Özet (TL;DR) @ 2017-11-29 09:33:50.875707: 2 milyonun üzerinde gişe hasılatı yakalayan “Kardeşim Benim” ikinci filmiyle beyazperdede! “Kardeşim 2”, komedinin anbean devam ettiği, esprilerin yerli yerinde olduğu, bazen neşeli bazen de hüzünlü…
Murat Boz ve Burak Özçivit'in başrollerini paylaştığı "Kardeşim 2" filminin galası 22 Kasım Çarşamba gunu Kanyon Avm'de yapıldı. Galanın girişindeki kontroller bir hayli sıkıydı, fakat içeri rahat bir şekilde girdik, herhangi bir izdiham yaşanmadı. Birçok unlu ismin boy gosterdiği galada Özçivit'e eşlik eden eşi Fahriye Evcen saks rengi elbisesiyle dikkatleri direk uzerine çekti. Fahriye Evcen'in yanı sıra, Pınar Deniz nam-ı diğer Laz kızı Didem de kırmızı renkli elbisesini iyi taşıdı.
Aşırı kalabalığın içinde kaybolduğumuz galada Özçivit; basın mensuplarına şoyle bir açıklamada bulundu: Bir kardeşlik filmi. İlk filmde de bunu fazlasıyla vermiştik ama orada eğlencesi, macerası, dramı ve yer yer huzunlu sahneleri vardı ama biz ozellikle ilk filmde kardeşleri tanıttıktan sonra ikinci filmde bunların maceralarını gorelim dedik. İstemediğimiz durumlarla karşı karşıyayız. Onların durum komiklikleri içinde filmi çektik. Tıpkı filmin sahneleri gibi, renkli ve eğlenceli dakikalar aracılığıyla mutluluğumuzun keyfini çıkartarak heyecanla filmin başlamasını bekledik.
Filmin nasıl olduğuna geçmeden evvel Murat Boz film hakkında ne demiş onu paylaşalım: "Daha once çalıştığımız arkadaşlarımız da var bu filmde. Sonradan Pınar (Deniz) ve Leyla (Feray) katıldı kadromuza. Genel olarak çok eğlendiğimiz, neşeli bir film oldu." Neşeli bir film olduğuna hemfikir olduğumuz filmin kadrosunda Ferdi Sancar, Leyla Feray, Pınar Deniz, Korhan Herduran, Hakan Karsak, Ozan Çelik, Nurcan Şirin, Yağmur Damcıoğlu, Sezgi Mengi, Engin Şenkan ve AyhanTaş gibi isimler yer alıyor.
Önce
filmin konusu diyelim. İki unlu kardeş olan Hakan ve Ozan son misyonlarını
tamamlamak uzere babalarının cenazesi için koye giderler. İki gun sonra
Hakan'ın duğunu vardır. Hakan Rize'nin onde gelen çay tuccarlarından
Muzaffer'in kızı olan Didem'le olan duğunu nedeniyle biraz gergindir ve cenaze
sonrası iki kardeşin başlarına gelen olaylar silsilesi onları umulmadık bir
macera içine bırakır. Ozan'ın da beklenmedik bir anda bir sebepten oturu
yoluna çıkan kıza aşık olması durumlarına iyice tuz biber eker.Piyasadaki
'kaba komedi' mantığını ele alan ve bel altı esprilerle hikayenin altını
dolduran populer filmlerden farklı bir statuye sahip olan devam filmi
"Kardeşim 2" durum komedisinden yola çıkarak gerçeklerin ironik bir mizah
anlayışıyla seyirciye aktarılmasını sağlıyor. Kardeşlik duygusunun altını
dolma kalemle çizen film, kardeş olmanın onemine değinerek, kavga bile
etseler, kardeşlerin birbirlerinden ayrı kalamayacaklarını hikayedeki
diyaloglara yerleştiriyor. Hatırlarsanız ilk filmde macera, dram ve ağlak
sahneler daha fazlaydı ve hikayenin omurgası iki kardeş arasındaki olay orgusu
uzerine inşa edilmişti, yani açıkça dememiz o ki, melodramatik sahneler
duyguların yoğunlaştığı anda, seyirciyi içten içe parçalıyordu, ama ikinci
filmde bunu goremedik. Aslında daha iyi oldu, çunku komik sahneler genellikle
seyirciyi daha çok ele geçiriyor. Genel itibariyle, iki kardeş hakkında daha
fazla bilgiye sahip olduğumuz ilk film, onların birbirlerini anlamalarını,
oldukları gibi kabul etmelerini ve birbirlerine karşı ozverili, saygı dolu
olmaları gerektiğini ve hatta insan hayatındaki en buyuk kutsal sevginin
kardeşlik olduğunu ozgun bir sinemasal uslupla ortaya koyuyor. Aksiliklerin ve
talihsizliklerin insan hayatını olumsuz etkilediğini, olayların istenmeyen
sonuçlar doğurduğunu ifade eden film, 'yol hikayesi' olarak adlandırdığımız
tur filmleriyle bağlantı kurarak, iki kardeşin yolda başlarına gelen enteresan
vakaları seyircinin huzuruna getiriyor.
