Özet (TL;DR) @ 2017-11-21 09:39:05.808581: Kandemir Konduk, “Şemsiyeli Balıklar” ve “Merhaba Sevda” kitaplarını okurların beğenisine sundu. “Televizyona Dokunduk” adlı yeni tiyatro oyununu da seyirciyle buluşturmaya hazırlanan usta mizahçıyla…



◊ "Şemsiyeli Balıklar" ve "Merhaba Sevda" okurla buluştu. Kitapların içeriğinden bahseder misiniz biraz?
- "Şemsiyeli Balıklar"da hayvanlarla insanların benzerliklerinden yola çıkarak yazdığım hikayeler var. Tabii ki mizahi tarzda. "Merhaba Sevda" ise varoşlarda yaşayan gençleri goz onune alarak oluşturduğum bir roman. Burada henuz askerliğini yapmamış iki genç var. İş arama telaşı içindeyken, bir kahvecinin lafından etkileniyorlar. Diyor ki kahveci; "Bu memlekette paran yoksa ya uçkağıtçı bir hoca olacaksın ya da mafya!" Gençlerden biri sahtekar bir hoca oluyor, oburu de kendini mafya yerine koyuyor. Sonra da yalıda oturan bir kıza aşık oluyor. Bu arada bunların hikayesini biz 17 yaşında, yazar olmaya hevesli bir varoş gencinin ağzından dinliyoruz.

◊ Tiyatro projeleriniz var m ı?
- Evet, "Televizyona Dokunduk" diye bir tiyatro oyunu yazdım. İzleyenleri çok guldurecek. Yıllarca televizyon için iş urettim, az çok yapısını biliyorum. Son donemde bazı şeyler ozellikle ilgimi çekiyor. Bu oyunda da onları eleştiriyor, bayağı televizyon dunyasıyla dalga geçiyorum.


◊ Neleri ele ştiriyorsunuz?

- Mesela iyi bir televizyon dizisi için aynı adamı iki kadının sevmesi şart. Bu kadınlar kardeş olursa, daha çok tutar o dizi. İki kız, memlekette erkek kalmamış gibi aynı adamı sevecek! Ameliyat sahnesi de şart, o yeşil gomlekler illa giyilmeli. Bunun gibi basmakalıp şeyler. Bir de silah konusu var. Çok acı tabii. Onu da işliyoruz.


◊ Oyunda kimler rol alacak?

- Ayçe Abana, Elif Çam, Kıvanç Baran Aslan ve Gizem Yılmaz. Aralık ortasında sahneleyeceğiz.◊ Bundan sonrası için kaleme almayı duşunduğunuz bir kitap, tiyatro oyunu var mı?- Turkiye'deki mizahçılarla ilgili bir oyun yazmayı çok istiyorum. Huseyin Rahmi, Sadık Şendil, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Haldun Taner gibi isimlerin çalışmalarını anlatan bir oyun. İnşallah nasip olur.

Ş İMDİKİ KOŞULLARDA MİZAH YAPMAK ZOR

◊ Sizin i çin "Gulduren Adam" diyorlar...

- Bir zamanlar diyorlardı. (Gulerek) Şimdi de gulduruyoruz ama artık gulduru anlayışı değişti.


◊ Yeni mizah çıları nasıl buluyorsunuz?

- Şimdiki koşullarda mizah yapmak çok zor. Kanımca iki nedeni var bu zorluğun. Biri; yonetimsel baskı. İkincisi de, otosansur dediğimiz şey. Mizahçının kendi kendini yontması. "Aman bunu soylemeyeyim, aman şuna dokunmayayım." Bu çok acı. Yani "Televizyona veya sahnelere çıkayım, guldureyim ama asla bir gerçeğe dokundurmayayım" diyorlar.

◊ G unumuz mizahçıları arasında beğendiğiniz biri yok mu?

- Turkiye'de en korkusuz şekilde mizah yazan ve yapan kişi Levent Kırca'dır. Onun dışında kimse yapamadı. Bugun televizyona baktığımda gulduru adına gulunçlukler goruyorum ne yazık ki. Hele sinemadaki komedi, 6 yaş zekasına hitap ediyor. 6 yaşındaki çocukları guldurmek kolaydır. Kaba saba gulduruler, yazık...

◊ Son y ıllarda severek izlediğiniz bir sinema filmi olmadı mı?

- Oldu. Mesela Ata Demirer'in "Eyyvah Eyvah" filmlerine bayılıyorum. O kadar masum ki, bir tek kufur, argo kelime yok içinde. Demek ki kufur olmadan da oluyormuş.

