Özet (TL;DR) @ 2017-11-26 09:33:11.459529: Ajda’yla hemen hemen yaşıtlar. O da kendi ülkesinin süperstarıydı: Albümleri yüzbinlerce satıyor; oynadığı filmler salonları dolduruyor; stili, saç modeli, milyonları peşinden sürüklüyordu. Setten…



Ailedeki sıla hasreti, anneden kızına miras. Anne, İran'a kaçtığı Azerbaycan'a... Guguş da anneye hasret buyumuş: "2 yaşımdayken boşandılar. Tahran'da, baba tarafına yakın buyudum. Çok uzun zaman annemi hiç gormedim..."

Bu ayrılığın tek iyi yanı, baba tarafının da Azeri olması. Hiç kullanmamasına rağmen hala çok guzel Turkçe konuşuyor.

Peki Acem olmadıkları için hiç ayrımcılık gormuşler miydi İran'da? Kendinden emin, "Hayır, hiç. Hepimiz bir arada yaşıyorduk" demesine bakmayın. Şimdi şarkıcı olarak kullandığı 'Guguş' ismini, o zaman Farsça olmadığı için kaydettirememişler nufusa. Bugunun Guguş'u, 1950'de 'Faike Ateşin' olarak eklenmiş aile kutuğune.

İranın superstarı Guguş: Tahran tam da o eski filmlerde gorduğunuz
gibiydi
_ Foto ğraf: Levent Kulu_

Her ne olursa olsun. "Fars, Azeri ya da başka bir şey değil, ben bir Tahranlıyım" derkenki gurur ve samimiyeti, zamanın Tahran'ını hatırlattığımda elindeki tespihi daha sakin çekmeye başlamasından belli. Sanki dolması için sabırsızlandığı çilesi hafifliyor, yuzu yumuşuyor.

"Tahran tam da o eski filmlerde gorduğunuz gibiydi" diyor. Şehrin kuzey kısmı daha zengin ve modernmiş. Guguşlar guneyde, daha geleneksel olan kısımda oturuyorlarmış. Babası şarkı soylemesi için onu duğun, doğum gunu gibi eğlencelere goturdukçe daha çok tanık olurmuş iki yaşam tarzı arasındaki farklara.
Çocukluğunun en mutlu zamanları mı? "Bilirsin çocuklar genelde okulu sevmezler" diye bir kabartıyor; "Ama ben bayılırdım çunku okul, çalışmadığım ve çocuk olduğum tek zamanlardı" diye yere çarpıyor yureğinizi.

Sar başa: O bir 'olma star' değil, 'doğma star'... Babası sesinin guzelliğini, donemin sanatçılarını nasıl taklit ettiğini fark etmiş, 3 yaşında sahneye çıkarmış. "Sahnede olduğumu bile bilmiyordum ki" diyor; "Bana oyun gibi geliyordu..." Bir keresinde tam kalabalığa şarkı soylerken, yerde bir çekirge gormuş. E çocuk bu, tabii ki bu ilginç boceğe yakından bakmak, eğilip eline almak istemiş, zıp zıp kaçınca da bırakmış mikrofonu, peşinden gitmiş...

29 yaşında 17 album, 30 sinema filmi... Sadece ulkesinde değil, Ortadoğu ve Orta Asya'da da şan, şohret...

Asıl ilginci şu: Nasıl oluyordu da zengin olmayan bir ailenin kızı, buyuduğunde bir saç modeliyle Tahran'ın butun kadınlarını tornadan çıkmışa çevirebiliyor, bir kıyafetiyle vitrinleri şu ya da bu renge buruyebiliyordu? Cevap, izahı kadar Hollywood'dan fırlama: "Kuçukken babam beni sinemaya gotururdu. Hollywood yıldızlarına bakardım. Onlara bakardım ama ben kendi stilimi, kendim yarattım."

İranın superstarı Guguş: Tahran tam da o eski filmlerde gorduğunuz
gibiydi

Gugu ş olmamayı seçtim

İran'da Humeyni devrimi olduğu sırada ulkesinde değil, Los Angeles'taydı. Hapis yatacağını ve bir daha 21 yıl boyunca şarkı soyleyemeyeceğini bilmeden ulkesine dondu. "Başka çarem yoktu. Her şeyim, tanıdığım herkes, bildiğim her şey İran'daydı" diyor ve neden başka birçok insan gibi İran'dan kaçmadığını isyanla terbiye arasındaki o ince çizgide izah ediyor: "Hapiste bir ay kaldım. İdam bile edilebilirdim. Yeni duzen buydu, boyun eğdim. Artık Guguş olmamayı oğrendim. Gayriyasal yollardan ulke dışına çıkabilirdim. Ama 'Kaçtı' dedirtmeyi de kendime yediremedim. Evimdi orası benim. Ama olup biteni gordukçe bunun en az 20 yıl sureceğini biliyordum..."

