Özet (TL;DR) @ 2017-11-08 09:44:32.974176: Gülben Ergen bu hafta Google’dan burs kazanan ilk Türk engelli bilgisayar mühendisi Muratcan Çiçek ile bir araya geldi ve okul hayatından Amerika’ya uzanan yolculuğunun hikayesini dinledi.



Bir ya şam ustası tanıdım...
Dokuz ya şında babasını kaybedip, annesi ile hayat yoluna devam ediyor.
Spastik engelli te şhisi konduğunda henuz bebek.
Anne umudunu kesmiyor. Onu odalara kapat ıp hayatı kendine de evladına da zehir etmiyor.
Ö zyeğin Üniversitesi Bilgisayar Muhendisliği mezunu. Amerika'da okuyor. Hollanda'da staj yapıyor ve Google da ona burs veriyor. Bu bir ilk. Sadece elleri, kolları, bacaklarıyla değil, konuşma guçluğu çektiği için genellikle iletişimini gozuyle kullandığı bilgisayarıyla sağlıyor.
Muratcan ve annesini tan ımak, hayat hikayelerini dinlemek imkansız diye bir şey olmadığının kanıtı.
Muratcan 'a hayran kaldım. Allah'a olan inancına, yaptıklarına ve yapmak istediklerine ve ustaların ustası annesi Nilgun Hanım'a... Özyeğin Üniversitesi'ne kendi adıma teşekkur ediyorum. Boylesi bir değere sahip çıktıkları için.

Aziz Sancarın
izinden...

* Muratcan, seni tan ıyabilir miyiz? Kaç yaşındasın, tam olarak rahatsızlığın nedir?- Ben Muratcan Çiçek, Özyeğin Üniversitesi Bilgisayar Muhendisliği mezunuyum ve şu an 23 yaşındayım. Ayrıca Cerebral Palsy gibi bir fiziksel engelim bulunuyor.

* Nas ıl bir çocukluk geçirdin? Bilgisayara çocukken de meraklı mıydın?

- Ailem ben 2 aylıkken fiziksel engelimi fark etmiş, 6 yaşıma kadar bana gerekli fizik tedaviyi aldırmış. 9 yaşında babamı kaybettim, birkaç ay sonrasında ise gecikmeli olarak ilkokula başlamış oldum. Aslında benim 11 - 12 yaşıma kadar bir bilgisayarım olmadı. Beşinci sınıfta, sınıf oğretmenim Hasan hocamın çabalarıyla ilk bilgisayarıma kavuşmuştum. İnternet ile de epey gecikmeli olarak tanıştım diyebilirim. Ancak çok çok kuçukken babamla tamir ettiğimiz çeşitli elektronik cihazlar sayesinde genel olarak teknolojiye hep bir merakım vardı.

* Bu yetene ğin ne zaman keşfedildi?

- Ortalama bir insandan farklı, ozel bir yeteneğim hiçbir zaman olmadı. Sadece kendi ayaklarım uzerinde durabilmek için yaptığım her işi en iyi şekilde yapmam gerektiğine inanıyorum. Bu inançla hep başarılı bir oğrenci oldum diyebilirim. Şimdi de başarılı bir bilgisayar muhendisi olmak istiyorum. 9 yaşında babamı kaybetmiştim. Bu aslında bir gun annemi de kaybedebilirim demekti benim için. O donemde de aslında benimle ilgilenecek başka kimsem yoktu diyebilirim. Tek başıma kalmadan once en iyi imkanlara sahip olmam gerekiyordu. İyi bir işe girmeliydim, bunun için de en iyi okullarda okumalıydım. Tabii ki bu fikirleri bana hep biricik annem aşıladı. Annemin kendini benim fiziksel engelim doğrultusunda surekli geliştirmesi, ilgili çok sayıda kitaplar okuyarak çocuk yetiştirme konusunda inanılmaz bilinçlenmesi sayesinde ben sorumluluk sahibi birey olarak yetişmiş oldum. Çok ozel bir yeteneğim varsa da hepsini anneme borçluyum diyebilirim.

