Özet (TL;DR) @ 2017-11-16T12:42:00.000Z: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Lideri Putin'in görüşmesini Sputnik'e değerlendiren politikacı ve uzmanlar, iki ülkenin Astana görüşmeleri ve S-400 anlaşmasının yanı sıra 15 Temmuz darbe girişimini…



Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Lideri Putin'in goruşmesini Sputnik'e değerlendiren politikacı ve uzmanlar, iki ulkenin Astana goruşmeleri ve S-400 anlaşmasının yanı sıra 15 Temmuz darbe girişimini takip eden dayanışma surecinde birbirine daha da fazla yakınlaştığını ve duzelen ilişkilerin ticarete olumlu yansımaları olduğu goruşunde.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Rusya'nın Soçi kentinde gerçekleştirdiği yuz yuze goruşmenin ardından, iki ulkenin Kasım 2015'teki uçak krizi sebebiyle kopma noktasına gelen ilişkilerinin yeniden kriz oncesi seviyeye ulaştığına işaret etti. Rusya Lideri Putin'in bir diğer onemli açıklaması da, goruşmelerin "burokrasiden uzak guzel bir havada gerçekleştiği" oldu. Peki iki liderin de "dostane" vurgusu yaptığı goruşmenin gerçekleştiği bu donemde Turkiye ve Rusya'nın askeri ve ticari ilişkileri ne duruma geldi? Rusya ve Turkiye'nin ikili ilişkilerinin geldiği durum; iki ulkenin kriz oncesi gundeminde bile olmayan S-400 hava savunma sisteminin satın alımına ilişkin nihai karara kriz sonrası varılmış olması, kriz oncesi yalnızca gundemde olan Turk Akımı Doğalgaz Boru Hattı Projesi için hukumetler arası anlaşmanın yine uçak krizinin ardından imzalanmış olması ve Akkuyu Nukleer Santrali'yle ilgili somut adımların da yine aynı donemde atılmış olması, ilişkilerin kriz oncesi donemin de otesine geçmesi konusunda umut vaat ediyor.

Üstelik Turkiye ve Rusya'nın hızla onarmanın otesine taşıdığı bu ilişki, uzun vadeli sonuçları olacak olan askeri iş birlikleriyle de destekleniyor. 2015 yılının son çeyreğinde Suriye'deki krizin yansıması olarak karşı karşıya gelen Moskova ve Ankara şimdilerde, Suriye'nin geleceğinin bolgesel entegrasyondan geçtiği goruşunde birleşmiş ve bu yondeki çabalarını Turkiye, Rusya ve İran'ın onculuğundeki Astana barış goruşmeleriyle tesciller durumda. Stratejik iş birliği yolunda ilerleyen ikili ilişkilerin yaratması beklenen bir diğer etki de surecin, orta vadeli hedefi 100 milyar dolar ticaret hacmine ulaşmak olan iki ulkenin ticaret rakamlarına yonelik olası etkisi. 2014 yılında 31 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi, 2016 yılında yaşadığı duşuşun ardından yeniden yukselişe geçti. TBMM Plan ve Butçe Komisyonu Sozcusu ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile Rusya'nın Soçi kentinde yaptığı goruşmenin ardından tekrar gundeme gelen 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefiyle ilgili Sputnik'e değerlendirmelerde bulundu.

T ÜRKİYE VE RUSYA 100 MİLYAR DOLAR HEDEFİNE ULAŞMA YOLUNDA MI?

****Erdo ğan ve Putin'in son donemde sıklıkla yuz yuze goruşme gerçekleştirmelerinin "son derece anlamlı" olduğunu ifade eden Koçer, "Dunyada bu tarz olayların sonrasında liderler çok sık bir araya gelmez. Diplomatik kanallar açık tutulur ama liderler çok seyrek goruşur. Bu anlamda bu goruşmelerin onemli olduğunu duşunuyorum. Bugun gelinen nokta, hızlı bir tamir noktasından ote yaşanan bu kotu ve acı tecrubeden sonra çok daha iyi bir noktaya gelinmesiyle ilgili diye duşunuyorum. Çunku yaşananlar, her iki lideri de, ulkelerin yoneticilerini de çok daha iyi bir noktaya getirdi diye duşunuyorum. Gerek sebze-meyve, domates ve narenciye ihracatında olduğu gibi gerekse turizm sektorunde yaşanan olayları da ust uste koyduğumuzda Turkiye sıkıntılı gunler yaşadı ama şu anda çok hızlı ilerleyen bir sureç var. Yaralar sarıldı" diye konuştu.

