Özet (TL;DR) @ 2017-11-28T18:04:00.000Z: Mehmet Ali Güller'e göre ABD, YPG konusunda taviz verirmiş gibi görünerek Soçi zirvesinde oluşan Rusya-İran-Türkiye ortaklığını bozmaya çalışıyor. Bu ortaklığın ABD’ye Suriye’de büyük kayba mal…



Mehmet Ali Guller'e gore ABD, YPG konusunda taviz verirmiş gibi gorunerek Soçi zirvesinde oluşan Rusya-İran-Turkiye ortaklığını bozmaya çalışıyor. Bu ortaklığın ABD'ye Suriye'de buyuk kayba mal olabileceğini soyleyen Guller, Ankara'nın ise Trump'ın bir telefonuyla 'genetik kodlarına' donup ABD'ye gozkırpan bir noktaya savrulabildiğini kaydetti.

ABD Başkanı Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon goruşmesinin Ankara'da yarattığı algının aksine Pentagon Suriye'de SDG/YPG'ye desteğin devam edeceğini açıkladı. Trump'ın 'YPG'ye desteği keseceğiz' sozlerini duyurarak memnuniyetini belirten Turk hukumeti yetkilileri hemen ardından Pentagon'ın aksi yonde açıklamasıyla karşı karşıya kaldı. Diğer yandan Soçi zirvesiyle birlikte Turkiye'de Ankara'nın Şam yonetimi ile anlaşabileceği konuşuluyor. Trump'ın telefonu, Pentagon'un son açıklaması ve Soçi zirvesiyle oluşan bolgesel pozisyon alışın olası sonuçlarını araştırmacı gazeteci ve yazar Mehmet Ali Guller ile konuştuk:

' BİR TELEFON GÖRÜŞMESİNDEN 4 FARKLI YORUM'

Guller'e gore geçen Cuma gunu Trump ile Erdoğan arasında yapılan telefon goruşmesi hakkında çok sayıda farklı açıklama ve yorumun bulunması belli bir mutabakatın olmadığını gosteriyor:

"Telefon goruşmesini oncelikle AKP hukumeti açısından değerlendirsek, AKP'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu telefon goruşmesinden çok memnun oldukları anlaşılıyor. Keza bu haftaki grup toplantısında Erdoğan 'Trump ile yeniden ortak bir frekans yakaladık' diyerek çok verimli goruşme yaptıklarını AKP milletvekillerine anlattı. Fakat durum gerçekten boyle mi? Çok da konuşulduğu gibi olumlu bir tablo gorunmuyor. Çunku ortada tek bir telefon goruşmesi var ama bunun dort farklı yorumu var. İlk açıklamayı Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu yapmıştı ve çok net bir şekilde Trump'ın YPG'ye silah desteğini çekeceği yonunde kendilerine soz verdiği soylemişti. Fakat kısa sure sonra Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada hiç bu tarz bir ifade kullanılmadı. Bu açıklamada en fazla PYD'nin de içinde yer aldığı çeşitli orgut isimleri sıralanarak terore karşı işbirliğinde mutabık olunduğu soylendi. Diğer yandan Beyaz Saray açıklama yaptığında da bu konuyu ilgilendirecek nitelikteki maddede sadece PYD'ye askeri destek konusunda bir duzenleme yapılacağı soylendi. Yani silah verilmemesi gibi bir durumdan net bir şekilde soz edilmedi. Son açıklamada Pentagon'dan geldi ve çok açık bir şekilde iş birliğine devam edileceğini soyledi. Yani tek bir telefon goruşmesinden 4 farklı yorumun çıkması aslında ortada bir mutabakata varılmış bir konu olmadığını gosteriyor."

' GÖRÜŞME SIRASINDA ÇEKİLMİŞ RESİMDE DEVLET YOKTU'

Guller, Trump ile Erdoğan arasındaki telefon goruşmesi sırasında çekilen ve daha sonra yayımlanan fotoğrafta Turkiye Dışişleri'nin konuyla alakalı diplomatının bulunmadığına dikkat çekerek bunu 'devletin yokluğu' olarak yorumladı:

"Ama bu konuda Turkiye açısından daha onemli olan bir şey daha vardı. O da bu telefon goruşmesi sırasında Cumhurbaşkanlığı makamında çekilmiş bir fotoğrafın yayımlanmasıydı. O fotoğrafta her şey vardı. AKP vardı, AKP'nin yetkilileri vardı, ozel kalem mudurleri vardı ama devlet yoktu yani devlet dediğimiz Dışişlerinin bu konuyla alakalı bir diplomatı o resimde yoktu. Yani Dışişleri diplomatının olmadığı, AKP'nin yuruttuğu bir diplomasi faaliyetinin sonuçları işte boyle oldu ve durum hala anlaşılamayıp dort farklı yorum ile karşılaşıldı."

