Özet (TL;DR) @ 2017-11-28T14:33:00.000Z: Rusya'nın Türkiye Büyükelçisi Andrey Karlov'a Ankara'da düzenlenen suikastin fotoğraflarını çeken ve 'World Press Photo' ödülü kazanan Burhan Özbilici, Karlov'un ölümünün 1. yıldönümüne az süre kala…
Turkiye
14:33 28.11.2017(Guncellendi 14:54 28.11.2017) URL'yi kısaltın
Rusya'nın Turkiye Buyukelçisi Andrey Karlov'a Ankara'da duzenlenen suikastin fotoğraflarını çeken ve 'World Press Photo' odulu kazanan Burhan Özbilici, Karlov'un olumunun 1. yıldonumune az sure kala Amerika'nın Sesi'ne o anları anlattı. Özbilici genç meslektaşlarına 'cesur ve durust olun' tavsiyesinde bulundu.
Ödullu Foto Muhabiri Özbilici, Amerika'nın Sesi'nden (VOA) Arzu Çakır'a konuştu.
' EĞER KORKSAYDIM KENDİMLE GURUR DUYMAZDIM'
Bizim meslekte aylard ır sizden ve fotoğrafınızdan bahsediliyor. Yılın fotoğrafçısı seçildiğinizde duygularınız neydi?"
- Benim için onemli olan işimi iyi yapmaktı. İyi gazetecilik, ozellikle insani boyutu açısından, gerçekten çok onemli. Olay çok ağırdı. Bu, Suriye trajedisinin vahametini, savaşın çirkinliğini, olen on binlerce masum çocuğu, yuz binlerce gunahsız insanı, kedi, kopek, tabiat, daha nice canlıyı, yok edilen kulturleri, muazzam bir medeniyetin yok edilişini hatırlatan korkunç bir olaydı. Gazeteci olarak, orada kalıp o fotoğrafları çekmekten başka tercihim olamazdı. Eğer korksaydım, fotoğraf çekmeden gitseydim, kendimle gurur duymazdım.
Kalmaya nas ıl karar verdiniz?
- 'Burhan şimdi kaçarsan canını kurtarırsın, ama kaçma, gazetecisin sen, bu senin sorumuluğun. Sakin biçimde, umitle işini yap' dedim kendi kendime. Butun guzel gazeteciler, annem, babam, Mustafa Kemal, oğretmenlerim, hepsi benimleydi o an. Bir de kotu gazetecilere, mesleklerini satan gazetecilere bu meslek boyle yapılır deme isteği vardı içimde. Buyuk ihtimalle çok kotu yaralanacaktım ya da olecektim ama en azından boşuna olmemiş olacaktım.
(C) AP Photo/ Burhan Özbilici
Karlov suikastini gerçekleştiren Mevlut Mert Altıntaş
' HAYATIM FİLM GİBİ GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GEÇTİ'
Bir y ıl sonra, bir kez daha o anları anlatır mısınız?