* Üniversiteye kadar hangi okullarda okudun?

- Edirne Keşan Cumhuriyet İlkoğretim Okulu ve Edirne Keşan Yusuf Çapraz Anadolu Lisesi'nde okudum. Tabii, okul oncesinde 6 yaşıma kadar devlete ait rehabilitasyon merkezlerinde diğer engelli arkadaşlarımla beraber çeşitli eğitimlere de katılmıştım. Ancak okuduğum ilkoğretim de lise de devlete ait, sıradan okullardı. Sanıyorum iki kurumda da okuyan ilk engelli oğrenci bendim. Aslında engelli çocukların eğitimiyle ilgili ozellikle değinmek istediğim bir nokta var. Bu konuda ulkemizde aileler iki farklı tutum sergiliyor. İlki "nasılsa okuyamaz" diyerek çocuklarına eğitim aldırmamak ki bu tutum ile aslında suç işlemiş oluyorlar. İkinci tutum ise çocuklarına adeta pamuk içerisinde eğitim aldırmak oluyor. Artık ailelerin buyuk çoğunluğu bu tutumu sergiliyor ancak bence bu en az ilki kotu bir davranış çunku ikisinin sonuçları neredeyse aynı oluyor. İkinci grupta çocuklarına aşırı derecede destek olup kendini geliştirme fırsatı vermeyen aileler yer alıyor. Örneğin, bu aileler; oyuncaklarıyla duzgun oynayamayacağını duşunerek çocukları yerine oyunlar oynayıp çocuklarını seyirci konumuna indirgiyorlar. Çocukları normal okullarda okusa bile onları sınıfta bir an bile yalnız bırakmıyorlar, gerektiğinde çocukları yerine oğretmenle ya da diğer çocuklarla iletişime geçiyorlar. Gerektiğinde çocuklarının yerine duşunmuş oluyorlar. Bu durumda çocuklarının oğretilen konuları oğrenmesine, arkadaş edinmesine, hatta duşunmesine bile gerek kalmıyor. Çocuklar ailelerine aşırı derecede bağımlı duruma geliyorlar ki bağımlılık çoğu zaman fiziksel engellerinin bile onune geçiyor.

Mesela gunumuzde "spastik" kelimesinin hakaret olarak kullanılmasında bir etken de hiçbir zeka geriliği bulunmamasına rağmen aileleri tarafından bu şekilde cahil bırakılmış çocukların fazlalığıdır.

Aziz Sancarın
izinden...

BU BA ŞARI ANNEMLE İKİMİZİN
* Senin şansın annen miydi?- Benim annem oldukça bilinçliydi. Bugune kadar annemle bulunduğumuz her yerde birlikte başarmanın onemi vurgulamaya çalışıyoruz. Evet, başardığımı duşunduğunuz her başarı, aslında annemle ortak başarımızdır. Fakat bu annemin bana tek başıma bir şeyler başarmama izin vermesiyle başlamıştır. Beş altı yaşlarındayken bir keresinde yatağımı tek başıma 1 saat 20 dakikada topladığımı hatırlıyorum ki o an inanılmaz mutlu olmuştum. Eğitim hayatım boyunca bir kez bile engelim nedeniyle alay edilmedim çunku engelli bile olsanız diğer çocuklarla arkadaşlık kurabildiğiniz surece normal sayılıyorsunuz. Bunun dışında annem beni yıllar boyu okula taşıdı, gerektiğinde benim tarifim uzerine sınav kağıdına yazılım kodu yazdı. Şimdi 56 yaşında olmasına rağmen araba kullanmasını oğreniyor.

