Özet (TL;DR) @ 2017-11-26 09:32:30.453475: Valerios Leonidis... Geçen hafta kaybettiğimiz büyük sporcu Naim Süleymanoğlu’nun hem en büyük rakibi hem de kardeşten öte arkadaşıydı. İki sporcu arasında 1996’da Atlanta’daki Olimpiyat Oyunları’nda…
Memleketin sinema hafızasında halen buyuk bir eksik var. Bir Naim Suleymanoğlu filmi... Bulgaristan'daki çocukluğu, donemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın emriyle Melbourne'deki şampiyonadan Turkiye'ye kaçırılışı, Seul, Barcelona ve Atlanta'daki Olimpiyat Oyunları'nda altın madalyaya uzanışı, kısacası ulkenin gelmiş geçmiş en buyuk sporcusunun tum hayatı... Hepsini usta bir sinemacının gozunden gorsek...
Ama en çok da Atlanta'da yaşananları izleyebilsek... O gun, sadece halterin değil olimpiyat oyunları tarihinin en ozel gunlerinden biriydi. On milyonlarca insan ekran başında nefesini tutmuş ve dort dunya rekorunun peş peşe kırıldığı podyumda mucizevi bir musabakaya şahit olmuştu. İki kahramanı vardı bu kapışmanın. Biri, olimpiyat şampiyonu, tum gezegenin 'Cep Herkulu' diye tanıdığı Naim Suleymanoğlu'ydu. Diğeriyse, Yunanistan'ın gururu, 'silkme' kategorisinde son dunya rekorunun sahibi, saygıdeğer sporcu Valerios Leonidis...
Leonidis son denemesinde imkansız bir ağırlığı (190 kg) deneyince, altın Naim'de kaldı. Yunan sporcuysa, gumuş madalyası ve dunyanın en guzel hikayelerinden birinde başrolu oynamanın gururuyla Atina'ya dondu... Naim'le bu musabakadan once zaten dostlardı ama Atlanta'daki o gun onları sonsuza dek birbirine bağladı.

Zaman ın donduğu an
Bu unutulmaz rekabetin bizdeki yarısı artık yok. Valerios Leonidis, kariyerinin en guzel yıllarını kapışarak geçirdiği buyuk şampiyonun cenazesinde keder içindeydi. Yunan sporcu, Naim'in Turk bayraklı tabutunu uzanıp optuğunde, zaman sanki bir anlığına dondu. Acıya, kedere, uzuntuye tarifi zor bir duygu daha karıştı: Bir tur buyukluk, huzur ve olmuşluk duygusu... Emsalsiz sporcuların yaşadığı ve yaşattığı bir biriciklik duygusu... İleride hatırlandığında mutluluğa donuşecek bir huzun duygusu...
O an hepimizin aklı bir anda Atlanta 1996'ya gitti. O muthiş hikayeye yeni bir final eklenmişti...
Ruh g uzelse, guzelliği de gorur
Atina'nın 15 kilometre dışındaki sayfiye semti Agios Kosmas'taki spor tesislerindeyiz. Şehrin burnunun dibindeki bu masmavi semt, 2004'te Atina'da duzenlenen Olimpiyat Oyunları için yeniden dizayn edilmiş. Yanından geçtiğimiz marina, yelken yarışları için yapılmış orneğin. Valerios Leonidis'in bugun çalıştığı spor tesisleri de olimpiyatın getirdiği nimetlerden. Bugun burası, diğer tum olimpik yapılar gibi hafiften çurumeye yuz tutmuş durumdaysa da, futbol sahasında koşturup duran, çimlerde perende atan çocuklar mutlu gorunuyor. Sebati Karakurt'la onların arasından geçip, Leonidis'in yeni nesil Yunan haltercileri çalıştırdığı salona giriyoruz.
O saatte antrenman yok; salon boş. Yerlerde kaldırması gozume imkansız gorunen halka halka ağırlıklar, metal barların arasında haltercilerin ellerini magnezyum tozuna buladığı minik tezgahlar, pencerelerin dışında goz alabildiğine uzanan deniz... Duvardaysa Platon'dan bir alıntı: "Bir ruh guzelse, guzelliği de gorebilir." Burası Leonidis'in antrenorluk hayatını geçirdiği yer...
