Özet (TL;DR) @ 2017-11-20T13:06:00.000Z: OHAL'in yatırımcıları ürküttüğünü vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "OHAL bugün kaldırılsa 3 ay içinde faiz, 1 yıl içinde enflasyon yarıya iner" dedi.



OHAL'in yatırımcıları urkuttuğunu vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "OHAL bugun kaldırılsa 3 ay içinde faiz, 1 yıl içinde enflasyon yarıya iner" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ekonomideki yapısal sorunların kangrenleşmeye başladığını soyledi. Uygulanan OHAL'in yerli ve yabancı yatırımcıları urkuttuğunu belirten Kılıçdaroğlu, "OHAL bugun kaldırılması halinde faiz yarıya iner" dedi.

TÜİK'in yeni milli gelir hesaplama yontemi konusunda ikna edici bir performans sergilemediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, CHP'nin Merkez Turkiye Projesi ile gelişmişlik farklarının azaltılmasını sağlayacaklarını, petrokimya dahil buyuk olçekli yatırımlarla tulumbaya ilk suyu kamu eliyle koyacaklarını soyledi. Dunya gazetesinden Ferit B. Parlak'ın sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu şunları soyledi:


T urkiye ekonomisine ilişkin goruşleriniz?

Turkiye iyi yonetilmiyor. Faturasını da halk çekiyor, toplumun tum kesimleri çekiyor. Enflasyon da işsizlik oranı da çift haneli. Vatandaş bir yandan yuksek işsizliğin sıkıntısıyla uğraşırken yuksek enflasyon, sofrasından her gun bir lokmasını eksiltiyor. Kurların hangi saatte nereye fırlayacağını kimse kestiremiyor. Faizler Hazine'nin aşırı borçlanmasının da katkısıyla rekorlar kırıyor. Bu koşullarda ne sanayici, ne de esnaf onunu goremiyor. Esnaf sattığı malın yerine yenisini koyabilecek mi, çiftçi her gun artan maliyetler karşısında urunun değerini alabilecek mi hiç emin değil. Yanlış politikalarla aşırı doviz borçlanmaya yonlendirilen reel sektor, kurlardaki ve faizdeki yukseliş karşısında bıçak sırtında ayakta kalma savaşı veriyor.

Ekonominin yapısal sorunları iyice kangrenleşiyor. Temel ekonomik gostergelere baktığınızda dunyadan kopuk bir şekilde bir turbulansın içinde olduğumuz ve bir fırtınaya doğru suruklendiğimiz goruntusu var. Enflasyon oranı, bize benzeyen ulkelerin 4 katı. Turk Liramız dunyanın en çok değer kaybeden paraları arasında. Doviz kurunun fırlaması ve yuksek enflasyon faizleri yukarı çekiyor. Çifte açık sorunu ile karşı karşıyayız. Hem cari açık hem butçe açığı veriyoruz. 2017 yılında ilk dokuz ayda cari açık 31 milyar doları geçti, on aylık butçe açığı 34 milyar TL'ye ulaştı. Kurlar bu kadar yukselmiş olmasına rağmen cari açık artmaya devam ediyor. Buna bir de yuksek dış borç odemelerini ekleyin; ekonominin ayakta kalabilmesi için yuklu miktarda dış kaynağa ihtiyacı var. Ama Turkiye'yi dunyanın en kırılgan, en riskli ulkelerinden birisi yaptıkları için yeterli dış kaynak da gelmiyor. Gelen de sadece yuksek faize geliyor.

' EKONOMİNİN ŞOKLARA DAYANMA GÜCÜ ZAYIFLIYOR'

Sonuç olarak ekonominin şoklara dayanma gucu iyice zayıflıyor. Bugun ekonominin tek derdi bu yapısal sorunlar değil. İktidarın yarattığı siyasi yapıda ekonominin yapısal sorunlarını daha da derinleştiren bir engel haline geldi. Keyfi tek adam yonetimi, yargı bağımsızlığının ayaklar altına alınması, hak, hukuk, adalet alanındaki kotuye gidiş, basın ozgurluğunun ortadan kaldırılması, universiteler uzerindeki baskılar, OHAL'in amacının dışına taşarak gereksiz şekilde uzayıp durması, dış politikada sağı-solu belli olmayan tehlikeli politikalar, yerli ve yabancı yatırımcıları urkutuyor. Turkiye'de otoriterleşme eğiliminin hızla artmaya başladığı sureçle birlikte ozel sektor yatırımlarının yerinde saymaya ve gerilemeye başlaması bir tesaduf değil. Yabancıların gayrimenkul alımı dışında doğrudan yatırımlarının boyle duşmesinin de asıl sebebi, hukukun, adaletin, basın ozgurluğunun olmadığı bir yerde kendilerini guvende hissetmiyor olmalarıdır.