Ancak ben bilgisayar muhendisi olduğum halde kendisi tek başına bilgisayarı açıp kullanamaz. Çunku annem sadece benim engelim nedeniyle gerçekten tek başıma başaramayacağım noktalarda bana destek olur, başarabileceğime inandığı noktalarda da bana sonuna kadar guvenir. Aramızdaki bu guven iklimi sayesinde bugun birlikte birçok engeli aşmış bulunuyoruz.

Aziz Sancarın
izinden...

GOOGLE 'IN DAVETLiSi OLARAK LONDRA'YA GiTTiM

* Google 'dan burs alan ilk Turk engelli bireysin. Neler hissediyorsun?-Google'ın Avrupa ve Ortadoğu'da okumakta olan engelli bilgisayar muhendisliği oğrencilerine yonelik bu burs programı 7 yıldır duzenlenen bir program ve ben aslında bu bursun onceki yıllarda Turkiye'den başka oğrenciler tarafından çoktan kazanılmış olmasını arzu ederdim. Yine de ulkemi, bana hep destek olan okulum Özyeğin Üniversitesi'ni ve YGA'yı bu kadar prestijli bir programda temsil ettiğim için gururluyum. Daha once de belirttiğim gibi bu başarı sadece benim değil, benimle birlikte oncelikle annemin, sonrasında okuduğum okullardaki butun hocalarımın, arkadaşlarımın, YGA'nın, mentorlerimin, bana destek olan herkesin ortak başarısıdır.


* Ge çtiğimiz hafta Londra'ya Google'a gittin. Neler yaşadın? Hayal ettiğin gibi miydi?

- Google'dan kazandığım burs kapsamında geçen hafta Londra'da duzenlenen tek gunluk ozel bir etkinliğe katıldım. Etkinlikte 20 bursiyerden biri olmak beni ayrıca gururlandırdı. Gun boyunca birbirimizi ve Google'ı yakından tanıma fırsatı bulduk, gelecek ve teknoloji uzerine konuştuk. Global bir ortamda ileride dunyayı değiştirebilecek projeler uzerinde fikir alışverişi yapmak benim için son derece heyecanlıydı. - Nilgun Çiçek (Anne): Bizi Londra bir karşıladılar ki gor. Öyle hoş karşılandık ki. 1 hafta boyunca her yeri gezdik. Ondan once de Hollanda ve Amerika'ya gittik. 3. sınıfı Amerika'da okudu. İlk senesinde not ortalaması yuksek olduğu için Amsterdam'da bir bankaya staja yolladılar.

* Hayat ında sana en çok kimler destek oldu?

- Ben inançlı bir insanım ve her şeyden once Allah'ın bana destek olduğuna inanıyorum. Yine onun lutfu sayesinde sahip olup tanıdığım oncelikle annem, sınıf oğretmenlerim, dersini aldığım diğer butun oğretmenlerim, bana surekli yol gosteren muhendis abilerim, universitem, rektorumuz, YGA'da birlikte proje urettiğimiz ekibim ve bolum hocalarım hep birlikte onumuzdeki butun engellileri aşmamızda bize destek oldular.

* Seninle ayn ı durumda olan benzer hayalleri olan gençler için neleri tavsiye edersin?

