Özet (TL;DR) @ 2017-11-20T18:31:00.000Z: PYD ve IŞİD'e verdiği 'destek' ve Suriye'den askerlerini çekmeme ısrarı sebebiyle ABD'yi sert şekilde eleştiren Erdoğan'ın sözleri İdlib ve Afrin'e yönelik olası senaryoları ve Ankara'nın atacağı…



PYD ve IŞİD'e verdiği 'destek' ve Suriye'den askerlerini çekmeme ısrarı sebebiyle ABD'yi sert şekilde eleştiren Erdoğan'ın sozleri İdlib ve Afrin'e yonelik olası senaryoları ve Ankara'nın atacağı olası hamleleri gundeme getirdi. Politikacı ve uzmanlar sureci Sputnik'e değerlendirdi.

Başta Suriye olmak uzere Ortadoğu'da karşı karşıya gelen Turkiye ve ABD arasındaki gerilim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington'ı 'PYD ve IŞİD'e verdiği destek' sebebiyle eleştirmesiyle birlikte bir kez daha tırmandı. ABD'nin Suriye krizi başladığından bu yana Turkiye'ye verdiği hiç bir sozu tutmadığına işaret eden Erdoğan "Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz. Zira, çok kolay çozebileceğimiz nice sorun şimdiye kadar, Amerika tarafından ısrarla çıkmaza suruklendi" dedi. Rakka, Menbiç ve Deyr ez-Zor'da Washington'ın Ankara'yla iş birliği yapmayı reddettiğini hatırlatan Erdoğan, ABD'yi IŞİD'e "bol bol dolar odemekle" ve orgutler uzerinden "çeşitli senaryoları hayata geçirmeye çalışmakla" suçladı.

Erdoğan'ın sozleri, Ankara'nın Washington'ın Suriye'deki varlığından duyduğu rahatsızlığı sistematik olarak ifade ettiği bir doneme gelmiş olması itibarıyla anlamlı. Zira Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le goruşmek uzere Rusya'nın Soçi kentine gitmeden açıklama yapan Erdoğan "ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde beş hava ussu var, altıncısı Rakka'ya kuruluyor. (ABD'nin) sekiz tane de ayrıca ussu var" şeklinde açıklamada bulunmuş, ABD'nin Suriye'de " hala ne işi olduğunun" sorgulanması gerektiğine işaret etmişti. Buna karşılık Washington yonetimi ise Cenevre goruşmeleri tamamlanıncaya kadar askerlerini Suriye'de bırakmak istediklerini ifade etmişti.

Peki, Turkiye'nin tepkisine sebep ve ABD'nin hayata geçirmeye çalıştığı senaryolar neler? ABD'nin Suriye'deki varlığı Turkiye için tehdit mi? Washington'ın oradaki varlığının İdlib ve Afrin başta olmak uzere Suriye'nin kuzeyinin akıbetine etkileri neler olur? Politikacı ve uzmanlar konuyu Sputnik'e değerlendirdi.

' TÜRKİYE FETÖ VE PKK'YI ÜZERİNE SALAN AMERİKAN SİYASETİYLE KARŞI KARŞIYA'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuya ilişkin açıklamalarını Sputnik'e değerlendiren AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner "ABD'nin Turkiye'ye karşı tutumu kaç zamandan beridir asla muttefiklik ilişkisiyle bağdaşan bir tutum değildir, tam tersine hasmane bir tutumdur. Bir yandan FETÖ'yu besleyerek buyuterek uzerimize salan, obur yandan Suriye'nin kuzeyinde teror orgutu PKK'yı uzerimize salan bir Amerikan siyasetiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Bunun dostlukla, muttefiklikle izah edilebilecek hiçbir yanı yok. Biz bunu, hasmane, duşmanca bir tutum olarak değerlendiriyoruz" dedi.

ABD'nin Turkiye'ye karşı NATO'yu bir araç olarak kullandığına vurgu yapan Metiner "Bu da ABD'nin genel siyasetinden bağımsız olmadığı kanaatindeyiz. Çunku derin NATO bunyesinde hala ABD'nin iplerini elinde tuttuğu FETÖ'cu unsurların çok faal olduklarını biliyoruz. O yuzden ABD'nin ulkemize yonelik tutumunu değiştirmemesi halinde bizim de ABD'ye bakışımız tamamen değişecektir. ABD, NATO, Avrupa'nın başka başkentleri ulkemizin istiklalini tehdit edecek girişimlerde, tehditlerde ve şantajlarda bulunmaya devam ederlerse biz de yeni bir dunyanın kurulması için, yeni bir ilişkiler ağının kurulması için gerekeni yaparız, tavrımızı ona gore şekillendiririz. Yeni bir dunya kurulur, Turkiye de onun içinde yerini alır" ifadelerini kullandı.

