Özet (TL;DR) @ 2017-11-19 09:33:21.573762: Erdoğan’ın son dönemde İstanbul’la ilgili yaptığı “İhanet ettik”, “Yatay mimariden yanayım”, “İnsan toprağa yakın olmalı” gibi açıklamaları üzerine, Prof. Dr. Murat Güvenç’in kapısını çaldık. Bir…
Cumhurba şkanı Erdoğan'ın "Biz bu şehre ihanet ettik. Hala da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum" sozlerine katılıyor musunuz?- Doğru soyluyor da, bu saatten sonra artık ne yapılabilir, niye bu kadar sene beklendi, bu noktaya 15 yıl sonra mı gelinmesi gerekiyordu? Ama bu sozun içinde bir samimiyet noktası da goruyorum. Artık pek çok gelişmiş ulkede hukumetlerin bekası, şehirsel alana nasıl mudahale ettiklerine, verdikleri imar kararlarına çok bağlı.
Ş ehirlerin satılacak birer urun haline gelmesinden mi bahsediyorsunuz?
- İnşaat sektoru ne yazık ki dunyanın her yerinde ekonominin motoru haline geldi. Bir emlak kralı Amerikan Başkanı oldu. Kureselleşmeyle birlikte hukumetler, ekonomiler uzerindeki kontrollerini buyuk olçude kaybetti. Bu kontrolu sağlayacak anahtar sektorlerden biri inşaat. Sadece konut değil, altyapı yatırımlarıyla ekonomi rahatlatılıyor. Şehirlerimizin kimliğini, peyzajını feda ederek 15 yıllık buyume sureci yaşadık.
İ nşaat doneminin sonuna gelmişiz gibi soylediniz...
- Hayır, gelmedik. Ne zaman biter, onu da bilmiyoruz. Başka turlu bir buyume modeline geçmek zorundayız. Siyasetçiler, toplumu soylemleriyle hazırlarlar. Erdoğan da belki başka turlu bir buyume modeline geçileceği konusunda işaret vermek için bu sozleri soylemiştir.
Ama ote yandan Kanal İstanbul projesinde ısrar ediliyor, Bakırkoy'de hastane arazisi, Tarihi Yarımada imara açılıyor...
- Bu tur çelişkiler, içinde bulunduğumuz donemin, zamanın ruhunda var. Neoliberal demokrasilerde, buyuk halk desteğiyle seçilmiş olan liderlerin soylemlerini iç tutarlılık analizine tabi tuttuğumuzda çok sayıda tutarsızlık bulabiliriz.
İ stanbul'a ihanetlerin tarihi son 15 yıldan daha eskidir, değil mi?
- Tabii. Ama ben bu ihanet kelimesini pek sevmiyorum. İnsan ilişkileri alanından devşirilip şehir yonetimi alanına aktarıldığı zaman doğru olmuyor. Onun yerine 'yanlış' diyebilirsiniz. Ya da Avrupalıların, 'kente karşı işlenen suçlar' kavramı vardır. Bu suçun cezası olmayabilir ama meşru değildir.
Son 20 y ılda şehre karşı işlenmiş en buyuk suçlar listesi yapsak, ilk sıralara neleri koyardınız?
- Yapılanlar ve yapılmayanlar diye ayırmak lazım.
Marmaray, Gebze'den başlayıp
Halkalı'da bitmesi planlanmış bir proje. O hattın işlememesi buyuk yanlış.
Marmaray guzel bir yatırımsa, onun yanına yapılan Avrasya Tuneli'ni
anlayamıyorum. Marmaray'ı yaptıysak toplu taşımayı ozendiriyoruzdur, onun
yanına neden lastik tekerlekli araçları şehir merkezine sokan bir tunel
açıldı? Sonra 3. kopru var; Kuzey Ormanları'nı yapılaşmaya açtı. Kentsel
donuşum, benim temel olarak karşı çıkmadığım bir şey. Ama bu biçimde yapılan
kentsel donuşum çok sakıncalı. Bugun Kadıkoy'un tamamı inşaat alanı, çoluk
çocuk içinde yaşıyor. Bir insan yedi sene inşaat alanında yaşar mı? Yerin
metrelerce altına beton dokulup otopark yapılıyor. Ağaçların kokleri
kesiliyor, fırtınalarda birbiri ardına devriliyor. Fırtınanın gucunden değil,
ağaçların tutunacak koku kalmadı. Mutevazı evlerde oturup kentsel donuşumden
etkilenenler mahalleyi terk etmek zorunda kalıyor, çunku yeni evlerin
masraflarını karşılayamıyorlar.