- Ben kesinlikle ustun zekalı biri değilim, ortalama bir insana gore oldukça unutkanım hatta. Babam devlet işçisiydi, kendisini çok kuçuk yaşta kaybettim. Annem beni ondan kalan emekli aylığı ile okuttu. Arkamızda ekonomik olarak da hiçbir guç yoktu, universiteye başladığım yıl işe d e başlamıştım aslında. Üç dort yıldır kendi harçlığımı kendim kazanıyorum. Annem de aslında kuçuk bir kasabada yetişmiş bir ev hanımıydı. Soylemek istediğim şey, benim aslında sizden hiçbir şekilde bir farkım, ustunluğum, ozel bir yeteneğim yoktu. Ben sadece Allah'a, ben yeterince çabalarsam onun bana destek olacağına inandım. Ailemi başarılı olabileceğime inandırdım, ben de onların bana destek olacaklarına butun kalbimle inandım. Sizin de benden daha buyuk işler başarmanız için şu anda ekstra hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Üstelik sizin için ben guzel bir ornek olabilirim, maalesef benim onumde çok net ornek yoktu. Tek yapmanız gereken pes etmemek, gerçekten çok çalışmak ve daha uzun vadeli hayaller kurmak olacaktır. Yani gizli bir formulumuz, sihirli bir değneğimiz yok, bu yıl not ortalamanızı duzeltince onumuzdeki yıl her şeyin bir anda çozuleceğini tabii ki beklemeyin, ancak okullarınızı iyi derecelerle bitirip geçerli bir meslek sahibi olursanız yıllar içerisinde yaşam kalitenizi surekli olarak artırabilirsiniz.

* Ba şarı senin için ne demek?

- Şu an gonullusu olduğum YGA ile tanışana kadar başarı benim için çok onemliydi ve odul demekti. Ancak YGA'nın guven ikliminde oğrendim ki başarı benim için değil, bizim için başarı olduğunda değer kazanır. "Her şeyi ben kendim başardım" demek, butun krediyi uzerine almak çevremizdeki insanların bize olan guvenlerini sarsar, inanç ve desteklerinin azalmasına neden olur, oysa onlar olmadan biz de olamayız aslında. Bu yuzden aslında her başarı hikayesi, bir birlikte başarma hikayesidir. Asıl başarı birlikte başarmayı başarabilmek. Başarıda kendini aradan çıkarabilmek, başarısızlıkta umutsuzluğa duşmemek; "Bugunum guzel, yarınım daha da guzel olacak" diyebilmektir.

GE Ç SAATTE KONSERDEN YALNIZ DÖNMÜŞLÜĞÜM VAR

* Annenle s urekli birlikte misiniz? - Önceki sorularınızda da belirttiğim gibi annem her konuda bana destek olur, biz her şeyi birlikte başarıyoruz. Ancak bu birliktelik kesinlikle bir bağımlılık değildir. Annem ona gerçekten benim ona ihtiyaç duymadığım zamanlarda beni hep ozgur bırakmıştır. Mesela benimle birlikte hiçbir zaman sınıfta derslere katılmamıştır, hatta beni okulda bırakıp eve donmuştur.

Lise son sınıftayken arkadaşlarımla bir arabaya atlayıp İzmir'e gitmişliğim, Oregon'dayken geç saatte konserden eve tek başıma donmuşluğum, Londra sokaklarında yalnız dolaşmışlığım da vardır.

Aziz Sancarın
izinden...

YAPAY ZEKA ÜZERiNE DOKTORA YAPACAĞIM

* Eyl ul'de Amerika'ya mı gideceksin?- Eğitimime University of California, Santa Cruz'da doktora oğrencisi olarak devam edeceğim, bu da aslında 5 yıllık bir sureç ve bu eylulde başlamış olacak. Aslında ben uç sınıfın ikinci yarısını da yine Özyeğin Üniversitesi'nin desteği ile Oregon State University'de, Amerika'da okumuştum. Bu surede annemle birlikte yaklaşık 6 ay kadar orada yaşamı deneyimleme fırsatı bulduk ve lisans sonrası eğitimime orada devam etmemizin bizim açımızdan daha faydalı olacağına karar verdik. Yeni hayatımızın zorluklarından korkmuyoruz.


* Uzmanla şmak istediğin alan ve şirket neresi?

