Özet (TL;DR) @ 2017-11-26 09:31:58.219615: Agatha Christie’nin aynı isimli klasikleşmiş romanından beyazperdeye uyarlanan “Doğu Ekspresinde Cinayet” filmi, 10 Kasım’da vizyona girdi. Barbaros Tapan, Londra’da filmin başrol oyuncuları Michelle…



Michelle Pfeiffer:  DETAYCI BiR iNSANIM

◊ Filmde sadece oyunculu ğunuzu değil, sesinizi de konuşturdunuz. Nasıldı kayıt studyosuna geri donmek? Yonetmeniniz Kenneth Branagh'ın sizi ikna etmesi kolay oldu mu?- Öncelikle beni duşunmesi çok hoşuma gitti ama o donem uğraşmam gereken milyonlarca farklı şey vardı. Ken ile konuşup kararını değiştirmesini istedim ama şarkı soylememi bırakın, hiçbir konuda Ken'in fikrini değiştirmek kolay değil. Çok uzun zaman olmuştu şarkı soylemeyeli. "Hairspray"den sonra sesimi eğitmeyi bırakmıştım. Doğal, yetenekli bir şarkıcı olmadığımdan, sesimi istediğim duruma sokmak için çok çalışmam gerekiyordu. Derken gerçekten sihirbaz gibi yetenekli bir ses koçu buldum. Şarkıyı da melodiyi de sevmiştim zaten ve çalışmalara başladım.

◊ Filmde canland ırdığınız karakter luks bir tren seyahatine çıkıyor. Sizin "luks" diye tabir ettiğimiz şeylerle aranız nasıl?

- Herkesin lukse bakış açısı çok farklı olabilir. Tabii ki guzel, iyi yapılmış, bana kendimi iyi hissettiren, iyi gorunen her şeyi seviyorum.

Biz oyuncular fantezi dunyasında
yaşıyoruz

◊ Nas ıl bir çekim sureci geçirdiniz?

- Çok guzeldi. Yonetmenimiz Kenneth ile çalışmak bence bahse değer bir konu çunku aynı anda birçok şeyle ilgileniyordu. Hem filmde rol alıyordu ve neredeyse her sahnede vardı, hem de filmi için çok heyecanlıydı. Hepimizle tek tek ilgilenip her gun goruşlerimizi alıyordu ve ilginç olan, soylediklerimizi haftalar sonra bile hatırlıyor olmasıydı. Çok uzun sahneler çeken bir yonetmendi. Kendi kendime çok stres yaptım çekimlerde çunku bir sayfa diyaloğu çekerken hata yapan ben olmak istemiyordum. En kuçuk bir hata her şeyi sil baştan çekmemiz anlamına geliyordu ve hiçbirimiz boyle bir durumu istemiyorduk.

◊ Prod uksiyon şirketiniz vardı. Bu piyasanın parasal kısmını sevmediğinizi soyleyip şirketi kapattınız. Neden arka planda olan bitenleri sevmediniz?

- Bu işin parasal kısmı hiç hoşuma gitmedi. Yaratıcı tarafımla işkadını tarafım arasında çatışma çıktı ve işime olan şevkimi kaybetmeye başladığımı hissettim. Arka plandaki konular beni çok yordu. Şirketi kapadıktan sonra işimin yaratıcı kısmını, senaryo okumayı, karakter geliştirmeyi, yazarlarla diyalogda olmayı ne kadar çok sevdiğimi daha da iyi anladım.

◊ Bir r oportajınızda "oyunculuk bedava, bize şohret için para oduyorlar" demiştiniz ve goz onunde olmanın bedelinin çok yuksek olduğundan bahsetmiştiniz. Goz onunde olmak gerçekten bu kadar sinir bozucu mu sizin için?

- Boyle ozetlersek sanırım konuyu basitleştirmiş oluruz. Belirtmek istediğim şey, biz oyuncular seyirci için fantezi dunyasında yaşayan insanlarız. Hakkımızda istediklerini yazıyorlar, bizi irdeliyorlar, inceliyorlar. Hakkımızda kendi kafalarındaki goruşleri herkesin aktarma hakkı var. Nereye gitsek gozler uzerimizde. Bu durum çocuklarımızı ve ailelerimizi de etkiliyor. Dolayısıyla aktrist olmam normal bir insanın hayatına sahip olmamızı engelliyor ve bu işin en zor yonu de bu benim için.

◊ Peki kendinizde en sevmedi ğiniz tarafınız nedir?

- Detaycı bir insanım. Detaylara çok onem vermek hem bir nimet hem de lanet bir şey.