' TÜİK VERİLERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR'

Peki, T urkiye ekonomisi nasıl buyuyor?

Evet Turkiye'nin buyumesi gorunurde sevindirici bir gelişme. Ancak burada birkaç konuyu hatırlatmakta fayda var. Öncelikle buyume rakamları ne kadar doğru? TÜİK verilerine sadece biz değil saygın hiçbir ekonomist guvenmiyor. Bu konuda çok ciddi tartışmalar var. Biz de bu tartışmaları yakından izliyoruz. TÜİK yeni milli gelir hesaplama yontemleri konusunda ikna edici bir performans sergilemedi. İnşaat ile buyuduk diyorlar. İnşaat buyuduyse inşaat sektoru girdilerinin buyumesi gerekir. Bu buyumeyi goremiyoruz. Girdi çıktı tablolarını açıklayamıyorlar. Sanayi endeksi rakamları ile buyume rakamları arasında kopukluk var. Sanayi rakamları hala eski seriyle takip ediliyor. TÜİK tasarrufların arttığını iddia ediyor ancak borçlanmalarda kırılan rekorlar bu iddiayı tartışmalı hale getiriyor.

Yani b uyume oranları bu kadar değil mi sizce?

Buyume rakamı tartışmalarını bir tarafa bırakıp buyume kalitesini tartışalım. Hatırlarsanız referandum oncesi çıkarılan bir dizi kanunla Kredi Garanti Fonu (KGF) uygulaması ile birlikte vergi ve SGK teşvikleri sağlandı. Bu tek seferlik çozumler ekonomide geçici bir rahatlama yarattı. Ancak bu pansuman tedavi sorunu otelerken buyuttu. Sonuçta ekonomide sınırlı bir buyume sağlandı ancak bu defa kamu maliyesi çoktu. Artan butçe açığı ile birlikte butçe açığını da aşan yetkisiz borçlanma faizleri sıçrattı. Kanunlara gore 2017'de en fazla 52 milyar TL borçlanma yetkileri varken TBMM'nin butçe ile ilgili anayasal yetkilerini gasp ederek on ayda 73 milyar TL borçlandılar. Piyasada faizleri yukseltmek uğruna yapılan yetkisiz borçlanma sonucunda elde edilen tutar Merkez Bankası'nda tutuluyor. Bir felakete hazırlandıkları belli. KGF kaynaklı kredilerin hem bankacılık sektoru hem Hazine için yarattığı riskler de ayrı. Kredi mevduat dengesi hızla bozuluyor.

' EN KISA ZAMANDA SEÇİM YAPILMALI'

Biz en kısa zamanda seçim yapılmasını istiyoruz. Bugun Turkiye'de 28 milyondan fazla vatandaşımız seçmediği belediye başkanları tarafından yonetiliyor. Bir taraftan seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanırken diğer yandan bazı belediye başkanları tehditle gorevden uzaklaştırılıyor. Milletvekilleri hapiste akademisyenler surgun. Turkiye bu tabloyu taşıyamaz. Taşıyamadığı, ekonomik gostergelere de yansıyor. Bu ağır tablo karşısında tek çaremiz adil rekabet şartlarında yapılacak demokratik seçimdir. Bu tabloyu gorduğum için aylar oncesinden parti yoneticilerine ve orgutlerimize seçime hazırlık talimatı verdim. Butun hazırlıkları yakından takip ediyorum. Butun ana sektorlere ilişkin çalışma yapıyoruz.

Peki CHP 'nin bu konuda somut onerisi var mı?