- Aslında bilgisayar bilimi oldukça dinamik bir alan. Muhtemelen 10 yıl sonra yepyeni konular uzerinde çalışıyor olacağız. Şu için doktoramı Computer Vision (bilgisayarla gorme) uzerine yapacağım, ayrıca Turkiye'de çalıştığım şirketlerde kendimi Big Data (buyuk veri) uzerinde geliştirmiş bulunuyorum. Aslında bu iki alan yapay zeka konusunun iki farklı alt dalı oluyor. Uzun vadede yapay zeka kullanarak oncelikle engellilerin ve butun insanların hayatını kolaylaştıracak teknolojiler geliştirmek, kendimi de buna yonelik alanlarda geliştirmek istiyorum. Gerçekten fark yaratacak bir durumda ve hazır olduğumda kendi şirketimi kurmayı duşuneceğim.

* Hayallerine ula ştığını duşunuyor musun?

- Aslında şu an için ilk hayalim UC Santa Barbara ve Santa Cruz gibi bir universitede akademisyen olarak laboratuvar kurmak. Orada eğiteceğim Turk oğrencilerle hem bilime ve kendi ulkeme katkı sağlayıp hem de oldukça mutevazı bir hayat yaşamak diyebilirim. Bu hayalimle çok buyuk saygı duyduğum Prof. Dr. Aziz Sancar'ın izinden ilerlemeyi umuyorum. Yeni bir teknoloji geliştirecek ve babamın adını taşıyacak dev bir şirket kurmak da istiyorum. Turkiye'de yine annemin adına kuracağım bir universiteyi yalnızca bu şirket ile finanse ederek ulkemizin eğitime gerçekten katkı sağlamak gibi bir hayalim de bulunuyor. Boylece Steve Jobs'un yaratıcılığı ile şahsen tanıdığım ve beni çok etkileyen Sayın Husnu Özyeğin'in duyarlılığını birleştirebilmeyi hayal ediyorum. Henuz çok gencim, belki Allah'ın izniyle omrum bu iki hayalimi de gerçekleştirmeye yetecek ve kendim olabileceğim. Ayrıca onlarca roman yazıp hepsini sinemaya uyarlamak, matematik dalında Nobel almak hedeflerim arasında...Sanırım 200 yaşına kadar da yaşasam gozlerimi kapattığımda ulaşmadığım onlarca hayalim olacak, hatta o an bile yeni bir hayal kuruyor olabilirim.

Renkli hayallerim bir yana, oncelikle hedefim; engellilerin bir şeyler başarabildiklerini ancak bunun tek başına değil, çevrenizdeki insanlarla birlikte olacağını, onemli olanın birlikte başarmak olduğunu ulkemize ve dunyaya ispatlamaktır.

STEPHEN HAWKING İLE FARKLIYIZ…

* Senin i çin Hawking benzetmesi yapılıyor…- Stephen Hawking'e çok buyuk bir saygı duyuyorum. Evet, Hawking fiziksel engelli bir akademisyendir, ben de bir fiziksel engelliyim ve akademisyen olma yolunda ilerliyorum. Ancak aslında hastalıklarımız da uzerinde çalıştığımız alanlarda birbirinden tamamen farklıdır. Ben bir Cerebral Palsy hastasıyım, doğuştan fiziksel engelliyim ancak benim engelimde bir kotuleşme olmuyor, yani engel duzeyim ilerleyen yaşlarımda da bu seviyede olacak. Ayrıca ben bilgisayar bilimi uzerinde kendimi geliştiriyorum ve daha yolun başındayım. Stephen Hawking ise ALS hastası, dunyaca unlu bir fizikçidir, yaptığı onemli araştırmalar ile fizik bilimine katkısı çok çok buyuk olmuştur. Ayrıca kendisinin hastalığı yetişkinlik doneminde başlamıştır, hastalığı zaman içerisinde yavaş yavaş ancak oldukça kotuleşerek gelişmiştir. Kendisinin fiziksel engeli o 40 yaşlarına geldiğinde benim engelim duzeyine ulaşmış, sonrasında ise durumu benim engelimin çok daha otesine geçmiştir. Öyle ki kendisi hastalığını ilk oğrendiğinde neredeyse benim şu anki yaşımdaydı, Oxford Üniversitesi'nden yeni mezun olmuş ve doktora için Cambridge Üniversitesi'nden kabul almıştı, ustelik en buyuk destekçisi olan eşi de daha çok gençti. Benim en buyuk destekçim olan annem ise ben dunyaya engelli olarak geldiğimde zaten 32 yaşındaymış, şimdi ben doktora eğitimime yeni başlayacağım ve annem şu an 56 yaşında.

