Özet (TL;DR) @ 2017-12-07 09:39:35.497541: İlk filmden kısaca hatırlayalım, “Kardeşim Benim”de Murat Boz’un canlandırdığı Ozan ve Burak Özçivit’in hayat verdiği Hakan, birbiriyle durmadan didişen iki müzisyen kardeştir... İlk filmde…



Bu arada, ilk filmde Aslı Enver'in canlandırdığı Zeynep, Burak Özçivit'in canlandırdığı Hakan ile aşk yaşıyordu ancak gerçekte bu film, Murat Boz ile aralarında buyuk bir aşk doğmasına neden olmuştu. Murat Boz ile film vesilesiyle bir araya geldik; hayatının bilinmeyen yonlerinden Aslı Enver'le olan ilişkisine kadar pek çok şey konuştuk.

Çok yakında Youtube kanalının açılacağını da soyledi, "Her şey olacak bu kanalda" diyor Boz. Benim anladığım, youtube.com/muratboz kanalında "kendi magazinini" yapacak; hayatının bilinmeyen yonlerini, "O Ses Turkiye"de, klip ve film çekimlerinde kamera arkasında yaşananları, kendi hayatından detayları aktaracak...

"Kardeşim Benim" ve "Kardeşim Benim 2" , Burak Özçivit'le olan arkadaşlığınızın bir meyvesiymiş aslında doğru mu? Nasıl tanıştınız, nasıl bir araya geldiniz, nasıl bir oykusu var bu işin?

- Burak'la bizim arkadaşlığımız çok eskiye dayanıyor, iki filmden de onceye... Sektorumuzde bizim gibi insanların yan yana gelmesi, arkadaş olması zordur. Hatta birbirinin başarısından rahatsız olan da çoktur ama bizim Burak'la boyle bir yarışımız hiçbir zaman olmadı. Kariyerimin ilk konserlerinden birine gelmişti Burak, o zamanlar da "Burak Özçivit"ti yani, tanınan, bilinen bir oyuncuydu. Bir konser vesilesiyle tanışıp arkadaş olduk. O gunden bugune neredeyse 10 sene geçti. Ben "Hadi İnşallah" ile sinema sektorune adım attıktan sonra, Burak'la olan sohbetlerimizde birlikte bir film yapma fikri ortaya çıktı. Konusu "kardeşlik" olabilir dedik, ardından senaryo aşamasına geçildi ama acele de etmedik. Uzunca bir senaryo sureci yaşadık. Senaryolar gitti-geldi, en sonunda Zafer Kulunk'un senaryosu hepimizin içine sindi ve "Kardeşim Benim" seruveni oyle başladı Burak'la. Burak aynı zamanda filmin yapımcılarından, zaten Timur Savcı ile bir ortaklıkları vardı, bunu da filme yansıttılar...

Peki ilk film ikinci filme nas ıl ilham verdi?

- İlhamımızı insanlardan; insanların ilk filmi çok sevmesinden aldık. 2 milyon gişe biraz "malumun ilamı" oldu. Film çok sıcak bulundu, insanlar çok sevdiler. Neticede bu bir kardeş hikayesi, kardeşi olanlar kendilerinden çok şey buldular. Sen de bilirsin, her ne kadar anlaşan kardeş de olsanız, muhakkak bir yerde zıtlaşmalarınız olur, Hakan ve Ozan'da bu durum ust seviyede. Biri popçu bir rock'çı, biri derli toplu biri darmadağın, biri vurdumduymaz diğeri sorumluluk sahibi... Bu zıtlığın ekrana yansıması guzel oldu. Bunu yansıtan Burak ve ben olunca izleyicilerimiz kendilerini yakın buldular. Kardeş olan herkes mutlaka bizim başımıza gelen şeyleri yaşamıştır...

Nedir Ozan ile Hakan 'ı bu kadar karşı karşıya getiren kızgınlık, ne yaşadılar da boyle oldular?

- Aslında çok seviyorlar birbirlerini, asla kopmuyorlar ama o zıtlık onların doğalarında var. Birisi çok vurdumduymaz, bu da Hakan'ı delirtiyor. Zıtlık orada başlıyor. Hakan'ın bu kadar her şeyi kasması da Ozan'ı delirtiyor. Boyle garip bir dengesizlik ama kendi içinde bir dengesi de var çunku abi-kardeşler ve birbirlerini aslında çok seviyorlar, gerçekten bağlılar.

Oyunculuk bana tatil gibi
geliyor

ASLI, T ÜRKİYE'NİN EN İYİ KADIN OYUNCULARINDAN BİRİ

Asl ı Enver'in canlandırdığı Zeynep karakterini çok sevmiştik, ancak ikinci filmde yok. Ne oldu Zeynep'e?