Elbette var. İlk adım olarak hemen şimdi OHAL kaldırılmalı. OHAL bugun kaldırılsa 3 ay içinde faizler, bir yıl içinde de enflasyon yarıya iner. Bizim ekonomi birimimizin yaptığı hesaplamalara gore OHAL'in yarattığı korku ve dehşet ortamı kalktığında geçmiş trendler analiz edilerek bir yıl içinde enflasyonun kayda değer bir şekilde azaltılabileceği, dar tanımlı işsizliğin tek haneli rakamlara ineceği hesaplandı. Ayrıca dış politikanın ekonomik maliyetleri uzerine de çalışıyoruz. Kısa vadede değiştirebileceğimiz butun değişkenlerin maliyet ve getirilerini hesaplayarak bir yol haritası hazırlıyoruz. Aslında bunları 4 temel ilke şeklinde ozetleyebiliriz. Bunların başında demokrasi geliyor. İkincisi ekonominin tutarlı ve sağlıklı programla yeniden yapılandırılması, uçuncusu hukukun ustunluğu. Bakın yargı bağımsızlığının olmadığı bir ulkede can ve mal guvenliğinden soz edilemez. Bir kararnameyle hukumet kızıp mal varlığınıza el koyabiliyorsa ve siz hiçbir hak arama merci yeri bulamıyorsanız yatırım yapamazsınız, yabancı da gelmez. Son olarak da tuketen Turkiye yerine ureten Turkiye'nin onunun açılmasıdır.


Son g unlerde tartışılan tarım politikaları konusunda siz ne ongoruyorsunuz? Örneğin et fiyatlarını nasıl duşureceksiniz?

CHP olarak hiçbir sektoru tekil olarak duşunmuyoruz. Butun sektorleri birbiriyle ilişkili ve bir makro hedefin parçaları olarak planlıyoruz. Tarım ve hayvancılık bizim en oncelikli en çok kaynak tahsis edeceğimiz sektorlerin başında geliyor. 2 yıl içinde tarım ve hayvancılık sektorumuzu kendi ihtiyacımızı karşılayacak ve 4 yıl içinde net tarım ihracatçısı olacak şekilde planlıyoruz. Bu planlamayı yaparken bir buyukbaş hayvanın verim suresinden ki yanlış hatırlamıyorsam bu 300 gundur, teşvik finansman programımızın kaynaklarına kadar birçok değişeni dikkate alıyoruz. Bu planlamayı urun, bolge, pazar bazında yapıyoruz. Örneğin sut fiyatları hayvan besicisinin maliyetini belirlerken sosyal politikalarımızın da temel girdisini teşkil ediyor. Et fiyatıyla ilgili şu kadarını soyleyeyim. Temel hedefimiz yerli besiciyi korurken tuketiciye yerli eti ucuza yedirmek. Burada kamuya onemli rol duşuyor. Bu rol kesinlikle ithalat değil. Bir taraftan kırsal kalkınma modelimiz ile verimliliği artırırken diğer taraftan girdilerin maliyetini azaltacağız. Girdi maliyetleri başlığında yem fiyatlarının duşurulmesi var. Bu aynı zamanda mera alanlarının azalmasının onune geçmemizi gerektiriyor.

T urkiye'nin dış politikasını değerlendirebilir misiniz?

Rusya komşumuz, ABD muttefikimiz. Ama biz bağımsız bir ulkeyiz ve komşularımızla yuzlerce yıla dayanan ilişkilerimiz var. Bizim dış politikamızın iki ana ekseni var. Birinci ekseni 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ikinci ekseni 'Tam Bağımsız Turkiye'. Bu eksende savaşın maliyetini veya tam tersinden barışın getirisini hesaplıyoruz. Bu hesaplamada "stratejik derinlikle" başlayan kavgacı dış politikanın maliyetini barış doneminde gerçekleşen eğilimle karşılaştırarak hesaplıyoruz. Sadece yurtdışı muteahhitlik hizmetlerimizdeki duşuşe bakıldığında kavgacı dış politikanın maliyeti daha iyi anlaşılır. 2012'de 30 milyar dolar olan yurt dışı muteahhitlik hizmetleri 2016 yılında 4 milyar dolara duştu. Bu kayıpları butun ihracatımızda gelir kaybımız veya ithalatımızda gider artışımız olarak duşunun. Bu bizim mevcut koşullar altında kaybımızı gosteriyor. Bu kayıp sadece trend olarak bile hesaplansa on milyarlarca dolara ulaşılıyor.