ENGELLiLERiN TEKNOLOJiYE ERi ŞiMi iÇiN YAZILIM GELiŞTiRiYORUZ

* Young Guru Academy 'de (YGA) neler yapıyorsun?- YGA, 2000 yılında Turkiye'de kurulan uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. Birlikte başarabilen, egosu kuçuk kalbi buyuk, sosyal bilinçli liderler yetiştirmeyi amaçlıyor. YGA'da daha iyi bir dunya için geliştirdiğimiz teknolojilerle, dunyada ilklere imza atıyoruz. Birlikte keşfedip, birlikte karar verip, birlikte hayata geçiriyoruz. YGA ailesi olarak yuzde yuz guven ikliminde dunyaya gerçekten faydalı olacak sosyal inovasyon projeleri hayata geçiriyoruz. Bu projelerde; bizim için kimin daha çok emek harcadığı, krediyi kimin aldığı hiç onemli değil. Önemli olan birlikte başarmayı başarabilmek. YGA bugune kadar inovasyon ve teknoloji alanında dunya çapında 10 farklı, prestijli odul aldı. YGA'nın sosyal inovasyonları yuz binlerce dezavantajlı insanın hayatını değiştiriyor. Gorme engelliler için geliştirdiğimiz "Hayal Ortağım" uygulaması 200 binden fazla engelliye ulaşıyor. Dunyanın en akıllı bastonu "WeWalk" şu an uretim aşamasında ve gorme engellilerin hayatında bir devrim yaratacak.

Çocuklara bilimi sevdirmek için geliştirdiğimiz TWIN Bilim Seti binlerce çocuğa ulaşıyor. Suriyeli goçmenler için geliştirdiğimiz WeTalk anında sesli çeviri uygulaması ise goçmenlerin sosyal uyumunu kolaylaştırıyor. YGA, 2016 ve 2017 yıllarında "Great Place to Work" seçildi. Yuzde 100 guven endeksiyle Avrupa'da listeye giren ilk ve tek sivil toplum kuruluşu oldu.

* Engelliler şu anda hazırlığını yaptığınız başka projeler de var mı? Evet. İleri teknoloji bir yazılım geliştiriyoruz. Bu yazılım ile her fiziksel engelli normal bilgisayarı veya akıllı cep telefonunu kullanabilecek. Her gun biraz dijitalleşen dunyamızda engellilerin teknolojiye erişimlerini sağlayarak yaşam standartlarını tumuyle yukselmeyi amaçlıyoruz. Ben proje için çok heyecanlıyım çunku bu yazılım ile engelli çocuklar derslerine bilgisayardan çalışabilecekler. Üniversiteye daha rahat hazırlanacaklar. Boylece çok daha iyi okullar, bolumler kazanıp hayallerine ulaşabilecekler. Yetişkinler ise evlerinden çıkmadan kendilerini geliştirme, çalışabilme imkanı bulacak ve kendilerini daha bağımsız hissedebilecek.

Tabii bu yazılımı geliştirmek için profesyonel bir ekip ile birlikte aylar surecek bir çalışma gerekiyor. Bu surede de proje için ciddi bir kaynağa ihtiyacımız olacak. Eylul ayında projemizi bir kitlesel fonlama platformu olan ArıKovanı'nda fonlamaya açıp herkesin bu projeye destek olabilmesini sağlayacağız, sizlerin de desteklerini bekliyoruz.