Gorur gormez içinizi ısıtan birisi Leonidis. Üzerinde, durust ve çalışkan
insanların mahcubiyeti var. Huzurlu ve sakin... Kariyerinin ağırlığına rağmen
tuy gibi hafif konuşuyor. Oysa salonda, yeni sporculara ilham versin diye
sıralanan Yunan halter
efsanelerinin posterleri onun Atlanta 1996'daki fotoğrafıyla başlıyor.
"Biz sadece rakip değildik, sadece arkadaş da değildik, biz Naim'le kardeş
gibiydik" diye başlıyor sozlerine. "Naim'le yollarının kesiştiği andan beri
frekanslarının tuttuğunu, farklı ulkelerin iki farklı sporcusu olsalar dahi,
birbirlerini hep kolladıklarını, hep sportmence mucadele ettiklerini
anlatıyor. "O olimpik ruhu hep taşıdık, sergiledik. Podyumda aslan gibi
çekişirdik ama sonra hep kardeştik."

_ " Ben Rusya'da yetiştim ama ailemizin kokeni Kars'a dayanıyor.
Buyukannemden biraz Turkçe oğrenmiştim. Naim de Bulgaristan'da Rusça eğitimi
almıştı. Onunla aramızda biraz Turkçe biraz da Rusça konuşurduk. İngilizce'ye
hiç başvurmadık" diyen Leonidis ile roportajı İngilizce ve Turkçe yaptık. _
Rekor k ırdı gumuşle yetindi
Leonidis'le Suleymanoğlu'nun rekabeti doksanlı yıllarda yaşandı. Ailesi Turkiye'den Sovyetler Birliği'ne (Şimdiki Gurcistan topraklarına) goçmuş Pontus Rum kokenli bir ailenin çocuğu olan Leonidis, eczacılık eğitimini bitirdikten sonra 25 yaşındayken Yunanistan'a yerleşti. Gençlerde dunya şampiyonuydu ama Atina'da kariyerini daha iyi geliştireceğini duşunuyordu. Nitekim oyle de oldu. Uluslararası arenaya biraz geç girmesine rağmen, Naim gibi bir devle rekabet edebilmeye başladı. Katıldığı ilk olimpiyat oyunlarında, Barcelona'da şanssızdı. "Doğru sıklette yarışabilmek için neredeyse altı kilo vermiştim; musabakadan hemen once çok açtım" diyor Leonidis. "Yemeğimi isteyince gorevlinin onu getirmeyi unuttuğu ortaya çıktı. Hazır çorba içip halterin altına girdim. Duşunun, o halde yuruyuşe çıkmaya zorlanırsınız, ben podyuma çıkmak zorunda kaldım." Yine de yetmemişti. Bronz almasına yetecek kadar ağırlık kaldırmışken, kilo farkıyla beşincilikle yetindi.
Sonrası hem Dunya hem Avrupa şampiyonluklarında ikincilikler... Bir de fazladan, kaderin garip bir cilvesi... 1995'te Varşova'daki Dunya Şampiyonası'nda koparmada 148 kilo kaldırarak dunya rekoru kırmasına rağmen (Suleymanoğlu 147.5 kaldırmıştı); Naim ondan daha zayıf diye madalya ona gitti. "Bizde bir espri vardır; 'Dunya rekoru kırıp gumuş madalya alan Pontuslu kim' diye sorarlar. O benim işte." Bunları gulerek anlatıyor Leonidis. Çunku Naim'le aynı donemde yaşamayı bir şanssızlık olarak gormuyor.
"Tam tersi, Naim benim şansımdı. Evet o altınları alamadım ama bu kadar harika bir sporcuyla rekabet etmek, beni çok geliştirdi ve olduğum kişi haline getirdi. Musabakalar sırasında uzuluyor, hayal kırıklığına uğruyordum ama sonrasında hiç boyle duşunmedim. Kırdığım dunya rekorları hep onun sayesindedir. O normal bir sporcu değildi; yenmesi de kolay değildi; yenemedim de zaten ama olsun. Hem olimpiyat oyunlarında gumuş alıp da bu kadar hatırlanan kim vardır?"
