Özet (TL;DR) @ 2017-11-07T16:10:00.000Z: Başbakan Yıldırım'ın Washington'da gerçekleştireceği görüşme öncesi uzmanlar, çıkmaza giren Türkiye-ABD ilişkilerini, vize krizini takip eden "güvence krizini" ve görüşmenin olası sonuçlarını…



Turkiye

16:10 07.11.2017(Guncellendi 16:23 07.11.2017) URL'yi kısaltın

Başbakan Yıldırım'ın Washington'da gerçekleştireceği goruşme oncesi uzmanlar, çıkmaza giren Turkiye-ABD ilişkilerini, vize krizini takip eden "guvence krizini" ve goruşmenin olası sonuçlarını Sputnik'e değerlendirdi.

Başbakan Binali Yıldırım gerçekleştirdiği ABD ziyareti kapsamında Başkan Yardımcısı Mike Pence ile bir araya gelecek. Ankara kaynakları, goruşmenin Suriye ve Irak'taki gelişmeler, ABD'nin PYD'ye yaptığı silah yardımı, vize krizinin çozumune ilişkin temasları kapsadığını duyurdu. Ancak iki ulkeyi bir suredir tırmanmakta olan krize surukleyen konuların başında, Turkiye'nin Rusya'dan alacağı S-400 hava savunma sisteminin ABD başta olmak uzere NATO ulkelerinde yarattığı tedirginlik; Turkiye'nin, eski Halkbank Genel Mudur Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın da ABD'de tutuklu olarak yargılandığı 'Sarraf davasına' ilişkin rahatsızlığı ve Ankara'nın 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde rolu olduğu gerekçesiyle iadesini istediği Fethullah Gulen'in bir turlu iade edilmemesi gibi hususlar da var.

Ancak iki ulke arasındaki çozumsuz hususlar bunlarla sınırlı değil. Bunların yanı sıra Ankara'nın 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu FETÖ'nun uyesi olduğu suçlamasıyla ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'nun çalışanı Metin Topuz'un tutuklanması da iki ulke arasında yeni bir gerginlik perdesi açmış durumda. Üstelik Yıldırım'ın ziyaretinden bir gun once ​ABD Buyukelçiliği, çalışanlarının resmi gorevi yerine getirirken gozaltına alınma ve tutuklanmayacaklarına dair Ankara'dan guvence aldıklarını belirterek anlaşmazlığı daha da derinleştirdi. ABD'li yetkililerin hemen ardından Başbakan Yıldırım ise Turkiye'nin boyle bir guvence vermediğini ve 'hukuk devletine uygunsuz duşeceği' gerekçesiyle de bu tur bir guvence vermeye niyeti olmadığını soyledi.

Butun bu gelişmeler, goruşmede masaya yatırılacağı soylenen "vize krizinin" başlı başına bir kriz olmaktan ziyade, bir suredir hızla kopma noktasına gelen ilişkilerin sonuçlarından birisi olduğuna işaret ediyor. Peki, iki ulke "guvence anlaşmazlığını" masaya yatıracak mı? ABD, tutuklu Topuz'un durumuyla ilgili; Turkiye ise eski Halkbank Genel Mudur Yardımcısı Atilla'nın ABD'de tutuklu yargılandığı davaya ilişkin muzakere yurutecek mi? Bu konular gundeme gelmeden, iki ulke arasındaki buzların erimesi olası mı?

V İZE KRİZİNİ TAKİP EDEN 'GÜVENCE KRİZİ'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin'e gore vize krizi, Turkiye-ABD arasında suregelen krizde ''buz dağının yalnızca gorunen kısmını" oluşturuyor. Yıldırım'ın Washington ziyareti oncesi, ABD Başkonsolosluğu çalışanların tutuklanmasına ilişkin çeşitli temaslar gerçekleşmiş olmasının muhtemel olduğunu savunan Pekin "Buyuk bir ihtimalle Turkiye ve ABD yetkilileri arasından çoktan bir goruşme olmuş ve Ankara da 'merak etmeyin bir şey olmaz' gibi bir açıklama yapılmış olabilir. Ama ABD'nin 'Turkiye bize guvence verdi' diye açıklama yapması, Turkiye tarafından kabul edilemez. Sayın Binali Yıldırım'ın ABD'ye giderken Amerikalılara bir jest olarak Turkiye'nin belli konularda hassas davranacağını soylemiş olabilir. Amerikalılar ise bunu bir guvence ve soz şeklinde almış olabilir. Ancak ne olursa olsun boyle bir açıklama uygunsuz ve hukuk devletiyle bağdaşmıyor" dedi.

Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Devlet Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen goruşmelerin ardından şimdi de Yıldırım'ın Washington'a ziyaret gerçekleştirmesinin iki ulke arasındaki krizin çozumunun uzun bir surece yayılacağına işaret ettiğine değinen Pekin "Vize krizi, ABD-Turkiye ilişkilerinde anlaşmazlığın tepe noktada olduğunu, ABD'nin Turkiye'den farklı taleplerle sıkıştırılmaya çalışıldığını ve krizin daha da buyuyeceğini gosteriyor. Vize krizi çabuk çozulmeyecek. Kaldı ki yalnızca surecin bir sonucu olan vize krizi çozulse, başka sonuçları olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilgili bir suru tehdit var. Bir de bu konu artık devlet başkanları seviyesinde çozulmuyor. Amerikalılar bu konuyu suruncemede bırakıyor, bırakmak için de bu konuyu daha alt kademelere yayıyor. Bu da krizin daha uzun bir surece yayılacağına, başka başka taleplerin de gundeme geleceğine işaret" ifadelerini kullandı.