' ABD'YE YA PKK YA BİZ SEÇENEĞİ SUNULMASI VAHİM HATA'

ABD'nin Soçi zirvesindeki 'PYD puruzunu' kullanmaya çalıştığına dikkat çeken Guller'e gore Turkiye'nin kendisini ya PKK ya AKP diye iki seçenekten biri olarak sunması vahim bir stratejik hata:

"Tam Astana'daki guvenlik sureci Soçi zirvesinde siyasal surece doğru evrilmişken ABD bir PYD puruzunun çıkmış olmasını kullanarak aslında AKP hukumetine kuçuk bir taviz goruntusu vermeye çalışmış gorunuyor. AKP hukumeti bunu buyuk bir fırsata çevirmeye çalışarak, yeniden ABD'ye goz kırpan bir noktaya doğru savrulmuş gibi gorunuyor. Çunku orneğin Başbakan Yıldırım'ın açıklaması enteresan oldu. Yıldırım 'Bizim beklentimiz ABD'nin gerçek muttefiklerine (yani bize) donmesidir'' dedi. Bu açıklama gerçekten tuhaf. Yani Turkiye'nin kendisini ABD'ye, ya PKK ya AKP diye iki seçenekten biri olarak sunması vahim bir stratejik hatadır. Davutoğlu'nun 'stratejik derinliği' de benzer bir hataya duşmuştu bu durum da en o eski 'derinlik' kadar vahim bir hatadır. Bir kere işin şu boyutu var: ABD açısından mesele iki kuvvetten birini araç olarak kullanmaksa AKP'nin araç haline gelmesi, PKK'nin araç halinde kullanılmasından --Turkiye adına- daha zararlıdır. Diğer yandan bir Turk hukumetinin 'ya ben ya PKK, onu değil beni seç' gibi tavırlar içerisine girmesi, diplomatik açıdan da başka bir çok nedenden dolayı da kabul edilebilecek gibi değil. Bu Turkiye açısından oldukça sıkıntılı bir tablo."

' TÜRKİYE HAKKINDA ABD'DE İKİ FARKLI GÖRÜŞÜN GÜÇ MÜCADELESİ'

ABD'de Trump yonetiminin bıraktığı boşluğunda etkisiyle Turkiye hakkında iki farklı goruşun guç mucadelesi içinde olduğunu soyleyen Guller'e gore bunlardan birisi PYD konusunda tavizler verileceğini soyluyorken diğer goruş işe PYD dahil yaratmayı duşundukleri yeni eksenin harekete geçirilmesi durumunda Turkiye'nin kendi eski muttefik alanına doneceğini duşunuyor:

(C) Sputnik/ Stanislav Savelyev

"ABD'nin bu saatten sonra PYD'ye silah vermese bile zaten 4000 tır silah, muhimmat, Hammer araçları verilmiş durumda. Yani PYD yeterince silahlandırılmış ve neredeyce konvansiyonel bir ordu haline getirilmiş durumda. Bu saatten sonra bunların toplanması zaten mumkun değil. İşin Turkiye ile alakalı kısmına gelirsek: ABD devlet yapısı içerisinde son donemde Turkiye ile ilgili iki farklı goruş var. Bu goruşlerden birisi 'bizim sadece Kurtlere dayanarak Suriye'de ve bolgede varlığımızı surdurmemiz mumkun değil, yeniden Turkleri kazanacak siyasetlere donmemiz gerekiyor.' diyerek bu noktada gerekirse PYD konusunda tavizler verilebileceğini duşunuyor. Zaten Irak'ta da Barzani'nin gerçekleştirdiği referandum istedikleri gibi sonuçlanmadığı için Suriye'nin kuzeyi içinde şimdilik taviz verilebilir goruşu var. Fakat obur yandan Pentagon'un daha hakim olduğu bir diğer goruş var. Bu goruş 'biz içinde bir yandan Kurt gruplarının olduğu diğer yandan da Suudi Arabistan merkezli Korfez ulkelerinin bulunduğu ve bunun İsrail ile yan yana getirildiği yeni bir eksen kuruyoruz.'diyor ve 'biz bu ekseni harekete geçirirsek, Turkiye bu gucun karşısında eninde sonunda yeniden kendi doğal sahasına yani kendi muttefik alanına donmuş olacak' şeklinde fikir yurutuyor. Şimdi bu iki goruşle ilgili ABD'de bir guç mucadelesi suruyor. Trump yonetiminde bulunan boşluk da bu iki goruşun çatışmasının daha da derinleşmesine yol açıyor. Trump bir yandan da ekibinden beraber yola çıktığı çok sayıda ismi tasfiye etmek zorunda kaldı. Diğer yandan bu sureç Pentagon ve CIA'nın, ABD Dışişlerine nazaran daha hakim bir politika uretmeye başladığı bir sureç oldu. Dolayısıyla bu guç mucadelesi biraz daha surecek."

