Özet (TL;DR) @ 2017-11-10T16:48:00.000Z: Rusya’nın Soçi kentinde pazartesi günü gerçekleşecek olan Putin-Erdoğan görüşmesiyle ilgili Moskova Devlet Üniversitesi’nden Kerim Has, “Ziyaretlerin sıklaşmış olması, ilişkilerde gelinen noktayı da…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Kasım Pazartesi gunu, Rusya'nın Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile goruşecek. Putin-Erdoğan goruşmesiyle ilgili konuşan Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, "Suriye surekli olarak Rusya ve Turkiye liderlerinin ilgi odağında ve onlar bu konuda surekli olarak duşuncelerini paylaşıyor. Zannediyorum ki, bu ayın 13'unde Suriye Halkları Kongresi veya şimdiki adıyla Ulusal Diyalog Kongresi ile ilgili hazırlıklar dahil olmak suretiyle Suriye ile ilgili tum konular ele alınacak" demişti.
' SURİYE ÖNCELİKLİ GÜNDEM MADDESİ'
Turkiye Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada da iki liderin ikili ilişkiler ile başta Suriye olmak uzere bolgesel ve uluslararası konular hakkında goruş alışverişinde bulunacağı bildirildi.
SON B İR YILDA BEŞİNCİ GÖRÜŞME
Erdoğan ve Putin'in pazartesi gunu yapacağı goruşme, son bir yılda yaptıkları beşinci, uçak krizinin aşılmasının ardından yaptıkları sekizinci yuzyuze goruşme olacak.
Putin ve Erdoğan, uçak krizinin aşılmasının ardından ilk kez 9 Ağustos 2016'da Rusya'nın Saint Petersburg kentinde bir araya gelmiş, iki lider daha sonra 3 Eylul'de G20 Zirvesi dolayısıyla bulundukları Çin'de yuzyuze goruşmuşler, onun ardından 10 Ekim 2016'da İstanbul'da duzenlenen Dunya Enerji Zirvesi'nde de Putin-Erdoğan goruşmesi gerçekleşmişti.
2017 yılında ise Erdoğan ve Putin, 10 Mart'ta Moskova'da, 3 Mayıs'ta Soçi'de, 8 Temmuz'da G20 Zirvesi dolayısıyla bulundukları Almanya'da, son olarak da 28 Eylul'de Ankara'da goruşmuşlerdi.
' YENİ BİR SAYFAYA NOT DÜŞÜYORUZ'
Pazartesi gunu Soçi'de gerçekleşecek olan Putin-Erdoğan goruşmesi hakkında Sputnik'e değerlendirmelerde bulunan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Kulunk, Turkiye ve Rusya'nın uçak krizini aşarak tarihi bir kriz atlattığını ifade ederek şoyle konuştu: "Turkiye'nin içindeki FETÖ yapılanmasının devlete ihanet ederek duşurulen Rus uçağı uzerinden coğrafyamız aslında son 100 yılın en buyuk tehlikesini atlattı. Çunku bu uçağın duşurulmesi operasyonunda doğrudan hedef Rusya ve Turkiye'ydi ve her iki ulkeyi bu coğrafyada etkisiz hale getirmekti. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın soğukkanlı tutumu, akabinde krizin butun izlerinin silinmesi ve beraberinde Rusya ve Turkiye'nin, buna İran'ı da dahil edebiliriz, kuresel guç merkezinin ne yapmak istediğinin doğru anlaşılması uzerine attıkları adımlarla şu anda yeni bir sayfaya not duşuyoruz. Son bir yıl içerisinde bu kaçıncı seyahat, birçoğumuz rakamı da hatırlamıyor. Bu, son derece onemli, dikkat çekici bir boyut. Devletten devlete ilişkide iki devlet başkanının araya hiçbir aracı koymadan doğrudan baş başa goruşerek sureç yonetmeleri, uluslararası diplomaside de son derece farklılık ifade eden bir strateji. Ondan dolayı ben bu ziyaretin de bolge için son derece iyi sonuçlara vesile olacağını duşunuyorum. Bu goruşmelerin ardından gerek Suriye'de gerek Irak'ta olup bitenler ve ne yapılması gerekliliği açısından her iki ulke açısından iyi sonuçlar çıkacağına inanıyorum."
