı. Dolayısıyla yine boylesine buyuk bir ayaklanma ortaya çıkabilir mi goreceğiz. Çunku uzun sureden beri Filistin'de bir sessizlik hakimdi. Halkın direnişe katılımı açısından bir sessizlik hakimdi. İnsanlar sadece hayatta kalmaya çalışıyorlardı ancak gorunen o ki sabırlar taşmış durumda ve Trump'ın açıklamasında gosterdiği uzere zaman İsrail'den yana."
' FİLİSTİNLİLER İSRAİL LEHİNE DÖNMÜŞ DENGEYİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYECEKLERDİR'
Keleşoğlu, Trump'ın açıklamasının uzun suredir dunya kamuoyunun gundeminden duşmuş olan Filistin meselesini tekrar gundeme taşımaya çalışacak olan Filistinli gruplar açısından fırsat olarak değerlendirileceğini belirtti:
"Filistinliler bu dengeyi değiştirmek isteyeceklerdir. Yani İsrail lehine donmuş olan dengeyi kendi taraflarına çekmeye çalışacaklardır. Uzun sureden beri Filistin meselesi dunya kamuoyunun ve bolge kamuoyunun gundeminden duşmuş durumda, Trump'ın kararı tekrar kendilerini hatırlatmak için bulunmaz bir nimettir diye duşunuyorum. Buna uygun davranacaklardır. Çunku Arap Baharı sonrasında yaşanan çatışmalarda, savaşlarda Filistin çok geri plana duştu ve bunu kaçırmak istemeyeceklerdir diye değerlendiriyorum.''
' HERKES PASTADAN PAY KAPMAK İSTEYECEK AMA KİM EYLEME GEÇECEK?'
(C) REUTERS/ Umit Bektas
Filistin meselesinde 'hamasi' sozlerin bolluğuna işaret eden Keleşoğlu'na gore bu konuda kimler eyleme geçecek ona bakmak gerekiyor:
"Filistin meselesi ciddi bir hamaset imkanı yaratıyordu. Bu butun taraflar için geçerliydi ama sahadaki gerçeklerle uygun bir durum değil. İsrail basınında bu kararın Suudi Arabistan ve Mısır onayında yapıldığına dair yayınlar yapılıyor. Çok hamasi sozler duyduk. Yani sozlerden ziyade biraz eylemlere bakmak lazım. Nasıl eylemler ortaya çıkacak? İran nasıl bir tavır alacak? Nasıl bir eylem hattı ortaya koyacak? Yine Hizbullah da El-Kaide de hakeza oyle. El-Kaide başından itibaren son derece İsrail karşıtı açıklamalar yapıyor, hatta antisemitist çizgisi de vardır ama fiiliyatta, eylem duzeyinde İsrail'e karşı herhangi bir eylemliliği olmadı. Dolayısıyla bu hamaset bir sure daha devam edecektir. Bu kararın ertesinde herkes pastadan pay kapmak isteyecektir ama kimler eyleme geçecek onu onumuzdeki zaman gosterecek. Bence ozellikle Filistin tarafı kendilerini tekrar hatırlatmak için bu tarihi fırsatı kaçırmak istemeyeceklerdir."
' ABD'NİN TÜM AĞIRLIĞINI İSRAİL'DEN YANA KOYMASININ ETKİLERİ OLACAKTIR'
****ABD 'nin BM Guvenlik Konseyi'nin kararlarına ve uluslararası hukuk kurallarına aykırı hareket ettiğini soyleyen Keleşoğlu'na gore ABD'nin tum ağırlığını İsrail'den yana koymasının Arap kamuoyunda bazı etkileri olacak:
"Çunku İsrail açıkça uluslararası hukuka aykırı olarak eylemlerde bulunuyor. 1980 yılında Kudus'u ebedi ve birleşik başkenti ilan ettikten sonra Kudus'e taşınmış olan diğer buyukelçilikler de tekrar Tel Aviv'e donmuşlerdi. Hatta buna ilişkin bir Birleşmiş Milletler Guvenlik Konseyi kararı da var. Yani ABD Başkanı hem BM Guvenlik Konseyi kararına aykırı hareket etti hem uluslararası hukuka aykırı hareket etti hem de sahada İsrail'in oldubittilerinin dunyanın en buyuk gucu olan ABD tarafından kabul edileceğinin sinyallerini vermiş oldu. Bu şu anlama geliyor; ABD Filistin-İsrail anlaşmazlığında tum ağırlığını İsrail tarafına koyuyor. Bunun etkileri olacaktır. Arap ve İslam kamuoyu nezdinde de etkileri olacaktır. Eğer ABD Başkanı dengeleyici bir hamle yapıp --ki dengeleyici hamleler Rusya ve Çin'den gelmişti geçen sene. Hem Çin hem de Rusya Doğu Kudus'un Filistin'in başkenti olarak iki devletli çozum açısından olmazsa olmaz olduğunun altını çizmişlerdi- çozum yonunde Doğu Kudus'un Filistinlilerin başkenti olduğu, olacağı yonunde bir açıklama yapmazsa Filistin-İsrail barış goruşmelerinde artık arabulucu olma rolunu surduremeyecek diye duşunuyorum. Filistin ve Araplar açısından tamamen guvenilmez bir ortak olarak değerlendirilecektir."
' ARAP COĞRAFYASINDA GÜNDEMLER FARKLI'
****Kele şoğlu, son olarak Arap dunyasında gundemlerin farklı olduğunu, Suudi Arabistan ve muttefiklerinin İsrail ile ittifaklarının çok açık gozukur hale geldiğine dikkati çekerek gelecek hafta Turkiye'de duzenlenecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısından bir şey beklemenin gerçekçi olmayacağı yorumunda bulundu:
''Ben Turkiye'de duzenlenecek olan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinden bir şey beklemenin çok gerçekçi olmayacağını duşunuyorum. Gundemler farklı. Suudi Arabistan daha çok İran karşıtı, Mısır'ı da yanına katmaya çalışarak ve Korfez Ülkelerini arkasına alarak İran karşıtı bir cephe ormeye çalışıyor. Ayrıca İsrail'le de ortulu ittifak içerisinde oldukları da hiç gizli saklı değil. O manada ben somut bir karar çıkacağını yani eyleme dokulebilecek somut bir karar çıkacağını duşunemiyorum. Tabii Arap kamuoyu nasıl bir baskı uygular, yani hukumetler uzerinde ciddi bir baskı ortaya çıkar mı onu da goreceğiz. Çunku biliyorsunuz bolge her zaman surprizlere gebe ve kesin konuşmamak gerekir.''
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.