' SURİYE'DE ABD BAYRAĞI ALTINDA PKK GÜDÜMLÜ TERÖR KORİDORU OLUŞTU'

AK Parti İstanbul Milletvekili Metiner, ABD'nin Suriye politikalarının Suriye'nin kuzeyinde bir "teror koridoru" oluşturduğuna işaret ederek "Biz, ABD'nin bir eyaleti ya da somurgesi değiliz. Avrupa'nın da somurgesi değiliz. Dostluklardan yanayız. Ama ulkemize husumet besleyenlerin, ulkemize duşmanlık eden teror orgutlerine arka çıkanların dostluklarını sahte buluruz. Ne ABD'ye ne AB'ye mecbur ve mahkum değiliz. Hatta NATO'ya bile mecbur ve mahkum değiliz. Turkiye'nin guvenliği soz konusu olduğunda sessiz duran, hatta Turkiye'nin guvenliğini tehdit altına atan NATO'nun varlığı tartışmalıdır. Turkiye'nin hava savunmasında NATO uzerine duşeni yapmıyor. Gerekli silahların satışı konusunda başta ABD olmak uzere hep engelleyici tutum ustleniyor. Biz ilişkilerin duzelmesinden yanayız. Ama bu ilişkiler boyle devam ederse Turkiye olarak kendi pozisyonumuzu elbette gozden geçiririz. Hiç kimsenin Turkiye'ye boyun eğdirmesine, Turkiye'ye aba altından sopa gostermesine izin vermeyiz. Suriye'nin kuzeyinde ABD verdiği sozlerin hiçbirini tutmamıştır. Munbiç konusunda, Afrin konusunda diğer konularda sozunu tutmamıştır. Bugun ABD bayrağı altında PKK'nın gudumunde bir teror koridoru oluşturulmuştur. Bunun da musebbibi ABD'dir. İnşallah ABD tutumunu gozden geçirir. 'Benim kaba kuvvetim var, benim gucum var, sen kim oluyorsun?' diyorsa Turk milletinin nasıl bir millet olduğunu gerektiğinde herkese gostermekten kaçınmayız. Asla bizi boyunduruk altına alamayacaklarını bilsinler. Topyekun oluruz ama şerefsizce bir teslimiyete asla razı olmayız" diye konuştu.

' SÜREÇ, ABD'NİN İRAN KARŞITI YENİ POLİTİKASININ SONUÇLARI'

Sputnik'e konuşan bir diğer isimse 21. Yuzyıl Turkiye Enstitusu uzmanı Dr. Yasin Atlıoğlu oldu. ABD ve Turkiye'nin Suriye konusundaki derin ayrılıklarının (eski ABD Başkanı Barack) Obama doneminde başladığına ve bu ayrılığın PYD'nin ABD'nin Suriye politikasının merkezine oturmasıyla arttığına işaret eden Atlıoğlu "Belli bir sure ABD ve Turkiye arasındaki pazarlıklar surse de; Rusya ve Turkiye'nin ilişkilerinin uçak krizinin ardından duzelmeye başlaması, 15 Temmuz darbe girişiminin gerçekleşmesi ve darbenin ardında ABD'nin olduğu yonundeki iddialar, ABD ve Turkiye'nin ilişkilerini restleşmekten ibaret kıldı. Bu arada, Cerablus sureciyle birlikte Turkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşma arttı. ABD'nin PYD'ye verdiği destek karşısında Turkiye, Rusya ve İran gibi bolgeler aktorlerle bir arada hareket etmeye başladı" dedi.

Donald Trump'ın başkanlık koltuğuna oturuşuyla ABD'nin İran'ı koşeye sıkıştırma odaklı bir Ortadoğu politikası uygulamaya başladığına işaret eden Atlıoğlu "ABD, Suudi Arabistan ve İsrail gibi İran karşıtı ulkelerle bir cephe oluşturma çabasına girdi. Bu girişimin Turkiye'nin Suriye ve Irak'taki politikalarıyla çeliştiğini gorduk -- ki ABD'nin bu politikasının bir uzantısı olarak değerlendirilebilecek olan Barzani'nin bağımsızlık referandumu girişimi de bolgesel bir iş birliğiyle engellendi. ABD'nin yeni İran politikasında Suriyeli Kurtlerin de ne kadar buyuk onem arz ettiği ortada" ifadelerini kullandı.

