Özet (TL;DR) @ 2017-11-13T06:33:29.000Z: Oyuncu Halil Ergün, kendini ifade etmek için sanatla uğraştığını belirterek, "Ben artist olmak, meşhur olmak, hanlar, hamamlar kazanmak için sanatla uğraşmadım" dedi.



7. Malatya Uluslararas ı Film Festivali'nde Onur Ödulu'ne layık gorulen sanatçı Halil Erg un yaşadığı mutluluğu dile getirerek, "Meslek hayatımızın, omrumuzun belli aşamasına geldik. Filmler çekiyor ya da dizi yapıyoruz ama artık geçmişin değerlendirilmesi noktasında ele alınmaya başladık. Yani onur odulleri alıyorum boyle. Çok sağ olsunlar. Malatya'ya ilk defa geliyorum ve Malatya'dan, uluslararası bir festival kapsamındaki etkinlikten odul almak, elbette çok sevindirici. Hatırlanmak, yaşarken odullendirilmek, bunlar iyi duygular. İnsanoğlunun hayatında her zaman kadir bilirlik olmuyor biliyorsunuz. O kadar çok unutulan, kadri oldukten sonra bilinen insanımız var ki. Hayatın içinde boyle bir şey var. Yaşarken odullendirilmek, anılmak, varsayılmak tabii ki çok onemli." açıklamasında bulundu.

" ULUSLARARASI PLANDA TİCARİ BİR ALANIMIZ YOK"

Ergun, film festivallerinin sinema sektorunde çalışanlar için oldukça onemli olduğunun altını çizerek, şunları aktardı: "Özellikle sinema sektorunun her zaman desteğe ihtiyacı var. Dunyanın her yerinde boyle ama ulkemizde daha fazla. Çunku uluslararası planda ticari bir alanımız yok. O yuzden desteğe ihtiyaç var. Bir de heyecana ihtiyaç var. Festivaller, yaratıcılar, yonetmenler, oyuncular, senaristler, produktorler, muzisyenler ve butun emek verenleri heyecanlandıran bir etkinlik yaratıyor.

Yarışmada odul almak, dereceye girmek, filmin maddi, manevi destek gormesi hem insanların kendi yaratım dunyalarında heyecan yaratıp motive ediyor hem de geniş yığınlara ulaşmada katkısı oluyor. O yuzden çok onemli."

" SANAT İNSANIN KENİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ARAYIŞIDIR"Turkiye'nin ve Turk insanının sanata çok ihtiyacı olduğunu vurgulayan oyuncu Ergun, "Kendi memleketimizin, insanımızın, en ucra koşeye kadar, ekmek, su, hava kadar kultur ve sanata ihtiyacı var. Yonetimler, devletler, bakanlıklar, yerel yonetimler, başka kurumlar, insanlara hizmet gotururken, insanların taleplerine cevap verirken bu kulturel ve sanatsal talebi hem yeşertmek, kışkırtmak, doyurmak hem de karşılamak zorundalar. O zaman ozgur insan, yaratıcı bir halk, kendini talep eden bir halk ortaya çıkacak. Çunku sanat, insanın kendi ozgurluğunun arayışıdır. İnsanı anlatır. Roman, şiir, sinema, tiyatro ve muzik de insan odaklıdır. İnsanın fonksiyonları, tatları, ihtiraslarıdır, geleceğe bakışıdır. Bu da sanata her zaman ilerici bir hamle sunar. Öyle bir nitelik verir." değerlendirmesinde bulundu.