Gelinen noktada, Turkiye-Rusya ilişkilerinin, uçak krizinin oncesinde olduğundan çok daha ileri bir seviyeye ulaşma potansiyelinin bulunduğunu vurgulayan Koçer, "Çunku bundan sonra artık ozellikle meyve-sebze ve narenciyede çok daha fazla alım yapılacağı, turist olarak Turkiye'ye gelen Rusların sayısının daha da artacağı bir gelişme yaşandı. Son goruşmede Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın altını çizerek soylediği 100 milyar dolarlık ihracat hayali için onemli bir start verildi bence. Bu startla birlikte gerek turizm, gerek ticaret, gerekse enerji politikalarında yeni bir sureç başlıyor" dedi.

' İLİŞKİLER ÇOK DAHA İYİ OLACAK'

Turkiye'nin, Rusya'nın yaptığı enerji ihracatında "hem taşıyıcı hem de kullanıcı bir ulke" olması açısından çok onemli olduğunu ifade eden Koçer, "Hem kullanımda hem taşımada yeni bir doneme girilecek diye duşunuyorum. Bu anlamda Rusya'ya ihracat yapan iş adamlarımızın da daha iyi rakamlar elde edeceğini duşunuyorum. Bizim onumuzdeki aylardan itibaren ihracat rakamlarımıza bunun yansımasını ben bekliyorum" diye konuştu.

Turkiye ve Rusya'nın enerji alanında onemli bir işbirliği başlığı oluşturan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Putin'i "beton dokme" torenine davet ettiği Akkuyu Nukleer Santrali ile ilgili de konuşan Koçer, "Nukleer santral Turkiye'nin olmazsa olmazı. Enerji politikalarının çeşitlenmesi noktasında bir değişim olması lazım. Akkuyu Nukleer Santrali'nin de bir an once temelinin atılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz" diye konuştu.

Koçer, Turkiye ve Rusya'nın, turizm, enerji, savunma sanayi başta olmak uzere bolgedeki tum ilişkilerde ortak paydalarının bulunduğunu belirterek "Yeni bir sıkıntıya sebebiyet vermeden ilişkilerin arttırılması, ticaretin arttırılması, karşılıklı menfaatlerin geliştirilmesi, korunması, butun bunlar çok onem arz ediyor. Ama en onemlisi, komşu ulke olarak Karadeniz'deki, bolgedeki beraberliğimiz bizi birlikte olmaya zorluyor. Bu anlamda biz, Turkiye-Rusya ilişkilerinin bugun geldiği noktada eskisinden daha iyi bir yere gelebileceğini goruyoruz" dedi.

' SAMİMİ VE SONUÇ ODAKLI BİR ÇALIŞMA ZİYARETİ GERÇEKLEŞTİ'

Rusya-Turkiye ilişkilerini yakından takip eden Gazeteci Cenk Başlamış da, Koçer'le benzer bir goruşte. İlişkilerin hızla iyiye gitmekte olduğuna işaret eden Başlamış "Uçak krizinin ardından ikili ilişkilerde sekiz aylık bir donma yaşandı. Fakat bu kriz donemi geride kaldıktan sonra hızlı şekilde ilişkileri onarmak için taraflar ellerinden gelen tum çabayı ortaya koydular. İlişkilerin uçak krizi oncesinden daha iyi bir noktaya geldiğini soylemek biraz iddialı olur ancak 2015 sonuyla şu anı karşılaştırırsak iki yılda katedilen mesafenin buyukluğu yadsınamaz" dedi.