- Karlov konuşurken fotoğraflarını çekiyordum. Arkasında duran adamı, koruması ya da elçilik gorevlisi zannettim. Birden silah çekti. Ben sağa sola çok bakmadım. Bir tek katil uzağa gittiğinde dondum, sol tarafımda birileri vardı. Onları çok hızlıca çektim. Katili kışkırtıp provoke etmemek için çok yavaş ve sakin hareket ettim. Ama bu arada kalbim nasıl atıyor, uf! Hayatım hızlı bir film gibi gozumun onunden geçti. Kirli bir şey gormedim çok şukur. O anda huzur hissettim. Ve kendi kendime 'guvenle devam et Burhan' dedim. Adam bir ara ofkelendi. Duvardan bir takım resimleri aldı, ofkeyle yere attı. Dondu dolaştı, Karlov'un cesedine yakın mesafeden bir el daha ateş etti. Bu arada konuşmaya devam ediyor. Bir kaç dakika boyle surdu. Ondan sonra birileri geldi, beni arkadan çekmeye başladı. 'Kimse kalmadı kardeşim çık artık' dedi. Baktım etraftaki insanlar yok. Ben adamdan gozumu hiç ayırmadan geri geri çıkmaya başladım. Merdivenin başına gelince AP'nin Ankara muhabiri Suzan Fraser'a telefon ettim ve 'Suzan gozumun onunde Rus elçisi vuruldu' dedim. 'Nasıl olur, olamaz' falan dedi. Tekrarladım olayı ama bu sefer adam bir kaç el ateş edince Suzan telefonda duydu ve ağlamaya başladı. 'Tamam anladım, kendine dikkat et' dedi. Aşağı inince Londra'daki editorum Tony Hicks'i aradım. 'Rus Buyukelçisi'ni Ankara'da vurdular' dedim. İnanamadı. Bu arada adam elinde silahla balkonda, belki kapıdan çıkanı vuracak. Polis tarafından "ateş edebilir çıkmayın' diye uyarıldık. Tony'ye o telaş içinde orada olduğumu soylemeye fırsat bulamamıştım. 'Fotoğraflar kısa surede gelecek' dedim. Çok şaşırdı. Evime 150 metre olduğu için uğramıştım sergiye. Buroya gittim, hemen bir kaç fotoğraf gonderdim hızla. Haberle ilgili detayları verdim.
O fotoğrafı çektiğiniz anda ne duşundunuz?
- Babam, gazetecilik yaptığım gunler, mesleğini yaparken olen arkadaşlarım, kedilerim, herkes geçti gozumun onunden. Korkmamak, korkuya teslim olmamak gerektiğini duşundum. Bir saniye içinde duşunuyorsunuz butun bunları. Babam bana hep "İyi bir insan ol, ama sıradan iyi bir insan değil, insanların hayatı sozkonusu olduğunda gerekirse hayatını da riske at. Ama sakin, serinkanlı, akıllı risk al" derdi. O sozler geldi aklıma. Yaklaşık 4-5 dakika orada kaldım. Aklıma gorev başında hayatını kaybeden, çoğu arkadaşım olan gazeteciler geldi. Mustafa Kemal geldi. İlham kaynağım, kahramanım, Çanakkale Savaşı'nda 'Size savaşmayı değil, olmeyi emrediyorum' deyişini, olume meydan okuyuşunu hatırladım. Ben Kemalist değilim ve ideolojileri sevmiyorum, ama o eşsiz bir kahraman. Ödulu kazandığımı açıkladıkları 13 Şubat gunu, akşam 19.00'da, sektorun seçkin insanlarını bir araya getiren bir toplantı duzenlendi. O toplantıda da anlattım bunları. World Press'in Direktoru Lars Boering'in, 'Burhan babandan çok bahsettin. Babanı yanında hissediyor musun şimdi?' dedi. Yakasından tuttum, 'Lars bak, burada oturuyor babam.. En onemlisi Mustafa Kemal de burada. İkisi de bana bakıyor' dedim. Yuzlerce seçkin kişi ayakta alkışladı dakikalarca. Unutamayacağım bir andı.
' MEDYANIN GÜNÜMÜZDE YETERİNCE CESUR VE AHLAKLI OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM'
Kanada, İtalya, Fransa, Hollanda, aylardır ulke ulke dolaşıyor, fotoğrafınızı, gazetecilik anlayışınızı anlatıyorsunuz. Ama kendinizden çok mesleğin ilkelerini konuşuyorsunuz. Neden?
- Çunku medyanın gunumuzde yeterince cesur, meslek kurallarına saygılı ve ahlaklı olmadığını duşunuyordum. Ve ahlaklı olmayı, gerçekleri bulmak ve insanlarla hayatı pahasına o gerçekleri paylaşmayı savundum hep. Ahlaklı olmayan adamın hiç bir davası ve başarısı da olamaz. Ben ruhumu hiç kirletmedim. Hayatımda hiçbir hediye, hak etmediğim hiçbir şeyi kabul etmedim. Ne siyasetçilerden, ne de iş adamlarından. Ödulu kazandığımda AP'nin patronu aradı. 'Sen bizim kahramanımızdın, biz bunu biliyorduk ama şimdi butun dunya gazetecilerinin kahramanısın' dedi. Ben de 'AP'de her zaman mutlu oldum, şartlar bazen çok zor olsa da. Bize iyi gazetecilik imkanı veriyorsunuz, bağımsızlığımızı ve onurumuzu koruyorsunuz' dedim. Beni tatile gondermek istediler. Kabul etmedim. Kedilerim, kitaplarım, arkadaşlarımla kalmayı, kendi mutevazi hayatımı aynen surdurmeyi tercih ettim.