- Aslı, kendi programı ve yoğunluğundan dolayı kabul edemedi. Dizi çekiyor, çok yoğun tempoda çalışıyor, bir yandan dinlenmesi gerekiyor. Biliyorsunuz dizi sektorunun durumunu, çalışma saatlerinin fazlalığını... Biz ekip olarak çok isterdik elbette Aslı'nın olmasını, Aslı bence Turkiye'deki en iyi kadın oyunculardan biri. Niyetimiz boyleydi ama maalesef olamadı. Fakat Leyla (Feray) da, Pınar (Deniz) da başka bir senaryo oykusu içinde rollerinin hakkını vererek başarıyla oynadılar.

" Kardeşim Benim 3"u bekleyelim mi, filmin devamı gelecek mi?

- Bunun takdirini seyirci verir. Pek çok faktorun bir araya gelmesi lazım uçuncunun çekilmesi için. Ortada guzel bir hikaye var, Hakan ve Ozan'ın kardeş hikayesi var, "Bu hikayede daha ne anlatılabilir?" sorusu çok onemli... Bir yaptık, iki yaptık; sonra bambaşka bir hikayeyle gelir senarist ve "Hadi yapalım" deriz. Ama şu an bir şey soylemek için çok erken.

Filmin ba şarısında arkadaşlığınızın etkisi olduğunu duşunuyor musun? Aranızdaki dostluğun oluşturduğu kimya yon verdi mi sence filmin gidişatına?

- Özellikle ilk filmde Burak, Aslı, ben çok çalıştık, bana çok faydaları oldu. Özellikle Aslı'nın... Oyunculuk oyle garip bir şey ki oynamak değil aslında, "yaşamak" konu. Ben mumkun mertebe onume bir laf geldiğinde "Bunu neden, nasıl soylerim, daha doğalı nedir?" derim, zaman zaman kelimelerimi bile değiştirip bana uygun hale getiririm. Aslında oyunculuk benim için "oynamak" değil, o anı yaşıyor olma durumu. Benim burada avantajım, Ozan'ın da bir pop yıldızı olması ve yaşantılarımızın benzemesi.

Murat Boz, Ozan 'a ne kadar benziyor peki? Arkadaşların filmi izlediğinde "Murat, Ozan sana benziyor" diyorlar mı?

- Hayır, benzer yanlarımız var ama karakterlerimiz zıt. "Acayip birbirimize benziyoruz" diyemem Ozan'la Murat'ı kıyaslayacak olursam. O mesela çok vurdumduymaz, ben o kadar vurdumduymaz bir adam değilim. Ozan çok fazla duşunmez olaylar ustune, ben duşunurum...

BEYAZPERDEDE KEND İMİ GÖRMEK BANA HAZ VERİYOR

Oyunculukta da kariyer yapma arzusu nas ıl ortaya çıktı?

- Kariyerimde bir film mutlaka olsun istiyordum. Çok sevdiğim bir kitap vardı, PuCCa'nın Gunluğu. O kitabı film yapmak istediklerini soyledi produksiyon şirketi, ben de kabul ettim ve seruvenimiz oyle başladı aslında. Çok iyi gişe de yapınca devam ettim, beyazperdede kendimi gormek bana ayrı bir haz veriyor, buna artık ego mu dersiniz ne dersiniz... Oyunculuğun ozel bir yeri var ama tabii ki esas mesleğim şarkıcılık. O asla ikinci planda olmadı, olmayacak. Hakim olduğum esas alanım, her zaman muzik.

Sinema filmlerine devam edeceksin o halde...

- İstiyorum, başka birisini oynamak beni rahatlatıyor. Bizim sektorumuz biraz yorucu, tabii ki şukrediyorum her zaman ama filmler biraz nefes aldırıyor bana.

Başka bir karaktere girmek, başka birisinin cumlelerini sarf etmek, tatil gibi geliyor bana... Hem tatil, hem iş... Gala heyecanı, filmi iki defa izlemek... Tum bunları seviyorum.

Oyunculuk bana tatil gibi
geliyor

ONB İN KAT DAHA YALNIZIZ

Asl ı Enver ile "Kardeşim Benim"den sonra başlayan bir ilişkiniz var. İki şohretli ismin ilişki yaşaması zor denklem midir yoksa aksine birbirinizin dilinden iyi anladığınız için daha mı kolay?