Kendimi de etrafımdakileri de deli ediyorum. Boyle doğmuşum, değişemiyorum da...

Daisy Ridley:  MART AYINDAN BERİ EVİME UĞRAMADIM

◊ "Star Wars"tan sonra tamamen farklı bir hikaye ve kostumlerle kamera karşısına geçtiniz. Neler hissettiniz 1930'ların kostumleri ile oynarken?- Kendimi leydi gibi hissettim. Çok çok guzel kostumlerdi. Giyer giymez o yıllar zaten film şeridi gibi gozunuzde canlanıyor ve oynadığınız karakteri hissetmenizi sağlıyor. Ama kıyafetlerde duğmelerin fazla olması bayağı bir vaktimizi alıyordu.

◊ Filmde bence en gizemli olan sizin canland ırdığınız karakterdi...

- Benim tam zıttım bir karakter aslında. Ben dunyanın en şeffaf insanlarından biriyim. O yuzden çekimlere başlamadan insanlar cinayet işleyip nasıl masum gorunuyorlar diye çok fazla araştırma yaptım.

Biz oyuncular fantezi dunyasında
yaşıyoruz

◊ Seyahatle aran ız nasıl?

- Seyahat bizim işimizin en onemli parçası. Mart ayından beri evime uğrayamadım, surekli bir yerlerdeyim. İş için uçarken ozel uçaklar ile oldukça luks yolculuklar yapıyoruz. Ben kendim seyahat ederken ekonomide uçuyorum ve o zaman normal insan olduğumu hatırlıyorum.

◊ Çok hazırlık yapar mısınız seyahate çıkmadan once?

- Hayır, çok yuk taşımam. 4-5 gun bir yere gidiyorsa kuçuk bir çanta yeterli benim için.

Diş fırçam ve seyahat çoraplarım yanımdaysa başka bir şey aramam.

Josh Gard:  TRENDE TUVALET YOKTU ÇOK ZORLANDIM

◊ Filmden once Agatha Christie romanları okumuş muydunuz?- Agatha Christie adını ilk kez okul projesinde duymuştum. O zamanlar pek ilgimi çektiğini soyleyemem. Yıllar sonra kitaplarını okumaya başlayınca çabuk bitirdiğim kitaplardan olmadı. Sindirilmesi gereken kitaplardı. Her bir romanı okuru dedektife donuşturuyor, kafayı cinayeti çozmeye takıyorsun. Agatha'nın romanlarında diğer sevdiğim şey ise insanları farklı yerlere ve zamanlara goturuyor olması. Tarih ve coğrafya onun romanlarının vazgeçilmezi. "Doğu Ekspresinde Cinayet"te işe İstanbul'dan başladık.

◊ Hi ç ziyaret ettiniz mi İstanbul'u?

- Romanı İstanbul'da, Pera Palas Otel'de yazdığını, kitap ile ilgili araştırma yaparken oğrendim.

Eşimle seyahat etmek istediğimiz yerler listesinde her zaman yer alan ama bir turlu gidemediğimiz bir yer İstanbul.

Biz oyuncular fantezi dunyasında
yaşıyoruz

◊ K uçuk bir tren vagonunda boyle buyuk bir film çekmek nasıldı?

- Duvarlar ustumuze ustumuze geliyordu. Kuçucuk tren koridorlarını buyuk bir ekip ve guçlu bir oyuncu kadrosu ile paylaşmak tabii ki zordu. Sahne aralarında da trende kalmamız gerekiyordu ve trende tuvalette yoktu ama yine de treni terk etmemiz istenmiyordu, çok zorlandım. Karmaşık bir durumdu aslında! (Guluyor)

◊ Son filminiz "Marshall"dan bahsetmeden geçemeyeceğim.

Komedyen olarak sizi çok sevsem de drama filmlerinde de çok iyi olduğunuzu duşunuyorum...- Teşekkurler... Annemle babam ben 6 yaşındayken boşandılar. Ben mizahın gucunu o zaman keşfetmek zorunda kaldım.

◊ Nas ıl yani?

- Kotu bir sureçten geçen annemle babamın kafasını dağıtmak için komiklik yapıp gerginliği ve stresi ortadan kaldırmaya çalışıyordum daha 6 yaşındayken... İşe yarıyor muydu, hem de nasıl. 6 yaşında ortamı yumuşatma çabasından başlayan komedi, bugun mesleğim oldu. "Marshall"a gelirsek, çok gurur duyduğum bir film oldu. Adalet ve doğruluk için savaşan bir hikaye.

İçinde keşfedilmesi gereken birçok mesaj var ama bence en onemlisi umudu kaybetmemek.