Özet (TL;DR) @ 2017-11-11 09:36:04.173865: Seyhan Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı’nın bir ay boyunca düzenlediği ‘Yaşar Kemal Sanat Günleri’nin ilk ürünü çocukların dev yazarın eserleri rehberliğinde yaptığı resimler... Büyük yazar, yeni…



Doğa bilgisi oğretmeniniz Yaşar
KemalAdana Seyhan'da Yaşar Kemal Kultur Merkezi... Buyuk salon, son koltuğuna dek dolu. Çocuklar, gençler, oğrenciler... İçinde bulundukları mekana adını veren dev yazarı biraz daha tanımak için gelmişler. Mikrofonun gerisinde Özdemir İnce var... Bu toprakların en bereketli edebiyatçısından bahsederken sesinde hem saygı hem ozlem: "Turk edebiyatının Yaşar Kemal'in buyukluğune ihtiyacı vardır. Bir edebiyat ancak buyuk yazarı olursa yeni buyuk yazarlar yaratır. Onun buyukluğune zihnimizi, dilimizi ve vicdanımızı alıştırmamız lazım." Turkiye'nin en usta eleştirmenlerinden İnce, bir donem Kemal'i 'madara etmek' için çok okuduğunu ama edemediğini -yine de bu sayede kendine bir eleştiri yazını kutuphanesi kurduğunu- anlattıktan sonra sozlerini bağlıyor: "Onun buyukluğu bana guven veriyor, yol gosteriyor. Ellerinden opuyorum Yaşar Kemal'in."

Doğa bilgisi oğretmeniniz Yaşar
Kemal
_ Ya şar Kemal'in doğduğu Hemite Koyu. (Fotoğraf: Levent Kulu)_

İnce haklı; dev yazar, olumunun ardından da yol gosteriyor. Son orneği de onun bu konuşmayı yapmasının vesilesi olan buluşma. Yaşar Kemal Vakfı ile Seyhan Belediyesi'nin işbirliğiyle duzenlenen, 'Hemşerimiz Yaşar Kemal' adını taşıyan organizasyon, Adana'da tam bir ay boyu devam etti. Çocuklar ve gençler, drama, resim ve yaratıcı okuma atolyelerinde, yazarın kitapları rehberliğinde, rekabete girmeden, çevreye ve doğaya bakmaya davet edildi. Çıkan sonuç muazzam. Beşinci, altıncı sınıf oğrencilerinin, Yaşar Kemal ve Çukurova'sını resmetme biçimleri, hayal guçlerindeki zenginlik, çocuklarla doğru ilişkiyi hep gundeminde tutan yazarı haklı çıkarıyor. Aşağıdaki uzun alıntı Kemal Özer'in yazarla yaptığı, 13 Eylul 1975'te Cumhuriyet'te yayımlanan roportajından:

" (...) Buyuklerin anladığı sağlıklı edebiyatı, romanı, hikayeleri, şiirleri çocuklar da anlar. (...) Koşullanmış ana babalarla karşı karşıyayız. Benim herhangi bir kitabımı alıp bunlar çocuklarına okutmuyorlar. Ama çocuklar için yazılmış deyince okutuyorlar. Yutturmaca değil bu. Buyukler için yazacağım şeyleri çocuklara da ulaştırmak istiyorum, ne yapayım. Yazdıklarıma çocuklar için dememin tek nedeni koşullanmış ana babalardır. O engeli aşmak istiyorum. (...) Elbet çocuklar da koşullanıyorlar. Buyukler onları koşullandırıyor. Çocuklar en az bizim kadar ciddi adamlardır. Çocuklar oynar, biz oyuncaklarla oynamayız. Oysa her baba, hepimiz, çocuklar gibi oyuncaklıyız. Ben hala bu yaşımda uçurtma uçururum ve buyuk tat alıyorum bundan. Babalar uçurtmuyor da onun için onlarla uçurtmuyorum. Yoksa çocukların arasına karışma alçakgonulluluğunu gosterseler, onlarla da uçururum. Onlar, o çocuk işidir, diye yanaşmıyorlar. Oysa hepsinin hoşuna gidiyor uçurtma. Hepsinin hoşuna gidiyor, oyuncak trenle oynamak. Ne oluyor, çocuk işidir, diyorlar. Buyuduğu zaman çocukları da koşullandırıyor bunlar. Ben bizim koyde çocukların oyununa karışan bir suru insan gordum, bir suru yaşlı kadın gordum. Öyle bir koşullanmaları yoktu. Ama burada, kentte koşullanma var. Ya vakit yok, ya da oyle bir eğitim duzeni ki, onları çocuklardan ayırıyor."

