Özet (TL;DR) @ 2017-12-09 09:02:06.430008: Fi 2. yeni sezon Çi'nin Can Manay'ı Ozan Güven diziyle ilgili merak edilenler, Arif v 216 ve kadın erkek ilişkileri hakkında konuştu. Güven, Can Manay'ın Duru'ya olan sevgilisi için "Hangimiz…
9 Aralık 2017 Cumartesi
Doğuş Digital platformu puhutv'den yayınlanan Fi 'nin 2. sezonu Ç i'de oyunculuğu ile adından soz ettiren Ozan G uven (Can Manay) merak edilenleri Hurriyet'ten Hakan Gence'ye anlattı: İşte Guven'in açıklamaları:
Hadi başlayalım, ama hala karakterdeyim, kendini kolla!
Hala karakterdeyken soray ım, 'Fi'de canlandırdığınız psikopat Can Manay ne kadar sizsiniz?
- Uzaktan yakından onunla alakam yok. Tek ortak yanımız, ikimizin de erkek olması. Teknolojiyi onun gibi kullanamıyorum, onun gibi kendimden vazgeçecek kadar aşık olur muyum, olmaz mıyım onu da bilmiyorum.
Ş imdiye kadar hiç kendinizden vazgeçecek kadar aşık olmadınız mı?
- Oğlum Ali Ateş var. Olmuşum demek ki (guluyor)... Ama Can Manay'a donersek, ben kendisini seviyor ve haklı goruyorum. Zararı kendine. Empati kuramasam canlandıramam. Psikopat dedin ama belki değildir. Yaptıklarının bir sebebi olabilir.
Bu kadar normalle ştirmesek... Sevgilisinin evini gizli kameralarla donatıp rontgencilik yapan bir karakterden bahsediyoruz.- Hangimiz birilerini stalk'lamıyoruz?
Can Manay, T urk toplumundaki erkeklerin ne kadarını temsil ediyor?
- Sosyoekonomik sınıf olarak yuzde 1'ini. Duşunce olarak daha fazlasını. Elimize fırsat geçse hangimiz sevdiğimiz kadını 24 saat gozlemeyiz?
Siz kimleri stalk 'luyorsunuz?- Stalk'lamanın ne demek olduğunu bile geçenlerde oğrendim. İki sene oncesine kadar mail adresimi isteyenlere ev adresimi veriyordum. Teknolojiye o derece yabancıyım.
Twitter 'ı da bu sebeplerle mi terk ettiniz?
- Orada ne yazsam olmuyordu. "Ben bununla niye uğraşıyorum ki" diye duşundum. Mesela evinde oturmuş 12 yaşındaki bir çocuk birden "Ozancım" diye başlayan bir şeyler yazıyor. Twitter kullanmanın bana bir faydası olduğuna da inanmıyorum.
Sizi çozmek zor. Bir yanda ayakkabı dukkanında muşterileriyle ilgilenen bir adam, diğer tarafta yıldız bir başrol oyuncusu... Bazen komik ve neşeli, bazen cool ve zor bir duruş...
- Kimseye sempatik gorunmekle mukellef değilim. İşimi sevsinler, benim için tamam. Ayakustu roportaj yapmayı sevmiyorum, insanların ellerinde sadece kamera ve mikrofon olduğu için her şeyi sorma hakları olduğunu da duşunmuyorum. Bunu seven olabilir, ozel hayatını açar ama açmayı tercih etmeyen de vardır. Sonra birileri bunu gorup, "Ay ne soğuk adam" diyebiliyor. Ama ben bununla ilgilenmiyorum, sevdiğim işi yapıyorum, yaptığım işi sevenler olursa da her zaman onlara minnettar olurum.
Ş ohretin idaresi bu işin onemli bir parçası değil mi?
- İlk zamanlar neden birileri bana bakıyor diye mahcubiyet hissiyle rahatsız olursun, bu durum kimilerinin de hoşuna gider. Ama surekli gozetlenme duygusuyla yaşamak bir sure sonra rahatsız ediyor. Ben kalabalığa karışmayı, kaybolmayı seviyorum.
42 ya şındasınız. 40'larda neler değişti?
- Eskiden, "Ne kadar katıymışım" ya da "Ne kadar esnekmişim" diyerek fikirlerim değişebilirdi ama artık her şey daha az değişmeye başladı. Taşlar artık daha nadir yerinden oynuyor. Bu da beni hem heyecanlandırıyor hem de bu hayat neden bu kadar geç başladı diye uzuluyorum.
Peki, çapkınlıklar ne oldu? - Sana ne? (guluyor) Ben ilişki severim. Eskiden gençtik, vaktimiz oluyordu. Şimdi "Yerim sabit olsun" diyorum.
Y ıllardır ekranda farklı kulturlerden aşık adamları canlandırdınız, çozdunuz mu aşkı?
- Aşk ne kadar uzun surerse ayrılığın acısı da o kadar uzun suruyormuş.
O ğlunuz Ali, 13 yaşında. Hep anneler çocukla değişen hayatlarını anlatır. Peki, babalık sizde neyi değiştirdi?
- Bir erkek baba olmadan olurse hayatın yarısını yaşamamış saysın. Ben oğlunun hastası bir babayım.
Marka Konferans ı'nda dijitalleşme uzerine konuşma yapacaksınız. Dizilerin dijital dunyada yer bulması neleri değiştirdi?