- Çok dengeli, çok tatlı bir ilişki yaşıyoruz Aslı'yla. Çok da mutluyuz, birbirimizi çok iyi anlıyoruz, çunku bu işin içinde olan insanlarız. Çok paylaşıyoruz, çok konuşuyoruz birbirimizle. Her ne kadar hayatlarımız guzel gozukuyor olsa da, "Vay be şuna bak, bir 'O Ses'e çıkıyor, bir film yapıyor, şarkı soyluyor, parayı goturuyor" değil. Bunun bir geçmişi var, oraya gelişi var... İkincisi, bunu diyen insanlardan onbin kat daha yalnızız. Çok yalnızız, çunku zaten bu kadar şeyi kendimiz başarmışız ve etrafımız boş... Konser yapıyoruz, binlerce kişi izliyor, konser bitiyor, kuliste yalnızsınız. Bu kadar ilgi goruyorsunuz, seviliyorsunuz, fotoğraf veriyorsunuz, imza atıyorsunuz, sonra evinize geliyorsunuz ve yalnızsınız... Ayrıca sevenimiz olduğu kadar sevmeyenimiz de var, o sebeple bizim yaptığımız çok zor bir meslek. Dışarıdan, birçok şey kolay ve başarılabilir gibi gozukuyor olabilir ama... Tutunmak, orada kalmak ve bu işin psikolojisi zor. Bunun ustesinden gelmek kolay iş değil yani. Sonuçta yalnızlıkla baş ediyorsunuz.

Birbirinin dilinden anlayan, bu mesle ğin zorluklarından haberdar insanlar olarak guzel bir denge yakalıyorsunuz o halde...

- Birbirini anlayan iki insanız. Her şeyden onemlisi, aşk ilişkimizin dışında iki iyi dostuz. Bu olmadan ne ilişkiniz yurur ne de arkadaşlığınız. Aslı'nın içinde bulunduğu sektor gerçekten çok zor. Her zaman vurguluyorum, kadınlar için çok daha zor. Her gun yaşadığı zorluklara şahit oluyorum. Hayatımızda benzer hikayeler olduğu için karşılıklı birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Aslı ekonomik ozgurluğu elinde olan, ayakları ustunde duran bir kadın. Hayatınızda karşılıklı iki cumle edebileceğimiz bir insan olduğu zaman, zorlukların ustesinden gelmek kolaylaşıyor. İlişkiler genel olarak boyle olmalı... Sadece aşk ilişkisinden bahsetmiyorum, sizi besleyecek insanlarla birlikte olmalısınız, ben de oyle olmaya çalışıyorum. Zaten çok fazla insan yok hayatımda.

Oyunculuk bana tatil gibi
geliyor

ÖFKELİYİM, ÖFKELİ OLMAKTA HAKLIYIM

Ş u meşhur "bocek" olayını anlatır mısın, işin aslı nedir?

- Ben hiçbir zaman hiçbir yerde "bocek" demedim. Bir şekilde sesim kaydedilmiş, ben oyle duşunuyorum ya da kulak misafiri olunmuşsa bile bunu da bilmiyorum. Hatta savcıya şikayette bulunurken nasıl kaydedildiğinin de tespitini istedim.

Ne oldu tam olarak?

- Bir konserimizden sonra Bodrum'da annemlerin yazlığına geçtik.

Sabah kalktık kahvaltı yapıyoruz. Şu anda normal konuştuğum gibi aile arasında, aramızda konuşuyoruz. Kendi mahremimizi, ailevi sorunlarımızı, akrabalarımızı; pek çok şey konuştuk o gun.

Ertesi gun kalktığımızda boy boy terasta çekilmiş fotoğraflarımız ve evimizin içinde terasımızda konuştuklarımız birebir cumle cumle yayınlanmıştı.

Muhabir arkadaşı gorsek, kendi aramızda ozel konularımızı konuşur muyduk? Konuşmazdık, konuşmayı tercih etmezdik.

Bence olan şu: Ya geceden ya da sabaha karşı sazlıkların içine giriliyor, evimin dibi. Yoldan geçen biri kulak misafiri olmuş gibi bir durum da yok, ozellikle içine girip saklanıyorlar, konuşmalarımız dinleniyor. Nasıl kaydedildiğini bilmiyorum. Ben bu arada bu haberin altına ismini yazan her muhabire dava açmak istedim ama maalesef savcının kararı "Katlanmak zorundasın" oldu. Katılmıyorum, benim bu konudaki fikrim asla değişmeyecek. Aksi soylense de benim bir huzur hakkımın olduğunu duşunuyorum.

Konuya h ala ofkelisin gorduğum kadarıyla...

- Tabii ki ofkeliyim, ofkeli olmakta da haklıyım. Dava açmayacağım çunku bu, konuyu uzatmak olur. Ben burada başka bir şeye işaret etmeye çalışıyorum, "Bunu gorun" diyorum, "Bu yanlış" diyorum. Ben bunu bilerek ve isteyerek yaptıklarını duşunmuyorum. Yanlış anlaşılmasın; magazin muhabiri arkadaşlarımıza saygım sonsuz, çok zor bir iş yapıyorlar. Ama hayat sadece haber değil, insani değerler var, etik var, bunlara dikkat edilmesinden yanayım. Niyetim kotu değil, bu işin yanlışlığına dikkat çekmeye çalışıyorum sadece.