* Bireysel olarak herhangi bir sponsorun ya da destek çin var mı?Tabii ki en buyuk destekçim tartışmasız her zaman annem olmuştur. Onun dışında neredeyse tanıştığım her insan bana bir şekilde destek olmuştur, bunların içerisinde Özyeğin Üniversitesi Rektoru değerli Esra Gençturk'ten tutun da taksi şoforlerine kadar herkesi sayabilirim. Ekonomik açısından ise çok şanslıyım ki etrafımdaki insanlar bana balık vermediler, balık tutmayı oğrettiler. Öncelikle Özyeğin Üniversitesi'ni bir yarışma sonucunda tam burslu olarak kazanmıştım, ilk yıl derslerimde gosterdiğim başarıdan dolayı okulun sağladığı çeşitli burslar ile harçlığımı çıkarmış oldum. İkinci yıl ise yarı zamanlı yazılım geliştiricisi olarak işe başladım, aslında o gunden beri kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılar duruma gelmiştim. Üçuncu sınıfta kendi universitemin imkanlarıyla Amerika'ya gidip orada çeşitli yapay zeka dersleri aldım. Edindiğim bu donanım ile Turkiye'ye donduğumde çok daha onemli pozisyonlarda işler buldum. Yaklaşık bir yıldır Ebay çatısı altındaki Gitti Gidiyor'da çok onemli bir projede yer alıyorum. Yine şubat ayından beri Turkcell bunyesinde farklı bir projede de yarı zamanlı çalışıyorum.

Amerika'daki doktora eğitimim için gerekli kaynağı çok buyuk bolumu okuyacağım okuldan kazandığım burs ile karşılamış olacağım.

Aziz Sancarın
izinden...

N İLGÜN ÇİÇEK

İ LKOKULUN 1. GÜNÜ OKULA BIRAKIP GiTTiM, BÖYLECE ARKADAŞ EDiNEBiLDi

* O ğlunuzun hastalığı doğum sırasında yaşadığınız bir durumun sonucuna mı oldu?- Nilgun Çiçek: Muratcan'a hamileliğimde 6. ayımda kanamam oldu. Plesenta one geçti. Hep yattım. Bebek normal gozukuyordu. Doğumun olacağı gunun gecesinde kanamam oldu. Hastaneye gittiğimizde kendi doktorumuz olmadığını oğrendik. Keşan'da oturuyorduk. Edirne'ye gidelim dedik. Hemen doğuma giremediğim için bayılmışım zaten. Ben doktor hatasının olduğunu duşunuyorum.- Muratcan: Ben kader olduğunu duşunuyorum.

* Muratcan 'ın rahatsızlığını ne zaman anladınız?

- Nilgun Çiçek: Ben iki aylıkken anladım. Ama doktorlar anlamadı. Keşan'da ve Edirne'deki neredeyse tum doktorlara gittik. Edirne'de goturduğum bir çocuk doktoru hiç durmayın hemen Bakırkoy'e goturun dedi. 6 aylıkken oraya goturduk. Orada spastik engelli teşhisi kondu. Hemen fizik tedaviye başladılar. Heyet raporu çıkarabilmek için sil baştan butun testleri yaptılar.

- Muratcan : Spastik engelli çocuklara zihinsel engelli gozuyle bakılıyor. Anne babalar da aynı şekilde. Surekli bebekmiş gibi davranıyorlar. 15 yaşına gelmiş bile olsa 8-9 yaşındaki bir çocuk gibi davranıyolar. Bu yuzden doğru eğitim verilmiyor.

- Nilgun Çiçek: Ben biraz sert bir anneyimdir. Bunun da bize çok faydası oldu.

