Özet (TL;DR) @ 2017-11-06T23:59:00.000Z: İslam Özkan'a göre Suudi Arabistan'da veliaht prens Salman’ın prensler, bakanlar ve işadamlarına yönelik tutuklama hamlesiyle 2030 ekonomik hedefi ve sosyal reformlar içeren pragmatist çizgi…



İslam Özkan'a gore Suudi Arabistan'da veliaht prens Salman'ın prensler, bakanlar ve işadamlarına yonelik tutuklama hamlesiyle 2030 ekonomik hedefi ve sosyal reformlar içeren pragmatist çizgi yerleştirme çabası. Ulemanın şimdilik zahiren girişime onay verdiğini soyleyen Özkan'a gore bu sureç durmayacak ama toplumun gelişmeleri kaldırması da zor.

Suudi Arabistan'da 4 Kasım gecesi Kral Selman bin Abdulaziz tarafından yayınlanan kararnamelerle 'yolsuzluk karşıtı komite' kurulduğu duyurulurken, 11 prens ve 38 bakan ve yardımcısı ust duzey yetkili ile zengin işadamlarına yonelik tasfiye hareketi başlatıldı. Bu kişiler bir otelde gozaltına alınırken, seyahat yasakları ve servetlerin dondurulması devreye sokuldu. Gerekçeleri tam bilinmemekle birlikte iki prens hayatını yitirirken, gelişmeler yolsuzluk karşıtı komitenin başına atanmış birinci veliaht prens Muhammed bin Salman'ın (MbS) rakiplerini 'temizleme' hamlesine yoruluyor.

Yemen savaşının musebbibi olan 32 yaşındaki genç prensi dunya siyasetinde one çıkartan son hamleleri Arap alemini yakından takip eden araştırmacı gazeteci İslam Özkan'la konuştuk.

' RİYAD OLANLARI DARBEYİ SAVUŞTURMA OLARAK GÖSTERİYOR

İslam Özkan, Riyad merkezli kaynakların Suudi Arabistan'da yaşanan son gelişmeleri 'darbeyi onleyici bir girişim' gibi yansıtmaya çalıştıklarını vurgularken, boylelikle yaşananların 'masum gosterilmeye çalışıldığı' goruşunu dile getirdi:

"Arap basınında birkaç değerlendirmenin one çıktığını goruyoruz. Riyad merkezli kaynaklar 'karşı darbe' yahut 'darbeyi savuşturma girişimi' yorumlarını one çıkartıyorlar. Bu  değerlendirmeler yapılanları çok masum gosteren bir yorum oluyor. Bu yaklaşımı şahsen çok benimsemiyorum. Bu zaten uluslararası siyasette de gormeye alışkın olduğumuz bir şey: 'Ben yapmasaydım karşı taraf yapacaktı, ben onceden davrandım'. Muhtemelen Muhammed bin Salman bu yaptıklarına devam edecek olsaydı --ki muhtemelen edecek- zaten buna yonelik tepkiler gelişebilirdi. Bu tepkiler askeri, siyasi yollardan ve toplumsal tepki şeklinde gelişebilirdi."

' DAHA ÖNCE İKİ DALGA HALİNDE TUTUKLAMALAR OLMUŞTU'

Özkan Suudi Arabistan'da prenslere, bakanlara ve işadamlarına yonelik tutuklama dalgasından once de başka tutuklamalar olduğunu anımsatırken, ilk dalgada ulemadan, akademisyenler ve burokrasiden etkili isimlerin ekarte edildiğini vurguladı:

"Son tutuklamalardan once birinci ve ikinci dalga tutuklamalar oldu. Ulema, akademisyenler, kanaat onderleri, burokrasiden onemli şahsiyetlerin olduğu isimler tutuklandı. Tabii ikinci dalga diyebileceğimiz dalga içerisinde eski Kral Fahd'ın oğlu da tutuklanmıştı. Onun yanında birkaç haneden uyesi de tutuklandı. Bunun hemen oncesinde Fahd'ın oğlunun yani Abdulaziz'in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) lideri Bin Zayed'e yonelik kufur derecesine varacak sosyal medya paylaşımlarında bulunduğunu biliyoruz. Bunun uzerine tutuklandı ve tabii bunu hiç beklemiyordu. Tutuklandığında İbiza Adası civarında yatındaymış ve daha sonra Fas'ta bulunan Kral Salman'la goruşuyor. Suudi Arabistan'a goruşme yapmak uzere çağrılıyor, geliyor ve ardından tutuklanıyor."