Bugun dunyanın petrol ve doğalgaz kaynaklarının dortte uçune sahip olan komşularımızla kuracağımız iyi ilişkiler bizlere buyuk zenginlik kazandırabilir. Son bir yılda 34 milyar dolarlık enerji ithalatı gerçekleşti. Bu faturayı beşte bir oranında duşurebilsek yaklaşık 7 milyar dolar tasarruf etmiş olacağız. Biz goreceli ustunluğe sahip olduğumuz tarım, turizm, inşaat gibi sektorlerimizle komşularımızda sahip oldukları enerji kaynaklarıyla buyuk sinerji yaratabiliriz. Bizde un var, komşularımızda yağ var. Beraber helva yapmak için tek ihtiyacımız şeker. Şeker de barışçı dış politikamızdır. Barış ile sağlayacağımız ucuz enerji kaynaklarıyla sanayicilerimizin kuresel rekabet gucunu artıracağız.

Bu kapsamda Guneydoğu Anadolu ile ilgili kapsamlı bir proje uzerinde çalışmalarımız suruyor. Merkez Turkiye projemiz kapsamında bolgesel gelişmişlik farklarını azaltacağız. İnşallah Guneydoğumuzu başta petro-kimya urunleri olmak uzere ulkemizin temel uretim girdilerini ureten dev tesislerle buluşturacağız. Bu tesisler için kamu-ozel işbirliği onceliğimiz olacak. Eğer ozel sektor isteksiz davranırsa tulumbaya ilk suyu kamu eliyle koyacağız."


Sanayi politikalar ınızın ana hatlarını anlatır mısınız?

Sanayicimiz yıllardır izlenen duşuk kur yuksek faiz politikasıyla desteklenen ithalat ile ezildi. Birçok sanayi kuruluşumuz bu haksız rekabete dayanamayarak kapandı. Elde kalan sanayi kuruluşlarımız bu haksız rekabete karşı ayakta kalabilmek için ağırlıklı doviz uzerinden borçlanmak zorunda kaldı. Bizim sanayi politikamız yerli sanayicilerimizin girdi maliyetlerini ozellikle enerji ve ara malı maliyetlerini duşurerek ithalata karşı korumak ve ihracatta rekabet avantajı sağlama uzerine kurulu olacak. Petrol ve doğalgaz uzerinden alınan haksız vergileri duşureceğiz. Dolaylı vergileri azaltmak bizim temel onceliğimiz olacak. Dolaylı vergilerin duşurulmesi sonucunda doğacak vergi kaybımızı buyumeden kaynaklanan vergi geliri artışıyla, kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına alarak ve doğrudan vergilerde yapılan ayarlamalarla karşılayacağız. Girdi maliyetlerini duşurerek sanayimizin rekabet gucunu artırmanın yanı sıra sanayimizi yuksek teknoloji ile sağlanacak yuksek katma değerli uretime yonlendireceğiz. Bu kapsamda Endustri 4.0 çatı kavramıyla tanımlanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Endustri 4.0 ile ilgili endişe ve eleştirilerin de farkındayız.

' EKONOMİDE BU KADAR SORUN VARKEN İŞ DÜNYASI SESİNİ ÇIKARMIYOR'

"Ekonomide bu kadar sorun, bu kadar belirsizlik ve yanlış yonetim varken iş dunyasının orgutlerinin sesinin çıkmıyor olması onemli bir eksiklik. İş insanları mevcut keyfi yonetim ve siyasal baskılar karşısında çekingen duruyorlar. Bunu anlayabiliyoruz. Ama ekonomi bu kadar kritik, bu kadar bıçak sırtında giderken sorunların faturasını ve onumuze çıkardığı riskleri en yakından goren ve yaşayanların, duşuncelerini, eleştirilerini, çozum onerilerini açıkça ve yuksek sesle dile getirmeleri bugun her zamankinden daha onemli, daha değerli. Bu aynı zamanda bir gorev, bir sorumluluk. İş dunyasına çağrım, gorduğunuz yanlışları anlatın, eleştirilerinizi paylaşın, çozum onerilerinizi ortaya koyun."