Ben hep Naim 'i bekledim
O halde gelelim Atlanta'ya... Oradaki duellonun tarihe geçen kısmı 'silkme' kategorisinde yaşanmıştı. İkisi de 180'le başlamış; ardından Naim 185'i kaldırarak fark atmıştı. Leonidis ikinci hakkında beklenmeyeni yaptı ve 187,5 kiloyu omuzladı. "Kimse bana inanmıyordu. Ne tribundekiler, ne takım arkadaşlarım ne de antrenorum. Naim de 185 kg için 'Bu yeter' gibi bir hareket yapmıştı. Ben başaracağımı biliyordum." Başardı da. Ama sonra Naim yeniden sahneye çıktı. 187.5 kiloyu kaldırdığında tum Turkiye ayağa fırlamış, Leonidis ise çokmuştu. "Ben kariyerim boyunca Naim'in beni geçmesini izledim. Benim sıram biterdi ve Naim gelip daha fazlasını kaldırırdı. Sadece Atlanta'da, 1996'daki Olimpiyat Oyunları'nda Naim beni heyecan içinde bekledi. Ama olmadı."

İ kimiz de en iyiyiz
Bu efsanevi musabakaya dair YouTube'da bir minibelgesel var. Onu tekrar izlerken, Leonidis'in Naim'in tersine çok durgun olduğu dikkatimi çekmişti. Kırdığı rekorların ardından çok da sevinmiyor gibiydi. Nedenini sorduğumda, perde arkasında yaşadığı dramayı anlattı. "Olimpiyat Oyunları'na hazırlanmak için 1995'te Atlanta'ya gitmiştik. Çalışmalarımıza devam ederken bir telefon aldım ve dunyam başıma yıkıldı. Kız kardeşim, abimin bir trafik kazası geçirdiğini ve komaya girdiğini haber veriyordu. Her şeyi bırakıp eve dondum. Hayatını kaybetti. Abimle çok yakındık. O andan itibaren her an aklımda o vardı. Çalışırken hep ağlıyordum. Psikolojim bozulmuştu. Bir yandan da antrenmanlarıma devam ediyor ve 'Abim için yapacağım' diyordum. Kaybettiğimde butun duygular birikti ve ağlamamı durduramadım."
Bunca drama rağmen sportmenliği yine de elden bırakmamıştı Leonidis. Madalya toreninde "Bravo" demişti Naim'e, "En iyisi sensin." Naim de ona şu tarihi cevabı vermişti: "Hayır Valerios, ikimiz de en iyiyiz."
'En iyi ikili'nin arasındaki dostluk daha yıllar boyu surerdi. Naim sahneden bu kadar erken çekilmeseydi. "Çok erken bir olum, sadece Turkler kaybetmedi onu; tum spor dunyası kaybetti. O tahayyul edemeyeceğiniz kadar buyuk isim, dunyanın gelmiş geçmiş en buyuk sporcularındandı. Onun hakkında konuşurken bile tuylerim diken diken oluyor."
Leonidis'in gozyaşlarına hakim olmaya çalışarak anlattıklarını dinlerken benim de tuylerim diken diken oldu. Boyle bir hayatı yaşayıp bu kadar mutevazı davranacak bir adamla bugun karşılaşmak çok zor. İleride bir gun Naim'in filmi çekilirken, Leonidis'in buyukluğunun de hakkının verileceğini umalım. 'Kayıp' dediğimiz o ruhu aradığımızda ilhamımızı bu hikayeden alacağız çunku.

İ yisin değil mi Valerios?
O Turkiye'deydi; ben Yunanistan'da ama hep birbirimizin aklındaydık. Aramızda ozel bir bağ vardı. Bugun bile duşununce hayret ettiğim bir hikayem var. Bir gun iki oğlumla beraber bir restoranda oturmuş yemek yiyorduk. Buyuk oğlum birdenbire "Baba acaba Naim Suleymanoğlu şimdi ne yapıyordur" diye sordu. Şaşırdım. "Hayırdır oğlum" dedim. Öyle durup dururken Naim'den bahsetmezdi yani. "Bilmem, birdenbire aklıma geldi" dedi bana. Daha beş dakika olmadan telefonum çaldı. Arayan Naim'di. Numarasını ekranda gorduğumde telefonu duşurecektim şaşkınlıktan. Açtım. "Seni ruyamda gordum, endişelendim" dedi. "İyisin değil mi?"
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.