' TECRÜBESİZ POLİTİKACI OLMANIN GETİRDİĞİ CESARET'

Özkan, operasyonun arkasında bulunan veliaht Prens Muhammed bin Salman için "Bunlar Muhammed bin Salman'ın hırsına, tutkusuna ve siyasi iktidar arzusuna işaret ediyor. Aslında bir de tecrubesiz ve acemi bir politikacı olmanın getirdiği bir cesaret de mevcut" vurgusu yaptı. Genç prensin sosyal ve ekonomik ajandasının ulkeyi zorladığını soyleyen Özkan, oncelikle turizm eşliğinde liberalleşmenin one çıkartılacağı goruşunu dile getirdi:

"MbS veliaht olduktan sonra --Turkiye'deki 2023 hedefi gibi- 2030 hedefini açıklayalı bir yılı geçti. 2030 hedefi çok kapsamlı ve asıl amaç petrole bağımlılığı azaltmak. Bu durumda Suudi Arabistan hem işgucu hem yapısal nedenlerden oturu buyuk bir uretim hamlesi yapamayacağından dolayı 2030 hedefinin ekonomik sacayağını turizm ile sağlamaya çalışmak gibi bir arayışa girildi. Zaten halihazırda 'din turizminden' buyuk gelir elde ediliyordu. Fakat bu hamleyle MBS'nin amaçladığı turizm hamlesi bizim Turkiye'de turizm denilince akla gelen neyse (Bodrum, Antalya) ona benzer bir proje gundeme getiriliyor. Tabii bu tek başına bir ekonomik bir reform paketi olarak kalamazdı. Çunku bu tarz bir turizm açılımı beraberinde başka şeyleri getirmek zorundaydı. Orada mayolu ya da bikinili olarak denize girebilmek, içki içebilmek yani kendi hayat tarzına uygun bir şekilde yaşayabilmesi bir sosyal reformu da dayattı.''

' SALDIRGAN VE PRAGMATİST BİR SİYASET'

Suudi Arabistan'daki son gelişmelerin toplumsal yapı açısından 'devrim' niteliğinde olduğunu belirten Özkan, bu tarz bir liberalleşmenin yanında saldırgan ve pragmatist bir siyasetin de bulunduğuna dikkat çekti:

"Geçtiğimiz aylarda Suudi Arabistan'ın kuruluş kutlamaları yapıldı. MBS'nin niyetleri çok daha açık ortaya çıktı. Suudi toplumunun pek aşina olmadığı şekilde başı açık kadınlar konser verdiler, kadın-erkek karışık bu konserleri dinlediler. Bizim açımızdan çok normal şeyler gibi geliyor ama Suudi toplumu açısından bunlar 'devrim' niteliğinde. Bu durum Batı'da ılımlı karşılanıyor ama burada BAE izini goruyoruz. Bir açıdan bakıldığında liberalleşme politikaları gundeme gelirken diğer yandan tam bir saldırgan, başka ulkelerin iç işlerine mudahale eden, siyasette hiç bir ilke tanımayan, sonuna kadar oportunist ve pragmatist siyasetin egemen olduğunu goruyoruz. Dolayısıyla buradaki liberalleşme ve mecburen sekulerleşme diye isimlendirmek gereken bir durum var ama obur taraftan muthiş bir makyavelizmin siyasete hakim kılınmaya çalışıldığını goruyoruz."

Ülkede geçmişte de bazı benzer girişimler olduğunu soylerken, "Ama o zaman az çok bir denge vardı" diyen Özkan, "Muhammed bin Salman'ın gelişiyle bu dengenin tamamen bozulduğunu ve tamamen farklı bir mecraya doğru evrildiğini goruyoruz" vurgusu yaptı.

' PRENS SALMAN'IN KAFASINDAKİ MODEL 'BAE' MODELİ'

(C) REUTERS/ Faisal Al Nasser

Özkan, Riyad ile BAE'nin birçok konuda beraber hareket ettiklerini ve Salman'ın kafasında tasarladığı modelin BAE modeli olduğu goruşunde:

