Özet (TL;DR) @ 2017-11-14 09:01:14.408016: Oyuncu Birsen Berrak Tüzünataç’ın, meslektaşı Şahan Gökbakar ile evinin terasında yakınlaşma anlarının televizyon kanalında yayınlaması hakkında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı bireysel başvurunun…
İHA
14 Kasım 2017 Salı
Resmi Gazete'nin bugunku sayısında yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararında, sinema ve televizyon oyuncusu Birsen Berrak Tuzunataç'ın 14 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Kabataş'ta bulunan evinin terasında oyuncu Şahan Gokbakar'la yakınlaştığı anların ozel bir televizyon kanalının magazin ekibi tarafından gizlice goruntulendiği ve soz konusu goruntulerin "Turkiye'nin Recep İvedik'i ile Berrak Tuzunataç'ın çok gizli aşk ilişkisinin ortaya çıkarıldığı" teması ile ekranda yayınlandığı bildirildi.
Tuzunataç'ın soz konusu kanala 23 Temmuz 2010 tarihinde kamuoyunda tanınan bir sanatçının şeref ve itibarının zedelendiği gerekçesiyle İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açtığı, yayın tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte 50 bin TL manevi tazminata karar verilmesini talep ettiği açıklandı.
Yayımlanan karara gore; mahkeme Tuzunataç'ın başvurusunu 7 Şubat 2013 tarihinde şahsın sanat dunyasında tanınmış bir kişi olması nedeniyle magazin basınının ilgisini cezp ettiği ve haberin gerçeği yansıttığını belirterek reddetti. Mahkeme ayrıca davalı magazin ekibinin Şahan Gokbakar'ı takibi sırasında tesadufen olayı gorduğu ve balkondaki kişilerin Gokbakar ile Tuzunataç olduğunun fark edilmesi uzerine çekime devam edildiği yonundeki savunmasının aksinin ispat edilemediğini de belirtti. Mahkemenin bu kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15 Nisan 2014 tarihli kararıyla onanırken; karar duzelme istemi de Dairenin 22 Ekim 2014 tarihli kararı ile reddedildi. Bunun uzerine Tuzunataç, 22 Aralık 2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
5 Ekim 2017 tarihinde yapılan toplantıda incelenen başvurunun değerlendirmesinde; açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ozel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiği, basın yayın kuruluşlarının kamuya mal olmuş kişilerle ilgili ve bu haberin ilgili kişinin belli olçude ozel hayatına ilişkin bulunmasının doğal olduğu ancak kamuya mal olmuş kişilerin de daha dar da olsa bir mahrem hakkına sahip olduklarının unutulmamasının gerektiği ve ozel hayata saygı hakkı ile basın ozgurluğu arasındaki makul dengenin gozetilmesinin gerektiği vurgulandı.
Tuzunataç ile Gokbakar'ın 6'ıncı kattaki bir evin terasındaki yakınlaşma anlarının dışarıdan gorulebilmesi nedeniyle mahremiyetin sınırlı kalabileceği ve buların belli olçude alenileşebileceğinin izahtan uzak olduğu bildirildi. Kişinin başkaları tarafından gorulebileceğini bilerek mahrem alanında kalması gereken aktivitelerini terasa taşıması durumunda bunların başkaları tarafından gorulebileceğinden şikayet etme hakkının olamayacağı aktarıldı.
Tuzunataç'ın, evinin terasının sokaktan gorulemeyeceğini ve bu goruntulerin yuksek bir yerden yakınlaştırma yontemiyle çekildiği yonundeki iddiaları hakkında da Mahkemenin soz konusu goruntulerin sokaktan çekildiği sonucuna vardığı hatırlatıldı.
Belli bir hayran kitlesine sahip Şahan Gokbakar'la Berrak Tuzunataç arasındaki yaşanan yakınlaşmayı muhabirin haber yapmasının anlaşılabilir bir durum olduğu, soz konusu goruntulerin kayıt altına alınmasının kişilik hakların yonunden hassasiyet taşısa da goruntulerin sokaktan çekilmiş olmasının ve goruntudeki kişilerin sanatçı kişiliği dikkate alındığında basın ozgurluğunun içinde kaldığı değerlendirildi.
Yapılan değerlendirmeler ışığında Anayasanın 20'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yukumluluklere uyulduğu ve başvurucunun ozel hayatının korunması hakkı ile davalının basın ozgurluğu arasında makul bir dengenin gozetildiği sonucuna varıldı.
Açıklanan gerekçelerle; ozel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna, makul surede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, Anayasanın 17'inci maddesinde guvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edilmediğine, yargılama giderlerinin başvurucunun uzerine bırakılmasına karar verildi.









Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.