**
Sputnik
** Erdoğan-Putin goruşmesinde Turkiye'nin Rusya'dan almayı kararlaştırdığı S-400 hava savunma sistemleri konusunun da gundeme maddelerinden biri olması bekleniyor. Kulunk, Turkiye'nin Rusya'dan S-400 alma kararına Batı'dan gelen eleştiriler hakkında "Turkiye, bağımsız bir ulkedir. NATO ittifakı uyesidir ancak NATO ittifakının bunyesinde olmak, Turkiye'nin butun çıkarlarını NATO şemsiyesine tutsak etmeyi emretmez. NATO ittifakına dahil olup silah ambargosu uygulanan bir başka ulke goremezsiniz. NATO ittifakı uyesi olup bu ulkenin kendi savunma sistemlerini guçlendirmesi ve dışarıdan gelecek tehditlere karşı savunma sanayiini guçlendirmesi için adım atmak isteyecek, ancak bu adımların hepsine NATO ittifakı uyesi ulkeler engel olmaya kalkacak, silah vermeyecek, bilgi transferine engel olacaklar. Bu, kabul edilebilir bir şey değil. Kabul etmediğimiz için de S400 alıyoruz" diye konuştu.
' TÜRKİYE, S-400 KARARIYLA BATI'DAN ASKERİ TEHDİT HİSSETTİĞİNİ SÖYLÜYOR'
Turkiye'nin S-400 alma kararının Turkiye'nin değişen tehdit algısıyla ilgili olduğunu ifade eden Kulunk sozlerini şoyle surdurdu:
(C) Sputnik/ Maxim Blinov
"Soğuk Savaş doneminde Turkiye'nin tehdit algısı Sovyetler'e yonelikti. Ama bugun goruyoruz ki Turkiye'nin milli guvenliğine yonelik tehditlerin tamamına yakını Batı'dan geliyor. Yani S-400'lerle Turkiye şunu soyluyor; ben tehdidin nereden geldiğini goruyorum. Eğer siz, beni tehdit etmeye devam ederseniz ben gerektiğinde bu tehdide karşı milli guvenliğim için S-400 de alırım, diğer savunma sanayii urunlerinde de NATO ittifakının dışındaki Rusya'dan ya da Çin'den istediğim silahı ya da bilgiyi transfer ederim. Bu, bizim en tabii hakkımız. NATO'nun ya da ABD yoneticilerinin S-400'ler nedeniyle bizi tehdit etmeleri çok ucuzculuk. O zaman biz şunu sorarız; siz neden Turkiye'nin istediği savunma sanayii urunlerini vermekten imtina ediyorsunuz? Bilgi transferine neden engel oluyorsunuz? Bunun cevabını verin. Ya da neden teror orgutleriyle işbirliği içerisindesiniz? O nedenle S-400 gibi Turkiye'nin yerli ve milli savunma sanayii sistemlerini destekleyecek butun adımlarda biz Rusya'yla da Çin'le de ittifak ederiz."
' PYD KONUSUNDA İKİ DEVLET BAŞKANI ÇÖZÜME ULAŞACAKTIR'
Moskova'da duzenlenecek Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne PYD'nin davet edilmesi, Turkiye ile Rusya arasında anlaşmazlığa neden olmuştu. Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, kongrenin ertelendiğini ve Rusya'nın PYD'ye davetini geri çektiğini soylemiş, ancak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov kongrenin ertelenmediğini, uzerindeki çalışmaların surduğunu ifade etmişti.
PYD'nin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne davetiyle ilgili konuşan Kulunk, şunları soyledi: "PYD bir teror orgutudur. PKK, Turkiye'nin toprak butunluğune, aynı zamanda Suriye'nin de Irak'ın da toprak butunluğune tehdit bir teror orgutudur. Dolayısıyla DAEŞ'e hangi fonksiyon yuklenmişse PKK'ya da aynı fonksiyon yuklenmektedir. Terore karşı olduğunu ifade eden Rusya, PYD teror orgutunu masada kabul ederek kendiyle çelişmemeli. Çunku teror orgutlerinin şımartılmasına yonelik her adım bumerang gibi geri doner. O nedenle Suriye'nin toprak butunluğu için, Suriye'nin 2011'den bu yana yaşadığı bu ağır travmayı normalleştirme noktasında Astana'da alınmış kararların hayata geçirilmesi surecinde PKK'nın Turkiye ile Rusya arasındaki ilişkilere bir kotuluk aracı olarak dahil edilmesini Rusya yeni baştan duşunmeli. Ayrıca Turk toplumunun bu konuda son derece hassasiyeti var. Turkiye ile Rusya'nın ilişkileri hiçbir şekilde teror orgutleri uzerinden yeni bir sıkıntı yaşamamalı. Ben inanıyorum ki her iki devlet başkanı da baş başa yapacakları goruşmelerde bu konuda da pozitif adımlar atacaklardır."
