Özet (TL;DR) @ 2017-12-05 09:04:12.512173: 5 Aralık 1934 günü kadınlar genel seçimlere katılma ve milletvekili seçme/seçilme hakkına kavuştular. Kadınlar seçme/seçilme hakkını Fransa’da 1944, İtalya’da 1945, Yunanistan’da 1952, Belçika’da 1960…
ntv.com.tr
5 Aralık 2017 Salı
" Keşke dediğim bir tek şey var"
Hayatın gelişine gore kendimi uydurdum. Ondan daha fazlasını istemedim. Hala da istemiyorum, niye olmadı diye. Her şeyi gordum, yaptım. Hiç keşkem yok. Bir tane keşke var, para biriktirmeyi bilmek. Hiç yapamadım. Zaten yapmaya da imkanımız yoktu.
K ız-erkek mutlaka okusunlar
Gençlere ozellikle tavsiyem, okusunlar, çalışsınlar. Kızlarımız oyle kendilerini kaptırıp koyvermesinler. Onların da aydınlanması lazım. İster çalışsın, ister çalışmasın, hepsinin okumuş olması lazım. Çunku çocukları onlar eğitiyor. Erkekler de kafalarındaki orumceği atmalı. Herkesin çok okuması, çok çalışması, aydınlığa doğru gitmeye gayret etmesi lazım.
" Beni ovmek için 'Erkek gibi çalıyor' dediler
Viyana'da mıydı, neredeydi, şimdi hatırlamıyorum, bir eser çalmıştım. Kritikleri çıkıyor, bir erkek gibi çalıyor, diyor. Beni methetmek için soyluyor adam.
Me çhul yardımsever
Fransa'ya giderken kotu bir kemanım vardı. Yarışmalara katılacağım zaman, keman kiralanırdı. Bir ay once kiralanır, sonra iade ederler. Bu duyulmuş. İstanbul'dan bir hanım, toplu para yollamış Paris'teki talebe mufettişi Ali Teoman'a. Ama, Ali Teoman, "Ankara'dan tahsisat yapıldı" dedi. Ben senelerce, bu kemanımı devlet aldı, diye biliyordum. Sonradan oğrendim ki, bir kadın yollamış, tek şartı varmış, kim olduğum bilinmeyecek demiş. Daha once haberim olsaydı, en azından ailesini bulurdum. İstanbul'da mı, Avrupa'da mı onu bile bilmiyorum. Bana hiçbir zaman soylenmedi. Artık sorabileceğim, oğrenebileceğim kimse de kalmadı. Bu keman omrumce benimle.
BET ÛL MARDİN / Turkiye'nin ilk halkla ilişkiler uzmanı, Halkla İlişkiler Derneği'nin kurucusu, IPR'in ilk kadın başkanı
" Utanacak bir şey yapmayacaksın!"
Mutlu yaşamak için utanacak bir şey yapmayacaksın! O zaman rahat uyuyorsun. Benim için bir insanın mutlu yaşaması için utandığı hiçbir şeyi yapmaması lazım. Hiçbir şeyinden utanmadan yaşayacaksın. O zaman gece uyumadan once birisi gelip tokat atmıyor sana. O zaman rahat uyuyorsun. Ben rahat uyumak istiyorum.
" Şimdi 60 yaşında olsaydım..."
Şimdi 60 yaşında olsaydım, başka şeyler yapardım. Galiba çevreye, çevreciliğe daha onem verirdim. Orada biraz takıntılarım var kafamda, nasıl yapamadık diye. Oralarda biraz uzuluyorum. Ben yolumdan başka yere sapmam. Yolunda dimdik giden bir hayvan varsa, ben oyum. Yalan dolan olmaz bende. Hakikaten namusuma ve ismime çok dikkat ederim. Öyle bir hayvan var mı bilmiyorum, keçi mi acaba! (Betul Mardin, ismindeki u harfinin noktalanmasına isyan ediyor. 'Betul', "keçi" demek, çunku)
" Acılarımla Gulriz oldum"
Her pişmanlığımdan çok buyuk dersler aldım. Ve pişmanlıklarımla, çektiğim acılarla Gulriz oldum. Aklınızı iyi kullanırsanız, acı donemleriniz daha kısa olabilir.
Guzel kadın olduğumu 40 yaşıma kadar bilmiyordum. Kimse bir şey soylemedi. Tabii ki yazılıyordu, çiziliyordu bir şeyler ama estetik duygusu çok gelişmiş bir insan olarak kendi kusurlarımı goruyordum ve onları ortmeyi çok guzel başarıyordum.