Ö dul gecesinden geride ne kaldı?
- Aradan geçen sure boyunca çok hoş anılarım oldu. Sayısız yeni insan, gazeteci, sanatçı, bilimadamı tanıdım. Yeni ve çok guzel dostlarım oldu. Amsterdam'da 22 Nisan'da duzenlenen odul toreninden once başbaşa goruştuğum Hollanda Prensi, 'Burhan, lutfen onde yurur musun?' dedi. Ben 'Hayır efendim, Prenses yurusun onden' dedim. Bana, 'Hayır Burhan, o prenses, ben prens, ama bugun kral sensin' dedi. Beni one itti. Ben de onlara sırtlarından dokunarak yanıma aldım ve birlikte, yanyana yuruduk. Prens sahneye çıktı. Telefonundan benim o an yaşadıklarımı anlattığım sozleri okudu ve "şimdi bu sozlerin kahramanını sahneye davet ediyorum" dedi. Çok keyifli bir akşamdı. Oradaki sozlerime onem vermeleri de benim için çok değerliydi. O gun 20 kadar roportaj, akşam RTL'de canlı yayın yapıldı.
19 Aral ık'tan bu yana neredeyse 1 yıl oldu. Neler değişti?
- Hayatımda hiçbir şey değişmedi. Aynı ben, mutevazi, çalışkan, kendisiyle barışık, tabii yalan yok, epeyce de gururlu. İşime bakmaya devam ediyorum. Ama odulden bu yana dunyada gitmediğim yer kalmadı sanırım. 130'u aşkın roportaj verdim. Seyahatler, seyahatler, Avrupa'da sayısız seyahat, Kanada'da 9 gun, İtalya'ya 6 seyahat, Fransa'yı da siz biliyorsunuz, defalarca davet ettiler. France 2 başta olmak uzere bir suru roportaj. Ama Turkiye'den ilk roportaj seninle.
' OLAY RUSYA'YLA SAVAŞA BİLE YOL AÇABİLECEK KADAR VAHİM BİR OLAYDI'
Bug un durup geriye baktığınızda 'Yine aynısını yapardım' diyor musunuz?
- Çok zor bir iş yaptığımı ve sağ kurtulamama ihtimali olduğunu biliyordum. Ama olursem de guzel insanların yanına gidecektim. Olay Rusya'yla savaşa bile yol açabilecek kadar vahim bir olaydı. Ama ben kendimi bu tur olaylarda daha once de denedim. Özal'a suikastte de oradaydım. Biraz gerideydim. Biraz ilerledim. İki el ateş, ardından kurşun yağdı. Tabanca tutukluk yapınca korumalar ateş açtı, Kartal Demirağ'ın sağ bileğine 3 kurşun isabet etmiş. İnsanlar patlamış mısır gibi dağıldı, bir kişi onume duştu, yuvarlanıyor, bağırıyor. Kendimi ilk kez bu olayda tanıdım, ilk defa nasıl soğukkanlılığımı koruyabildim, orada farkettim. Herhalde gene olsa, gene aynı cesaret ve soğukkanlılıkla işimi yapardım.
Bu mesle ği yapan, sizi dikkatle izleyen, ornek alan meslektaşlarımıza ne soylerdiniz?
- Gazeteciliğin dili evrensel, kuralları her yerde aynı. Sağlam bir ruh sağlığı ister, namuslu olmayı gerektirir.