"Bu noktada Muhammed bin Salman'ın Bin Zayed ile kişisel ilişkilerini de gundeme getirmek gerekiyor. İki sene once Arap basınında Kral Selman iktidara geldikten sonra makalelerde şoyle bir şey vardı: BAE yonetirken ABD'den iki danışma ajansıyla çalışıyordu ve aynısını Suudi Arabistan'a onermişti. Bunu Kral Selman kabul etmiş. Yani Amerikan ajanslarıyla, danışma şirketleriyle istişare halinde yonetilen bir ulkeden soz ediyoruz. Bir de BAE'nin şoyle bir ozelliği var: Yedi emirlikten oluşuyor ve altı emirlikte şeriat kuralları uygulanıyor. Sadece Dubai emirliğinde uygulanmıyor ve bu emirlikte her turlu ozgurluk sonuna kadar var. Hatta Turkiye ve diğer Avrupa ulkelerinde bulunmayan medeni kanunlara, kadın-erkek eşitliğine ilişkin ozgurlukler bulunuyor. Muhammed bin Salman'ın BAE'den etkilenmenin de otesinde kafasındaki modelin BAE modeli olduğunu duşunuyorum. Zaten iki ulke buyuk olçude birlikte hareket ediyorlar. Katar orneğinde de gorduk. Siyasette çok makyavelist ve saldırgan bir tavır uyguluyorlar."

' YEMEN'DEKİ SAVAŞ İHTİLAF YARATTI'

Diğer yandan Özkan, Suudi ekonomisinin dış politikada ozellikle Yemen savaşında uluslararası toplum nezdinde zorda kalma eşliğinde alarm verdiğini aktarırken, asıl amacın iktidarda kalmak olduğu goruşunu dile getirdi:

"Olan biteni modernleşme kelimesiyle  ifade etmeye çalışmak çok uygun olmaz. Çunku pragmatist ve eklektik bir yapı sozkonusu. İşine geldiği yerden, işine geldiği gibi faydalanabilen ama temel amacı iktidarda kalmak, iktidarı tahkim etmek ve hatta ele geçirmek olan bir yaklaşımdan soz ediyoruz. Bunun için çok buyuk risklere girilmiş, çok curetli adımlar atmış bir mekanizmayla karşı karşıyayız. Örneğin Yemen'de bir savaş başlatıldı. Bu savaş Suudi ekonomisini ve ulkeyi insan hakları açısından uluslararası toplumda zor durumda bırakma pahasına yapıldı. Bu durum İttifaklar Konseyi'nde ihtilaf yarattı. Annesinin Yemenli olduğu belirtilen Prens Mukrin'in bunu onaylamadığı  ifade ediliyor. Ama Suudi Arabistan kapalı bir toplum. Son tutuklamalar hakkında bile basına yansıyan resmi bir şey yok. Ancak bazı hissiyatlar var ve nabız yoklamaları yapıldığında aslında Yemen savaşına başında da itiraz edildiği goruldu."

' RİYAD YEMEN'DE İRAN'DAN ARABUCULUK TALEP ETTİ'

Özkan'a gore Yemen Savaşında ilk planda hedeflenen gerçekleşmeyince kesin itirazlar yukseldi ve hatta eski İran dış işleri bakanının soylediğine gore Suudiler aracılar koyarak İran'dan arabuluculuk yapmasını istedi:

"Savaşta ilk planda hedeflenen şeyler gerçekleşmeyince bu noktada kesin itirazların yukselmiş olduğu soyleniyor. Hatta İran'ın eski dışişleri bakanı yardımcısı Abdullahyan, Suudi Arabistan'ın aracılar koyarak İran'ın Husilerle- Ensarullah hareketiyle kendisi arasında aracılık etmesini talep ettiğini soylemişti. Yani buradan aslında Suudi Arabistan'ın Yemen savaşını bitirmek istediğini ve bunu kendince muzaffer bir şekilde yapmak istediğini goruyoruz. Muhtemelen İran bunu kabul etmedi ya da Ensarullah ile Husiler anlaşamadılar. Sonra BAE devreye girdi."

' KATAR KRİZİNİN HAKİKİ GEREKÇELERE DAYANDIĞI ŞÜPHELİ'

Suudi Arabistan'daki siyasi yapının gerçek temeli olmayan nedenlerle 'kendince' savaş ilan eder hale geldiğini de anlatan Özkan'a gore, Katar krizinin de hakiki gerekçelere dayanıp dayanmadığına dair ciddi şupheler var:

"Netice itibariyle Yemen savaşını başlattılar. Katar'ı ablukaya aldılar. O da tutmadı. Hem içeride hem dışarıda dengeleri goz etmeyen, mutedil bir yaklaşımdan uzak, farklı duşunen herkese duşmanca yaklaşımın olduğunu goruyoruz. Katar krizinin başlangıcının bile yani Katar Haber Ajansı'nın hacklenmesiyle başlayan surecin hakiki gerekçelere dayanıp dayanmadığına dair ciddi şuphelerimizin var. Yani başka şeyleri bahane edip başka şeylere savaş açan bir yapı mevcut. Bu Suudi Arabistan'ın toplumsal yapısını, geleneksel kalıplarını zorlar. Şeriat polisi olarak konuşulan konseyin de ilga edilmesi gundeme geldi."