' SARRAF DAVASI SÖYLENMESE DE GÜNDEME GELECEK KONULAR ARASINDA'

Eski Halkbank Genel Mudur Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın da ABD'de tutuklu olarak yargılandığı "Sarraf davasının" da gundeme geleceğine işaret eden Pekin " Asıl goruşulecek olan geri planda bulunan ve ABD'nin Turkiye'yi sıkıştırmaya çalıştığı Zarraf davası, ABD'nin PYD'ye olan silah yardımı, İran'ı da kapsayacak şekilde bolgenin hareketleneceğini gosteren diğer gelişmeler de konuşulacak. Ki zaten konuşulması gereken konular da bunlar" dedi. Pekin şoyle devam etti:

"Sureç, karşılıklı taleplerin ne kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiyle ilgili. Mesela ABD, FETÖ (liderini) veya darbedeki rolu sebebiyle oraya iltica edenleri iade etmiyor. Üstelik de Turk bakanı, Zarraf davasına dahil etmiş durumda. Belki onumuzdeki gunlerde Turk bankalarını, ambargoyu deldikleriyle tehdit edip 10-15 milyar dolar gibi paralarla cezalandırılabilir. Bunlar konuşulacak ama bu konular ozellikle gundeme gelmiyor: ABD bu konuları şantaj malzemesi olarak kullanıyor."

' TÜRKİYE ABD'NİN TALEPLERİNİ YERİNE GETİRİRSE PARÇALANIR'

ABD'nin şantaj yaparak ve baskı uygulayarak Turkiye'den beklentilerini gerçekleştirme peşinde olduğuna değinen Pekin "ABD'nin Turkiye'den PYD, PKK, Suriye, Irak, Rusya ve İran'la iş birliği konusunda Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda bir suru talebi var. Ancak Turkiye, bunları yerine getirmeyi reddederek Rusya, İran ve Irak'la iş birliği yapmayı tercih etti. Ayrıca ABD'nin tum isteklerini yaparsa Turkiye bolunur. Çok açık ki, Turkiye'nin çıkarına olan Rusya'yla İran'la iş birliği. Bu noktada bolgesel bir ittifak içinde olunması onemli. Turkiye bundan (bolgesel ittifaktan) vazgeçtiği anda ABD ve NATO'nun Turkiye'nin parçalanmasına yonelik bolgesel planlarıyla karşı karşıya kalacağını unutmamalı" ifadelerini kullandı.

ABD'nin vize hamlesini olası bir ambargo hamlesinin takip edebileceğini soyleyen Pekin "Turkiye kendisine yoneltilen ambargoyu delme suçlamalarını kabul etmiyor. Sayın Çağlayan hakkında tutuklama kararı var. Surece başka isimlerin de dahil olma ihtimali var. Butun bunlar, onumuzdeki gunlerde Turkiye'yi zor durumda bırakmaya yonelik hamleler. Amaç, Turkiye'yi ekonomik olarak sıkıştırmak" dedi.

(C) AA/

' ABD'NİN VİZE HAMLESİ BAŞLI BAŞINA SAKAT VE HUKUK DIŞIYDI'

Turk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkan Yardımcısı Emekli Buyukelçi Murat Bilhan ise, Yıldırım'ın ziyareti esnasında konuşulacağına işaret edilen vize krizini yorumladı:

"ABD'nin bu hamlesi hukuken sakat bir karar. Bir ulke halkının seyahat ozgurluğune topyekun engel getirilemez. Buna karşıyım. Boyle bir yasak bazı şahıslara yonelik engel olabilir ama umumi olarak bu tur bir yasak koymak, herkesi birden cezalandırmak yanlış."

Vize krizinin ABD Başkonsolosluğu çalışanı Topuz'un tutuklanmasını takip ettiğinin hatırlatılması uzerine Bilhan "Buyukelçilerin tabi tutulacakları ayrıcalıklar Viyana Sozleşmesi'nde yer alıyor. Ancak bu sozleşmelerin işaret ettiği ayrıcalıkların haricinde hiç bir konsolosluk veya buyukelçilik çalışanına farklı bir ayrıcalık tanınması soz konusu olamaz. Bir konsolosluk çalışanının tutuklanmasından rahatsız duyulması anlaşılır bir husus ama bu kişiyle ilgili bir ayrıcalık beklemek soz konusu olmamalı ve olamaz. Zira uluslararası hukuk kurallarından dışarı çıkılması mumkun değil" ifadelerini kullandı.

ABD'nin amacının Turkiye'yi cezalandırmak olduğuna değinen Bilhan "Amerikan makamları Turkiye'ye ders vermek için haksız bir girişimle vizeleri rafa kaldırdılar. Bu, Turk vatandaşlarını sıkıntıya sokan bir davranıştı. Bu kısıtlama bir an once ortadan kaldırılmalı" diye ekledi.