Putin ve Erdoğan'ın Soçi'de yapacağı goruşmeye ilişkin Sputnik'e konuşan Moskova Devlet Üniversitesi Öğretim Gorevlisi Kerim Has da iki liderin son donemdeki goruşme sıklığına dikkat çekerek "Bu goruşmeyle beraber bu yıl dorduncu defa karşılıklı ziyaret gerçekleşecek ki bu Turkiye'de Erdoğan, Rusya'da Putin doneminde temasın en fazla gerçekleştiği yıl olacak 2017. Dolayısıyla ziyaretlerin sıklaşmış olması, ilişkilerde gelinen noktayı da gostermiş oluyor" dedi.
Sputnik
Goruşmede temel gundem maddesinin Suriye olacağını ifade eden Has, "Burada birkaç alt başlık var. Birincisi; İdlib'deki durum. İdlip'te Turkiye'nin Rusya ve İran'la birlikte bir çatışmasızlık bolgesini oluşturma projesi soz konusu. Tabii burada Turkiye'ye muhalifleri teror orgutlerinden ayrıştırma gorevi duşmuştu. Bu sureç biraz Rusya'nın bakış açısıyla bakıldığında yavaş ilerliyor. Moskova, bunun hızlandırılmasını istiyor Turkiye'den" dedi.
Rusya'nın, Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'yle siyasi surecin, askeri surecin yerini almasını amaçladığını ifade eden Has, PYD'nin kongreye davetiyle ilgili "Rusya, Kurtlerin Suriye'deki siyasi çozumun bir parçası olmasını istiyor, askeri çozumun değil. İkincisi de Kurtlerin tek başına ABD'nin bolgedeki muttefiki olmasını istemiyor. PYD'yi bir aktor olarak ABD'ye teslim etmek istemiyor, bu onemli. Rusya'nın hem kısa, hem uzun vadede bolgesel ve jeopolitik çıkarları açısından onemli. Bu kartı tamamen ABD'ye kaptırmak istemiyor. Dolayısıyla Rusya'da siyasi çozum konuşulduğu zaman Kurtlerin de mutlaka kongreye davet edilmesi gerektiği konusunda bir tutuma sahip. Burada tabii Kurtlerin PYD, Kurt Ulusal Konseyi gibi başka başka gruplar var. Ancak Rusya perspektifinden bakıldığında sahada en temel Kurt aktor PYD. Bu da ister istemez Rusya'nın PYD'yi goz ardı edememesine neden oluyor" diye konuştu.
' PYD, SURİYE YÖNETİMİ DELEGASYONU İÇERİSİNDE YER ALABİLİR'
PYD'nin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne davetiyle ilgili Turkiye'nin ikna edilebileceği kanaatinde olan Has, şoyle konuştu:
"Rusya bu kongreye genel olarak tum Kurtleri, Turkiye'nin olumlu bakacağı diğer Kurt aktorleri de davet edecek, ancak PYD de buraya bir şekilde dahil olacak. PYD'nin rejim tarafında mı yoksa rejimin karşısında mı yer alacağı konusu onemli. Burada benim gorduğum kadarıyla PYD, Suriye krizinin başından beri Esad'a karşı silahlı mucadele yurutmuş değil. Zaman zaman rejim ile PYD arasında çatışmalar oldu, ancak bunlar kuçuk çaplı kaldı. Genel olarak PYD, Esad karşıtı bir tutuma sahip değil. Dolayısıyla PYD, rejim bunyesinde kongreye davet edilebilir ki bu da zannediyorum Turkiye'yi ikna edebilecek bir yaklaşım olabilir. Sonuçta Turkiye rejime de karşı olduğu için bu tolere edilebilir bir şey kongrede, zaten olmak zorunda. Dolayısıyla rejim delegasyonu içerisinde PYD yer alabilir. Muhalif gruplar safında davet edilmesi daha duşuk bir ihtimal olarak duruyor. Moskova PYD'yi rejim bunyesinde kongreye davet etme seçeneğini ortaya koyarsa zannediyorum Ankara yuksek perdeden tepki gostermeyebilir, bu mumkun."