' TUTUKLANANLAR KRALİYETE KARŞI TEPKİLERİNİ DIŞA TAŞIMAYA BAŞLAYANLAR'

Suudi Arabistan'da son donemde reform adına atılan adımların radikal bir biçimde uygulandığını soyleyen Özkan'a gore, ulke içinde ciddi reaksiyonlar meydana gelmeye başladı. Özkan, prenslerin de bu tepkiyi yansıttıkları için tutuklandıklarını soyledi:

"Yani eğer bir toplumu liberalleştirmek ya da dunyaya açmak istiyorsanız bunun tedrici olarak yavaş yavaş yapılması gerekiyor. Ama şu anda atılan adımlar çok radikal ve benim şahsi kanaatim Suudi Arabistan toplumu içerisinde buna karşı çok ciddi reaksiyonlar meydana gelmektedir. Bu tutuklamalarla ve aslında Katar kriziyle ilgili, MbS'nin Donald Trump'la olan parasal ilişkisi ilgili olarak dış politika, Musluman Kardeşlere yonelik tavır, genel olarak Kraliyet yonetiminin tavrına ilişkin bence haneden içerisinde çok ciddi reaksiyonlar meydana geldi ve bu tutuklamaların buyuk olçude bu reaksiyonlarla ilgili olduğunu duşunuyorum. Bunların hepsi haneden içerisinde kapalı bir evrende gerçekleşiyordu ve dışarı yansıtılmıyordu. Fakat son sureçte tutuklananlar bu reaksiyonları dışa taşımaya başlayan ve iktidar içerisinde guçlu olan insanlar. En onemli tutuklamalardan biri eski kralın oğlu ve ulusal muhafızların başkanı Mutaib bin Abdullah, iktidarın onemli sacayağıydı ve onun eski veliaht prens Muhammed Bin Nayif'e yakın olduğunu soyleniyordu.''

' SUUD TOPLUMU BUNU KALDIRAMAZ'

İslam Özkan, daha onceki dalga tutuklamaların bir nevi nabız yoklama işlevi gorduğunu de anlatırken, buyuk tepkiler gelmeyince son hamleye başvurulduğunu da kaydetti. Vahhabi ulemada şu an 'zahiren' bir desteğin bulunduğunu soyleyen Özkan, fakat onların da kendi iç dunyasında bu duruma destek vermeyeceğini, Suud toplumunun bu durumları kaldıramayacağını savundu:

"Özellikle Suudi Arabistan'ın sosyal medya fenomeni Mujtahid, iki dalga tutuklamalarda halkın ve onemli isimlerin nabzı yoklandığını ve çok tepki gelmeyince de buraya kadar gelindiğini soyledi. Tutuklamaların daha da devam edeceğini duşunuyorum. Bu reform adımlarına devam edilecek ve daha radikal adımlar atılacak. Ama bunun tabii ki bir yansıması olacak. Suudi Arabistan kapalı bir toplum olabilir, ulema sınıfının yardımıyla itaat kulturu hakim olabilir ama hiçbir yonetim içeriden ve dışarıdan bu kadar baskıya dayanamaz. Vahhabi ulemanın son sureçte geri çekildiğini ve iktidarla butunleştiğini goruyoruz. Ben bu Vahhabi fanatik ulemanın atılan bu liberal adımlara kendi iç dunyasında destek vereceğini duşunmuyorum. Ama birincisi buna cesaret edemeyecekleri için ikincisi iktidarın kendi evrenlerinde koydukları yer nedeniyle zahiren baktığımızda onların da destek sunduğunu goruyoruz. Kabe imamı Es-Sudeys ABD'ye gittiğinde ABD ile ilgili temennilerini paylaşmıştı. Orada Suudi Arabistan ve ABD'nin butun duşmanlarını birlikte 'kahretmesi' için dua ettiğini soylemişti. Boyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Dini ve sosyal durum bu çerçevede ama bu yapılanlar ne kadar toplumu yenileyecek ve bu yapılacakların devamına ne kadar musaade edilecek çok ciddi bir muamma. Dediğim gibi Suud toplumu bunu kaldırmaz, kaldıramaz."