B İR KAVANOZU AÇMASI 40 DAKİKA SÜRERDİ

Sert anne ne demek?*
- Nilg un Çiçek:** Fizik tedavinin hemen başlaması gerekiyordu. Hiç aksatmadık. Ne yapmamız gerektiğini ayrıntılı olarak anlattılar. Hepsini uyguladık. Muratcan'a sayıları gostermeye, kalem tutmayı oğretmeye başladım. İki buçuk yaşına geldiğinde sayıları biliyordu. Hikaye kitapları aldım. Sesli okuyordum. Boyle boyle derken okumayı oğrettim.

- Muratcan: Mesela bir şeyin kapağını açmam gerektiğinde 40 dakika uğraşıp açardım. Annem asla açmazdı. Kavanoz kapağını iki saatte açtığımı biliyorum. Bu yuzden mucadele etmeyi oğrendim.

- Nilg un Çiçek: Mesela yere ortu serer karşısına da ayna koyardım. Örtuye kağıtları delgeçle keser koyardım. Aynaya doğru ufletir egzersiz yaptırırdım.

* Bu y ontemleri bir yerde mi okumuştunuz?

- Nilg un Çiçek: Bir tanıdığımızın da engelli çocuğu vardı. Onlardan kitap istedim. Çok okudum ne yapmam gerektiği ile ilgili. Muratcan çok kuçuk yaşta eğitim aldı.
- Muratcan: İlkokula başlayacağım gun annem benimle geldi, beni sıraya oturttu ve iyi dersler dileyip gitti.
- Nilg un Çiçek: Evet. Sırasının kenarından defterleri duşmesin diye kenarlık yaptırdım. Masasını sandalyesini okul başlamadan ayarladım. İlk gun bıraktım gittim. Öğretmenine de anlattım durumunu. Bunu arkadaş ortamı olması için yaptım. Okula başlamadan once haftanın 5 gunu fizik ve el becerilerini geliştirmesi için eğitim aldırdım. Okula bıraktım ama yemek ve tuvalet saatlerinde gidiyordum.Onun saatlerini bildiğim için ona gore ayarlıyordum. Yaşlı annem ve kayınvalideme bakıyordum bir de. Eşim erken vefat ettiği için tek başıma kaldım.

- Muratcan: Okulla ilgili onemli bir şey soyleyeceğim. Benim çok engelli kardeşlerim var. Maalesef aileleri okulda yalnız başına bırakmak istemiyorlar. Bu yuzden de arkadaş edinemiyorlar. Dolayısıyla zeka olarak geri kalıyorlar.

- Nilg un Çiçek: Aileler mumkun olduğunca çocuklarını okulda bırakmalı. Duşse de kalksa da. Muratcan'ı okuldan eve getiriyordum. Butun gece odev yapıyorduk. Okuldaki çocukların defterlerini alıp notlarını Muratcan'ın defterine geçiriyordum. Verilen odevleri beraber yapıyorduk. Benim kahve/çay gunum olmadı. Hep okul hayatım oldu.

AMER İKA İÇİN 56 YAŞINDA ARABA KULLANMAYI ÖĞRENDİM * Muratcan, istedi ğin gibi arkadaşlar edinebildin mi?

- Muratcan: Evet. Çok guzel arkadaşlıklarım vardı. Kendimi ifade ederken hiç zorlanmadım. Herkes çok pozitifti.
- Nilg un Çiçek: Biz hiç sakınmadık. Gerektiğine bir arkadaşı da onu tuvalete goturdu. Arkadaşlarıyla sinemaya da gitti tiyatroya da. Hatta okul gezilerine de gittiler. İzmir ve Ankara gezisi uzak şehir olduğu için ben de katıldım ama mumkun olduğu kadar onlardan uzak durdum.

* Amerika i çin İngilizce oğreniyor musunuz?

- Nilg un Çiçek: Kursa gidiyorum. Birebir ders de alacağım. Orada araba kullanmam gerekecek.
Bu yuzden de eğitim aldım. Şimdi Çekmekoy'den ikinci kopruye gidip geliyorum.