Devlet Sanatçısı unvanı birisine verildiği zaman, bir anlamı olmalı. Size vere vere ne veriyor devlet; uçakta VIP'te oturma hakkı veriyor. VIP'te bakan korumalarıyla beraber gidip geliyorsunuz. Vazgeçtim, katiyyen onu da kullanmıyorum. Ama bir şey verebilirlerdi, yakaya takılacak bir şey. Kuçuk de olsa, bazı vergilerden muaf tutabilirlerdi. Kuçuk de olsa bir maaş bağlayabilirlerdi, sembolik de olsa...
(Bu s oyleşi yapıldığında Gulriz Sururi'nin hayat arkadaşı Engin Cezzar hayattaydı)
" Kadın-erkek değil, insan!"
Yapacak bir şeyim varsa ve yapabiliyorsam bir insana yardım etmek. Şoyle bir tercih yapabilirim, mesela iki kişi varsa, dezavantajlı olanı, aynı durumdaysa kadın ya da zenci olanı tercih ederim. Dezavantajlı gruplarla dayanışmak son derece onemli diye duşunurum. Kadınlar da bu dezavantajlı gruplar arasındadır maalesef. Yalnız bizde değil, dunyada oyle.
Ben sadece kadınlara değil, erkeklere de aynı şeyi soylerim. Kadınların da, erkeklerin de once kendilerini kadın ya da erkek değil, insan olarak gormesini isterim. O kadar çok şeyi değiştiriyor ki bu hayatımızda.
" Kadınlar emekli olmasınlar!"
Sabırsızdım. Şimdi eskisinden çok daha sabırlıyım da, ama o yaşla oluyor. Eskiden bana aksi, demanding yani ağır koşullar koyan insan olarak beni tarif ederlerdi. Şimdi birazcık yumuşadım. Yani hayatta biraz daha esnek olmak gerek, anladım. Kadınlara vermek istediğim bir numaralı mesaj şu; eğitim gormuş olanlar veya olmayanlar, emekliyim demesinler. Beni deli ediyor. Emeklilik yok. Durmak yok. Turkiye'de bir suru okuma yazma bilmeyen, bir suru çoçuğunu nasıl yetiştireceğini bilmeyen kadın var. Bir şeyle meşgul olsunlar. Amerikalıların bir tabiri var, divanda patates gibi oturmak, bunu yapmasınlar.
" Yalnız ve zor bir hayat"
4 yaşında kemana başladım. Çok çalıştım. Fakat çok guç bir hayat. Çunku tek başına kalıyorsun, mecbursun. Bir odada çalışıyorsun. Bitiyor, sonra konsere çıkıyorsun. Uçaklara biniyorsun tek başına. Hiçbir memleketi goremiyorsun. Yani guç bir hayat, hem bir kadın için, hem evlenmedim. Kader!.. Ama bana 35 yaşında filan deselerdi, solistlikten vazgeçerdim. Oda muziğine aşığım ve yalnız olmamak için dort kişi ya da uç kişi bir trio kursaydım, beraber seyahat ederdik, yalnızlığı çekmezdim. Mesela ben Concertgebouw'da, Hollanda'da çaldığım zaman, tabii cehennemin dibiydi o merdivenleri inmek. Uzun elbise, yuksek okçeler... Erkekler sinirlenmesin bana, fakat onlar bir frak giyiyorlar, çıkıyorlar. Biz, aman allahım! Ökçeler, keman.
" Beethoven çok mu mutluydu?"
Çok trajediler geçirdim. Ailemi kaybettim. Fakat ertesi gun konserimi verdim. Muzik bence dunyada butun insanlara hitap, sevgi veren, acılarını unutturan harika bir şey. Kaç besteci neler geçirdi? Beethoven mutlu muydu?
" Kemanımı satmaya mecbur oldum"
1957'de Moskova'da şans eseri Stradivarius kemanım oldu. Amiral Nelson'un kemanıymış, Trafalgar Harbi'nde bulunmuş. Fakat tabii mecbur oldum, ben kemanımı sattım. Bugunku kemanım da, para bakımından değil ama guzel bir keman.
" Önce yuvam, sonra şohret"
Hiç pişmanlık duymadım bugune kadar. Hiçbir şey için. Olan olmuş, ileriye bak. Öyle derdim hep kendime. Her şeyde ilk olarak ailemi duşunurdum; eşimi, çocuklarımı, yuvamı. Ondan sonra şohret, isim. İkinci sıraya almışımdır daima. Ama eserlere değer verdim evimden, yuvamdan sonra.









Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.