Sinemadaki komedi 6 yaş zekasına hitap
ediyor

MAHALLEN İN MUHTARLARI UNUTULMAZ


◊ Yazd ığınız dizi ve sinema filmleri içinde sizin için en unutulmaz, en ozel olan hangisi?
- "Mahallenin Muhtarları"... O dizide 100'un uzerinde sosyal sorumluluk projesine imza attık. Kitap okuma kampanyaları yaptık, alkol, trafik gibi her hafta farklı konular işledik. Bir gun, Kurban Bayramı'nın yaklaştığı bir donemde Turk Hava Kurumu'ndan yetkililer geldi, kurban derilerinin THK'ya bağışlanması konusunda bizden destek istediler. Oturduk senaryo yazdık. Rahmetli pilot Sabiha Gokçen Samandıra'ya iniyor, Temel ve Fadime elini opuyor, havacılık uzerine bir-iki laf ediliyor. Boyle bir bolum çektik. Yayınlandıktan sonra yine geldiler THK'dan. Dediler ki; "Nasıl teşekkur edeceğimizi bilmiyoruz. Bugune kadarki en yuksek bağış toplandı, çok mutluyuz." Yani o kadar etkiliydi "Mahallenin Muhtarları", o diziyi çok sevdim.

◊ Tiyatro oyunlar ınız arasında en unutulmazı hangisi?

- İlk yazdığım oyun; "Yuzsuz Zuhtu". 26 yaşındaydım onu yazdığımda. İlk goz ağrımdır.


◊ Peki ya kitaplar ınız?

- Kitap konusunda biraz geri kaldım. Tiyatro ve televizyon ağırlıklı çalıştığım için onlar daha az uredi. Ama bu en son yazdığım "Merhaba Sevda"yı çok seviyorum. O genç yazar çocuğu yer yer yaşadım, kendimde hissettim.


◊ Sinemada Ata Demirer 'i beğendiğinizi soylediniz. Televizyon dunyasında takip ettiğiniz isimler, projeler var mı?

- Başarılı bulduğum genç yetenekler var. "Guldur Guldur" ekibinden uç-dort oyuncu mesela. Tolga Çevik'e de guluyorum. Tabii suya sabuna pek dokunmuyorlar ama başarılılar yine de. "Vatanım Sensin" dizisi de başarılı. Bir de "Paramparça"yı seviyordum ama o son zamanlarda bozmuştu.

HER AK ŞAM ADAM ÖLDÜRME KURSU AÇIYORLAR

◊ Yeni tiyatro oyununuzda silah konusunu da ele ştirdiğinizi belirttiniz az once. Mafya dizileri hakkında neler soyleyeceksiniz?- Silah olayına karşı olduğum kadar hiçbir şeye karşı değilim. Resmen adam oldurmenin kursunu açıyorlar her akşam ekranlarda. Ve "Cinayet işlersen başına bir şey gelmez kardeşim" diyorlar. Bir bolumde 7-8 kişinin oldurulduğu diziler var. Bu nasıl bir şey? Boyle bir topluma bunu neden yapıyorsunuz? Bu durum nereye gidecek? Sağlığımızı duşundukleri için sigarayı gostermiyorlar ama şakağa dayanmış bir silahı, kanlar içinde kalmış adamı gosteriyorlar. Aileler bunları çocuklarıyla izliyor!

◊ Siz yapt ığınız projelerde hiç silah kullanmadınız mı?

- Bir tane absurt komedi yapmıştım "Ana" diye. O da silahla, mafyayla dalga geçmek için. Ayşen Gruda 'mafya anası' oluyordu dizide. Ama orada bile kimse kimseyi oldurmedi, oyle cinayet falan olmadı.

Sinemadaki komedi 6 yaş zekasına hitap
ediyor

SOSYAL MEDYAYA  NEDEN GiREYiM?

◊ Sosyal medyayla aran ız nasıl?
- Aram yok... Daha yeni yardımcım telefonuma WhatsApp yukledi, onu kullanmayı oğrendim. Bu sosyal medya nedeniyle herkes hem yazar oldu hem de fotoğrafçı oldu. Herkesin yazar olması kotu bir şey mi? Sanmıyorum ama yazarlığın da belli bir uslubu, saygınlığı olması gerektiğini duşunuyorum. 12-13 yaşındaki çocuklar birilerini kıyasıya eleştiriyor, kufur hakaret gırla gidiyor orada. Onları gordukten sonra ben girmem dedim. Neden gireyim de kufur işiteyim?