' SOÇİ'DEKİ FIRSATI BÜYÜTÜP, GELİŞTİRMEK ABD'NİN DE YARARINA OLACAK'

Soçi'de yapılan zirveyle Suriye'de krizin çozumu için siyasi surece geçilmesinin fırsatını geliştirmek gerektiğine işaret eden Guller'e gore bu durum Suriye'deki amaçlarından vazgeçmesine yol açıp onun da yararına olacak:

"Turkiye açısından mesele bu seçeneklere nasıl yaklaşacağıdır. Diyelim ki ABD, PYD konusunda taviz verdi ve Turkiye'yi yanına çekmeye çalıştı, bu Turkiye'nin ve bolgenin problemini çozecek midir? ABD, Turkiye'yi yanına çektiğinde Suriye meselesi rahata mı erecek? ABD, Doğu Akdeniz'e uzanan koridor planından vaz geçmiş mi olacak? Mesele bu sorulardan tatmin edici yanıtlar almaktır. Burada da gorduğumuz şey problemlerin daha da içinden çıkılmaz hale geleceğidir. Şu anda 7-8 aydır guvenlik eksenli suren Astana surecinden Soçi'de siyasal surece geçilmesiyle beraber bir fırsat yakalandı. Şimdi bunu buyutmek, geliştirmek lazım. Bu noktada ABD'nin karşısında Rusya, İran ve Turkiye uçlusu hazır bir fırsat yakalamışken, AKP'nin kendi eski genetik kodlarına donmeden mevcut bolge ulkeleriyle bu ittifakları derinleştiren hatta Şam ile anlaşma surecine giren bir çizgiye girmesi gerekiyor. Bu bolgedeki tum kuvvetlerin de yararına olacaktır. Hatta bu ABD'nin de yararına olacaktır. ABD son tahlilde boyle bir guç karşısında insiyatifini surduremeyeceği için Suriye'deki bu sevdadan vazgeçip kendi canını da yakmaktan kurtulmuş olacaktır."

' ESAD MASAYA DOLAYLI DA OLSA OTURTULMUŞ OLDU'

ABD ve Rusya ile aynı anda ilişki kurmanın yurutulemeyecek bir keskinliğine doğru gittiğini soyleyen Guller'e gore Soçi zirvesi once Esad'ın Putin tarafından ağırlanmasıyla Esad Turkiye ile masaya dolaylı da olsa oturtulmuş oldu:

"Turkiye açısından ABD ve Rusya ile ilişkinin aynı anda yurutulemeyeceği bir noktaya doğru gidiliyor. Yani 'iş' keskinleşiyor. Bir sure sonra Turkiye'nin daha keskin bir saf seçmesi gerekecek. Soçi zirvesi donuşu Erdoğan'ın Esad'a kapı aralayan açıklaması da bunun bir gostergesidir. Astana sureci bir guvenlik sureciydi. Soz konusu sureç guvenlik eksenli olduğu için iki ulke arasındaki ilişkinin var olması --temennilerimiz olması yonunde olsa da- elzem değildi. Rusya ve İran'ın çevresinde bu guvenlik sureci bir şekilde yurutulmuş oldu. Ama Soçi ile beraber guvenlik ekseninden siyasal bir aşamaya geçilmiş oldu. Artık şimdi siyasal bir aşama olduğu için bu kez masada komple Esad'ı yok sayan ve sadece bu uçlunun etrafında donecek bir meselenin olması mumkun değil. Bu işin doğasına aykırı. Bu sebepden dolayı Erdoğan ve Ruhani'den once Putin doğrudan Esad ile goruştu. Boylece masaya dolaylı da olsa oturtulmuş oldu. Şimdi yavaş yavaş bunun oruleceği bir durum var."