Tamamlan ınca Marmaray'ın kente etkileri nasıl olacak? - Kadıkoy'de
yıkılıp yeniden yapılan apartmanlardaki evlerin konut olarak kullanılacağı
duşunuluyor. Ama tren hattı boyundaki o binalar, Marmaray'la 15 dakikada
Yenikapı'ya bağlanır hale gelince, o daireler işyerine donuşecek. Kiralar
artacak. Oralarda yıllardır hizmet veren terziler, ayakkabı tamircileri
kiraları karşılayamadıklarından gitmek zorunda kalacak. Oturanlar başka
semtlere taşınmak zorunda kalacak. Banliyo hattı açılıp bağlantıları
yapıldığında Goztepe, Mecidiyekoy gibi olacak.
Peki ya Kanal İstanbul Projesi?
- Niye yapıldığını hiç anlamadım. Buyuk gemiler Boğaz'dan geçmek yerine buradan geçecekmiş. Niye geçsinler, Boğaz'dan geçmek için para vermiyorlar ki! Üstelik Karadeniz ile Marmara arasındaki kot farkından dolayı, gemileri Karadeniz girişinde durdurup havuza alıp aşağı indirecekler. Bugun çeperde, atıl duran binlerce konut, Kanal İstanbul sayesinde acayip şenlenecek elbette. Konut pazarını canlandıracak. İstanbul'un Trakya tarafında on yıllar surecek bir inşaat faaliyeti başlayacak.
Tarihi Yar ımada'yla ilgili ongoruleriniz de var sizin... Manhattan gibi olacak, Kapalıçarşı'ya zincir mağazalar açılacak diyorsunuz...
- Suriçi İstanbul'un, bilimkurgu filmlerindeki gibi iki koruma kalkanı var. Birincisi Haliç, ikincisi Boğaz. Coğrafi olarak metropolun merkezi olmasına rağmen, denizler yuzunden erişmek her zaman zor olmuş. Bu koruma kalkanları şimdi Avrasya Tuneli, Marmaray, Haliç metro geçişi ile deliniyor. Tarihi Yarımada'nın şehrin kalanıyla ilişkisi guçlendikçe, kiraların alıp başını gitmesinin onunde hiçbir şey duramaz. Emlak pazarı hiç gurultu patırtı yapmadan burada oturan insanları değiştirir. Binaları muze gibi korursunuz ama içinde insanlar olmayınca dekordan başka bir şey değildir.
Kentsel d onuşum seçim coğrafyasını değiştirebilir
İ stanbul'un goç coğrafyası ile seçim coğrafyasının ust uste oturduğunu
ortaya koymuştunuz. Yani dışarıdan goç edenler hemşerileri ile aynı
mahallelerde oturuyor ve oy verme eğilimleri de benzer oluyor. O coğrafya
bugun hala aynı mı?
- Pek değişmedi. İstanbul'da, Turkiye'nin batısındaki buyuk şehirlerden goç
alan uç ilçe vardır: Kadıkoy, Beşiktaş, Bakırkoy. 90'lı yıllarda bu ilçelerde
ANAP hakimdi. Şimdi CHP hakim.
Yaşam tarzları, eğitim duzeyleri, meslekleri diğer ilçelerden farklıdır.
Yuksek eğitimli, beyaz yakalı, yonetici sınıf oturur. Bununla birlikte
İstanbul, Karadeniz'den gelenler tarafından kontrol edilir. Şehirsel
rantlardan yuksek gelir getiren işleri yaparlar. Muteahhitlik, taksi plakası
sahipliği, restorancılık gibi.
Kentsel d onuşum bu haritayı değiştirir mi?
- Kadıkoy'de değiştirebileceğini duşunuyorum.
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.