**
Alexei Druzhinin
'AFRİN OPERASYONU, RUSYA İLE ABD ANLAŞMAYA VARAMAZSA GÜNDEME GELEBİLİR'**
Has, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dile getirdiği Suriye'de PYD'nin kontrolundeki Afrin'e olası bir Turkiye operasyonunun birtakım gelişmelere bağlı olduğunu dile getirdi. Has, "Nufuz alanlarının paylaşımı konusunda Rusya'nın ABD ile paralel bir şekilde muzakere yuruttuğunu biliyoruz. Trump- Putin goruşmesinde de bu konu gundeme gelecektir. PYD'nin kontrolundeki bolgelerin rejime devri konusunda ABD ile bir şekilde uzlaşmaya çalışacak Rusya. Burada Rusya'nın elide şu kart da olacak: Rusya, ABD ile anlaşamazsa PYD'yi 'terbiye etmek' için Turkiye'nin Afrin'e kısmi bir operasyonuna fazla ses çıkarmayabilir. Dolayısıyla burada çok farklı, birden fazla bilinmeyenin olduğu bir denklem var" dedi.
Turkiye'nin İdlip'de kuracağı çatışmasızlık bolgesinin de goruşmenin gundem maddeleri arasında yer alacağını belirten Has, "Rusya açısından belli bir sure sonra hem İdlib'in hem de Fırat Kalkanı operasyonunun yurutulduğu bolge yavaş yavaş rejimin kontolune geçmesi konusunda Turkiye'den talebi olacaktır. Tabii bunlar yavaş yavaş gundeme gelecek konular. Şu anda temel husus İdlip. Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin bir şekilde organize edilmesi ve sahadaki butun aktorlerin bu kongrede yer alması, ama muhaliflerin safında, ama rejim bunyesinde, Rusya açısından onemli. Kurtlerin de genel olarak bolgedeki pozisyonlarının ne şekilde evrileceğine yonelik bir goruşme gerçekleşecektir diye duşunuyorum. Turkiye'de Afrin konusuna bir vurgu var ancak Afrin'e operasyon konusu şu aşamada değil, Rusya, ABD ile anlaşmaya varamazsa gundeme gelebilir" diye konuştu.
' S-400'LER TÜRKİYE'NİN ASKERİ TEHDİDİ BATI'DAN HİSSETTİĞİ ANLAMINA GELİYOR'
Has, goruşmede gundeme gelebilecek konular arasında yer alan Turkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri alma kararı hakkında da konuştu. "Turkiye'de bazı kesimler, S-400'ler meselesinin Turkiye-NATO ilişkilerini etkilemeyeceğini duşunuyor. Ben farklı kanaatteyim. Ben S-400 anlaşmasının, sadece Turkiye-NATO ilişkilerini etkilemekle kalmayıp Turkiye-Rusya ilişkilerini de farklı bir duzleme oturtabileceğini duşunuyorum" diyen Has, sozlerini şoyle surdurdu:
"Bildiğim kadarıyla Turkiye'nin Rusya ile yaptığı muzakerelerde S-400'lerin konuşlandırılacağı bolgeler olarak İstanbul ve Ankara on plana çıkıyor. Bu da Turkiye'nin askeri tehdidi Batı'dan hissettiği anlamına gelir. Ankara, bolgedeki Kurt meselesinin bir sure sonra bolgeyi daha buyuk bir kaosa surukleyeceğini ve kaosun Turkiye'yi de içine alabileceğini ongoruyor olabilir. Bu sureçte Turkiye'nin kendi Batılı ortaklarından farklı cephelerde yer alabileceğini ve bu durumda Rusya'dan ciddi bir destek gormek istiyor olabilir şeklinde ben bunu yorumluyorum. Bu ne kadar gerçekleşir, bilemiyorum fakat S400'leri, Turkiye'nin ileride Batı'ya yaşayabileceği sıkıntılarda Rusya'dan destek alabilmek için yurutulen bir muzakere sureci olarak goruyorum. Rusya'da hem askeri hem siyasi uzmanlar benim dediğim şekilde değerlendiriyorlar. Bu da ister istemez Turkiye'nin NATO ile ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek bir duruma tekabul ediyor. Zira siz Turkiye olarak Batı'dan tehdit hissederseniz ittifakınızı gozden geçirirsiniz. Dolayısıyla burada Turkiye bir taraftan ileride yaşanabilecek bir krizde Rusya'dan destek almayı amaçlıyor olabilir, ikicisi de Rusya açısından baktığımızda NATO- Turkiye ilişkilerinde yaşanabilecek olan bir kırılma Rusya'nın ciddi işine gelir."
Yorumlar
Yorum için giriş yap veya kaydol.
Henüz yorum yok — ilk sen yaz.