' ABD, TÜRKİYE'NİN BÖLGE İLİŞKİLERİNE KAMA SOKUYOR'

Turkiye'nin son sureçte İran ve Rusya ile girdiği ilişkinin ABD açısından Suriye'de buyuk bir kayıp anlamına geldiğini belirten Guller'e gore ABD bu tehlikeyi gorduğu için PYD konusunda bir taviz verirmiş gibi davranarak bu ilişkileri bozmaya çalışıyor:

"Zaten ABD de aslında bu tehlikeleri gorduğu için hızla PYD konusunda bir taviz verirmiş gibi davranarak bu ilişkilere kama sokuyor. Çunku eğer Turkiye, İran ve Rusya ile ilişkileri normalleştirip, ABD'den insiyatifi alan bir bolge cephesinin destekçisi olup sonra da ustune bir de Şam ile anlaşırsa bu ABD açısından da Suriye'de çok buyuk bir kayıp olacak. ABD bunu gorduğu için bu ilişkilere bir kama sokuyor. Tabii AKP'nin genetik kodları da buna çok musait. Kuçucuk bir tavizden hızla mutlu olan bir AKP yonetimi goruldu. 'Ortak frekans' diye mutluluklar açıklanmış oldu. Çok enteresan çunku daha geçen hafta NATO meselesi vardı ondan once de 'darbe', ust akıl soylemleri vardı. Ama en ufak bir tavize karşılık yeniden 15 yıl onceki genetik kodlara, BOP eşbaşkanlığı kodlarına maalesef donulebiliyor."

' ABD'NİN GÜCÜ TÜRKİYE'Yİ ÇEKİM ALANINA DAHİL ETMEYE ARTIK YETMİYOR'

Turkiye açısından ABD ile ilişkilerin eskisi gibi yurutulebilmesinin mumkun olmadığını soyleyen Guller'e gore bunun ABD'nin eskisi kadar guçlu olmaması ve Turkiye'nin artık bazı stratejik meselelerde doğruyu gorme noktasına gitmesiyle ilgisi var:

"AKP açısından bir geri donuş kuşkusuz olasıdır ama Turkiye açısından ABD ile bu ilişkileri eskisi gibi yurutebilmek mumkun değildir. İki nedenle mumkun değildir. Bunlardan ilki ABD'nin eskisi kadar guçlu olmadığı için Turkiye'yi oylesine bir çekim alanına dahil edemeyecek olmasıdır. İkinci olarak Turkiye oyle ya da boyle bu kotu yonetilme durumlarına rağmen bolgedeki bazı stratejik meselelerde adım adım doğruyu gorme noktasına yoneliyor. İlerleyen sureçte bunun daha bir koklu kopuşa gideceğini ongoruyorum."

(C) REUTERS/

' ESAD ÜLKESİNİN GELECEĞİ İÇİN ESKİ YAŞANILANLARI GERİ BİR NOKTADA TUTACAKTIR'

Guller'e gore Esad kendi ulkesinin geleceği için Suriye Krizinin başlangıcından sonra Turkiye'nin olumsuz soylemleri geri bir noktada tutacak ve neticede Turkiye ile masaya oturacak:

"Neticede Suriye yonetimi Ankara ile masaya oturacaktır. Bugune kadar Esad'a karşı soylenmiş olumsuz soylemleri ya da bu işin en başında Esad hukumetine İhvan'ı monte etme baskısıyla başlayan butun o sureçleri ve olayları Esad kendi ulkesinin geleceği için geri bir noktada tutacaktır ve Turkiye ile bolge barışı için masaya oturacaktır. Bu noktalarda kin gutme gibi bir durumun olacağını beklemiyorum. Çunku bu gelişme sadece Suriye'nin yararına değil tum bolgenin de yararına olacak."