O sessizlik, belki çok daha uzun hissedilen bu dilsizlik tam 21 yıl surdu. Yurtdışında ve yurtiçinde hala meşhur olduğunu, kaçak kayıtlarının gizli gizli dinlendiğini bilmiyordu. 21 yıl sonra ilk kez yurtdışında bir film yapmasına izin verildi. Aynı insanlar ona "Peki şarkı da soylemek ister misin?" diye sordular. "İyi de buna izin yok" diye cevap verdi. Halbuki ona film yapmayı teklif edenler her şeyi onceden planlamıştı.

İranın superstarı Guguş: Tahran tam da o eski filmlerde gorduğunuz
gibiydi
_ Devrimden once Tahran Üniversitesi'nde oğrenciler (1971)._

E ğer ulkesine girerse...

Çıkış o çıkış! Yurtdışındaki İranlılar akın akın konserlerine gidiyordu. İnsanlarının kulaklarında ve kalbinde hala Guguş olduğunu anladı.

Şimdi 2018'de çıkacak yeni albumune klip çekmek için Turkiye'de. Turkiye'ye geldiği gibi İran'a komşu Irak, Dubai gibi ulkelere de gidebiliyor. Ama burnunun dibine kadar gelebildiği halde; doğduğu, Guguş olarak 'buyuduğu', 'Faike' olarak hapsedilip susturulduğu ama aklından, gonlunden hiç çıkmayan ulkesine giremiyor.

Eğer girerse o 21 yılın ustune, daha 17 yıl kesinleşmiş hapis hukmu var.

İranın superstarı Guguş: Tahran tam da o eski filmlerde gorduğunuz
gibiydi
_ İ ran-Irak Savaşı'ndaki kayıp askerler için duzenlenen cenaze toreninde İranlı kadınlar. Şubat, 2009._

Humeyni 'nin adını bile duymamıştım

Kariyerinizde bir nirengi ta şı var mı?
- Yok canım, ben bir yarış atı gibi koştura koştura işimi yapıyordum. Ne kadar meşhur ya da onemli biri olduğumu bile bilmiyordum.

Siz Tahran 'ın geleneksel bir bolgesinde buyudunuz ama işiniz gereği modern kesimleriyle de içli dışlıydınız. O yıllarda İran'ın birden bire bu kadar hızlı değişebileceğini duşunur muydunuz hiç?
- Hayır, hiç. Başımıza geldiğinde şoke oldum. Evet, bazı sıkıntılar vardı ama genel olarak insanların modernleşmeyle bir sıkıntısı olmadığını duşunurdum. O gunlerin rahatlığına tanık olan insanların bunu nasıl kabullendiğini asla anlayamadım.

Bizde de kendilerine 'liberal' denen bir guruh var ama Humeyni Devrimi'nden once, daha fazla ozgurluk için mollalarla flort etmenin, bir felaketle sonuçlanabileceğini soyleyen kimse çıkmadı mı koskoca İran'da?
- İnsanların tamamında bir reform olması gerektiği fikri vardı. Ama kimse Humeyni kimdir, falan boyle şeyler bilmiyordu. Devrimden bir yıl once, Irak'a bir konsere gittim. Oraya kadar gitmişken Kerbala'yı ziyaret etmek istedim. Yolda benle roportaj yaptılar. Ve roportajın sonunda biraz şarkı soylememi rica ettiler. Ben de boyle uhrevi bir ziyarette uygun olmayacağını soyleyerek reddettim. Bana "Ne guzel, Humeyni bunu duysa çok memnun olur" dediler. Ben de sordum: "Humeyni de kim?" O zamana kadar adını bile duymamıştım.

Ajda 'yı sahnede canlı izledim

Biz modernle şme maceralarımıza hemen hemen aynı zamanlarda başlamış, birbirine hem rakip hem de birbirini goz ucuyla takip eden komşu ulkeler olageldik. O zamanlar Turkiye, Turk sineması, muziği, sanatçıları hakkında ne biliyordunuz?
- Çok bir şey bilmezdik. Buna vaktim de yoktu. Bir tek Zeki Muren'i bilirdik. Ben de birkaç filmini izlemiştim. Bir de 1967 yahut 68'de Ajda Pekkan'ı canlı izlemiştim. Bir kabarede. Sanırım adı Maksim'di. Ben 17'mde falandım. O da daha 20'lerinde falan bir genç şarkıcı... (Tam olarak 21, aralarında dort yaş var) Sesini, tarzını çok beğenmiştim. Ama adının Ajda olduğunu bile bilmiyordum.