Özet (TL;DR) @ 2017-11-28T08:01:36.000Z: Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din Yüksek İşleri Kurulu Başkanlığı'nın internet sitesinde verilen fetvada 'boşsun' demenin boşanma için yeterli olacağı ifadesi yer aldı.



Turkiye

08:01 28.11.2017URL'yi kısaltın

Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din Yuksek İşleri Kurulu Başkanlığı'nın internet sitesinde verilen fetvada 'boşsun' demenin boşanma için yeterli olacağı ifadesi yer aldı.

AA

BirGun gazetesinden Mustafa Mert Bildircin'in aktardığına gore, Din İşleri Yuksek Kurulu Başkanlığı'nın internet sitesindeki 'Fetva Usulu' bolumunun 'Aile Hayatı-Boşanma' kısmına yoneltilen, "Boşarım demekle boşanma olur mu?" sorusuna şu yanıt verildi:

"Boşama, yetkili kişi veya kurumun kesin kararı ve bu kararın yoruma yer bırakmayacak şekilde açık sozlerle ifade edilmesiyle olur.

Turkçede geniş zaman için kullanılan "Boşarım" sozu bu nitelikte olmayıp boşama tehdidi anlamına gelir. Dolayısıyla bu sozle boşama meydana gelmez.

Boşama, kişinin eşine soylediği "Boşsun", "Boş ol", "Boşadım" veya "Karım boştur" gibi boşama iradesini ortaya koyan "şimdiki veya geçmiş zamanlı" ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir (Mergınani, el-Hidaye, III, 165 vd.; İbn Kudame, el-Muğni,, X, 355)."

(C) AA/

' TEHDİT NEDENİYLE 'BOŞ OL' DENİRSE BOŞANMIŞ OLURSUNUZ'

Sitede "Niyeti boşama olmadığı halde eşe karşı tehdit unsuru olarak boşama sozlerini kullanma halinde boşanma gerçekleşir mi?" sorusuna da şu yanıt verildi:

"Boşama konusunun, rastgele gundeme getirilmesi doğru değildir. Bunun ciddi sonuçları olduğundan, Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda dikkatli davranmayı tavsiye etmektedir (Ebu Davud, Talak, 10). Kişi, tehdit için karısını boşayacağını soylese, bu sozuyle boşama meydana gelmez. Bunu soylemekle geleceğe donuk vaadde bulunmuş olmaktadır. Ancak tehdit niyetiyle "boşadım", "boş ol" gibi sozler kullansa niyeti ne olursa olsun boşama gerçekleşmiş olur. Çunku bu kelimeler, sarih olarak talakı ifade etmektedir. Sarih lafızlarla gerçekleştirilen boşamada niyete itibar edilmez (Kasani, Bedai, III, 101)."