(C) AA/ Raşit Aydoğan
Kaliteli olmak lazım, her anlamda. İyi eğitim ve iyi bir tecrube ve gerçeğe saygı olacak. Ben bir gazetecinin yeri gelir, bir siyasetçiden daha fazla ulkesine hizmet edebileceğine inanıyorum. 40 yıldır kendi kafamda kendi yureğimde insani, ahlaki değerlere dayalı bir çelikten kale inşa etmeye çalıştım. Bağımsızlık, namusluluk, adalet, merhamet, sevgi, idealizm ve tabii cesaret. Ben bir kahraman değilim, ama bir kahramanın oğluyum ve mesleğimi bu ruhla yapmaya çalıştım. Sadece iyilik için, hiç bir karşılık beklemeden çalıştım. Gençlere de bunu tavsiye ediyorum. Durust olacaksınız. İyi eğitim şart. Kendi dilinizi, guzel Turkçe'yi iyi konuşun, başka dilleri de iyi konuşun. Yabancı bir lisan bilmeden bugun iyi gazetecilik yapılamaz. Kotu Turkçe konuşan gazeteci veya entelleri hiç affetmiyorum!
' HER ZAMAN İYİ GAZETECİYE İHTİYACIMIZ OLACAK'
T urkiye'de gazetecilik yapmakla ilgili goruşleriniz neler?
- Bizde meslek ahlakına gereken onemin verilmemesi, bazı gazetecilerin bağımsızlıklarını koruyamamış olması, kaliteli ve iyi eğitimli olmaya değer verilmemesi beni uzuyor. Mesleğimizi ideolojik veya kişisel çıkar için alet edenleri asla tasvip etmedim, hiç bir zaman. Tanıdığım bazı meslektaşlarımızın cezaevinde yatmasına çok uzuluyorum. Butun namuslu gazetecilerin, butun dunyada tam anlamıyla hurriyet içinde çalışabilmeleri en buyuk dileğim. Bağımsız, objektif gazeteciler bir ulkede hak ve hurriyetlerle, gerçek refahın ve huzurun da en buyuk guvencelerinden biri. Her zaman iyi gazeteciye, değerleri olan bağımsız gazeteciye ihtiyacımız olacak. Gerçek foto muhabirine olan ihtiyaç bu olayda bir kez daha ispatlandı. O olay sırasında bir suru insanın elinde sozum ona 'akıllı' cep telefonu vardı. Ama fotoğraf goremedim. Gazetecilik bilgi ve tecrubeyle ve gerçek makinalarla, kameralarla yapılır. Öyle oyuncaklarla değil. Çok guzel bir insan olan Andrey Karlov'un katlinin butun dunyada yansıması, profesyonel, bağımsız gazeteciliğin onemini bir kere daha ispatlamış oldu. Dunya medyası, gazetecilik okulları, universiteler benimle bunları konuştu, bilim adamları bunun için fikrimi aldı."
1955 yılından bu yana verilen World Press Photo odulu, foto muhabirliğinin dunyada kabul goren en saygın odulu.
Hollanda Kraliyet Ailesi'nin desteklediği 1925 yılında kurulan World Press Photo Vakfı, odulleri kraliyet ailesinin de katılımıyla Amsterdam'da torenle sahiplerine veriyor. Yılın fotoğrafı, her yıl 128 ulkeden katılan 6000'in uzerindeki fotoğrafçının gonderdiği 90.000 kadar fotoğraf arasından seçiliyor. Ödul alan fotoğraflar her yıl 45 ulkede açılan sergilerle milyonlarca kişiye ulaşıyor, hafızalara kazınıyor ve unutulmaz eserler arasına giriyor. AP foto muhabiri Burhan Özbilici bu odulu kazanan ikinci Turk gazeteci. İlk kez 1983 yılında Erzincan depremini fotoğraflayan Hurriyet Foto Muhabiri Mustafa Bozdemir bu odulu kazanmıştı.
Özbilici'nin fotoğrafı 'gerçekçi ve aynı zamanda sanatsal gucu ağır bastığı' için buyuk odule layık gorulmuştu.
Etiketler:
Gazetecilik, Karlov suikasti, Fotoğraf, Ödul, World Press Photo, VOA, AP, Burhan Özbilici, Mevlut Mert Altıntaş, Andrey Karlov, Hollanda, Turkiye, ABD, Rusya
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.