- Konferansta işin finans açısını başkası anlatacak, ben ve Serenay (Sarıkaya) biraz daha duygusal açıdan bakarak konuşacağız. Bu işi hepimizin yapma sebeplerinden biri, ilk defa deneniyor olmasıydı. Hem bir kitap uyarlaması, hem 60 dakika, hem dijitalde... Çok heyecanlıydı. Şimdi bakınca yapabilmiş olmak, başkalarına da cesaret vermesi bizler için bir madalya.
Bundan sonras ı için faydası ne olur?
- Başka bir alan daha olduğunu ve orada da bir şeyler yapılabileceğini gosterdik. 60 dakikada da dizi olabiliyormuş, finanse ediliyormuş ve herkes mutlu oluyormuş.
60 dakika oynamak oyuncuya ne kat ıyor? - Meseleyi anlatmak için fazla vaktiniz yok, daha dikkatli ve daha odaklanmış olmanız gerekiyor.
Reyting s ıkıntısı internette yerini tık beklentisine bırakıyor. Kurtulamadığımız olçumlerle aranız nasıl?
- Televizyonda sabit deneklerin haftalık izleme raporunu alıyorsunuz. Ama internet hedef kitlesini belirleme açısından nokta atışı yapma imkanı tanıyor, dolayısıyla verileri daha efektif kullanabiliyorsunuz.
Karakteriniz Can Manay 'ın bir lafı var; "İnsan olmanın maliyeti çok duşuk; yumurta, sperm, kafi miktarda şehvet. Ve işte dunyadasın." İnsan olmanın maliyeti bu kadar duşuk mu?
- Bir de yatak gerekiyor, tabii şart değil (guluyor). Burada 'maliyet' lafı soyleneni negatif gibi algılamamıza sebep oluyor. Ama bir insanın dunyaya gelmesi, iki kişinin çiftleşmesi kadar basit bir olay.
Haz ır konu buradan açılmışken gelelim dizide sozu geçen sevişme sahnelerine...
- Kendi kendime bu konuya gonul koyuyorum. Koca bir iş yapılıyor, artık buraları geçmemiz lazım. Bir oyuncu için bunun bir koşu sahnesi çekmekten farkı yok.
Neden cinselli ği olağanlaştıramadık?
- Cinsellik okuma-yazmayı oğrenmek kadar erken oğrenilmesi gereken bir şey.
Cinselliğin konuşulması değil, uluorta yaşanması ayıp. Ama erkeklerimizin ne
kadar cinsel eğitim aldığını biliyoruz. Anne-baba; çocuklarına bu konuyla
ilgili onları hayata hazırlayacak birçok şey anlatabilir ama her şeyin başı
ekonomik durum, eğitim ve kulture dayanıyor. Doymamışlıkla, biz kadınlarımızı
nasıl guzel sevebiliriz? İşte kadın cinayetlerinin, sapkınlıkların ve bir suru
şeyin sebebi de bu...
*' İkinci Bahar'dan bu yana geçen 20 yılın muhasebesini yaparsak, toplumda neler değişti?*
- Aynılaşmaya başladık. O donemde iki kişi opuşurken aile buyuklerinin gozumuzu kapatmadığı diziler oynuyordu. Hiçbirimiz de ahlaksız, vicdansız olmadık ya da olmamaya çalışıyoruz. Eskiden de ayıp vardı ama o televizyonda oğretilen bir şey değildi. Şimdi klişe bir ahlakçılık herkesin ağzında ama kim, neyi uyguluyor bilmiyoruz.
Bir şeylerin gosterilmemesi, buzlanması bizi daha ahlaklı yapar mı?
- Bir şeyi ne kadar sıkarsan patlar. Siz bir çocuğun televizyon seyrettirilmeyerek ahlaklı olacağına inanıyorsanız açmayın televizyonu. Ama sokaktan nasıl koruyacaksın?
15 y ıl sonra karakteriniz robot 216, Arif v 216 filmiyle geri donuyor. Yeniden aynı makyajı yapıp robot olmak ve Arif'le karşılaşmak nasıldı?
- Acayipti. İlk sahnede gozlerimiz doldu, Cem'le birbirimizden gozlerimizi kaçırdık. Yıllar sonra ilkokul arkadaşınla karşılaşıp rakı içmek gibiydi. Sonuçta şahane bir film oldu. İnşallah uçuncusu de olur, bizim çocuklarımız oynar.
Filmde Arif ve 216 'nın dostluğunu goreceğiz. Cem Yılmaz ve sizin dostluğunuz nasıl?
- Biz iyi arkadaşlarız. Yaptığımız işlerle ilgili birbirimizin fikrini alırız. Uzun zamandır birlikte çalıştığımız bir ekip de var; Zafer Algoz, Özkan Uğur...
" Yine aynı ekip" klişesine hazır mısınız?
- Martin Scorsese için neden soylenmiyor? Ben ona hiç aynı adamlarla film çekmiş demedim. Nereden geliyor akıllarına...
Be şiktaş'ta bir ayakkabı mağazanız var, esnaflık nasıl gidiyor?
- Kuçuk esnafım, KOBİ. Aslında o bir gonul bağı, konservatuvar okurken başlayan seruven devam ediyor.
Y ıllarca kadın ayakkabısı satmak kadınlar hakkında ne oğretti?
- Dunyanın en zevkli ve zor işi. Ufak ufak yazıyorum bunu. Önceleri, gençken, çevrendekiler "Vay ne guzel, kadınların içindesin" derken bir sure sonra o bir iş oluyor ve geleni bir kadın değil, karaltı goruyorsun. Tabii bu arada kuaforler gibi sohbet ediyorsun. Eşleriyle arkadaş hatta akraba gibi oluyorsun.
















Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.