Buyuk yazarı bu noktaya getiren evvela kendi çocukluğu... Kurduyla kuşuyla, karıncası kartalı, ağacı suyuyla doğayla kurduğu arkadaşlık... Yaşar Kemal ve Çukurova'sı diyerek ezbere soyluyoruz ama işte bu iki ismin yan yana bu kadar rahat yazılabilmesinin bir sebebi var. Yaşar Kemal doğaya doğdu, çocukluğunu doğada geçirdi ve buyuk kente gelince bile doğada kazandığı alışkanlıkları bırakmadı. Savrun Çayı boyu bir aşağı bir yukarı yuruyup duşunme, sonra da duşunduğunu kağıda geçirme terbiyesini hiç kaybetmedi. Nice buyuk romanlar Şile'de kaldığı otelin onunde kilometrelerce uzanan kumsaldaki yuruyuşlerinden çıktı. Bazıları, Bolu'daki bir ufak golun çevresindeki iki kilometrelik parkurdan... Kimisi de Yalova'daki bir ormandaki yuruyuşlerden. Yani sadece doğada yaşamadı Yaşar Kemal, doğada yazdı da. Çunku çocuklukta oğrenilenler insanın içinde hep yaşıyor. Bunu yine en iyi yazarın kendisi anlatıyor:

"Bizim ev uç kere de yaylaya çıktı. Bu uç yılda Torosları yakından gordum. İnanılmaz bir bitki ve hayvan ve kuş zenginliği vardı. O gun bugundur butun duşlerim ak bulutlu ve renklidir. (...) Boceklerden, arılardan, kuşlardan sonra çiçeklerle de ilişki kurdum. Belki aynı sureler içindeydi bu ilişki. Çiğdemler, kengerler, yaban margiritleri, kayalarda biten nergisler, sumbuller, mersin çalıları, gelincikler... (...) Çocukluğumun dunyası anlatılamayacak kadar zengindi. Doğada her yaratık, her renk, her koku beni delirtiyor, kendimden geçirtiyordu." (Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Alain Bosquet ile Goruşmeler, YKY, 1990)

Doğa bilgisi oğretmeniniz Yaşar
Kemal İ lk ve ortaokul oğrencileri Nagihan Açkargın, Hatice Nisa Seheryıldızı, Sudenaz Çoban ve Havin Uludağ'ın (Sol ustten saat yonunde) Yaşar Kemal'den esinlenerek yaptıkları resimler.

' Umut'u ilk o kullandı

"Anlatılamayacak kadar zengin" demiş yazar ama 'İnce Memed'den 'Yer Demir Gok Bakır'a, Binboğalar Efsanesi'nden şiir kitabı 'Bugunlerde Bahar İndi'ye, çocukluğunda kendisini buyuleyen ama sonrasında da hiç ihanet etmediği o zenginliği bize fazlasıyla anlattı. Savrun Çayı'ndan devşirdiği bilgeliği butun dunyaya yaymayı başardı.

Şimdi bu zenginliği çocuklar devralacak. Yaşar Kemal Vakfı'nın başkanı, yazarın eşi Ayşe Semiha Baban, vakfın amacının yaratıcılığın, ozgur ve ozerk duşuncenin gelişmesine katkı sunmak olduğunu soyluyor. "Doğa ve insan ilişkilerini anlamak artık her zamankinden daha anlamlı. Çocuklar doğaya ve insana gittikçe yabancılaşıyor."

Seyhan'daki etkinlik bu yonde guzel bir adım. Çocuklara ve Yaşar Kemal'e yaraşan bir adım... Umut veren bir adım... Turk edebiyatında 'umut' kelimesini kullanan ilk yazarın Yaşar Kemal olduğunu aklımızda tuttuğumuzda, daha da anlam kazanan bir adım...

Ç ocuklar Yaşar Kemal'i tanımaya hangi kitaptan başlamalı?◊ Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca◊ Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstune◊ Neredesin Arkadaşım◊ Yağmurla Gelen Kalemler◊ Beyaz Pantolon◊ Yeşil Kertenkele◊ Çocuklar İnsandır

(Kitapların tumu Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı.)

_ Foto ğraf sanatçısı Lutfi Özgunaydın'ın 'Çukurova ve Yaşar Kemal' isimli sergisiyle; çocukların Yaşar Kemal'in eserlerinden yola çıkarak yaptığı resimleri Adana'nın Seyhan ilçesindeki Yaşar Kemal Kultur Merkezi'nde 19 Kasım'a dek ziyaret edebilirsiniz._

Doğa bilgisi oğretmeniniz Yaşar
Kemal

Koca N azım benimle alay ediyor!

Abidin Dino ve Nazım Hikmet, Paris'te tren istasyonunda Yaşar Kemal'i karşılıyor. Dino, "İşte bu da Yaşar Kemal" deyip ikisini tanıştırınca, Nazım Hikmet buyuk bir heyecanla yazarın boynuna sarılıyor ve ona şunları soyluyor: "Beni bunca yıl hapis yatırmasalardı belki ben de senin kadar guzel kitap yazabilirdim ama olmadı." Yaşar Abi bunu duyunca arkasını donup yurumeye başlıyor. Abidin Bey arkasından yetişip onu durduruyor, "Ne oldu yahu" diye soruyor. "Ben Anadolu'dan çıkmış bir çocuğum, gazetecilik yaptım, kitap yazdım, şimdi bunca yolu geldim, koca Nazım Hikmet benimle alay ediyor" diye uzuntuyle cevap veriyor Yaşar Abi. "Hiç olur mu, vallahi alay etmiyor" diyor Abidin Bey; "Nazım Hikmet içtenlikle soyluyor bunu" diyor ve sonunda ikna ediyor Yaşar Kemal'i. Ben edebiyatımızın bu iki devinin, iki buyuk ve ruzgarlı adamının buluşmasındaki zarafete hep hayranlık duymuşumdur. Biri "Ben de senin kadar guzel yazmak isterdim" diyor; diğeri "Koca Nazım boyle soyler mi, herhalde benimle alay ediyor" diye duşunuyor.