' ULUSAL ÇIKARLAR BÖLGE ÜLKELERİ VE RUSYA İLE HAREKET ETMEYİ GEREKTİRİYOR'

Guller'e gore tum ikircikli politikalara ve ABD'nin AKP'yi yanına çekmek için yapacağı kimi açıklamalara rağmen Turkiye kaçınılmaz olarak bolge ulkeleriyle birlikte hareket etme durumundadır:

"AKP hukumetinin ikircikli politikalarına, ABD'nin AKP'yi yanına çekmek için yapacağı kimi açıklamalara --bundan bazı AKPliler memnun olsa bile- rağmen Turkiye kaçınılmaz olarak bolge cephesiyle yan yana hareket etme durumundadır. AKP'nin iktidara geldiği gunlerde de 'Turkiye artık ekonominin merkezi Pasifik olduğu için doğuya doğru giden bir gemi gibi ama AKP hukumeti ısrarla Batı'ya doğru kurek çekmeye çalışıyor' diyorduk. Bu durum aslında şimdi de boyle. AKP hukumeti fırsat doğduğunda kurekleri Batı'ya çekmeye çalışıyor olsa da, Turkiye'nin ulusal çıkarları bolge ulkeleriyle, Rusya'yla, İran'la hareket etmesini gerektiriyor."

' RUSYA, PYD'Yİ ABD'NİN KONTROLÜNDEN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR'

PYD'nin farklı tonlarda da olsa hem ABD hem Rusya açısından kabul gorur durumda olduğuna vurgu yapan Guller'e gore Rusya PYD'yi ABD'nin kontrolunden olabildiğince uzaklaştırıp Suriye'nin içinde kalacak şekilde duşunerek ele alıyor:

"ABD'nin bir Kurt 'kartı' var. PYD'ye dayanarak Suriye'de varlık gosterme stratejik hedefi olduğunu ve bu alanda bir otonom yapı ya da mumkunse ilerde bunu Irak'ın kuzeyi ile birleştirip Basra'dan Doğu Akdeniz'e bir koridor kurma fikrinin olduğunu biliyoruz. Burada onemli olan şeylerden birisi Rusya'da PYD'yi duşman bir orgut olarak gormemesidir. Neticede PYD'nin Moskova'da ofisi var ve bazı sureçlere Turkiye'nin itirazları çerçevesinde alınmasa da Moskova toplantılarında PYD ağırlandı. Rusya'nın bu meseleyi, PYD'nin, ABD'nin kontrolundeki bir orgut olmasındansa onu ABD'nin kontrolunden olabildiğince uzaklaştırıp, Suriye'nin içinde kalacak şekilde duşunerek ele alıyor. Boyle bir hedef var. Fakat bu durum oyle ya da boyle PYD'nin hem ABD açısından hem de Rusya açısından farklı tonlarda olmakla birlikte kabul gormuş durumda olmasına yol açıyor."

' ŞAM İLE ANKARA'NIN ANLAŞMASI KRİTİK'

Guller son olarak PYD meselesinin Suriye ve Turkiye için uniter olma zorunlulukları nedeniyle daha ortak ve yakıcı bir mesele olduğuna dikkat çekip bu konuda Şam ile Ankara'nın bazı hesapları engellemesi açısından kritik onemde olduğunu soyledi:

"Tabii Turkiye için durum farklı. Rusya'nın Suriye'nin uniterliğini bir kırmızı çizgi olarak gormediği de bir gerçek. Bunu nerden biliyoruz? Rusya'nın hem Astana hem de daha sonra hazırladığı ve sunduğu anayasa taslağında goruyoruz ki bir ozerklik ya da federatif bir Suriye konusunu bir seçenek olarak tutuluyor. Durum boyle olunca aslında Şam ile Ankara anlaşması çok daha kritik bir oneme sahip oluyor. Çunku burada Rusya hatta İran'dan farklı olarak Turkiye'nin ve Suriye'nin PYD konusunda yaklaşımı kendi uniter olma zorunlulukları nedeniyle daha ortak ve yakıcı bir meseledir. Bu bile Turkiye'nin hızla Şam ile anlaşma yapması gerektiğinin, hızla normalleşmesi gerektiğinin gostergesidir. Boylece hem Rusya hem de ABD açısından PYD eksenli bir takım stratejik hesaplamalar ve bunların yaratacağı risklerin onu şimdiden alınmış olacaktır. Turkiye ile Suriye'nin anlaşması bu bakımdan çok kritik değerdedir."