"Hikaye içinde yeni bir hikaye", "durum içinde yeni bir durum" anlayışına kapı aralayan yonetmen Mert Baykal, mizansenleri bir araya getirerek karakter dramında olması gereken her tur ogeyi filmin içine yedirerek seyircinin tat almasına vesile oluyor. Yer yer Yeşilçam mantığı ile orulu olan film, klasik Yeşilçam muziklerini sahne aralarına ekleyerek seyircinin duygularını hareketlendirerek nostaljik bir ruzgar estiriyor. Hepimizin çok iyi bildiği 'ağlatırken gulduren, guldururken ağlatan filmlere' az çok benzeyen "Kardeşim Benim 2", ağırlıklı olarak gulduruyor ve aralara huzunlu sahneler serpiştiriyor. Yeşilçam'ın o meşhur klasik zengin-fakir ilişkisini gozler onune seren yonetmen Baykal bazı meselelere atıfta bulunarak hikayeyi ince esprilerle susluyor ve aşkın sınıf farkı gozetmediğini savunuyor.
Mesela,
Ozan ile Leyla'nın aşk kokan tutku dolu bakışları, balonda yaşadıkları deneyim
ve birbirlerini tanımak için verdikleri mucadele, aslında birbirlerinden çok
da farklı olmadıklarını ortaya koyuyor. Biri unlu şarkıcı, diğeri de koylu
kızı, ama modernize edilmiş hali!Şehir insanı ile koyluler arasındaki uçurumu
ve kasabalıların şehirlilere oranla samimiyete daha yatkın olduklarını
vurgulayan yonetmen, ayrıca evlilik için koylu kızların şehirlilerden daha
ideal olduğu gerçeğini de perdeye yansıtmadan edemiyor. Bunun yanı sıra
Karadeniz şivesini ve Karadenizlilerin sert damarlarından oturu kızdıklarında
her turlu eylemi yapabileceklerini ortaya koyan film, Karadeniz halkına bir
selam duruşunda bulunuyor.Özellikle de Rizelilere…! Ufak bir ara not: Filmin
ozellikle son sahnelerinde Rizelilerin çok tehlikeli olabileceğinden soz
ediyor. Eh bir de soz konusu kız isteme, duğun oldu mu, işler iyice sarpa
sarıyor. Rizeliler filmde de altı çizildiği gibi, kolayca kız vermiyorlar.
Sonrası ise muamma… Rize Çamlıhemşin sahnelerinde babası Muzafferden atış
eğitimi alan Didem'in duğune gunler kala tetik çekmeyi oğrenmesi bir hayli
enteresandı. "Kızımı bir şarkıcıya kolay
kolay vermem, verirsem de kızım sevdiği içindir" diyen Muzaffer beyin bu cumlesi ise yine eski filmlere yapılan bir gonderme niteliğinde…
Geldik hikayedeki vurucu argumanlara… Yineleme tekniğini guzel kullanan filmde karakterin surekli "Bir Muz Verem mi?" isimli cumlesi ilgimizi celbederken, Tato'nun ise altın dişlerini gostererek kahkaha atması zaman zaman "Recep İvedik" filmleriniçağrıştırdığını soylersek yalan olmaz sanıyoruz ki… Şunu da unutmadan aktaralım:Hikayenin çerçevesinin iki erkek uzerinden ilerleyişi, kadın karakterlerin golgede kalmasına neden olmuş sanki… Onların yanlarında biraz da çekimser kalmışlar doğrusu!
Sonuç? İlgi goren filmin yurt içinde ve yurt dışında birçok galasının yapılacak oluşunun, olumlu etkisini de goz onune aldığımızda, seyircinin kendini huzurlu hissedeceği, sıkılmayacağı, hikayeye aşırı derecede kafa yormayacağı, gozyaşlarıyla mendil harcamayacağı, hayata pozitif gozlerle bakacağı anlamlı bir durum komedisi… Hani şu stresli ve karanlık gunlerde insana iyi gelen turden!

Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.