Putin'in goruşmenin "dostane" bir ortamda gerçekleştiği yonundeki yorumunu da değerlendiren Başlamış "Eskiden diplomaside 'çalışma ziyareti' kavramından daha ziyade buyuk hazırlık gerektiren 'resmi ziyaret' kavramı vardı. Son 10-15 yılda 'çalışma ziyareti' kavramı giderek daha fazla one çıktı. Bu tur goruşme, resmiyetin bir kenara atıldığı ve sonuç odaklı goruşme şekli diye açıklanabilir. İki liderin son goruşmelerini Kremlin yerine Soçi'de gerçekleştirmesi de gayriresmi ve samimi ortamı gosteriyordu. Putin bu sozleriyle, resmiyetin bir kenara bırakıldığı; alınması gereken kararların daha etkili bir şekilde alınmaya çalışıldığı bir ortama atıfta bulundu" ifadelerini kullandı.

' ERDOĞAN VE PUTİN ARASINDAKİ İLİŞKİ BAŞINDAN BERİ ÖZELDİ'

Putin'in iktidara gelip Turkiye'ye yaptığı ilk ziyaretten bu yana Erdoğan ve Putin arasında samimi ve ozel bir ilişki olduğunu ifade eden Başlamış "İki liderin 13-14 yıllık bir sure zarfı içerisinde samimi ve ozel bir ilişkileri vardı. Ben Moskova'da gazeteci olarak gorev yaparken iki liderin kimyasının ne kadar tuttuğuna bizzat tanık oldum. 13-14 yıldır Erdoğan ve Putin arasında dostluk ilişkisi var. Araya uçak krizi sonrası donemi hesaba katmazsak bu ilişkinin en baştan bugune kadar surduğunu soyleyebiliriz" dedi.

Turk vatandaşlarına yonelik vizelerin de yakında kaldırılacağına inandığını soyleyen Başlamış "Net bir zaman verebilecek durumda olmasam da ilişkilerin butunune baktığımda Turk vatandaşlarına yonelik vizenin kaldırılmasının oldukça mumkun olduğunu duşunuyorum. Keza ziyaretin ertesi gunu Rusya'nın en onemli ve ciddi yayın organlarından biri olan Kommersant gazetesinde, Putin'e yakınlığıyla bilinen bir gazeteci olan Andrey Kolesnikov da vizelerin yakında kaldırılacağı yonunde bilgi içeren bir yazı kaleme aldı" diye konuştu.

' KARŞILIKLI GÜVEN 15 TEMMUZ SONRASI VE ASTANA SÜRECİNDE ÖNEMLİ ÖLÇÜDE YENİDEN OLUŞTU'

Vize uygulanmasının yarattığı iki soruna değinen Başlamış "Birincisi, en fazla 15 gunluk vize almak zorunda olan iş adamlarının yaşadığı fiili zorluk. İkincisi de bunun yarattığı psikolojik zorluk. 'İlişkiler bu kadar yakınken neden hala vize uygulanıyor?' sorusu çoğu kişinin aklını meşgul ediyor. Zaten ilişkilerin uçak krizi oncesinden daha iyi noktaya gelmemiş olmaması da, başlı başına vize ve benzeri uygulamalardan çok iki ulke arasında çok uzun yıllar suren çabaların urunu olan guven duygusuna zarar gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Özellikle 90'lı yıllardaki guvensizlik ortamı Putin'le birlikte yerini çok buyuk bir guven ortamına bırakmıştı. Ancak uçak krizinin yarattığı bu guven kırılmasının tam manasıyla geride kalması biraz daha zaman alacak gibi gorunuyor" dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Rusya Lideri Putin'in Turkiye'ye yonelik destek veren tutumu ile başta Suriye konusu olmak uzere artan bolgesel işbirliğinin, iki ulke arasında sarsılan bu guveni yeniden inşa etmede onemli etmenler olduğuna işaret eden Başlamış "15 Temmuz darbe girişimi sonrası Turkiye'nin Batı'yla olan gerginliğinin hızla tırmandığı bir donem. Batı'nın Turkiye'den veya Turkiye'nin Batı'dan uzaklaştığı bu donemde; Rusya ve Turkiye giderek daha çok yakınlaşmaya başladı. Astana sureci, S-400 anlaşması veya 15 Temmuz darbe girişimi sonrası darbeye ilk tepki gosterenlerden birinin Sayın Putin olması, bu yakınlaşmada ve guvenin yeniden sağlanmasında onemli etmenler. Bu donemde, Batı ve Turkiye ne kadar uzaklaştıysa; Rusya ve Turkiye de o kadar yakınlaştı" ifadelerini kullandı.