' PYD'Yİ GÜÇLENDİRME VE MEŞRULAŞTIRMA ARACI OLARAK IŞİD'

Hem IŞİD hem de PYD'nin bolgesel ve kuresel guçler tarafından onemli bağlantılar içerisinde olduğuna işaret eden Atlıoğlu "IŞİD'in nasıl kurulduğu ve guçlendiğini tam olarak bilemesek de muhtemelen bolgesel ve kuresel guçlerin buyuk bir çoğunluğu IŞİD'le bir şekilde bağlantı kurmuş olabilir. ABD'nin Suriye politikası kapsamında Kurtlerin kazanımları ve bu kazanımların meşruiyetinde IŞİD'in onemli bir rolu var. Turkiye'yi endişelendiren IŞİD'le çatışma içine girmiş olması uzerinden ABD ve Batı'da meşruluk kazanan bir Kurtlerin varlığı" ifadelerini kullandı.

ABD'nin PYD'yi sistematik olarak PKK'dan bağımsız bir orgut gibi ele alma çabası içerisinde olduğuna işaret eden Atlıoğlu "ABD'nin Irak işgalini takiben PKK'nın Suriye kolu olarak kurulan ve bu yuzden de PKK'yla doğrudan bağlantılı bir orgutten soz ediyoruz. ABD, bu orgutu PKK dışında ayrı bir orgutmuş gibi ele almaya çabalıyor. Suriye'deki bu orgut, Irak'ta Barzani'nin tuttuğu yola benzer bir şekilde ozerklik veya tam bağımsızlık arzusu içinde olabilir. Bu da Suriye'nin bolunmesini isteyen İsrail ve belki de Suudi Arabistan tarafından desteklenecektir" diye konuştu.

' ABD'NİN SİLAHLI GRUPLARA YÖNELİK DESTEĞİNE KARŞI BÖLGESEL İTTİFAK HAYATİ'

Turkiye'nin "silahlı orgutlere destek veren bir ABD ve muttefiklerine karşı Rusya'yı da içine alacak şekilde bolgesel ittifak kurmasının onemine işaret eden Atlıoğlu "Suriye'nin bolunmesini isteyen bu ulkelere karşı Turkiye'nin ortak duşmanlar karşısında bir araya geldiği İran, Irak ve bolgesel bir diğer aktor olarak kabul etmemiz gereken Rusya'yla iş birliği içerisinde olması çok onemli. Önumuzdeki donemde ABD'nin PYD ve IŞİD'e verdiği destekle ilgili belgeler ortaya koyulabilir. Neticede ABD'nin verdiği bu destek bilinmiyor değil" dedi.

Turkiye'nin Rusya'yla iş birliği surecinde yeni bir aşamaya doğru ilerlediğine işaret eden Atlıoğlu "Cerablus ve Deyr ez-Zor'dan sonra şimdi de İdlib'de Turkiye yeni bir rol oynayabilir. İdlib'de, IŞİD kadar tehlikeli olan Tahrir el Şam (Nusra Cephesi) ve Afrin'deki PYD militanlarıyla mucadelenin gereği olası. Boyle bir durumda da bu militanların buyuk kısmının Turkiye sınırına yığılması soz konusu. Bu sebeple Turkiye'nin Rusya ve İran'la doğrudan ve Suriye'yle dolaylı bir işbirliği içinde olması gayet akılıca" dedi.

Turkiye'nin ozellikle İdlib'deki grupların ABD tarafından silahla veya maddi olarak desteklendirilmek suretiyle kışkırtılma ihtimaline karşı tedbir alması gerektiğine işaret eden Atlıoğlu şu sozleri soyledi:

"Turkiye, bu silahlı grupları bolgeden çatışma yaşanmaksızın çıkartabilir veya en azından bu orgutleri belli olçude silahsızlandırabilirse bu onemli bir adım. Ancak Turkiye bunu yaparken; ABD'nin bu grupları maddi veya silah yapmak bu grupları destekleme ihtimalini aklından çıkarmamalı; hatta boyle olası bir senaryoya karşı tedbir almalı. Çunku ancak gerekli tedbirleri alır ve bolgesel ittifakı surdururse bu olası senaryoyu engelleyebilir."